Çatışma ve Arabuluculuk

GİRİŞ

 

İnsan doğası gereği farklı kişilik, çıkar, istek, gereksinim, hedef, değer,tercih, zevk ve kişilik özelliklerine sahiptir. Bu kadar çok çeşitliliğe sahipolan insanın bulunduğu her mekânda farklılıktan kaynaklanan çatışmanınolması doğal bir sonuçtur. Dolaysıyla bu süreç yasamın da kendisidir. Çatışmanın bir ya da birden çok kişinin herhangi bir konu üzerindeanlaşamadığı zaman ortaya çıktığını belirtmektedir. Kişilerin gereksinimleri,dürtüleri ve istekleri birbirleriyle örtüşmediği için çatışmanın ortaya çıkmasıda kaçınılmazdır. Bu nedenle, çatışma yaşamın doğal bir parçasıdır( Üner1999’dan Akt. Türnüklü  ve Şahin,  2002: 33).

Bütün üretim ve hizmet faaliyetlerinin amacı olan insan, aynı zamanda örgütsel hedeflere ulaşmada kullanılan en temel kaynaktır. Toplumsal ve kültürel çevrenin etkisiyle insanlar; öğrenme, duygu, hatırlama, düşünme, fizyolojik özellikler bakımından birbirlerinden ayrılırlar. Bireysel ayrılıkların sonucunda farklı amaç, inanç, değer, tutum ve davranışlar ortaya çıkar. Bu bireysel farklılıklara; örgütsel yapıya ilişkin unsurların eklenmesi, çatışmanın kaçınılmazlığını beraberinde getirir( Topaloğlu ve Boylu, 2006: 45 ).

  İnsan, yaşamının önemli bir kısmını sosyal ilişki ve etkileşim yumağı içinde geçirir. Farklı değerlere sahip ve sosyal yaşamın bir parçası olan insanlar, bu değerler doğrultusunda hayatlarını devam ettirirler. Bu kadar farklılığın bir araya gelmesi ve iletişim, etkileşim içinde olması gereken insanlar arasında bir takım uyuşmazlıklar da beraberinde olacaktır. Oluşan bu uyumsuzluklar; insanlar arasında bazen çatışmaların yaşanmasına neden olmaktadır( Demireli, 2012: 295).

  1. ÇATIŞMA VE ARABULUCULUK

Kapsamlı bir tanımı yapmak güç olmakla birlikte çatışmayı, iki veya daha fazla kişi veya grubun; hedefler, istekler, amaçlar veya güdüler sürecinin temelde birbiriyle uyumlu olmaması olarak tanımlamak mümkündür (Ertürk, 2000: 217).

Çatışma kavramıyla ilgili yapılan diğer bir tanımlama da şöyledir: Çatışma, aynı ya da karşıt olan eşdeğer iki durumdan birini seçmek zorunda kalan bireyde görülen kararsızlık, uyuşmazlıktır (Başaran, 1982: 220)

Öğretmen ve öğrenciler arası çatışmalar ve anlaşmazlıklar okul yaşamının doğal ve kaçınılmaz birparçasıdır. Öğrenciler farklı gereksinim, çıkar, amaç ve istekler nedeniyle sıklıkla karşı karşıya gelirlerve kimi zaman ortak sorunlarını müzakere ederler, kimi zaman birbirlerinden uzaklaşırlar ve kimizaman da birbirlerine şiddet uygularlar.Çatışan öğrenciler ortak sorunlarını kendi kendilerine müzakere ederek yapıcı, adil ve barışçıl bir anlaşmaya varamadıklarında yıkıcı ve şiddet içerikli çatışma çözümyollarını sıklıkla tercih edebilmektedirler. Buna karşın bir alternatif sorun çözme yolu olarak“arabuluculuk” yaklaşımını tercih ederek ortak sorunlarını bir “arabulucunun” kolaylaştırıcılığındatekrar “müzakere” etmeleri beklenen amaçtır (Türnüklü  ve Kaçmaz, 2011: 800).

   1.1. Arabuluculuk

Bickmore’a göre (200’den Akt. Türnüklü  ve Kaçmaz, 2011: 800): Arabuluculuk, bireylerin sorunlarını çözmede yardım aldığı ama çözümler konusunda kontrolü ellerinde tuttuğugönüllü bir süreçtir. Arabulucu ise, iki ya da daha fazla kişiye çatışmalarını çözmede yardımcı olan tarafsız kişidir. Arabulucunun bu kişilerden herhangi biri üzerinde resmi bir gücü yoktur. Arabulucu taraflara ne yapacaklarını veya kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunda nasıl karar vereceklerini söylemez. Arabulucu, ortada durup taraflara adil ve makul bir anlaşmaya varabilmeleri için problem çözme basamaklarını takip etmelerinde yardımcı olur.

