Eğitim Yönetimi | Dün, Bugün ve 2000’li Yıllara Doğru

EĞİTİM YÖNETİMİ DÜN, BUGÜN VE 2000’li YILLARA DOĞRU

Tokay GEDİKOĞLU

En eski b i l im dallarından b i r i s i olarak kabul edilen yönetim
b i l i m i günümüze kadar çok çeşitli aşamalardan geçmiştir.
M i l a t t a n önceki çağlardan başlayarak, insanların olduğu her
yerde b i r yönetim olgusundan söz etmek mümkündür. B i l i m s e l
bir özelliği olmayan, tamamen içgüdüye ve insanın temel
g e r e k s i n m e l e r i n i karşılama amacına yönelik i l k e l yönetim
biçimleri, daha sonraki dönemlerde gelişmiş ve giderek
yüzyıllar içerisinde b i l i m s e l b i r n i t e l i k kazanmıştır.
Yönetim düşünce ve uygulamaları eski uygarlıklardan bu y a n a
çeşitli e v r i m l e r geçirerek günümüze kadar gelmiştir. Bu süreç
içerisinde gelişme ve ilerleme, her hangi b i r dönem için geçerli
sayılan k u r a m ve uygulamaların sorunlara artık çözüm
üretemez hale gelmesi durumunda, yeni arayışlara g i r i l m e s i ve
yeni düşüncelerin üretilmesi sonucunda olmuştur (James,
1996). Yönetim bilimlerinde belli dönemlerde görülen
gelişmeler gerçekten de göz kamaştırıcıdır. Örneğin, eski
Mısır’da, m i l a t t a n önce 2000 yıllarında son derece gelişmiş
planlama, örgütleme ve eşgüdümleme gerektiren örgütlerin
kurulduğu b i l i n m e k t e d i r . Y i r m i yıl içerisinde yüz b i n insanın
çalışması sonucu inşa e d i l en p i r a m i t l e r , o z a m a n ki örgütlenme
anlayışının ne kadar gelişmiş olduğunun bir göstergesidir
(Owens, 1981).

Mısır’da p i r a m i t l e r i n inşa edildiği dönemde, eski Çin’de de
oldukça sistematik bir biçimde çalışan örgütler vardı. H a t t a ,
yönetim b i l i m i n i n köklerinin eski Çinlilerin savaş t a k t i k l e r i n e
dayandığı i l e r i sürülmektedir. Ayrıca, i b r a n i , Yunan, Roma ve
İslam uygarlıkları ile Osmanlıların, Fransızların, Almanların
ve İngilizlerin yönetim b i l i m i n i n gelişmesine çok önemli
katkıları olmuştur.

Yönetim düşüncesinde orta çağların başlangıcından XIII.
yüzyıla kadar önemli b i r gelişme olmamıştır. XIII. yüzyıldan
endüstri devrimine kadar olan gelişmeler ise, daha sonraki
dönemlerle kıyaslandığında çok fazla kayda değer
görülmemektedir. Önce İngiltere’de başlayan, XIX. ve X X .
yüzyıllarda A v r u p a ve A m e r i k a ‘ d a yayılan endüstri devrimi,
yönetim düşüncesinin ve örgütlenmenin gelişmesi bakımından
son derece önemlidir. Endüstri devrimi sonucunda örgütlerin
sayı ve büyüklükleri artmış, yapıları karmaşıklaşmış ve
e t k i n l i k alanları çeşitlenmiştir. Bu nedenle de, endüstri
d e v r i m i , teknolojik olduğu kadar sosyal ve kültürel b i r d e v r i m
o l a r a k n i t e l e n d i r i l m e k t e d i r (Baransel, 1993).

Y i r m i n c i yüzyılın başından bu yana, başta A m e r i k a Birleşik
D e v l e t l e r i olmak üzere, birçok batılı ülkede sosyal b i l i m l e r
alanındaki i l e r l e m e l e r i n sonucunda yönetim b i l i m l e r i n d e de
yeni gelişmeler ve yaklaşımlar olmuş ve bu ülkelerdeki
u y g u l a m a l a r tüm dünyaya yayılarak günümüze kadar
gelmiştir. Japonlar ise, sosyo- ekonomik ve kültürel s i s t e m l e r i
içerisinde k e n d i l e r i n e özgü bazı yönetim biçim ve uygulamaları
geliştirmişlerdir. Yönetim b i l i m l e r i n d e k i bu gelişmeler eğitim
yönetimine de yansımış ve bu alanda da önemli gelişmeler
olmuştur.

