Planlamanın Kuramsal Temelleri

ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

EĞİTİM YÖNETİMİ, TEFTİŞİ, PLANLAMASI VE EKONOMİSİ

 YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 

 

PLANLAMANIN KURAMSAL TEMELLERİ

ve

EĞİTİM PLANLAMASI

 

 

 

   Hazırlayan

C.Bilge KAPÇAK

 

 

Yrd. Doç. Dr. Bertan AKYOL

 

 

AYDIN

Kasım 2015

 

 

 

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ. 1

  1. PLANLAMA KAVRAMI 2

1.1.Planın Tekliği İlkesi 2

1.2.Planın Esnekliği İlkesi 2

1.3.Planın Açıklığı İlkesi 3

  1. PLANLAMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ 3

2.1.Dünya’da Planlamanın Gelişimi 3

2.2.Türkiye’de Planlama Deneyimi 4

  1. PLAN ÇEŞİTLERİ 4

3.1.Kalkınma Planı 4

3.2. Bölge Planı 4

3.3. Stratejik Plan. 4

3.4. Kısmi ve Genel Planlar 5

3.5.  Uzun, Orta ve Kısa Dönemli Planlar 5

3.6.  Makro ve Mikro Planlar 5

3.7.  Eğitim Planlaması 5

3.8.  Beşeri Sermaye Kavramı ve İnsan Gücü Planlaması 6

3.9.  Nüfus Yapısı ve İnsan Gücü- Eğitim Planlaması 6

  1. PLANLAMANIN YARARLARI 6
  2. EĞİTİM PLANLAMASI 7

5.1.Eğitim Planlamasının Tarihçesi 7

5.2.Eğitim Planlaması Yaklaşımları 8

5.3. Türkiye’de 1960’tan Sonra Eğitim Planlaması ve Kalkınma Planları 9

5.4. Kalkınma Planlarında Eğitimde Temel Hedefler 10

  1. STRATEJİK PLANLAMA.. 14

6.1.Türkiye’de Eğitim Örgütlerinde Stratejik Planlama İhtiyacı 16

SONUÇ. 18

KAYNAKÇA.. 19

 

 


 

GİRİŞ

Planlama, geleceği yönetme ve kaynakları dağıtma aracı olan, neyin yapılacağının, nasıl yapılacağının, ne zaman yapılacağının, ne zaman harekete geçileceğinin, bütün bu çalışmalarda kimlerin sorumlu olacağının belirlenmesi ve saptanması sürecidir. Bu kavram günümüzde özellikle hızlı değişen çevre faktörlerine uyma adına eğitim kurumları için daha fazla önem arz etmektedir.

Sosyal, siyasal, ekonomik ve teknolojik alanlarda meydana gelen değişmeler, tüm toplumsal kurumları olduğu gibi eğitim kurumlarını da çok yönlü olarak etkilemektedir. Bu anlamda, eğitim ve eğitim kurumlarında yeni yaklaşımlar ve uygulamaların yaşama geçirilmesi, bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.(Çatık, 2003)

Eğitim sisteminin vazgeçilmez ve esas unsuru olan okullar, toplumların kültürel zenginliklerini yaşatabilmeleri ve çağın gelişmelerine yön vermekte etkin olabilmeleri  için, stratejik öneme sahip kurumlar olarak en başta gelenidir. (Çatık, 2003)

Okulların kendilerinden beklenen işlevleri yerine getirebilmeleri, iyi bir planlamaya ve bu planın etkin bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Bir olgu olarak değişme, tüm örgütlerde olduğu gibi eğitim örgütlerinde de; amaç, yapı ve davranış gibi özelliklerin uzun dönemde etkisiz hale gelmesine ve çevreye uyumunda güçlüklerle karşılaşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, eğitim örgütlerinin, özellikle okulların gelişmeleri, çevreye uyum sağlamaları ve çevreyi değişime hazırlayabilmeleri; yenilik yapmalarını, açık ve dışa dönük stratejiler geliştirmelerini zorunlu hale getirmektedir. (Çatık, 2003)

1.      PLANLAMA KAVRAMI

Planlama geleceğe yönelik bir çalışmadır ve temelinde amaçlı hareket etme vardır. Sadece ekonomik bir olgu değil, aynı zamanda toplumsal bir olgudur. Çalık (2003)’a göre; “planlama, belirlenen amaçlara ulaşmak için, gerekli araçların ve yolların kararlaştırılması, neyin nasıl yapılacağının önceden saptanması olarak ifade edilebilir.” Kaya (1991: 100) ise  planlamayı şu şekilde tanımlıyor; “eldeki sınırlı kaynakların, toplum refahının ya da örgütsel verimliliğin arttırılmasında, en az kayıpla kullanılmasını sağlamanın anahtarıdır.” der.

Genel olarak planlama, “spesifik amaçları başarmada mevcut en iyi alternatifleri seçmeye yönelik organize olmuş akılcı bir teşebbüs (Soyak, 2003; Waterston, 1965)” olarak tanımlanabilir.

      Planlama özellikle 20. Yüzyılın bir terimidir. Bu terim, özellikle 20. yüzyılda dünyaya hakim kapitalist sistemin temelini oluşturan -ve iktisatçılarca doğal ve evrensel olduğu iddia edilen- piyasa ekonomisine bir müdahale aracı olarak ortaya çıkmıştır. (Somel, E., Somel, C., Somel, A., 2005). 2. Dünya Savaşı sonrasında dünya ölçeğinde genişleyen ulusal kalkınma arayışları ve kalkınmacı yöntemlere artan ilgi, gelişmişlik/azgelişmişlik tartışmasının eksenini belirlemiştir. Bu tartışmalar içerisinde bir kalkınma yöntemi olarak planlamanın belirmesiyle “kalkınma” ve “planlama” kavramları sıklıkla beraber anılagelmiştir.(Somel, E. vd., 2005)

      Somel, E. vd. (2005) “Türkiye’de Planlama ve Planlama Anlayışının Değişimi” adlı makalesinde planlama için şunları söylemiş;  iktisat, siyaset bilimi, idare hukuku ve yönetim bilimi alanlarının her birini ve tümünü ilgilendiren bir niteliği sahip görünmektedir. Planlama, yönetim bilimi açısından “disiplinler arası” bir özelliği karşımıza çıkarmakta, POSDCORB’un birinci ana ilkesini oluşturmaktadır. Farklı disiplin alanlarının, birbirleriyle olan ilişkisi, planlama olgusunu değerlendirirken de karşımıza çıkmakta, hiçbir alan birbirinden koparılarak anlatılamamaktadır.

          Planlamanın sağlıklı olmasının önşartı, yeterli bir iletişim sistemi ve eşgüdümlemedir. Çünkü planlama yönetici tarafında tek başına yapılan bir iş olmayıp, her ortak kararda olduğu gibi, çeşitli görevleri ve işlevleri yapan birimlerden gelecek bilgilere dayanır.(Kaya, 1991: 100)

          Fayol, planın 3 önemli ilkesini vurgulamaktadır.

1.1.Planın Tekliği İlkesi

Bu ilkeye göre; belli bir zaman boyutu içinde, yalnızca tek bir plan uygulanır. Aynı zamanda iki plan uygulamak demek, iki farklı yön demektir. Bu ise; örgütte yön birliğinin düşmanıdır. İki farklı plan karışıklık ve düzensizlik demektir.

1.2.Planın Esnekliği İlkesi

Planlar geleceğe yönelik olduğundan, geleceği tam olarak yordamak her zaman mümkün olamaz. Bununla birlikte anımsatmak gerekir ki, kısa vadeli planlar, uzun vadeli planlara göre daha gerçekçidir. Planın kapsadığı süre uzadıkça, belirsizlik de artar. Bu nedenle; hazırlanacak planlar, gelecekte meydan gelebilecek değişikliklere kolayca uyarlanabilir olmalıdır. Plan esnek olmalıdır.

1.3.Planın Açıklığı İlkesi

            Plan; genellikle uzmanlar tarafında  hazırlanır. Oysa; planı uygulayacak olanlar, örgütün çeşitli düzeylerinde bulunan işgörenlerdir. Bu nedenle iyi bir plan,  onu uygulayabilecek kişilerin anlayabileceği bir dille kaleme alınmış olmalıdır. Plan açık ve anlaşılır olmalıdır.