            Arabuluculuk günlük yaşamda kişiler arası, gruplar arası ve hatta uluslararası çatışmalarda sık olarak görülen bir uygulamadır. Arabuluculuk; bir pazarlık ya da çatışma sürecinde tarafların ortak ve kabul edilebilir bir çözüme ulaşmalarına yardımcı olmak amacı ile, karar yetkisi olmayan ya da çok sınırlı olan ve tarafların görüş birliği ile belirlenen üçüncü bir tarafın müdahalesi olarak tanımlanabilir (Moore,1996’dan Akt. Karip,2013:144).

1.1.1. Arabuluculuk Türleri

       Arabuluculukta yansızlık genel bir ilke olmakla birlikte, arabulucuların türlerine ve rollerine göre uygulamada yansızlık ilkesinden zaman zaman sapmalar olduğu ve arabulucuların tarafları karara uymaya zorladıkları kararın uygulanmasını izledikleri de görülmektedir. Arabulucuların müdahale biçimleri ve müdahalelerin yoğunluğu, arabulucu türlerine göre değişmektedir. Arabulucu türleri beş grupta incelenebilir (Moore,1996’dan Akt. Karip,2013:146).

 

 

 

  1. a) Toplumsal Network Arabulucusu
  • Taraflarla geçmiş ve gelecekte beklenen ilişkisi toplumsal networkla bağımlıdır.
  • Tümüyle yansız olmasa da taraflarca yansız olarak uygulanmaktadır.
  • Taraflar arasında istikrarlı ve uzun dönemli bir ilişkinin sürdürülmesini istemektedir.
  • Çözümün uygulanması ile ilgilenir.
  • Genellikle çatışma çözümledikten sonra taraflarla ilişkisini sürdürür.
  • Tarafların anlaşmaya bağlı kalmalarını sağlamak için toplumsal baskı ya da bireysel etki kullanılabilir.
  1. b) İyilik Arabulucusu
  • Taraflarla süregelen bir ilişkisi olabilir ya da olmayabilir.
  • Tüm taraflar için en iyi çözümü konusunda tarafsızdır.
  • Önerilerde bulunma, görüş bildirme ve tarafların yaklaşımları ve davranışları ile ilgili karar verme yetkisine sahiptir.
  • Anlaşmanın uygulanmasını izlemeye yardım etmek için kaynaklara sahip olabilir.
  1. c) Yönetim Arabulucusu
  • Taraflarla çatışma öncesi ve sonrası yetkisel bir ilişkisi vardır.
  • Belirlenmiş sınırlı parametreler içinde taraflarla birlikte geliştirilen bir çözüm arar.
  • Önerilerde bulunma, görüş bildirme ve tarafların yaklaşımları ve davranışları ile ilgili karar verme yetkisine sahiptir.
  • Anlaşmanın uygulanmasını izlemeye yardım etmek için kaynaklara sahip olabilir.
  • Anlaşmanın uygulanmasını sağlama yetkisi vardır.
  1. d) Çıkar Arabulucusu
  • Taraflardan biri ya da her ikisi ile ilişkisi olabilir.
  • Çatışmanın çözümünde ciddi bir biçimde çıkarı vardır.
  • Taraflarca yansız bilinmesine karşın, kendi çıkarına ya da üstü kapalı olarak tuttuğu tarafın çıkarına uygun bir çözüm arar.
  • Anlaşmanın uygulanmasını izlemeye yardım etmek için kaynaklara sahip olabilir.
  • Anlaşmanın uygulanmasını sağlamak için baskı uygulayabilir.
  1. e) Bağımsız Arabulucu
  • Taraflarla ilişkisi ve çatışmanın sonuçları bakımından tümüyle yansızdır.
  • Tarafların isteği ile arabuluculuk yapar.
  • Profesyonel bir arabulucu olabilir.
  • Tarafların isteğine bağlı, zorlama ve baskı olmadan, tarafların geliştirdiği bir çözüm arar.
  • Anlaşmanın uygulanmasını izlemesi tarafların isteği ile olur.
  • Anlaşmanın uygulanmasını sağlama yetkisi yoktur.

 

1.1.2. Yöneticinin Arabuluculuğu

            Geleneksel olarak yönetici örgütte zorla barıştırıcı rolü oynar. Yönetici çatışma görmek istemez ve çatışma ortaya çıktığında taraflara bunu sona erdirmelerini emreder. Yöneticinin emri yerine getirilmediğin de taraflar çeşitli cezalarla tehdit edilirler. Yönetici kendini bütün çatışmaları sona erdirmek zorunda hissedebilir ve gerekli bilgileri toplayarak taraflara kendi çözümünü empoze eder. Ancak taraflar genellikle yöneticinin bulduğu çözümleri tatmin edici bulmazlar ve yöneticinin yanlı davrandığını düşünebilirler. Yöneticinin empoze ettiği çözüm tarafların birbirine olan kızgınlığını ortadan kaldırmayacağı gibi, yöneticiye karşıda kızgınlık oluşmasına neden olabilir. Böylece iki taraf arasında varolan çatışmaya olası üçüncü boyut eklenir (Karip,2013:149).