Yönetim B i l i m l e r i n i n Gelişmesi ve Eğitim Yönetimi
Y i r m i n c i yüzyılın başlarında ” K l a s i k Yönetim” anlayışı ile
b i l i m s e l b i r içerik ve yaklaşım k a z a n a n yönetim b i l i m l e r i n d e k i
gelişmeler, “Yönetimde İnsan İlişkileri” ve “Örgütsel Davranış”
dönemleri ile daha çok gelişmiş ve günümüzdeki
“Modern/Çağdaş Yönetim” anlayışı ile kuramsal anlamda
gelişme sürecini çok geniş ölçüde tamamlamıştır. B u n d a n
sonra yönetim b i l i m l e r i n d e k i gelişme ve y e n i l i k l e r i n k u r a m s a l
o l m a k t a n çok u y g u l a m a y a yönelik olma olasılığı daha fazladır.
K l a s i k Yönetim anlayışı Frederick W. Taylor’un y i r m i n c i
yüzyılın başlarında i l e r i sürdüğü bilimsel yönetim kuramına
dayanır. Taylor’a göre bir örgütte yapılan işler işbölümü,
uzmanlık, sorumluluk ve denetim öğelerine dayalı olarak
bilimsel bir yaklaşımla örgütlenirse, iş görenlerin verimi artar.
Taylor bir örgütte b i l i m s e l yönetimin gerçekleşebilmesi için
yöneticilerin ve iş görenlerin, görev ve sorumluluklarına
Dün, Bugün ve 2000’li Yıllara Doğru yansıyabilecek her türlü değişikliği ve yeniliği k a b u l edebilecek
e s n e k l i k ve açıklıkta olmaları gerektiğini savunmuştur. (Shafritz and VVhitbeck, 1978). Ayrıca, Taylor örgütlerde
v e r i m i n artırılabilmesi için en etkin , en süratli ve en az yorucu yöntem ve teknolojilerin bulunup uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.

B i l i m s e l yönetim anlayışının giderek yaygınlaşması ve daha i y i
anlaşılması sonucunda, toplumların çeşitli kesimlerince bu
yaklaşımın okullar tarafından da benimsenip uygulamaya
konulması gerektiği konusunda baskılar yapılmaya başlandı.
Öyle ki, dönemin i l e r i gelen eğitimcilerinden Ellwood P.
Cubberley (1916) o k u l u sosyal amaçlı tüketime yönelik o l a r a k
h am madde işleyen b i r f a b r i k a y a benzetti (Hanson, 1996).
K l a s i k Yönetim anlayışına Taylor’dan sonra A l m a n sosyolog
M a x Weber önemli katkılar yapmış ve bir yönetim biçimi
o l a r a k “bürokrasi”yi gündeme getirmiştir. Weber, bürokrasiyi
örgütlerdeki b e l i r l i yapısal düzenlemeler ve bu düzenlemelerin
doğal b i r sonucu olan b e l i r l i davranış biçimleri ve kalıpları
olarak tanımlamıştır ve bürokratik örgütü etkililiği ve
verimliliği en üst düzeyde b i r örgüt o l a r a k nitelemiştir (Scott,
1981).

1950’lerden sonra yeni b i r örgüt ve yönetim anlayışı doğdu ve
bu anlayış aynı zamanda eğitim yönetimi ile i l g i l e n en
insanların d i k k a t i n i de çekti. Bu y e n i anlayış örgütlerin yapısal
özellikleri ile çalışanların kişisel özellikleri arasında d i n a m i k
b i r ilişki olduğu yaklaşımına dayanıyordu ve çalışanların örgüt
içi davranış ve v e r i m l e r i n i çok geniş ölçüde bu i k i değişkenin
belirlediği görüşü benimseniyordu. Bu görüş doğrultusunda,
okul ve benzeri örgütlerin, belli formol yapı ve süreçleri ile,
b i r e r sosyal sistem olduğu kabul edilmiştir. Bu örgütlerin
işlevleri, başta okullar olmak üzere, önceden saptanmış
birtakım amaçların gerçekleşmesini sağlayacak biçimde
düzenlenmektedir. Amaçların gerçekleşebilmesi için örgütte
değişik konumda çalışanlar arasında iş bölümü yapılması
öngörülmektedir ve örgüt tüm işlevlerini, yapısal ve yönetimsel
düzenlemelerini b e l i r l i k u r a l l a r a göre yapmaktadır.
1960’larda, psikoloji, sosyal psikoloji, sosyoloji, matematik ve
ekonomi gibi b i l im dalları yardımı ile örgütlerdeki çeşitli i n s a n
davranışları yorumlanmaya çalışıldı. Psikologlar insanların
işlerini y a p a r k e n birtakım kişisel ihtiyaçlarını karşılamak v e y a
t a t m i n etmek arzusu içinde olduklarını belirttiler; sosyal
psikologlar da iletişim, l i d e r l i k , örgütsel değişme, örgüt içinde
sürtüşme ve karar alma gibi yönetimin çok önemli unsurları
içerisinde b i r b i r l e r i n e nasıl e t k i edip davranışlarına nasıl yön
vermeye çalıştıklarını anlatmaya çalıştılar. Sosyologlar ise
grup davranışları ile karmaşık yapıları olan örgütlerdeki grup
d i n a m i k l e r i n i inceleyerek yönetim b i l i m l e r i n e çeşitli katkılarda
b u l u n d u l a r .