  1. PLANLAMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ

2.1.Dünya’da Planlamanın Gelişimi

Planlama, Beş Yıllık Plan gibi kavramlar uluslararası düşünceye 1917 Sovyet Devrimi ile birlikte girmiştir. 1917’de Lenin ve Rus Bolşevikleri iktidara el koyup, karmaşık devrim koşullarından sıyrıldıktan sonra, sosyalist hükümetin dağınık iktisadi faaliyetleri bir araya toplamak ve bir uyum sağlamak için ilk planı tasarladığı görülmüştür. (Soyak, 2003)

Bu dönem içerisinde Batı’da ilginç bazı planlama deneyimlerine rastlamak mümkündür. 1930’larda Akdeniz’de yeni bir Roma İmparatorluğu kurma idealini içeren faşist İtalyan planlamasının yanı sıra, Nazi Almanya’sının temelde işsizlik sorununu çözmeye yönelik ve özellikle de ikinci planla beraber silahlanmayı esas alan planlama faaliyetleri sıra dışı birer örnek teşkil etmektedir. Kriz sonrası dönemde Nazi Almanya’sı (3. Reich) ekonomide özel sektöre planlamanın uygulandığı tek sanayileşmiş ülke durumundadır. Büyük Dünya Krizinin etkilerini ortadan kaldırmak için planlama 1933 yılının ortalarında itibaren uygulamaya konulmuştur. Nasyonal Sosyalist Parti 1936’ya kadar ki dönemi kapsayan bir dört yıllık planı kurumsallaştırmıştır. Bu planın temel özelliği işsizliği azaltmak amacıyla kamu iş programlarından oluşmasıdır. İkinci dört yıllık plan 1936’dan II. Dünya Savaşı’na kadar geçen dönemi kapsamakta ve silahları modernleştirme ve sentetik ürünler için fabrikaların inşası gibi amaçlarıyla diğer plandan ayrılmaktadır. (Soyak, 2003)
  1. Dünya Savaşı öncesinde iktisadi planlama yalnızca sosyalist model içinde uygulanabilen bir strateji olarak düşünülüyordu. iktisadi plancılığın dünyada ve özellikle de gelişmekte olan ülkeler arasında yaygınlaştığı dönemi, II. Dünya Savaşı sonrası dönem olarak tespit etmek gerekir. Bu durumun oluşumundaki en önemli unsur ise, II. Dünya Savaşı sonrasında birçok azgelişmiş ülkenin siyasi bağımsızlığını kazanması, ulus devlet olma yoluna girmesi ve iktisadi kalkınma retoriği ile tanışmasıdır.

Kalkınma iktisadının yükseldiği dönem olan II. Dünya Savaşı sonrasından 1970’lerin ortalarına kadar olan süreçte birçok ülke dönemin ruhuna uygun olarak planlama deneyimleri yaşamaya başlamıştır. Bu dönem içersinde özellikle Türkiye gibi ekonomik ve stratejik öneme sahip ülkelerin bazı uluslararası finans kurumlarının içine çekilmesi ve finansal kolaylıklara yönlendirilmesi, bu ülkelerin uyguladıkları planlama anlayışının da güdümlü olmasına yol açmıştır.

2.2.Türkiye’de Planlama Deneyimi

      Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkede özel sektöre dayalı liberal bir ekonomi politikası izlenmiştir. 1923 yılında düzenlenen Türkiye İktisat Kongresi ile devletin özel sektöre yardımcı olması gereği üzerinde durulmuştur. Dünya ekonomik buhranının çıkması, özel sektörün bekleneni yapamaması nedeni Türkiye’yi 1930 ‘lu yıllar devletçilik politikasına getirmiştir. Plansız programsız kalkınma olmaz sloganları ile Türkiye’de 1961 anayasası ile planlı kalkınma dönemine girmiştir. Planlama devletin bir görevi olarak tanımlanmıştır.(Orhan, F. vd. (2013); Aytür (1970).

      Türkiye’de planlama deneyimi, temel olarak üç süreçten oluşmaktadır: 1930’ların Sanayii Planları; 1960-1980 yılları arasındaki Kalkınma Plancılığı; 1990-2004 yılları Şirket Temelli Stratejik Plancılığa ve Üç Yıllık Ön Ulusal Kalkınma sistematiğine geçiş. Tüm bu süreçlerin içinde 1960’larla birlikte Türkiye’de yaşanan kalkınma plancılığı deneyimlerinin, 1930’ların sanayii planlaması mantığından farklı olduğu kabul edilmekle birlikte, bunun temel nedeninin 27 Mayıs 1960 ile yaşanan sürecin planlama konusunda bambaşka bir anlayış sergilemesi olduğu açıktır. (Somel, E. vd., 2005)

  1. PLAN ÇEŞİTLERİ

Plan; bir amaca ulaşmada izlenecek yol ve davranış biçimini gösterir.

Planlama; önceden belirlenmiş amaçları gerçekleştirmek için yapılması gereken işlerin saptanması ve izlenecek yolların seçilmesidir. Planlama, geleceğe bakma ve olası seçenekleri saptama sürecidir yani geleceği düşünmedir. Yani bir eylemle ilgili tüm etkinliklerin önceden hazırlanması sürecidir. Planlamayı ekonomik anlamda bir kaynak dağıtım mekanizması olarak da görmek mümkündür. Bu açıdan baktığımızda, planlama sınırsız ihtiyaçlar ile sınırlı kaynaklar arasında bir dengeyi sağlama mekanizmasıdır.(Orhan vd. 2013)

3.1.Kalkınma Planı

Kalkınma Planı Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan planlardır. Bu planların ilki 1963 yılında onaylanarak uygulanmaya başlanmıştır. Kalkınma Planları ile toplam yatırımlar ve harcamalar, ülkedeki talep durumu, tasarruf eğilimleri göz önüne alınarak hedeflenen büyümeye ulaşılmaya çalışılır. 5 yıllık bir süreci kapsayan Kalkınma Planları’nın onay yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir. .(Orhan vd. 2013)

3.2. Bölge Planı

Bölge Planı Sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planları, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılır ya da yaptırılır. (Orhan vd. 2013)

3.3. Stratejik Plan

Stratejik Plan kamu idarelerinin orta ve uzun vadeli amaçlarını, temel ilke ve politikalarını, hedef ve önceliklerini, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını içeren “Stratejik Plan”, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile birlikte 5393 sayılı Belediye ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunları ile hazırlanır. .(Orhan vd. 2013)

3.4. Kısmi ve Genel Planlar

Kısmi plan, genel olarak planlama uygulamasına yeni başlayan ülkelerde, kalkınma planına temel oluşturmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarına ait proje ve programların hazırlanıp bir bütün halinde toplandığı bir plan türü. Bu plan türü kapsadığı etkinlik ve alanlar itibariyle genel planlardan ayrılır. .(Orhan vd. 2013)

3.5.  Uzun, Orta ve Kısa Dönemli Planlar

Bu tarz planlar süresine göre ayrılmaktadır. Kısa dönemli planlar bir yıllık olup ayrıntılı açık ve nettir. Orta dönemli planlar, genellikle 5-7 yıllık bir dönemi kapsar. Bu süre büyük yatırım tasarılarının gerçekleştirilmesi için gerekli süredir. Uzun vadeli planlar ise 20-30 yılı kapsayabilir. Bu planlar bir bütün olarak ekonomide çeşitli sektörlerde karşılaşılacak sorunların çözümünü gösteren genel nitelikteki makro hedefleri içerir.( Orhan vd. 2013; Günsoy,1997:138)

3.6.  Makro ve Mikro Planlar

Makro planlar tüm ekonomiyi, toplumun bütününü kapsayan ve buna göre ilkeler, politikalar ve hedefler öngören planlardır.  Geniş kapsamlı olup ülke düzeyindeki sorunlarla ilgilidir. Mikro planlar ise toplumun tümü yerine yalnızca belirli bir kesimi ve ya bölümü kapsamaktadır.( Orhan vd. 2013; Güven,1995:15)

3.7.  Eğitim Planlaması

Eğitim planlamasında,  planı hazırlamakla görevlendirilmiş organlar tarafından planın temel amaçları belirlenmekte, sayılarla ifade edilen hedefler oluşturulmakta, belirli araçlar kullanılarak planlar hazırlanmaktadır. Eğitimde planlama çalışmaları makro(ulusal) ve mikro(yerel) düzeyde olabilir.( Orhan vd. 2013; Gümüş ve Şişman., 2011:148)

Eğitim planlaması yaklaşımları arasında toplumsal talebin tahmin edilmesi, insan gücü gereksinimleri planlaması, getiri oranları analizi ve maliyet-etkililik analizi sayılabilir. Türkiye’de geleneksel olarak eğitimin planlanmasında kullanılan başlıca araçlar 5 yıllık kalkınma planları ve yıllık programlar, hükümet programları ve merkezi hükümet bütçeleridir.