            Yönetici astların aralarındaki çatışmalara yapıcı çözümler bulmalarına yardımcı olmalıdır. Tarafları dinleyerek onları yapıcı bir çözüme götürecek davranış ve stratejileri teşvik etmelidir. Yönetici taraflar arsında görüşlerini açıklıkla tartışabilecekleri, endişelerini ortaya koyabilecekleri, bir iletişim ortamı oluşturmalıdır. Arabulucu olarak yönetici, bir uzlaştırıcı ve yargıçtan çok bir başvuru kaynağı olarak görülmelidir. Yöneticinin arabuluculuğu ile tarafların ortak bir çözüme varması, hem yönetici hem de taraflar için doyum sağlar (Tjosvold, 1991’den Akt. Karip,2013:149).

  1. OKUL VE ARABULUCULUK

 

            Son zamanlarda okullarda yaşanan şiddet olaylarındaki artışlar, ilgilileri ve aileleri rahatsız edecek boyutlara ulaşmıştır. Öğrencilerin birbirleriyle olan sorunlarını şiddet içerikli yöntemlerle çözmeleri gözlerin eğitim kurumlarına çevrilmesine neden olmuştur. Oysa, okulların temel işlevlerinden biri, öğrencilere, istenmeyen davranışlardan ve modellerden arındırılmış bir çevre sunarak barışçı bir toplumun temellerini atmaktır. Buna rağmen, okullarda zaman zaman hırsızlık, okula ve okulun eşyalarına zarar verme, şiddet ve saldırganlık gibi istenmeyen davranışlar meydana gelmektedir (Öğülmüş,1996’ Akt. Koruklu,2006:12).

Arabuluculuk programlarının okullarda uygulanması ile pek çok istenmedik davranışın

engellendiği araştırmalarla saptanmaktır. Johnson (1988), yaptığı deneysel çalışmada çatışma çözme eğitimi alan öğrencilerin eğitimden sonra saldırgan davranışlar yerine olumlu çatışma çözme davranışını kullandıklarını ortaya koymuştur. Emerson(1990), ABD’deki dört ilkokulda arabuluculuk yöntemini uygulamış ve bu çerçevede öğrencilere iletişim ve problem çözme eğitimi verilmiştir. Amaç, okuldaki arkadaş grupları arasındaki şiddeti, anti-sosyal davranışları en aza indirmektir. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin kendi arkadaşlarının çatışmalarını

çözümünde yardımcı olabildikleri ve arabuluculuk yönteminin okul atmosferinde olumlu yönde gelişme sağladığı görülmüştür (Koruklu,2006:12).

            Bir başka araştırmada, öğrenciler ile öğretmenlerin arabuluculuk eğitiminden sonraki

çatışma çözme davranışlarında bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Sonuçlara göre, okul içerisinde şiddete bağlı disiplin problemlerinin yüzdesinin arabuluculuk eğitim programının uygulanmasından sonra önemli düzeyde düştüğü görülmüştür (Brown, 1991’den Akt. Koruklu 2006:12).

 Bir grup ilköğretim düzeyindeki öğrenci üzerinde yaptığı deneysel çalışmada, arabuluculuk eğitimi alan öğrencilerin eğitimden sonra daha barışçı çatışma çözme davranışlarını tercih ettiklerini saptamıştır. Özetle, arabuluculuk yönteminin okullarda uygulanması; şiddet olaylarında azalmalara, güvenli okul ortamının oluşturulmasına, arabuluculuk sürecinden yararlanan taraflara kişiler arası iletişim becerilerinin ve olumlu çatışma çözme yollarının öğretilmesine, yönetime daha az sayıda disiplin olayının yansımasına yardımcı olmaktadır (.Day-Vines ve diğerleri, 1996’dan Akt.Koruklu 2006:13).

Arabuluculuk süreci, bütün çatışmaların çözümünde kullanılabilecek sihirli bir güce

sahip değildir. Bazı faktörler arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya ulaşmaya engel olabilmektedir. Bunlardan altısı aşağıda verilmiştir (Deutsch ve Coleman, 2000’den Akt.Koruklu 2006:14).

1-Çatışmanın Yoğunluğunun Yüksek Olması:

Taraflar arasındaki çatışmanın yoğunluk seviyesi yüksek olduğunda, arabuluculuk süreci ile anlaşmaya varma güçleşmektedir. Özellikle ideolojik ve kültürel farklılıklardan dolayı yaşanan çatışmalarda, tarafların birbirlerine duydukları yoğun öfke, güvensizlik ya da

iletişim kurmanın imkânsızlığı, arabuluculuk süreci ile anlaşma sağlamayı olumsuz yönde etkilemektedir.

      2-Anlaşmaya Ulaşmak için Motivasyonun Yetersiz Olması:

Tarafların anlaşmak için çabaharcamada isteksiz olması da arabuluculuk

sürecinin başarısız olmasına nedenolabilmektedir.

3-Arabuluculuk Sürecinin Gereklerine Bağlı Kalınmaması:

Çatışması olan taraflardan birininarabuluculuk sürecinin sürekliliğini sağlayıcı kurallarına uymaması ya da tarafların arabulucuya güvenmemesi, anlaşmaya ulaşılmasına engel olabilmektedir.