1970’li ve 1980’li yıllarda yönetim b i l i m l e r i n d e k i bilimsel
temellere dayalı çok çeşitli kuramsal gelişmeler ve
uygulamalar bugünkü çağdaş/modern örgüt ve yönetim
anlayışının doğmasına neden oldu. Çağdaş yönetim döneminde,
örgütler tıpkı yaşamını sürdüren canlı organizmalar gibi
b i r b i r i n e bağımlı ve etkileşim halinde o l an parçalardan v e y a a l t
sistemlerden oluşan açık sistemler o l a r a k görülmektedir. Örgüt
açık b i r sistem olarak nitelendirildiğinde örgüt-çevre etkileşimi
gündeme gelmektedir. Örgüt-çevre etkileşiminde, okul
çevreden i n s a n ve diğer maddi kaynakları, toplumun değer
yargılarını ve b e k l e n t i l e r i n i g i r d i o l a r a k alır; bunları b i r üretim
süreci içerisinde, değer de katarak, işler ve mal, hizmet v e y a
düşünce biçiminde çıktılar olarak topluma tüketilmek üzere
sunar. Örgüt-çevre etkileşimi sonucunda alt sistemlerdeki
yıpranma ve fireler sonucu enerji kaybeden sistemler
k e n d i l e r i n i yenileyip enerji toplamak zorundadırlar. İhtiyaç
d u y u l a n enerjiyi depolamanın bir yolu da, maddi kaynakların
artırılmasına ilave olarak, çalışanların b i l g i ve b e c e r i l e r i n in
y e n i l e n i p artırılması ve i n s a n kaynağının daha e t k i l i ve v e r i m l i
b i r biçimde kullanılmasıdır. Sistem yaklaşımının sosyal
b i l i m l e r e uygulanması örgütlerde görevlerin algılanması ve
görevler arasındaki ilişkiler bakımından yararlı bulunmuştur
(Eren, 1993). Ayrıca, sistem yaklaşımı sosyal yaşamın
d i n a m i z m i n i n daha i y i anlaşılmasına katkı yapmaktadır.
Çağdaş örgüt kuramı yalnızca biçimsel yapıyı ya da yalnızca
i n s a n davranışlarını incelemenin örgütü anlamada yeterli
olmadığı görüşündedir. Çağdaş kuramcılar örgütü anlamanın
en anlamlı y o l u n u n o n u b i r sistem, b i r bütün o l a r a k incelemek
olduğunu i l e r i sürmüşlerdir. Bu anlamda çağdaş örgüt kuramı
kendinden önceki i k i dönemde ( k l a s ik dönem ve i n s a n ilişkileri
Dün, Bugün ve 2000’li Yıllara Doğru
okulu) ortaya atılan görüş ve düşüncelerin bir sentezini
yapmakta ve örgütü b i r bütün olarak incelemektedir. Çağdaş
yönetim anlayışı, örgütlerdeki insan kaynağının en e t k i n ve
v e r i m l i b i r biçimde kullanılmasını öngörmektedir. Bu nedenle,
y e t e r l i niteliklere sahip insan gücünün sağlanması,
doyumlanarak işte tutulması ve geliştirilmesi çağdaş yönetimin
başlıca amacı h a l i n e gelmiştir.