Eğitim planlaması yapılırken kısa, orta ve uzun vadeler göz önüne alınarak sürekli olarak istatistiksel veriler tutulur. Bu veriler değerlendirilerek planlamalar yapılır. Bunlar okur yazar oranları, mesleki ihtiyaçlar, bilimsel ihtiyaçtan doğan ara nitelikli eleman ihtiyacı, hayat boyu öğrenme gibi sürekli olarak dönem dönem planlar hazırlanır uygulamaya konulur. Bunun içinde ilk ihtiyaç finansman ve insan gücüdür.

Bir ülkenin eğitim planı hazırlanırken ön koşul olarak o ülkenin demografik ya da nüfus yapısı, eğitim istatistikleri, eğitim için tahsis edilen kaynaklar ve eğitim sektöründe yer alan insan kaynaklarının bilinmesi gerekir.( Orhan vd. 2013; Gümüş ve Şişman,2011:168)

Eğitim planlaması istihdam planlamasıyla paralel ilerler. Ancak eğitim planlaması daha çok soyut ve toplumsal amaçları ele alır. Eğitim planlaması toplumun tamamını ilgilendirirken iş gücü planlaması daha çok toplumun çalışabilecek olan kesimiyle ilgilenir. Bir başka fark ise iş gücü planlaması tamamıyla ülke ekonomisinde üretimin arttırılması, refahın sağlanması hedeflenirken, eğitim planlamasında bireyin mevcut şartlarda en iyi bir biçimde yetiştirilmesi  sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması hedeflenir. (Orhan vd. 2013)

3.8.  Beşeri Sermaye Kavramı ve İnsan Gücü Planlaması

Beşeri sermaye, bireylerin sahip olduğu bilgi, beceri ve niteliklerin değerini ifade etmektedir. Beşeri sermayeyi geliştirmenin temel yolu da eğitim olarak görülmüştür. Eğitimin ekonomik işlevlerinden biri de toplumun çeşitli alanlarda ihtiyaç duyduğu nitelikte ve nicelikte insan gücünü yetiştirmek olarak tanımlanır.

İnsan gücü planlamasında, mevcut insan gücüne ilişkin doğru bilgilerin toplanması, sınıflandırılması, yorumlanması,  söz konusu insan kaynaklarının talepleri, beklentileri, özellikleri ve istihdam edilebilecekleri diğer alanların belirlenmesi, gelecekte ihtiyaç duyulacak insan gücünün karşılanması için gerekli tekniklerin geliştirilmesi gibi bir dizi süreçler gerekli görülmektedir.

3.9.  Nüfus Yapısı ve İnsan Gücü- Eğitim Planlaması

Eğitim ve insan gücü planlamasının bir boyutunu ülkenin nüfus yapısı oluşturmaktadır. Nüfusun yaş ve cinsiyetlere, coğrafi alanlara göre dağılımı, kentte ve kırsal alanda yaşayan nüfus, okul çağındaki insanların yaş yapısı ve okullaşma oranları, yaş yapısına göre eğitim harcamaları, ülke nüfusunun mesleklere ve sektörlere göre dağılımı, doğrudan eğitim ve insan gücü planlaması ile ilgili konular kapsamında görülmektedir.

  1. PLANLAMANIN YARARLARI

 

Orhan vd. (2013) makalelerinde planlamanın yararlarını şu şekilde aktarmaktadır.

  1. Planlama, yöneticinin dikkatini geleceğe yöneltir. Yöneticilerin geleceği daha isabetli ve açık bir biçimde görme alışkanlığını kazanmalarına yardımcı olur.
  2. Planlama, yöneticiye uzun süreli düşünme alışkanlığı kazandırır. Böylece
    planlama yöneticileri kısa süreli kar ve çıkarların üstüne çıkarır ve uzun süreli kararlar almaya alıştırır.
  3. Planlar, yöneticiyi belirlenen amaca yöneltir ve çabaların bu amaç etrafında
    yoğunlaşmasını sağlar. Böylece, zaman ve emek kaybı önlenmiş olur.
  4. Planlar, en az harcama ile amaca ulaşma yollarını öngördüğünden, rasyonel
    ve ekonomik davranma olanağı sağlar.
  5. Planlar, yetki devrini kolaylaştırır.
  6. Planlar, denetim için kullanılacak standartları ortaya koyar ve etkin bir denetim olanağı verir. Tüm bu yararlarından ötürü, kötü bir planın bile plansızlıktan daha iyi olduğu kabul edilmektedir.

Planlama Süreci Aşamaları, Planlama Aşaması

Planlama süreci genellikle 6 aşamadan oluşur: 

  1. Amaçların   Saptanması

Planlama işleminde ilk hareket noktası, işletmenin birincil (asal) ve ikincil (yan) amaçlarının açık-seçik biçimde belirlenmesidir, işletmenin asal amaçlarını başkan, yönetim kurulu, ortaklar (hissedar­lar) belirler. Asal amaçları destekleyici yan amaçlar ise, genellikle başkan yardımcıları, yöneticiler ve uzmanlar tarafından saptanır. Bir işletmenin kârını en yüksek düzeye çıkarmak istemesi asal amaç, etkin bir pazarlama ve üretim örgütünün kurulması ise yan amaca örnek gösterilebilir. 

 

  1. Olanakların    Araştırılması (Stratejik Planlama Süreci)

İkinci aşamada, saptanan amaçlara ulaşmak için işletmenin gerek işletme dışında (çevresinde) ve gerekse işletme içinde araç, gereç, malzeme, para, bilgi, beceri açılarından ne gibi olanaklara sahip olduğunun araştırılıp belirlenmesine sıra gelir. Bunu saptayabilmek için işletme dışı veri ve bilgiler toplanarak değerlendirilir.

  1. Seçeneklerin    Belirlenmesi    ve   Karşılaştırılması

Eldeki olanaklar çerçevesinde amaca ulaşmak için başlıca yollar ve araçların yani seçeneklerin araştırılıp belirlenmesine ve sonraki aşamada belirlenen bu seçenekler arasında seçim yapabilmek için bun­ların birbirleriyle karşılaştırılması aşamasına sıra gelir.

  1. En   Uygun  Seçeneğin   Belirlenmesi

Bu aşamada, plancı ya da yönetici, karara ulaşmış olur. Bu karar, belirlenen seçeneklerin karşılaştırılması sonucu bunlardan amaçlara en uygun düşenin seçilmesi olabileceği gibi, plandan vazgeçme ya da erte­leme biçimde olumsuz nitelekte olabilir. En isabetli seçeneği belirleme­nin, yapılan araştırma ve incelemelerin ışığında olması gerekir. Kuşkusuz en az emek, harcama ve zamanı gerektirecek seçenek en uy­gun olanıdır.* Birden fazla seçeneğin seçilmesi ve izlenmesi biçiminde de bir karara varılabilir. 