4-Kaynakların Yetersiz Olması:

 Çatışmanın sebebi kaynakların yetersizliği olduğunda da arabuluculuk sürecinin başarısı düşmektedir. Tarafların anlaşma için çaba harcama istekleri azalmaktadır.

5-Çatışma “Temel İlkeler” İle İlgili Olduğunda:

Çatışma “ilkeler”i içine aldığında da çözülmesi zorlanmaktadır. Örneğin; ülkeler arasındaki çatışmalar, ideoloji farklılığından yaşanırsa anlaşmaya varmak güçleşmektedir.

6-Gücün Taraflar Arasında Eşit Olmaması:

Taraflardan biri diğerinden daha güçlü ise, kendine daha çok güveniyor ise, daha çok

ekonomik özgürlüğü varsa arabuluculuk süreci ile anlaşmaya ulaşma düzeyi azalmaktadır.

Arabuluculuk sürecini zora sokan faktörlere rağmen yapılan araştırmalar çatışması olan

tarafların ulaştıkları çözümden dolayı memnun oldukları yöntemlerin başında arabuluculuk olduğu söylenebilir

2.1. Okulda Arabuluculuk Sürecinin Amacı ve Hedefleri:

“Arabuluculuk” sürecinin okullarda uygulamaya konulmasıylaulaşılmak istenen amaç; barışçı bir toplumun oluşturulmasına yardımcı olmaktır. Bu temel amaca ulaşabilmek için gerçekleştirilmesi gerekli olan hedefler arasında verilmiştir. Okulda arabuluculuk eğitimi programının “barış toplumunu oluşturma” sürecinde; problem çözme gücü yüksek, iletişim becerilerini kullanabilen, empati kurabilen, benlik kavramı, öz yeterliği ve sosyal becerileri gelişmiş, ekip çalışmasına açık, farklı görüşlere ve çevreye açık, eleştirel düşünebilen, küresel bakış açısına sahip bireyler kazandırmayı hedeflemektedir. Okullarda uygulanacak “Arabuluculuk”  amacın gerçekleştirilebilmesi için bazı hedeflere ulaşılması gerekmektedir. Bunlar: sorumlu vatandaş yetiştirmek, şiddetin olmadığı barışçı bir okul ortamı oluşturmak, genç bireylerin sosyal ve duygusal gelişimlerine destek olmak, işbirlikçi eğitimi sağlamak, öğrenci merkezli disiplin anlayışını kullanarak etkili öğrenme ortamını oluşturabilmek ve sınıf yönetimine katkı sağlamaktır (Bodine ve Crawford, 1998’den Akt. Koruklu 2006:14).

2.2. Okulda Arabuluculuk Sürecinin Yararları:

Arabuluculuk becerileri, bireylerin farklı ortamlarda karşılaşabilecekleri çatışma

durumlarını çözmede etkilidir: Amerika’nın kırsal kesimlerindeki okullarda yapılan bir araştırmada, akran arabuluculuğunun etkisi incelenmiştir. Öğrencilerin arabuluculuk sürecini başarıyla tamamladıkları ve öğrendikleri becerileri gerçek çatışma ortamlarında kullanabildikleri gözlenmiştir. Ayrıca bu eğitimi alan öğrencilerin çatışmalarını daha olumlu davranışlarla çözme eğiliminde oldukları ve bunların sınıflarındaki şiddet olaylarında azalmaların görüldüğü saptanmıştır (Sweeney ve Carruthers, 1996’dan Akt. Koruklu 2006:15).

Arabuluculuk becerileri bireyin sağlıklı gelişimini destekler ve benlik saygısını artırır: Arabuluculuk eğitiminin bireylerin benliksaygısını artırdığına ilişkin Jkram (1992)’ın

Kuzey Texas’ta yaptığı araştırma sonucunda, programa katılan öğrencilerin; çatışma çözmede

daha yapıcı tutum geliştirdiği, benlik saygılarında artışın olduğu ve öğrenciler arasında yaşanan istenmedik davranışlarda azalmanın görüldüğü saptanmıştır (Koruklu 2006:15).

Arabuluculuk becerileri, bireyinkendisini, kontrol yeteneklerini güçlendirir, özgüvenlerini, iletişim becerilerini artırır, böylece olaylara sağlıklı bakmalarını sağlar: Johnson (1988)’ın ortaokul 6. sınıf öğrencileriile yaptığı çalışmada arabuluculuk eğitimprogramına katılan öğrencilerin iletişimbecerileri ve sosyal problem çözme becerilerikazandıkları görülmüştür. Başka bir araştırmadadeney grubu öğrencilerine arabuluculuk eğitimiçerçevesinde iletişim ve problem çözmebecerileri verilmiştir. Çalışmada temel amaç,

okulda yaşanan şiddet olaylarında ve anti sosyal davranışlarda azalma sağlayabilmektir. Veriler; arabulucuların gözlemlerinden, öğretmenlerden, öğrenci arabuluculardan, anlaşmazlık

yaşayanlardan ve ailelerden elde edilmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin kendi arkadaşlarının

çatışmalarının çözümünde yardımcı olabildikleri ve ayrıca okul ortamında da olumlu yönde

değişme sağladıkları saptanmıştır (Emerson, 1990’dan Akt. Koruklu 2006: 15).

