Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Etik İlkeler

Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Etik İlkeler
Prof.Dr.Şevket RUACAN
Onkoloji Enstitüsü
Hacettepe üniversitesi
“Etik” son yıllarda günlük yaşamımıza giderek yerleşen bir sözcük oldu.Ne yazık ki,
başka birçok örnekte olduğu gibi, bu sözcüğü de gerçek içeriğinden soyutlayarak kullanmaya
başladık. Sonuçta düzen-dışı,ahlak-dışı,din-dışı,gelenek-dışı,yasa-dışı her durumun “etik-dışı”
olduğunu ilan ederek kökenlerini,nedenlerini ve çözümlerini geri plana atma kolaycılığı
gelişti.Akademik ortamlarda ise etik ulaşılamaz ve anlaşılamaz bir fildişi kule gibi yerine göre
insanları engelleme, yönlendirme,cezalandırma amaçlarına alet edildi.Gerçekte etik, bilimsel ve
akademik yaşamın en önemli temel taşlarından birisi olarak ilgilenilmesi,incelenmesi,dikkate
alınması ve öğretilmesi gereken bir kavram olmalıdır.
Etik bir çalışma faaliyetinde bulunan insanların ahlak ilkelerini,davranış biçimlerini,
görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen kurallar zinciri olarak tanımlanabilir (1).Etik,
yasalardan farklı olarak, çoğunlukla yazılı ve kesin koşullar içermez.Zamana,değişen
koşullara,toplumsal gereksinim ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak değişimler
gösterebilir.Ancak temelindeki “iyilik etme”,”kötülük etmeme”,”adil davranma” gibi ana
belirleyiciler değişmez.
Bilimsel araştırmalar ve onların doğal sonuçları olan bilimsel yayınlar üzerinde son
yıllarda çok önemli etik sorunlar belirmiş ve toplumun her kesiminin ilgisini üzerinde toplamıştır
(2,3,4,5,6,7).Akademik yaşamda ilerleme için araştırma ve bilimsel yayın zorunluluklarının
getirilmesi bu yayınların doğruluk düzeylerinin de saptanması prblemini doğurmuştur.Bilimsel
bir yayının ve onun dayanağı olan araştırmanın doğruluk düzeyi sadece dergi
editörlerini,akademik yöneticileri,bilimsel okuyucuları değil tüm toplumu
ilgilendirmektedir.Çünkü,yalan veya yanlış bir bildiri toplum tarafından sağlanan araştırma
fonlarının ziyan edilmesini,bilim çevrelerinin dolayısıylatüm toplumun yanıltılmasını ve bilimin
ilerlemesi ile insanlığın bu ilerlemeden yararlanmasını geciktirmektedir. Örnek olarak bir ilaç
konusunda yapılan yanıltıcı bir yayını ele alabiliriz.Bu çalışma için toplum çeşitli kaynaklardan
büyük maddi destekler vermektedir.O alanda çalışan birçok kişinin maaşları ve diğer ödemeleri
gene toplum tarafından sağlanmaktadır.İlacın yanlış tanıtılması ile bilimsel çevreler yanılacak ve
sonuçta o ilacın denendiği veya uygulandığı birçok kişi kötü yönde etkilenecektir.Böyle yanıltıcı
bir yayının o kişi,kurum ve ülke için getireceği olumsuz yankılar da yabana atılamaz.
Bilimsel yanıltmanın genelde 2 biçimi olduğu bilinmektedir.”Özensiz araştırma” veya
“disiplinsiz araştırma” adı verilen şeklinde aslında kötü niyetli olmayan ancak bilimsel
metodolojiye uymayarak yanlış sonuçlara ulaşan araştırmacılar tanımlanmaktadır.Bilerek yapılan
yanıltıcı yayınlar için ise “bilimsel sahtekarlık”,”bilimsel yalancılık”,”bilimsel saptırma” gibi
başlıklar kullanılmaktadır.Ancak her iki durumda da bilim çevreleri ve toplumun yanıltılmakta ve
zarar görmektedir.
-2-
Bilimsel yanıltmanın sık rastlanan biçimleri Tablo 1’de verilmiştir.