 

  1. Plan   Hedeflerinin   Saptanması

Amaçlara ve eldeki olanaklara en uygun düşecek seçenek (ler) belirlendikten sonra yapılması gereken iş, plan hedeflerinin belirlen­mesidir. Amaca ulaşmak için hazırlanan asıl plan çerçevesinde dönemlik (yıllık, aylık) ikinci derecede planlar, daha doğrusu program­lar hazırlanır (Örneğin DPT’nin beş yıllık kalkınma planları çerçevesinde hazırladığı yıllık plan ve programlar). Bu programlarda, kapsadıkları dönem sonunda varılmak istenen hedefler ya da ikinci derecede amaçlar somut bir biçimde belirlenir. Bu işi yürütme kademe­sindeki kişiler üstlenir. 

Eğitime örnek ver

  1. Planın   Denetimi

Planlama sürecinde son aşama, plan uygulamasından alınan sonuçların planda saptanan hedeflerle karşılaştırılması ve arada olum­suz bir fark varsa bunların hangi önlemlerle nasıl giderilebileceğinin belirlenmesidir. Uygulama sırasında beklenen durumla varılan sonuçlar zaman zaman kontrol edilmezse ve olumsuz gelişmeler planda revizyo­na gidilerek düzeltilmezse, plan sadece dilek ve istekleri gösteren bir belge niteliği taşır.

  1. EĞİTİM PLANLAMASI

Eğitimde planlamanın temel amacı, eğitime ilişkin düzenlemeleri, toplumun çeşitli tür ve kademelerle ilgili eğitim taleplerini en etkili biçimde karşılamak, eğitim için tahsis edilen kaynakları verimli bir biçimde kullanmak, sonuçta eğitimden en üst düzeyde yararlar elde etmek, kısaca eğitim sisteminin etkinliğini sağlamaktır.(Gümüş, E. ve Şişman, M., 2014: 148). Eğitim planlaması eğitim sisteminde ulaşılmak istenen amaçlar ile kıt kaynaklar arasındaki gerginliği gidererek ussallığı arttıran bir işleyiş olarak da değerlendirilebilir. (Tural, ?). İkinci Dünya Savaşı’ından sonraki yıllarda “ eğitimi demokratikleştirme” ve herkese “fırsat ve olanak eşitliği” sağlama, gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede temel amaçlar arasında yer almıştır. Bu amaçları gerçekleştirmek için eğitimi yaygınlaştırma politikaları eğitim talebini hızla arttırmıştır.(Tural, ?).

5.1.Eğitim Planlamasının Tarihçesi

Bugünkü eğitim planlaması,  çok eski çağlardan günümüze kadar kesintisiz olarak gelmiştir. Ksenofon (Isparta Anayasasında), bundan 2.500 yıl kadar önce Isparta’lıların, eğitim düzenlerini askeri, toplumsal ve ekonomik amaçlarına uygun olarak nasıl planladıklarını anlatır. Platon Cumhuriyet adlı yapıtında Atina’nın önderlik ihtiyaçlarına ve politik amaçlarına hizmet edecek bir eğitim planı sunmuştur. Han Hanedanı döneminde Çin ve Inka’lar zamanında Peru, eğitimlerini kendi kamusal amaçlarına uygun olarak planlamışlardır.(Coombs, 1973: 4)

Bu eski örnekler, daha çok, eğitim planlamasının önemli bir görevi olan, bir toplumun eğitim düzeni ile toplum amaçları — ki bunlar birbirinden çok farlı olabilir— arasında bağlantı kurma görevine ağırlık vermektedir. Daha sonraki bazı örnekler, büyük toplumsal ve düşünsel kaynaşma dönemlerinde toplumun yeni amaçlara uyacak biçimde değişmesine yardım etmek üzere eğitim planlamasına nasıl başvurulduğunu göstermektedir. Bu planların yapıcıları, genellikle, eğitimi reformları gerçekleştirmede ve “iyi hayat” a varmada güçlü bir araç olarak gören yaratıcı toplumsal düşünürler olmuştur.

 

Bu arada 16’nci yüzyılın ortalarında John Knox, İskoçya’lılara manevi kurtuluşla maddî esenliği mutlu bir bileşim halinde sunmak amacıyla düzenlenmiş bir ulusal okullar ve kolejler düzeni kurulmasını öngören bir plan önermişti. Avrupa’da 18’inci yüzyılın sonlarıyla 19’uncu yüzyılın başlarıda kendini gösteren özel girişimciliğin sarhoş günleri, “Bir Eğitim Planı”, “Öğretim Reformu” gibi başlıklar ta§iyan ve toplumsal düzeltim ve yükselme amacini güden cok sayida önerilere yol açti. Bunların en tanınmışlarından biri, Diderot’nun Ikinci Katerina’nın isteği üzerine hazırladığı “Plan d’une Université pour le Gouvernement de Russie” (Rus Hükümeti için Bir Université Planı) adlı çalışmasıdır. Bir başkası Rousseau’nun her Polonya yurttaşı için eğitim olanakları sağlamayı öngören planıydı. (Coombs, 1973: 4)

Bir “yeni toplum”un gerçekleştirilmesine yardım etmek amacıyla eğitim planlamasından yararlanmak için girişilen ilk çağdaş çaba, kuşkusuz, 1923 yılında genç Sovyetler Birliğinin hazırladığı Birinci Beş Yıllık Plandır Gerçi bu planın başlangıçta kullandığı yöntemler bugünün

ölçülerine göre ilkeldi, ama üçte ikisi okuyup yazma bilmeyen bir ulusun – elli yıla varmadan – dünyanın eğitim bakımından en gelişmiş uluslarından biri haline gelmesine yardim eden sürekli ve kapsayıcı bir planlama sürecinin başlangıcı oldu. İdeolojik yönelimi bir yana, Sovyet planlama deneyi öteki ülkelere yararlı olabilecek birçok teknik derslerle doludur. (Coombs, 1973: 5)

            1920’lerde yerel eğitim örgütlerindeki yönetici bir sonraki öğretim yılı için çeşitli hazırlıklar yapmak zorundaydı. Yılın planlamasını küçük bir etiketin arkasına dahi yapabiliyordu ve o etiketi yıl boyunca  üzerinde pek seyrek bulundurmasa da yapılan iş eğitim planlamasıydı. Planın temel odak noktası öğrenciler ve toplum değil, eğitimin olağan işleyişi ve düzenin ihtiyaçlarıydı. Ancak eğitim kurumları ve düzenleri büyüyüp karmaşıklaşınca, bütçe ve ödenek işlemleri daha biçimsel hale geldikçe planlama süreci de karmaşık ve biçimsel bir hal aldı. (Coombs, 1973: 6)

Özetlersek, ikinci Dünya Savaşına değin ve ondan önceki kuşaklar boyu birçok yerlerde uygulanan eğitim planlaması türü şu dört ana özelliği taşıyordu: (1) Zaman bakımından kısa süreliydi ve ancak gelecek bütçe yılına kadar uzanıyordu (yapı ve tesisler yapımının ya da önemli yeni programların söz konusu olduğu kural dışı durumlarda planlamanın ufku biraz daha genişliyordu) ; (2) eğitim sisteminin ancak bir bölümünü kapsıyor, sistemin parçaları birbirinden bağımsız olarak planlanıyordu; (3) söz konusu planlama, eğitim kurumlarının tüm olarak toplumun ve ekonominin gelişen ihtiyaç ve eğilimleriyle olan bağları açık olarak belirtilmeksizin, bağımsız olarak planlanmaları anlamında bütünlükten yoksundu; bu (4) genellikle, yıllar boyu temel özelliklerini koruyan duruk bir eğitim örneğini benimseyen, canlılıktan  yoksun bir planlama türüydü.

 

Bu durum, ikinci Dünya Savaşı yeryüzündeki hayatın her yönünü etkileyen ve eski kurumları temellerinden sarsan yeni bir inanılmaz değişiklikler çağı açıncaya değin böyle sürüp gitti.