Arabuluculuk becerileri güvenli bir ortam oluşmasını sağlar ve disiplin olaylarını azaltır: Bu konuda yapılan pek çok çalışma vardır.Bunlardan birisi Brown (1991) tarafından

yapılmıştır. Bu çalışmada bir grup öğretmen ve öğrenciye arabuluculuk eğitimi verilmiştir ve

eğitiminin okuldaki disiplin olaylarında azalıp azalmayacağını saptamaktır. Sonuçlara göre, okul içeresinde şiddete bağlı disiplin problemlerinin yüzdesinde önemli düzeyde

düşmenin olduğu görülmüştür.

Arabuluculuk becerileri bireyin özgüvenini geliştirerek okul başarısını artırır: (Stevahn ve diğerleri 2002) yüksekokuldaçatışma çözme ve arabuluculuk eğitiminin

etkililiği incelenmiştir. Çalışmanın iki denence si vardır: Birincisi, eğitim alan öğrenciler almayanlara göre arabuluculuk sürecini uygulamada daha başarılı olmaktadırlar, çatışma çözmede daha olumlu tutum geliştirmektedirler. İkincisi, eğitim alan öğrencilerin akademik

başarıları almayanlara göre daha yüksek olmaktadır. Analiz sonucunda, eğitim alan öğrencilerin arabuluculuk sürecini uygulamada daha başarılı oldukları ve akademik başarılarının diğerlerine göre daha yüksek olduğu ve okula karşı daha olumlu tutum geliştirdikleri görülmüştür (Koruklu 2006:15).

2.3. Okulda Arabuluculuk Programının Yapılanması:

Okul ortamında arabuluculuk sürecinin sağlıklı yürütülebilmesini sağlayacak bazı

komisyonların ve oluşturulması ve kimlerin hangi sınırlar içerisinde görev alacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla aşağıda arabuluculuğun etkili yürütülmesini sağlayıcı

birimler ve görevleri verilmiştir (Koruklu 2006:15).

  1. a) Okul Arabuluculuk Komisyonu: Arabuluculuk programının uygulanması için okul yöneticilerinden, çalışanlardan, ailelerden, öğrencilerden destek alınmaya çalışılır.Desteği sağlamanın en kolay yolu yukarıdasayılan gruplardan temsilciler seçilerek okuldaarabuluculuk sürecini yürütme komisyonuoluşturmaktır. Bu komisyonun görevi,arabuluculuğu tanıtmak, eğitimi yaptırmak veprogramın uygulanmasını sağlamaktır.Genellikle komisyon; bir yönetici, okuldanışmanı, öğretmen, ailelerden seçilenüyelerden oluşturulur. Programın etkililiği ilekomisyona seçilen üyeler arasında doğru orantıvardır. Özellikle yöneticilerin desteği, veriminartmasına neden olmaktadır (Lupton-Smith vediğerleri, 1996).

            Programın iyi uygulanabilmesi ve geniş katılımın sağlanabilmesi için “Okul Arabuluculuk Komisyonu’nda: Müdür, psikolojik danışman, öğretmenlerden bir temsilci, okul aile birliğinden bir temsilci, öğrenci temsilcisi yer alması araştırmacı tarafından önerilmektedir.

Okul Arabuluculuk Komisyonunun Görevleri: 1-Programın yürütülebilmesi için

plan oluşturma, 2-Programın uygulama yönergesini belirleme, 3-Arabuluculuğun okulda var olan disiplin politikasıyla nasıl bütünleştirileceğini belirleme, 4-Programı çalışanlara ve öğrencilere tanıtma, 5-Öğrenci programı için gerekli koordinatörleri belirleme (Smith ve Sidwell, 1990).

  1. b) Öğrenci Arabuluculuk Komisyonu: Okulda arabulucu olarak görev yapanöğrencilerin koordinasyonunu ve arabuluculuksürecinin düzenli yürütülmesini sağlamakamacı ile öğrenci arabuluculardan oluşan birkomisyon kurulur. Bu komisyonun üyelerininokulun benimsediği uzmanların verdiğiarabuluculuk eğitim programına katılmış olmasıgerekmektedir. Arabuluculuk eğitimi almışöğrencilerdir.

Öğrenci Arabuluculuk Komisyonu’nun Görevleri: 1-Öğrenci arabulucular ile iletişimi sağlamak, 2-Öğrenci arabulucuların haftalık arabuluculuk programını düzenlemek, 3-

Öğrencilere arabuluculuk sürecini tanıtmak, 4- Başka okullarda bulunan arabulucular ile iletişim kurmak, 5-Öğrencilerle sosyo-kültürel etkinlikler düzenlemek.