Tablo 1. Bilimsel Yanıltma Biçimleri
I. Yazarlık Hakkı Sorunları (Sorumsuz Yazarlık)
II. Korsanlık (plajerizm)
III. Uydurmacılık (fabrikasyon)
IV. Çoklu yayın (duplikasyon)
V. Bölerek yayınlama (salamizasyon)
VI. İnsan-hayvan etiğine saygısızlık
VII. Kaynakların taraflı seçilmesi
VIII. Taraflı yayın (çıkar çatışması)
I. Yazarlık Hakkı Sorunları : Ülkemizde en sık görülen bilimsel yanıltma biçimlerinden birisi
budur.Bilimsel bir yayında yazarlık hakkı olmayanların isimlerinin yazar olarak gösterilmesi,
hakkı olanların yazarlar listesine alınmaması gibi durumlara sıklıkla rastlanmaktadır.Genelde
bir bilimsel yayında, yazar listesinin neresinde olursa olsun, tüm yazarlar çalışmanın
tümünden sorumludurlar. Birçok dergi tüm yazarlardan bu yönde sorumluluğa katıldıklarına
dair imza alınmasını şart koşmaktadır. Sağlıkla ilgili dergilerin editörlerinin ortak tutumunu
belirleyen Vancouver Anlaşmasına göre bir bilimsel yayında yazarlar arasında yer alabilmek
için aşağıdaki koşulların sağlanması gereklidir (8):
a) çalışmanın planlanması,tasarımı,analizi veya yorumlanmasına katkıda bulunmak,
b) yayını hazırlamak veya önemli oranda düşünsel katkı yaparak düzeltmek,
c) yayınlanacak son biçime onay vermek.
Yazarlar her üç faaliyeti de yerine getirmelidir.Sadece verileri toplamak,fonları
sağlamak,bölüm başkanı olmak,çalışma grubunu denetlemek gibi görevler yazarlık için yeterli
sayılmamaktadır (9,10).
Yazarlık haklarının gerçekte haketmeyen kişilere verilmesinin (ikram yazarlığı) nedenleri
arasında akademik yükseltmelerde ve diğer faaliyetlerde yardım beklentisi,önemli isimlerin
yazarlar arasına katılmasının yayının kabul şansını ve ilgi çekmesini arttırması olasılığı
sayılabilir.Bazı durumlarda yazarlar yayın ve atıf (sitasyon) sayılarını arttırmak için karşılıklı
anlaşarak birbirlerini yazar listelerine eklemektedir.Her ne amaçla yapılmış olursa olsun,hakkı
olmayan kişilerin yazarlar arasına katılmasının ve yayında hakkı olan kişilerin de katılmamasının
bilimsel ahlak ve adalet kavramlarıyla uyuşmadığı açıktır.
II.Korsanlık (plajerizm) : Daha önce yayınlanmış bir yayının tümünü veya bir kısmını kaynak
göstermeden alarak kendi yayını gibi yeniden yayınlamak olan bu yanıltma biçimi en ciddi
bilimsel etik saptırmalarından birisini oluşturmaktadır.Geçmişte kaynaklara ulaşılabilmenin zor
olduğu
-3-
dönemlerde daha yaygın olan bu uygulama elektronik araçlarla hemen her dilde yayınlara
kolayca erişilebilinen günümüzde azalmaktadır.Gene de yakın yıllarda günlük gazetelerimize de
yansıyan bir örnekte, tanınmış bir uluslararası dergide yayınlanan bir derleme makalenin kaynak
gösterilmeden hemen aynen Türkçe bir dergiye aktarıldığı gözlenmiştir.Doğal olarak bu
korsanlık örneği birçok okuyucu tarafından kolayca yakalanmış ve sorumlular hakkında
soruşturmalar açılmıştır.
III. Uydurmacılık (fabrikasyon) : En ciddi bilimsel yanıltma türlerinden birisi olan
uydurmacılık gerçekte olmayan verileri ve sonuçları yayınlamak olarak tanımlanabilir.Ne
yazık ki bu önemli sahtekarlık biçimine en ciddi merkezlerde ve yayın organlarında
rastlanabilmektedir.Nitekim yakın yıllarda Harvard Üniversitesi’nde ve dünyanın en önde
gelen kardiyologlarından birisinin laboratuvarında çalışan bir araştırıcının, gene dünyanın en
saygın tıp dergisi olan New England Journal of Medicine’de yayınladığı bir dizi makalenin
uydurma verilere dayandığı,hastalarda yapıldığı yazılan deneylerin gerçekte laboratuvarda
bilgisayar ortamında uydurulduğu anlaşılmış ve bu yayınlar tüm sonuçlarıyla bilim
literatüründen geri çekilmilştir.