1945 -1970 arasındaki yirmi beş yıl içinde, bütün dünyadaki eğitim  düzenleri ve onları çevreleyen koşullar, gözle görülen ne varsa sarsan  bilimsel ve teknik, ekonomik ve demografik, siyasal ve kültürel değişikliklere  uğradı. Batılı iktisatçıların insangücüne daha fazla önem vermelerine ve eğitime yeni gözlerle bakmalarına yol açtı. Artik eğitim, yalnız  “ekonominin, tüketim harcamalarını emen, üretici olmayan bir kesimi” olarak değil, ekonomik gelişmeye katkıda bulunan temel bir “yatırım harcaması” olarak görülmeye başlandı. (Coombs, 1973: 7)

5.2.Eğitim Planlaması Yaklaşımları

Eğitim planlamasında temel olarak iki klasik yaklaşım bulunmaktadır. İnsangücü Gereksinmeleri Yaklaşımı ve sosyal Talep yaklaşımı. Bunlara ek olarak başka yaklaşımlar da var ancak bu iki eğitim planlaması modeli, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en çok kullanılan yaklaşımlar olduğu için  bu çalışmada ikisinden söz edilecektir. (Tural, ?)

İnsangücü  Gereksinmesi  Yaklaşımı

Bu yaklaşımda eğitim ekonominin ayrılmaz parçasıdır ve ekonomiyi hızlandıran önemli bir etkendir. Bu yaklaşıma göre eğitim planlamasının temel amacı, işgücü piyasasında gereksinme duyulan insangücü niteliklerine olan talep ile arzı dengeleyerek ekonominin iyi işlemesini sağlamaktadır. Bunun için ekonominin hedefleri ile eğitimin hedefleri bir bütünlük içinde alınmalıdır. (Tural,?)

            Temel olarak, çeşitli mal ve hizmetleri üreten işletmelerin insangücü talebi dikkate alınmalıdır. Eğitim planlamasının temel görevi, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın gerektirdiği insangücünü hazırlamaktır. (Tural, ?). İnsan gücü alanındaki plansızlık sonucu  milyonlarca insan işsiz kalmakta, diplomalı insanlar iş arayıp bulamamakta ya da kendi alanlarından farklı işlerde çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Her ülkenin insan gücü sorunu bir birinden farklıdır. Kimi ülkelerde niteliksiz insan gücü ihtiyacı fazlayken kimilerinde nitelikli insan gücü ihtiyacı ön plana çıkabilmektedir. Bu nedenle uzmanlar ve politikacılar ülkelerinin insan gücü sorunlarını doğru değerlendirmek zorundalar. Bu değerlendirmeye insan gücü çözümlemesi denir.(Dal ve Noyan, 2015)

            Tural (?) ‘a göre insangücü gereksinmesinin kestirilmesi başlıca şu aşamalarda gerçekleştirilir.

  • İlk olarak milli gelirin gelecektek büyüme oranı kestirilir.
  • Sektörler ve işkollarında işgücü verimliliği kestirilir.
  • Sektör ya da işkollarına göre kestirilen işgücü talebi ayrı ayrı meslek sınıflarına ayrılır.
  • İnsangücü gereksiniminin kestirilmesinde son aşama, elde edilen meslek yapısını bu yapıya uyan eğitim yapısı ile ilişkilendirmektir.

Sosyal  Talep  Yaklaşımı

Sosyal Talep Yaklaşımının temel felsefesi, gelecekte bireyler ve ailelerince talap edilecek eğitim yerlerinin sayısını kestirmek ve sosyal talebin karşılanması için bu yerleri sunmaktır.  Bu yaklaşımda ekonomiyle eğitim arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmaz. Eğitim sisteminin işleyişi bir öğretim düzeyinden diğerine öğrenci akışları ile tanımlanır. Bu yaklaşım, diğer yaklaşımlara göre demografik öğelere daha fazla yer verir. (Tural, ?)

Sosyal talep yaklaşımı toplumun insangücü gereksinimlerine dayandırılan eğitim talebinin aksine, bireylerin gereksinmeleri ve özlemlerine göre eğitim talebine karşılık gelir. Temel amaç toplumda yaşayan bireyler arasında fırsat ve olanak eşitliğini sağlamaktır.

5.3. Türkiye’de 1960’tan Sonra Eğitim Planlaması ve Kalkınma Planları

1961 Anayasasında iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek için kalkınma planlarının hazırlanması ve bu planların hazırlayıcısı olarak Devlet Planlama Teşkilatının kurulması hükme bağlanmıştır. Planlı kalkınma ve planların devlet tarafından hazırlanması hükmü, 1982 Anayasasında da yer almıştır. Şimdiye kadar dokuz adet kalkınma planı hazırlanıp uygulamaya konulmuştur.(Altundemir, 2002)

Türkiye’de uzun vadeli planlar da (perspektif plan) hazırlanmıştır. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planları perspektif plan olarak hazırlanmışlardır. Soyut ve çok genel hedeflerin tespit edildiği perspektif planların uygulanması, kalkınma planları aracılığıyla sağlanmalıdır. Perspektif plan uygulaması, Türkiye’de başarılı olamamıştır (Altundemir 2002; Sezen, 1999).

Perspektif Plan (15yıllık) (1963-1977)

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967).

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972).

 Perspektif Plan (22 yıllık) (1973-1995).

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977).

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1979-1983).

Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989).

Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı (1990-1994).

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1996-2000).

Uzun Vadeli Strateji (23 yıllık) (2001-2023)

 

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (2001-2005).

Dokuzuncu Kalkınma Planı (7 yıllık) (2007-2013)

Kalkınma planlarının amaçlarından birisi de eğitimin planlanmasıdır. Eğitim planlaması, açıkça tanımlanmış amaçlara uygun olarak bireyin yeteneklerini geliştirmek ve ülkenin toplumsal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına yardım edecek eğitim imkanlarını tüm nüfusa sağlamak için kamuoyunun katılması ve desteği ile, kamu kesimi için olduğu kadar özel eğitim kesim için de geçerli, toplumsal araştırma yöntem ve ilkelerinin, eğitimbilim (pedagojik) tekniklerinin koordineli uygulanmasını içeren sürekli, yönetsel, ekonomik ve parasal bir süreçtir (Altundemir, 2002; Adem, 1981).

Altundemir (2002)  makalesinde, eğitim planlamasının özelliklerini Aydın’dan alıntılayarak şu şekilde aktarmış.

  1. Eğitim planlaması uzun bir dönemi kapsamalıdır. Planlar; kısa, orta ve uzun dönemli

olmalıdır. Kısa dönemli planlar 1-2 yılı, orta dönemli planlar 4-5 yılı, uzun dönemli planlar ise 10-15 yılı kapsamalıdır.

  1. Eğitim planlaması, toplumsal ve ekonomik kalkınma planları ile bütünleşmelidir.
  2. Eğitim planlaması, eğitim sistemini bir bütün olarak almalı ve kapsamalıdır.
  3. Eğitim planlaması, eğitimsel gelişmenin hem nitel hem de nicel yönleri ile ilgilenmelidir. 5. Eğitim planlaması eğitim yönetiminin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

5.4. Kalkınma Planlarında Eğitimde Temel Hedefler

Ülkemizde kalkınma planlarında yer alan bazı ilke, politika ve hedeflerin ne ölçüde gerçekleştiği özetlenmiştir.