  1. c) Okul Arabuluculuk Koordinatörü: Komisyonlar belirlendikten sonra bukomisyonların işini kolaylaştıracakkoordinatörler seçilir. Koordinatörlerinseçilirken, istekli olmasına, bu konudaçalışmaya hazır olmasına, okul içeresindebulunan diğer bireylerle iletişim kurabilme

yeteneğine sahip olmasına önem verilmelidir. Okulun büyüklüğüne göre koordinatör sayısı

ayarlanması gerekir. Koordinatörlerden birinin Psikolojik Danışmanın olması önerilmektedir.

Program Koordinatörünün Görevleri: 1- Programı yürüten komisyonun hazırladığı uygulama planının geliştirilmesine yardımcı olmak, 2-Çalışacak olan grubun planlanması,

toparlanması, öğrencilerin oryantasyonu ve eğitimini sağlamak, 3-Vakaların başvurusundan

başlayarak çözümüne kadar izlemek, 4- Programı öğretim elemanlarına ve diğer bireylere tanıtmak, 5-Arabuluculuk sürecinden nasıl yararlanılacağını belirlemek, 6-Program için gerekli kayıtları tutmak ve korumak, 7- Arabuluculuk yürütme komisyonu ve yöneticilerle kesintisiz olarak iletişimi sürdürmek, 8-Öğretim elemanlarının ve öğrencilerin eğitimlerini aralıksız sürdürmek, 9- Ailelerin ve diğer toplum örgütlerinin katılımını sağlamak, 10-Programı gerekli disiplin anlayışı içerisinde yürütmek, 11-Gelecek için koordinatörler ve arabuluculuk eğitimcilerinin eğitimini planlamak (Smith ve Sidwell, 1990).

   2.4. Okul Arabuluculuk Programının Eğitim Programıyla Bütünleştirilmesi:

Okulda arabuluculuk sürecinin uygulanması kademelere göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle aşağıda farklı kademelerde uygulanmasının daha etkili olacağı göz önünde bulundurularak bazı arabuluculuk uygulamaları önerilmiştir (Koruklu 2006:16).

1.Tüm okulu kapsayan arabuluculuk süreci:

Tüm okulu kapsayan arabuluculuk sürecinin, ilköğretim kademesinde uygulama kolaylığı nedeniyle daha etkili olacağı düşünülmektedir. Tüm öğrencilere arabuluculuk ve çatışma çözme eğitimi verilerek, temel eğitimden itibaren olumlu çatışma çözme ve iletişim becerileri kazandırılmış olacaktır. Johnson ve Johnson(1994)’a göre tüm okulu kapsayan arabuluculuğun en belirgin avantajı, bütün öğrencilerin arabuluculuk eğitimini alması ve hepsinin de arabulucu olarak çalışabilme şanslarının olmasıdır. Böylece öğrencilerin hepsi çatışmalarını yapıcı yollarla çözmeyi öğrenmektedir ve arabulucu olarak çalıştıkları için de çatışma yönetimi ve iletişim becerileri konusunda yeterlilik kazanmaktadırlar. Sonuçta, okul ortamındaki şiddet olaylarında ve disiplin olaylarının sayısında azalmalar yaşanmaktadır.

Bu modelin dezavantajı ise; bu programı uygulamanın zaman alması ve tüm yönetimin

katılımının zorunlu olmasıdır. Bu durum, maliyetlerin artmasına neden olmaktadır(.Lupton-Smith ve diğerleri, 1996).

2-Kulüp çalışması ve arabuluculuk süreci :

Bu modelde okulun tüm birimlerinden gönüllü olarak katılan öğrencilerle okul ders programı dışında bir araya gelinerek eğitim yapalar. Genellikle de tercih edilen, ders bitişi ya da hafta sonu toplantılarıdır. Bazı durumlarda çalışmalar öğle aralarında ya da yoğunlaştırılmış iki günlük programlarla uygulanabilir. Bu model içerisinde arabuluculuk; okuldan önce, öğle arası, okul çıkışı planlanır. Bu modelin en önemli avantajı arabulucu olarak seçilen öğrencilerin tüm okul evrenini temsil etme düzeyinin yüksek olmasıdır. Modele özgü bir diğer avantaj, okul içeresinde dışlanmış, grup arkadaşlığı yapamayan, okulun sosyal faaliyetlerine katılamayan öğrencilere bir fırsat yaratmasıdır. Kulüp modelinin dezavantajı ise, arabuluculuk eğitiminin istenilen ölçüde derinleştirilememesidir (Lupton-Smith ve diğerleri, 1996). Bu model ortaöğretim ve yükseköğretim için önerilmektedir. Öğrencilerin hem bol zamanlarını değerlendirme ve hem de farklı arkadaş gruplarıyla etkileşimde bulunma olanağı sağlaması anlamlı bir kazanç olarak görülmektedir.