Kişileri yalan ve uyduruk yayınlar yapmaya zorlayan koşulların kısmen akademik
ortamdaki “yayın yapma baskısı” olduğu açıktır.Yeterli araştırma olanakları
bulamayan,akademik rekabet sürecinde geri kalmak istemeyen ve üstlerince yaterli araştırma
eğitimi verilerek denetlenmeyen bazı kişilerin bu yollara sapma olasılığı artmaktadır.Ancak
uyduruk yayınlar sadece bilimsel çevreleri değil tüm toplumu yanıltabilirler ve bilimin tüm
insanlığın refahını amaçlayan yüzyıllar boyunca gelişmiş “doğruyu bulma” geleneğini
zedeleyebilirler.
IV. Çoklu Yayın (duplikasyon) : Aynı verilerin ve sonuçların birden fazla yayında verilmesi
anlamına gelen bu yanıltma türü basit gibi görünse de gerçekte ciddi boyutlara ulaşabilen bir
uygulamadır.Aynı makaleyi değişik dillerde yayınlamak da bu gruba girmektedir.Aslında
birçok dergi yayınladıkları makaleler için yazarlardan imzalı belgeler aldıklarından, bu
uygulama “telif hakkı ihlali” olarak yasal sorumluluklar da getirmektedir.Orijinal bir
makalenin kısa özetinin,ilk makaleyi basan dergini editöründen izin alınarak, başka bir
kaynakta veya dilde yayınlanması mümkün olabilir.ancak makalenin tümüyle,hangi dillerde
olursa olsun,birden fazla yerde yayınlanması etik bir sapmadır (11,12,13).Çoğunlukla adayın
yayın listesini kabarık göstermeye yönelik bu uygulama ile makaleleri değerlendiren
editörler,aynı makaleyi yazan,inceleyen,düzelten dergi sorumluları,makaleleri indeksleyen
kuruluşlar,tümüyle aynı makaleleri gözden geçirmek zorunda kalan okuyucular ve sarfedilen
kağıtlar nedeniyle ormanlar zarar görmektedir.
V. Bölerek Yayınlama (salamizasyon) : Bir önceki yanıltma biçimine benzeyen bu yöntemde
yazarlar tek bir çalışmadan çıkan sonuçları yapay olarak bölerek birden fazla yayın çıkarma
çabasına girmişlerdir.Örneğin, aynı hasta grubunda yapılan birden fazla ölçüm, tek bir
makalede verilecekken, herbiri ayrı ayrı makale biçimine dönüştürülerek aynı veya farklı
dergilere gönderilmektedir.Günümüzde elektronik indeksler aracılığı ile kolayca saptanabilen
bu yanıltma türü de bir önceki (çoklu yayın) gibi birçok kişiyi etkileyen yanlış bir
uygulamadır.
-4-
VI. İnsan-hayvan Etiğine Saygısızlık : Günümüzde gerek insanlar gerekse de hayvanlar
üzerinde yapılacak araştırmalar etik kurulların izni ve denetimine bağlıdır.Ülkemizde ilk Etik
Kurul 1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kurulmuş, 1993 yılında Sağlık
Bakanlığı tarafından çıkarılan İlaç Araştırmaları Yönetmeliği ile her araştırma kuruluşunda
yerel etik kurullar kurulması zorunluluğu getirilmiştir.Sağlık Bakanlığı’nda da Merkezi Etik
Kurul oluşturulmuştur.Hacettepe Tıp Fakültesi Etik Kurulu insanlar üzerinde yapılacak her
türlü araştırmanın protokolünü ve belgelerini inceleyerek çalışmanın yapılabilmesi izninin
vermekte, çalışmanın gidişini izlemekte ve sonuç raporlarını incelemektedir.Benzer şekilde
Hayvan Etik Kurulu’da hayvanlar üzerinde yapılacak araştırmaları denetlemektedir.Bu
kurulların temel amaçları arasında deneklerin haklarını korumak,zarar görmemelerini
sağlamak,yapılacak araştırma hakkında bilgilendirilmelerinden emin olmak,zarar görürlerse
bunun tedavisi ve karşılanması koşullarını garantiye almak bulunmaktadır.Çok önemli bir
nokta günümüzde tüm saygın dergilerin yayın için gönderilen makalelerde kabul şartı olarak
etik kurul onayını aramaları olmuştur.Etik kuruldan onay alındığı belirtilmeden ve bazan bu
onayın belgesi sağlanmadan insan veya hayvan üzerinde yapılmış araştırmaların
yayınlanması olanağı kalmamıştır.