Birinci kalkınma planı (1963-1967)

Bu planda eğitim kalkınmanın en etkili aracı olarak görülmüş, eğitimle toplumun ihtiyaç duyduğu insan gücünün yetiştirileceği belirtilmiştir. Planda yer alan bazı ilke ve hedefler şunlardır:

  • Yetenekli olan öğrencilerin eğitimin bütün imkânlarından yararlanması
  • Gelir durumu iyi olmayan öğrenciler yaygın bir burs sisteminin uygulanması
  • Öğrenci seçme sistemlerinini yatay ve dikey geçişlerin, öğrencilerin kabiliyetlerine ve yeterliliğe dayalı olması
  • Mesleki ve teknik eğitime önem verilmeli
  • Bölgeler arası eğitim eşitliğinin sağlanması
  • Gece öğretimi yapan okulların açılması
  • Yükseköğretim öğrencilerinin barınma ve beslenme standardının iyileştirilmesi
  • Öğretmenlik mesleğinin cazip hale getirilmesi
  • Öğretim üyesi yetiştirmek için yurt dışına burslu öğrenci gönderilmesi
  • Okullarda öğretmen başına düşen öğrenci oranının düşürülmesi

Plan dönemi sonunda öngörülen hedeflerin önemli bir kısmı gerçeklemiştir. Örneğin, öğretmen ihtiyacı karşılanamamış ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 45 dolaylarında olmuştur. Yurt dışına 3000 öğrenci gönderilmek istenmiş, ancak 600 öğrenci gönderilebilmiştir. Öğrencilerin kabiliyetlerine göre bir yönlendirme ve seçme sistemi kurulamamıştır. ( Gümüş vd. 2014)

 

 İkinci kalkınma planı  ( 1968 – 1972 )

Planda yer alan bazı ilke ve hedefler şunlardır:

  • İş hayatı ve eğitim kurumları arasında işbiriliği kurulması
  • Eğitimde dikey geçişlerin kabiliyete göre düzenlenmesi
  • Yatılı okullarda köy çocuklarına kontenjan ayrılması
  • Okulsuz köyler için yatılı bölge okulları açılması
  • Ortaöğretimde yatılılık imkanlarının genişletilmesi
  • Okullar arası nitelik farkının giderilmesi
  • Gezici laboratuarlar kurulması
  • Yükseköğretime geçişte köy-şehir farkının giderilmesi
  • Kadınlara dönük eğitim programlarına yer verilmesi
  • İlköğretimde %100 okullaşma sağlanması

Bu dönemde de öngörülen birçok hedefin gerisinde kalınmıştır. Okul-sanayi işbirliği yeterince sağlanamamış, öğretim üyesi yetiştirme sorunu çözülememiş, Okuma-yazma oranının yükseltilmesine ilişkin hedeflerin gerinde kalınmıştır. ( Gümüş vd. 2014)

Üçüncü kalkınma planı ( 1973 – 1977 )

Üçüncü kalkınma planı en kapsamlı olarak hazırlanmış planlardan biridir. Planda yer alan bazı ilke ve hedefler şunlardır:

  • Eğitimle istihdam arasında denge sağlanması
  • Eğitim kurumlarının yurt düzeyinde dengeli dağıtılması
  • Temel eğitimde yöneltme siteminin uygulanması
  • Temel eğitimde üçlü öğretimin kaldırılması
  • İlköğretimde kitap giderlerinin devlet tarafından karşılanması
  • İlköğretimi bitirenler için mesleki kursların açılması
  • Okullaşma oranının Avrupa ülkelerine denk duruma getirilmesi
  • İlköğretimin sekiz yıla çıkarılması
  • Yurt içi ve yurt dışı lisansüstü eğitime önem verilmesi
  • Yetenekli ve dar gelirli öğrencilerin eğitimden yararlanmalarının sağlanması

Bu plan dönemi sonunda da plan hedeflerine tam olarak ulaşılamamıştır. İlköğretimde okullaşma %87,5 olarak gerçekleşmiştir. Ancak ortaöğretimde okullaşma %14,6’ya çıkarak, yükseköğretimde de%10,1 okullaşma sağlanarak plan hedeflerinin önüne geçmiştir. Derslik ve öğretmen ihtiyacı devam etmiştir. Öğretmen dağılımında dengesizlik, araç-gereç yönünden yetersizlik nedeniyle eğitimde nitelik sorunları devam etmiştir. Eğitimde fırsat eşitsizlikleri devam etmiştir. ( Gümüş vd. 2014)

Dördüncü kalkınma planı ( 1979 – 1983 )

 

Yapılması öngörülen faaliyetlerin bir kısmı önceki planlarda yer almıştır. Planda yer alan bazı ilke ve hedefler şunlardır:

  • Eğitimin ticari bir meta haline dönüştürülmesinin önlenmesi
  • Öğretim programlarının geliştirilmesi, bütün öğretmenlerin yüksek eğitim almalarının sağlanması ve öğretim üyesi yetiştirme çabalarına devam edilmesi
  • Bütün köylerin okula kavuşturulması, kent-köy, cinsiyet ve bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi
  • İlköğretimde üçlü öğretimin kaldırılması
  • İlköğretimde kitap giderlerinin devlet tarafından karşılanması
  • Köylerde ve gecekondu semtlerinden başlayarak kırtasiye araç-gereçlerinin devlet tarafından karşılanması

Bu dönemde eğitimle ilgili belirlenen bazı hedeflere ulaşmada ilerleme sağlanmışsa da belirlenen hedefler tam olarak gerçekleşmemiştir. Üniversite sayısı 29’a ulaşmış, öğretim üyesi eksikliği devam etmiş, öğretmen yetiştiren bütün kurumlar üniversite çatısı altında toplanmış, 1982 yılından itibaren açık öğretim uygulamasına başlanmıştır. Bu dönemde ilkokul öğretmenlerine açık öğretim yoluyla iki yıllık önlisans eğitimi daha sonra lisans tamamlama imkanı sağlanmıştır. ( Gümüş vd. 2014)

Beşinci kalkınma planı ( 1985 – 1989 )

Planda yer alan bazı ilke ve hedefler şunlardır:

  • Yaygın eğitime ağırlık verilmiştir
  • Eğitimde fiziki imkanların ortak kullanılması
  • Anasınıflarının yaygınlaştırılması
  • Yabancı dil eğitimine önem verilmesi
  • Aile eğitimine önem verilmesi
  • Okullarda mesleğe yöneltmeye önem verilmesi
  • Öğretmenlerin işbaşında eğitimine önem verilmesi

Belirlenen temel hedeflere tam olarak ulaşılamamıştır.  Bilgisayar destekli eğitim için 58 okulda deneme uygulaması başlatılmıştır. ( Gümüş vd. 2014)

 

Altıncı kalkınma planı ( 1990 – 1994)

 

Planda yer alan bazı ilke ve hedefler şunlardır:

 

  • Eğitimde kalitenin arttırılması
  • Özel eğitime önem verilmesi
  • Vakıfların üniversite kurmalarının teşvik edilmesi
  • Örgün ve yaygın eğitim arasında yatay ve dikey geçişlerin sağlanması

Dönem sonunda öngörülen hedeflerin bir kısmına ulaşılamamıştır. ( Gümüş vd. 2014)

 

Yedinci kalkınma planı ( 1996 – 2000 )

  • Kişilerin ilgi, yetenekleri ve özelliklerine uygun alanlarda eğitim ve istihdamının sağlanması
  • Örgün ve yaygın eğitimin nitelik ve nicelik yönünden geliştirilmesi
  • Mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması
  • Mesleki ve teknik ortaöğretimin etkinliğinin arttırılması
  • Eğitime ayrılan kaynakların arttırılması
  • Yabancı dilde öğretimin yeniden düzenlenmesi
  • Ders geçme ve kredi sisteminin yeniden düzenlenmesi
  • Sekiz yıllık zorunlu temel eğitime geçilmesi
  • Özel eğitimin teşvik edilmesi
  • Teknoloji ve bilgisayar destekli eğitimin teşvik edilmesi

Plan dönemi sonunda hedeflerin çoğu gerçekleştirilememiştir. Yedinci Kalkınma Planı döneminde 15 vakıf üniversitesi kurulmuş, vakıf üniversitelerinin sayısı 21 olmuş, böylece toplam üniversite sayımız 74 olmuştur. ( Gümüş vd. 2014)

Sekizinci Kalkınma Planı ( 2001 – 2005 )

  • Bölgeler arası eşitsizlikler giderilecektir.
  • Okul öncesi eğitim yaygınlaştırılacaktır.
  • Zorunlu temel eğitimin 12 yıla yükseltilmesi için çalışmalar başlatılacaktır.
  • Eğitimde bilgisayar kullanımına ağırlık verilecektir.
  • Yabancı dil öğrenimine önem verilecektir.
  • Yaygın eğitime önem verilecektir.
  • İlköğretimin son sınıfından itibaren etkili yönlendirme sistemi kurulacaktır.