3-Seçmeli ders olarak arabuluculuk süreci:

Graham ve Cline (1989)’a göre arabuluculuk için kısa süreli kurslar ya da dersler düzenlenebilir. Bazı Amerikan okullarında arabuluculuk eğitimi seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Bu dersler “Akran Bulucu” adı altında verilebilmektedir. Bu dersleri veren öğretim elemanları koordinatör olarak uygulamalarda görev almaktadırlar. Derse katılan öğrencilerden de arabulucu olarak görev yapması istenmektedir. Bu model yüksekokullar için en etkin olanıdır. Bu modelin bazı avantajları vardır. Bunlar; dersler öğrencilerin arabulucu olarak eğitilmesine olanak sağlar ve arabuluculuğun uygulanmasına ortam hazırlar. Ayrıca bireylerin birbiriyle iletişimleri ders aracılığı ile kolay olduğundan arabuluculuk için yapılacak zaman planlamasında sorun yaşanmaz. Arabulucuların yaptığı uygulamalar sürekli değerlendirildiği için modelin etkililiği artmaktadır.

 Bu modelin dezavantajları ise, arabulucu olarak görevlendirilecek bireylerin sadece dersi alan bireylerden seçilme zorunluluğudur. Bu da ders alan öğrencilerin genel öğrenci kitlesini tam olarak temsil etme düzeyini düşürmektedir. Diğer bir zayıf yönü ise arabuluculuk zamanı dersin olduğu saatlerle sınırlı olmasıdır (Lupton-Smith ve diğerleri,1996).

 Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencilerine 2003-2004 Eğitim Öğretim yılında seçmeli ders olarak “İlköğretimde Arabulucuk ve İletişim Becerileri” dersi verilmiştir ve öğrencilerden alınan geri dönütlere göre çok yararlı olduğu söylenmiştir

2.5. Okul Arabuluculuk Programının Uygulama Süreci :

Arabuluculuk sürecinin okullarda uygulanabilmesi için belirli aşamaların sırasıyla yerine getirilmesi gerekmektedir. İstenilen süreçlerin atlanması durumunda beklenen etkinin sağlanması mümkün olamayacaktır. Bu basamaklar tanıtım, eğitim ve uygulama olmak üzere üç grupta incelenecektir (Koruklu 2006:17).

Tanıtım Basamağı: Birinci basamak; Arabuluculuğun tanıtımı, genel olarak okulun tamamı program hakkında bilinçlendirilmelidir. Bilinçlenme çalışması okulun yapısına, nüfusuna göre planlanmalıdır. Yüksekokullarda ise okul çalışanlarının tamamını kapsayan eğitim ve tanıtma toplantılarına yer verilmelidir. Tanıtımlar yapılırken farklı araçlar kullanılabilir. Öğrenciler için panolar hazırlanabilir, video gösterileri yapılabilir, küçük grup çalışmaları yaptırılabilir. Ders programları içerisinde belirli saatler programın tanıtımına ayrılabilir. Velilerle toplantılar düzenlenebilir, gazete yayınlanabilir, farklı etkinlikler(çay, piknik vs.) düzenlenebilir (Lupton-Smith ve diğerleri, 1996).

Eğitim Basamağı: İkinci basamak; arabulucuların seçimi, eğitimin yapılması ve programın yürütülebilmesine engel olan problemlerin çözümünü kapsamaktadır. Eğitime başlanmadan önce bazı soruların yanıtlanması gerekmektedir. Bunlar: Kimler arabulucu olarak eğitilecek? Hangi konularda arabuluculuk sürecinden faydalanılacak? Arabuluculuk oturumlarının zamanlaması nasıl düzenlenecek? Programın değerlendirilmesi nasıl yapılacak? Sorularıdır.

Arabulucu olabilme yaşının da önemli olduğunu söyleyen Deutsch (1993), bir arabulucunun en az 10 yaşlarında olmasının uygun olacağını söylemiştir. Özellikle ilkokul düzeyinde sınıfta çatışma çözmeyi içeren işbirlikli öğrenme, grup çalışmaları ve grup oyunları ile programın içerisinde çatışma çözmenin öğretilmesi daha uygun olduğu saptanmıştır (Lupton-Smith ve diğerleri, 1996).

Arabulucu seçimi üç şekilde yapılabilir; kendi isteği ile aday olma, akranları tarafından aday gösterilme, öğretmenleri tarafından aday gösterilme. Seçimlerde akademik başarı öncelikli koşul değildir. Uzmanlara göre öğrencinin; duyarlılığı, olgunluğu, güvenir olması, diğer öğrenciler tarafından saygı duyulması daha öncelikle kişilik özellikleridir (Lupton-Smith ve diğerleri, 1996). Ayrıca bireylerin liderlik özelliğinin olması, konuşma becerisinin gelişmiş olması, arabuluculuk sürecine yıl içersinde katılmaya istekli olması da önemlidir (Smith, Sidwell, 1990).