VII. Kaynakların Taraflı Seçilmesi : Araştırıcıların bilinçli veya biliçsiz olarak sıklıkla yaptığı
bir bilimsel yanıltma biçimi de budur.Genelde makalelerin “Tartışma” bölümlerinde
makalenin konusu ile ilgili destekleyici veya aksi yöndeki makaleler kaynak olarak
verilmelidir.Eğer yazarlar sadece kendi sonuçlarını destekleyen kaynakları gösterip ters
yöndeki makaleleri kaynak olarak vermezlerse bu taraflı bir sunuş olur.Burada en önemli
görev makaleyi değerlendiren konu uzmanı hakemlere düşmektedir.Okuyucuların tümünün o
konuda uzman olmaları beklenemeyeceğine göre, hakemler yazıdaki taraflılığı saptayıp
editörü uyarmalıdırlar
VIII. Taraflı Yayın (Çıkar Çatışması) : Günümüzde bilimsel çalışmalar için çok büyük mali
kaynaklara .gerekmektedir.Giderek araştırmaların ticari şirketler tarafından desteklendiği
görülmektedir.Böyle bir destekle gerçekleştirilen çalışmaların bilimsel tarafsızlık içinde
yürütüldüğü ve sonlandırıldığı,araştırıcılara herhangibir çıkar sağlanmadığı konusu açıklığa
kavuşturulmalıdır.Saygın dergiler yazarlardan araştırmayı destekleyen ticari kuruluşlar ile
aralarında hiçbir çıkar ilişkisi olmadığını belirten yazılı belgeler istemektedir.Ne yazık ki bu
konu ülkemizde oldukça ihmal edilmiş bir görünümdedir ve araştırmacılara çeşitli olanaklar
sağlanması olağan sayılmaktadır.Bunlar arasında çalışmanın yurtiçi veya yurtdışında
sunulması için kolaylıklar,sonuçların sunuma-yayına hazırlanmasında yardımlar,bölümlerelaboratuvarlara-
derneklere katkılar sayılabilir.
Bilimsel yanıltmanın hemen her ülkede var olduğu düşünülmektedir.Genelde araştırıcı ve
öğrenciler arasında yapılan anketlerde bazı bilim dallarında % 40’lara varan oranlarda bilimsel
yanıltma yapıldığı bildirilmiştir (14)..Ancak yakalanan ve bir şekilde kanıtlanarak suçluların
cezalandırıldığı durumlar çok daha azdır.Bu konuda dergi editörlerine büyük sorumluluklar
düşmektedir.Yayın için gönderilen makalelerin özenli bir değerlendirmeden geçirilmesi,
konularında uzman hakemlere danışılması, yazarların önceki yayın ve araştırma faaliyetlerinin
incelenmesi gerekebilir.. Editör çalışmanın özelliğine göre araştırmacıların eğitim ve uzmanlık
-5-
düzeylerini, çalışmanın o merkezde, eldeki olanaklarla ve belirtilen zaman dilim içinde yapılmış
olmasının olasılığını saptamalıdır.Literatüre tümüyle ters veya tümüyle uygun çalışmalar dikkat
çekicidir.Farklı uzmanlık alanlarını içeren araştırmalarda yazarlar arasında o dallara uygun
kişilerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.İstatistiksel analizlerin uzman istatistikçiler yardımı
ile yapılması veya denetlenmesi gereklidir.Son yıllarda birçok dergi istatistik bakımdan yazıları
değerlendiren özel editörlere başvurmaktadır.