Planlanan hedefler yetersiz kaldığı görülmüştür. ( Gümüş vd. 2014)

Dokuzuncu Kalkınma Planı ( 2007 – 2013 )

            Dokuzuncu kalkınma planında öncelikle sekizinci kalkınma planı değerlendirilmiştir.  Söz konusu plan “İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” vizyonu ve uzun vadeli strateji (2001 – 2023) çerçevesinde hazırlanmış olup planda stratejik amaç ve gelişme eksenleri olarak şunlar ifade edilmiştir.

  • Rekabet gücünün arttırılması
  • İstihdamın arttırılması
  • Beşeri gelişme ve sosyal dayanışmanın arttırılması
  • Bölgesel gelişmenin sağlanması
  • Kamu hizmetlerinde kalitenin ve etkinliğin arttırılması

Dokuzuncu kalkınma planı sonucunda;

  • İlköğretimde istenen %100 okullaşma henüz sağlanamamıştır.
  • Mesleki ve teknik eğitimle ilgili sorunlar devam etmektedir.
  • Öğretim üyesi ve öğretmen ihtiyacı giderilememiştir.
  • Her kademede eğitimde nitelik sorunu devam etmektedir
  • Yeteneklere dayalı bir yükseköğretime geçiş sitemi kurulamamıştır.
  • Eğitimde alt yapı, derslik, teknoloji eksiklikleri devam etmektedir.
  • Devlet bütçesinden eğitime ayrılan kaynaklar hala yeterli düzeyde değildir.

Onuncu Kalkınma Planı ( 2014 – 2018 )

            Onuncu kalkınma planında temel vizyon olarak kamu yönetiminde stratejik bakışı esas alan, bireylerin ekonomik ve sosyal gelişimlerini destekleyen, ülkemizin potansiyelini, bölgesel dinamiklerini ve insanlarımızın yeteneklerini harekete geçiren, ekonomik hayatta rekabet gücünü merkeze alan ve her alanda adaleti gözeten üretim odaklı bir yaklaşım belirleyici olacağı ifade edilmiştir.

  1. STRATEJİK PLANLAMA

Stratejik planlama yönetim bilimi açısından irdelendiğinde kendisini yenileyen yönetsel araçlardan biri olarak göze çarpmaktadır. Özellikle 1950’lerden sonra gelişmeye başlayan bu yönetim aracı (Eryiğit, 2013; Erkut, 2009) sadece özel sektör kuruluşlarında uygulamaya girmekle kalmamış, aynı zamanda kamu sektörü açısından da önemli bir yönetsel araç olma özelliğini göstermiştir. (Eryiğit, 2013)

Strateji yüzyıllarca askeri literatürde kullanılmış bir kavramdır. (Eryiğit, 2013; Güçlü, 2003, s, 66). Strateji Latince yol, çizgi, yatak anlamına geldiği belirtilmekte beraber, “sevketme, yöneltme, gönderme, götürme, gütme” anlamlarını da içeren bir kelime olduğu belirtilmektedir (Eryiğit, 2013; Şentürk, 2005, s. 16). Ya da üstün bir duruma ulaşmak, avantajlı amaçlar elde etmekle ilgili olarak güç ve kaynakların kullanım şekline denir (Eryiğit, 2013; Ertürk, 2011, s. 114). Kelimenin eski Yunan generallerinden Strategos’sun bilgi ve sanatına atfen kullanıldığı sanılmaktadır (Eryiğit, 2013;  Güçlü, 2003, s. 66). Strateji sözcüğünün Latince’deki “Stratum” sözcüğünden türetildiğine ilişkin yaygın bir kanı vardır. Stratum sözcüğü, “yol, yatak, çizgi” anlamını taşıdığından, strateji kavramı için yol, yön, rota ve benzeri anlamları karşılık olarak kullanmak yanlış olmayacaktır (Eryiğit, 2013;  Erkut, 2009, s. 42).

Okullar, etkili olabilmek ve varlıklarını uzun süreli devam ettirebilmek için değişen çevre koşullarına uyum sağlamak zorunda olan açık sistemlerdir. Sosyal, ekonomik, politik ve teknolojik gelişmeler okulların içsel yapılarını ve işleyişlerini etkileyerek onları değişime ve çevrelerindeki belirsizliği ortadan kaldırmak için çaba göstermeye zorlamaktadır (Memduhoğlu ve Uçar; 2012; Hoy ve Miskel, 2010). Çevresel değişimler doğrultusunda geleceğe yönelik misyon, amaç ve stratejilerin geliştirilmesine dayalı olan stratejik planlama, okulların etkili ve verimli bir şekilde yönetilmeleri için oldukça işlevsel bir modeldir (Erdoğan, 2002). Bu model, okulların çevresel etkenlere göre geleceği doğru tahmin etmelerini ve karşılaşılan sorunları daha kolay çözebilmelerini öngörerek çevresel değişimlere uyumlarını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle stratejik planlama, son dönemlerde sıklıkla başvurulan bir uygulama olarak ön plana çıkmaktadır. (Memduhoğlu vd., 2012)

Stratejik planlama, 1990’lı yıllardan sonra eğitim reformu kavramıyla birlikte kullanılarak eğitim liderliği için bir çalışma alanı olarak ele alınmış ve artışılmıştır. Buna göre stratejik planlamanın örgüte iyi uygulanabilirliğinin yararlarını (Memduhoğlu vd. 2012) şöyle sıralıyor;

  • Örgütün izlemek istediği programı tutarlı, düzenli ve tamamlayıcı olarak geliştirir,
  • Örgütte ileriye dönük bir bakış açısı oluşturur,
  • Dinamik çevre koşulları karşısında örgütün amaçlarına ulaşmasına katkı sağlar,
  • Örgütün ve çalışanların stratejik düşünce ve davranışını geliştirir,
  • Karar verme mekanizmasını güçlendirir,
  • Örgütsel duyarlılığı artırır,
  • Kaynakları stratejik önceliklere göre dağıtılmasını sağlar,
  • Örgütün gelecek yönelimlerini açığa çıkarır,
  • Örgütsel performansı artırır,
  • Harcamalarda şeffaflığı sağlar,
  • Hesap verebilme sorumluluğunu yerleştirir,
  • Yönetimde daha katılımcı süreçlere olanak verir,
  • Örgütte ekip çalışmasını ve uzmanlaşmayı geliştirir,
  • Örgüte sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü sağlar,
  • Farklı birimlerde çalışan bireylerin çabalarını ortak amaçlar doğrultusunda

bütünleştirir.

Stratejik plan, örgütün tüm paydaşlarının dikkate alındığı, kaynaklarının öncelik sırasına göre paylaştırıldığı, paydaşlara karşı hesap verme sorumluluğunun ortaya konulduğu, çevre analizleri yapılarak mevcut potansiyelin ortaya çıkarıldığı geleceğe yönelik katılımcı bir belge niteliğindedir. Bu belge örgütün bulunduğu yerden varmak istediği yere ulaşmasını sağlayan faaliyetler bütününü içerir.

Türkiye’de 2003 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” ile bazı kamu kurum ve kuruluşlarında pilot olarak stratejik planlama uygulamasına başlanmıştır. 2006 yılında çıkarılan “Kamu İdarelerinde Stratejik Planlamaya İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” gereği tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca stratejik plan hazırlanması yasal zorunluluk haline gelmişti.  (Memduhoğlu vd. 2012; DPT, 2006). Milli Eğitim Bakanlığı da bu doğrultuda 2006/55 ve 2010/14 sayılı genelgeler ile 2010 yılından itibaren tüm okul ve kurumlarda stratejik plan hazırlanması ve uygulanması sürecini başlatmıştır. Okulda, stratejik planlamanın temel amacı; okulun bulunduğu çevreyi araştırmak, incelemek, okulun geleceğini tahmin etmek ve bu tahminler doğrultusunda kaynakları etkin kullanabilmektir (Memduhoğlu vd. 2012; Bell, 2004). Bu yönüyle stratejik planlama, katı kuralları olmayan, sadece önsezilere dayanmayan, ardıl ve yetkeci olmayan bir süreçtir (Memduhoğlu vd. 2012; Nartgün, 2004). Bu süreç, strateji seçeneklerini oluşturma ve değerlendirme, stratejiyi seçmek ve uygulamaya koymak için ayrıntılı bir plan oluşturmayı kapsar. (Memduhoğlu vd. 2012; Aksu, 2002).