Etkili Arabulucu Özellikleri: Arabulucununsüreç içerisindeki rolü ve önemi, öğrenciler tarafından bilinmesi gerekmektedir. Etkili bir arabulucunun temel özelliği, kendi ile barışık olması ve başkalarına yardımcı olmaktan mutlu olmasıolarak özetlenebilir (Gilhooley ve Scheuch, 2000). Aşağıda etkili arabulucuların sahip olması gereken bazı özelliklere yer verilmiştir (Koruklu 2006:18) :

1-Etkili bir arabulucu, okulunu sahiplenen ve daha barışçı ve düzenli bir ortam oluşturmada istekli olan bireydir.

 2-Etkili bir arabulucu, sorumluluklarının bilincinde, verilen görevleri zamanında yerine getiren bireydir. Şeref listesinde yer almak zorunda değildir, sadece sorumluluk sahibi olması gerekmektedir.

3-Etkili bir arabulucu, gizlilik ilkesi ile çalışabilecek sorumluluğa sahip bireylerdir.

 4-Etkili bir arabulucu, arabuluculuk eğitimine katılmaya ve arabuluculuk becerilerini geliştirmeye istekli olan bireylerdir (Gilhooley ve Scheuch, 2000).

Uygulama Basamağı: Bu basamağın içerisinde, arabuluculuk programının tanıtımı, desteklenmesi, okul çalışanlarının, öğrencilerin ve arabulucuların eğitimi ve programın etkililiğinin değerlendirilmesi yer alır. Bu basamakta program koordinatörünün görevi; arabuluculuğun zaman planlamasının yapılması, arabuluculuk sürecinden elde edilen verilerin kayıt edilmesi ve saklanması, süreç sonunda alınan kararların ise yarayıp yaramadığının değerlendirilmesi ve takip edilmesidir (Lupton- Smith ve diğerleri, 1996).

Arabuluculuk çalışmaları hafta içinde,belirlenen zaman ve yerde yürütülmelidir. Bazı durumlarda öğle araları, okul saati dışında belirlenen çalışma saatlerinde yürütülebilir.

Seçmeli ders modeli ya da kulüp modelinde ders dışında ya da seçmeli ders saatinde yürütülebilir. Arabuluculuğa duyulan gereksinim, okulun büyüklüğüne, arabuluculuğa başvuru sayısına ve arabulucuların sayısına bağlıdır (Smith ve Sidwell, 1990).

Arabuluculuk sürecinden yararlanacak olan bir öğretim elemanı ise bu süreçte bir öğretim elemanı arabulucu ile öğrenci arabulucu olmak zorundadır. Arabuluculuk sonucunda öğrenci arabulucular öğretim elemanı arabuluculardan geri bildirimi alarak gelişim sağlayabilirler (Smith ve Sidwell, 1990).

Yapılan araştırmalar, kişiler arası çatışmaların çözümünde kullanılan en popüler programın arabuluculuk olduğunu göstermiştir. Arabuluculuk programlarının gerçekleştirmeyi planladığı çeşitli hedefleri vardır: Sorumlu vatandaş yetiştirmek, şiddetin olmadığı barışçı bir okul ortamı oluşturmak, genç bireylerin sosyal ve duygusal gelişimlerine destek olmak, işbirlikçi eğitimi sağlamak, öğrenci merkezli disiplin anlayışını kullanarak etkili öğrenme ortamını oluşturabilmek ve sınıf yönetimine katkı sağlamaktır (Bodine ve Crawford, 1998).

Arabuluculuk eğitimi alan bireylerin, kazandıkları iletişim ve çatışma çözme becerilerini okul dışında da kullanabildikleri görülmüştür. Ayrıca bu eğitimin, bireylerin kendi iç denetimlerini kazanabilmelerinde ve kendilerine güven duygusunu geliştirmede etkili olduğu saptanmıştır (Dykeman, 1996).

Öğrencilerin arabuluculuk eğitiminden kazandıkları becerileri evlerinde, kardeşleri ile olan çatışmaların çözümünde kullandıkları gözlenmiştir. Eğitimin etkililik düzeyi ise %58 ile %93 arasında değişmektedir. Öğrenci arabulucular eğitimden sonra etkili dinleme, özetleme, eleştirel düşünme, problem çözme becerilerini kullanabilmektedirler (Johnson, Johnson ve Dudley, 1992).

 Arabuluculuk ve çatışma çözme programının uygulandığı okullardaki disiplin anlayışında da olumlu değişmelerin yaşandığı araştırmalarla ortaya konmuştur. Geleneksel dış denetimli ceza-ödül anlayışı yerine, iç denetimi sağlayıcı anlayışın yerleşmesine olanak sağladığı görülmüştür (Carruthers ve diğerleri, 1996).

İlköğretimden başlayarak arabuluculuk ve çatışma çözme eğitiminin uygulamaya başlanması ile okullardaki şiddet olaylarında azalmalar görülmesi, okul ortamında olumlu değişmeler yaşanması, öğretmenlerin öğrencilerin çatışmalarıyla daha az uğraşmak zorunda kalmaları eğitimin kalitesinin artmasına yardımcı olmakta bu durumda öğretmenlerin iş doyumlarında artışlara neden olmaktadır (Thorsen-Spano, 1996)

Add Comment