Bilimsel yanıltmanın saptanması ve duyurulmasında okurlara da öenmli sorumluluklar
düşmektedir.Kuşkulu bir yayınla karşılaşan okuyucu bu konuyu daha derinlemesine inceleyerek
editöre mektup yazmalıdır.Bu bilimsel dürüstlüğün bir koşuludur.Çünkü yanlış veya yanıltıcı bir
yayın, daha önce de açıklandığı gibi, tüm insanlığı yanıltma potansiyeline sahiptir.
Yanıltıcı yayınların saptanması ve bilim kamuoyuna duyurulması, kişiler yanısıra
kurumları ve ülkeleri de yaralayabilmektedir.Son yıllarda ülkemizden uluslararası forumlara
yansıyan bilimsel yanıltma örnekleri çıkmıştır (15).Saygın dergilerde suyüzüne çıkan bu olaylar
ülkemizden giden makale örneklerine karşı editörlerde,okurlarda ve bilim kamuoyunda olumsuz
bir imaj doğmasına neden olmuştur.
İnsanların bilimsel yanıltma yollarına başvurmalarının çeşitli nedenleri vardır.Tümüyle
iyiniyetli ancak yanlış araştırma ve yayınlar olabileceği gibi kötü amaçlı, kişisel veya kurumsal
çıkar sağlamaya yönelik saptırmalar da bulunabilir.Bu durumlarda ilgililerin uygun şekillerde
uyarılmaları veya cezalandırılmaları gereklidir.Günümüzde akademik yükseltmeler,iş
başvuruları,araştırma fonalarına başvurular ve akademik prestij kaygıları, insanları daha çok
yayın yapma baskısı altına almıştır.Bu baskının bir sonucu da bilimsel saptırmanın artması
olmuştur.Ancak bilimin gelişebilmesi için temel koşul geçmişte yapılan ve yayınlananların doğru
olduğunun bilinmesidir. Bilim örülen bir duvar gibi her araştırıcının üste koyduğu yeni tuğlalarla
yükselir.Alttaki tuğlaların çürüklüğü duvarın tümünden yıkılması sonucunu getirir.Elimizdeki
bilgilerin en doğru biçimde bizden sonraki nesillere aktarılması, bilime ve insanlığa karşı
vazgeçilmez sorumluluğumuzdur.
KAYNAKLAR :
1. Bishop C,How to Edit a Scientific Journal,ISI Press,Philadelphia,1984,s.74.
2. Kansu E,Bilimsel Yanıltma ve Önlenmesi,Dünyada ve Türkiye’de Bilim,Etik ve Üniversite,
Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları,1994.
3. Andersen D,Attrup L,Axelsen N,Riis P,Scientific Dishonesty & Good Scientific
Practice,Danish Medical Research Council,1992.
4. Yayın Etiği, Sempozyumu,TÜBİTAK Yayınları,Ankara,1996
5. American college of Physicians,Ethics Manual,Fourth Edition,Ann Intern Med 128:576-
594,1998.
6. Lynch A,Publication of research:The ethical dimension,J Dent Res,73:1778-1782,1994.
7. Malone RE,Ethical issues in publication of research,J emerg Nurs,3:281-3,1998
8. International Committee of Medical Journal Editors,Uniform requirements for manuscripts
submitted to biomedical journals,Can Med Assoc J,150:147-154,1994 .
9. Yank V,Rennie D,Disclosure of researcher contributions:A study of original research articles
in the Lancet,Ann Intern Med,130:661-670,1999.
1. Horton R,Smith R,Time to redefine authorship,BMJ,312:723,1996.
2. Kern MJ,Notice of duplicate publication,Am J Cardiol,72:548,1994.
3. Editorial,Redundant publication:deja Vu II,Hepatology,20:247-48,1994.
4. Editorial III,Dual publication of abstracts,Brit J Anaest,66:5,1991.
5. Swazey JP,Anderson MS,Lewis KS,Ethical problems in academic research,Am
Scientist,81:542-53,1993
6. Farndon J R,Büchler M,Two articles for comparison,Brit J Surg,86:598-99,1999.

Add Comment