Bir stratejik planın hazırlanmasında  tek bir yol yoktur. (Gümüş vd., 2014; Corron, 2010) Her kurumun öncelikleri, fırsatları, kaynakları, insan kaynakları kendine özgüdür. Bu nedenle geliştirilecek stratejik plan, o kurumun verileri kullanılarak yapılmalıdır. Sürecin uygulamasında her bir kurum için farklı önceliklerin olması doğaldır. ( Gümüş vd. 2014)

Yelken, Üredi ve Kılıç, (2012) stratejik planlamalar yapılırken aşağıdaki dört temel sorunun cevaplandırılması gerektiğini DPT verilerine dayanarak sıralamışlardır.

  • Neredeyiz?
  • Nereye gitmek istiyoruz?
  • Gitmek istediğimiz yere nasıl ulaşabiliriz?
  • Başarımızı nasıl takip eder ve değerlendiririz?

Bu temel sorulara bir soru daha eklenebilir.

Başarımızı nasıl geliştirebiliriz?

5.1.Türkiye’de Eğitim Örgütlerinde Stratejik Planlama İhtiyacı

Türkiye’de eğitim örgütlerine bakıldığında stratejik planlama sürecinde yeterince hazır oldukları söylenemez. Ulusal eğitim sistemimizin bırakalım stratejik planlamayı, yıllardır eğitim ve insan gücü planlamalarına gereken önemi verdiği kuşkuludur. Aslında milli eğitim ve üniversitelerde stratejik planlama ve uygulama yapabilecek kadrolar bulunmaktadır. Fakat ne var ki, yetişmiş bu beyin gücünden sistemin çok az yararlandığı görülmektedir (Çalık, 2003; Aksu, 2002:33).

Günümüz okulları çok yönlü bir çevresel değişme ve dalgalanmayla karşı  karşıyadır. Ekonomide yaşanan sorunların, siyasal uzlaşmazlıkların ve kültürel değişmelerin etkisi anında okullarda hissedilebilmektedir. Bu etkenlerin okul işleyişi ile aşırı derecede içli dışlı olması, okulları bir yerden yönlendirilen değil, kendi kendine yönlenebilen kurumlar olma yönünde zorlamaktadır (Çalık, 2003; Erdoğan, 2002:41).

Çalık (2003) makalesinde konuyla ilgili şunları dile getiriyor;

Eğitime olan talep ve arzın içeriği değiştikçe, ister merkezi olsun, ister olmasın ulusal planlamanın rolü de değişmektedir. Gerçekten geleneksel okul eğitiminde belirleyici rol oynamak isteyen planlamanın hem anlamı hem de kapsamı değişmiştir. Buna bağlı olarak eğitim stratejileri de değişmiştir. Bunlar, artık önceden olduğu gibi sistematik, teoriye tutunan, tahmin edilebilir özelliklere sahip olmayıp, değişim ve toplumun derinliğine incelenmesine ait etmenlerin bilgisini taşımaktadır. O nedenle, eğitim planlaması artık geçmişte olduğu gibi tümden gelen, teorik, analitik ve sonuç çıkaran modellere dayanmamaktadır (Kabadayı, 1999:148). Artık ülkemizin bu hızlı değişim sürecinde ayakta kalabilmesi ve yeni dünya düzeninde gereken yerini alabilmesi için, eğitimde köklü bir yeniden yapılanma hareketine başlaması gerekmektedir. Bunun için de eğitimin vizyon, misyon ve temel değerlerinin, kısaca stratejik planlamasının vakit geçirilmeden yapılması gerekmektedir (Cafoğlu, 1996:40).

 

Okullar toplumda oluşan kültürel, siyasal, ekonomik ve yönetsel değişikliklerden çok çabuk etkilenirler. Toplumsal yaşamdaki değişmeler teknolojik değişmeler eğitim sisteminin değişmesini zorunlu kılmaktadır. Diğer yandan okullar bulunduğu çevrenin, toplumun değişimine katkıda da bulunurlar (Çelik, 1994:28). Eğitim örgütlerinin bu değişimlere cevap verebilmesi stratejik planlama ile olanaklıdır.

 

 SONUÇ

Bu ödevi bir tahminde bulunarak sonuçlandırabiliriz. Bundan on ya da yirmi yıl sonra bir kimse “eğitim planlaması nedir?” sorusunu sorduğu zaman alacağı cevap, bu sayfalarda verilen geçici cevaptan çok farklı, çok daha uzun ve karmaşık olacaktır. Ama yalnız bir şey ayni kalacaktır.  Soruyu cevaplandıran kişi, bu satırların yazarının yaptığı gibi, eğitim planlamasının karmaşık ve çeşitlilik gösteren bir şey olduğunu ve yine basit olarak tanımlanamayacak ya da tek bir genel kuram içine oturtulamayacak kadar hızla değişmekte olduğunu belirtmekle söze başlayacaktır. Ve kuşkusuz, eğitim planlamasının bilimsel yöntemlerden ve düşünme biçimlerinden yararlanmakla birlikte, yine de bir bilimden çok bir sanat olduğunu belirterek sözlerine son verecektir. (Coobs, 1973)

 

KAYNAKÇA

 

Altundemir, M., E. (2002). Kalkınma Planlarından Eğitime Bakış: Kamusal Mallar Teorisi

            Perspektifinden. Bilgi Ekonomisi ve Yönetimi Dergisi Cilt : VII, Sayı. I

Coombs, P. (1973). Eğitim Planlaması nedir?. (Çev.Mıhçıoğlu, C.). Ankara: Milli Eğitim

Basımevi

Çalık, T. (2003). Eğitimde Stratejik Planlama ve Okulların Stratejik Planlama Açısından Nitel

            Değerlendirilmesi. Kastamonu: Kastamonu Eğitim Dergisi (251- 268); Cilt:11 No:2

Dal, S., Noyan, Ö. (2015). Eğitim Planlama Modelleri: Aydın: Eğitim

Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Tezsiz Yüksek Lisans Ödevi.

Eryiğit, B.H. (2013). Stratejik Planlama, Stratejik Planlamaya İlişkin Alternatif Yaklaşımlar ve

Stratejik Yönetim Okulları:  Süleyman Demirel Üniversitesi, Vizyoner Dergisi, C.4,

S.9., ss.152-172

Gümüş, E. ve Şişman, M., (2014). Eğitim Ekonomisi ve Planlaması. Ankara: Pegem Akademi

Kaya,Y. K. (1991). Eğitim Yönetimi Kuram ve Türkiye’deki Uygulama. Ankara: Set Ofset

Matbaacılık

Memduhoğlu, H. B. ve Uçar, İ. H. (2012).  Yönetici ve Öğretmenlerin Stratejik Planlama Algısı

 ve Okullarda Mevcut Stratejik Planlama Uygulamalarının Değerlendirilmesi: Mehmet

Akif  Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Yıl 12, Sayı 23, Haziran 2012, 234 –256

 

Orhan, F.,Çoban, G ve Demiroğlu, M. (2013). Planlamanın Kuramsal Temelleri. Aydın: Eğitim

Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Tezsiz Yüksek Lisans Ödevi.

Somel, E., Somel, C., Somel, A. (2005). Türkiye’de Planlama ve Planlama Anlayışının Değişimi.

A.Ü. SBF GETA Tartışma Metinleri, No.81

Soyak, A. (2003). Türkiye’de İktisadi Planlama: DPT’ye İhtiyaç Var mı?. Doğuş Üniversitesi

Dergisi. 4 (2) – 167 – 187

Tural, N., (?). Eğitim Planlaması: Kavram, İlkeler ve Yaklaşımlar.Ankara: Ankara Üniversitesi

 Yelken, T. Y.,  Üredi, L., ve Kılıç, F. (2012). Stratejik Planlama Uygulamalarına İlişkinİlk ve

Ortaöğretim Okulu Öğretmenlerinin Görüşlerinin İncelenmesi: Milli Eğitim, Sayı 195

https://www.ekodialog.com/Konular/planlama-nedir-planlama-sureci.html

Add Comment