Yönetim b i l i m l e r i n d e k i bu hızlı gelişmelerin eğitim yönetimi
üzerindeki etkileri ancak yirminci yüzyılın ortalarında
hissedilmeye başlanmıştır. Bunun başlıca nedeni A v r u p a ve
A m e r i k a ‘ d a eğitim fakültelerinin genel, kamu ve işletme
yönetimi konularında eğitim-öğretim yapan ve yönetim
b i l i m l e r i n d e k i yenileşmeleri yakından i z l e y en diğer fakülte ve
yüksekokullarla yeterince iletişim kuramamış olmalarıydı
(Owens, 1981). 1950’lerden önce eğitim yönetimi, b i r d i s i p l i n
olarak, genellikle deneyimli okul yöneticileri tarafından ve
daha çok bu yöneticilerin gözlem ve d e n e y i m l e r i n i n aktarılması
i le sınırlıydı. Bu dönemde eğitim yönetiminde yapılan
araştırmalar ise daha çok i l g i l i şahısların bir konuya ilişkin
kişisel görüşlerinin toplanmasından i l e r i gitmiyordu. Ancak,
D a n i e l G r i f f i t h s ‘ i n bu dönemde o k u l l a r d a k a r a r verme sürecine
ilişkin çalışmaları eğitim yönetiminin gelişme sürecinde önemli
b i r adım sayılır. Diğer taraftan, Raymond C a l l a h a n ‘m yine bu
dönem içerisinde okulun etkililiği üzerine yaptığı bazı
çalışmalar da eğitim yönetiminin gelişmesine önemli katkılar
yapmıştır (Hoy, 1994).

Eğitim Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar

F o r m a l örgütlerin birçoğundan farklı olarak, o k u l l a r d a örgütsel
ve yönetsel sorunların kaynağını oluşturan b i r ” i n s a n ” öğesi
vardır. Öğrenciler, öğretmenler, v e l i l e r ve iş görenler o k u l d a ve
o k u l u n işleyişinde her b i r i ayrı birtakım rollere sahiptir ve
çeşitli işlevleri yerine getirmektedirler. Bu nedenle de, o k u l u n
yönetimi karmaşık bir nitelik kazanmaktadır. Aslında,
insanoğlunun sosyal buluşları arasında en karmaşık olanı
okuldur.

O k u l u n işleyişini daha i y i kavrayabilmek için sosyal b i l i m l e r e
ve özellikle davranış b i l i m l e r i n e gereksinme duyulmaktadır.
Bu yüzden de eğitim yönetimi alanına diğer b i l im dallarından o
Gedikoğlu
kadar çok k a v r am ve düşünce uyarlanmıştır ki neredeyse
eğitim yönetiminin “kendine özgü” diyebileceğimiz bir yönü
kalmamıştır (Hanson, 1996). Ancak, diğer b i l im dallarından
k u r a m s a l n i t e l i k t e b i l g i almanın olumsuz bir tarafı da yoktur.
Yeter k i , u y a r l a n a n b i l g i l e r eğitim yönetimi alanında, özellikle
uygulamalarda, karşılaşılan s o r u n l a r a çözüm g e t i r e b i l s i n .
Bugün okullarda, eğitim-öğretim ve yönetim işlevlerinin
b i r b i r i n d e n ayrılması gerektiği görüşü giderek yaygınlaşmakta
ve okulların özel sektör kuruluşlarında olduğu gibi, k a r a r a l m a
ve yürütme y e t k i ve becerileri ile donatılmış yöneticiler (chief
executive) tarafından yönetilmeleri gerektiği ileri
sürülmektedir (Osborne, 1993). Ancak, bu yaklaşımın yanlış
olduğunu söylemek gerekir, zira endüstri ve ticaret
sektörlerinde geçerli olan yönetimin eğitim alanına
uygulanması aşağıda b e l i r t i l e n nedenler yüzünden olası
değildir:

1. O k u l l a r amaçları bakımından çeşitlilik gösterirler. Endüstri
veya t i c a r e t alanında örgütlerin tek amacı vardır: daha f a z l a
mal veya hizmet üreterek daha fazla kazanç sağlamak.
Oysa, eğitim alanında okullar arasında amaç farklılığı
olduğu gibi, tek bir o k u l u n b i r b i r i n d e n farklı, birden fazla
amacı da o l a b i l i r .

2. Eğitim alanında l i d e r l i k anlayışı diğer a l a n l a r d a k i n d en
farklıdır. Okul yöneticilerinin “yönetim” görev ve
sorumluluklarının yanı sıra, bir de “akademik” görev ve
sorumlulukları vardır. Bu nedenle, okul yöneticilerinin
l i d e r l i k işlevleri her i k i a l am da kapsamaktadır. Hatta o k u l
yöneticilerinin “akademik” görev ve sorumlulukları o kadar
fazladır ki “yönetim”e gereken zamanı ayıramamaktadırlar.

3. Eğitim alanında h d e r l i k her şeyden önce profesyonelliğe
dayanır ve daha r a d i k a l ve güdüleyici bir niteliğe s a h i p t i r
(Hughes, 1989).

4. Eğitim alanında, diğer alanlarda olduğu gibi, yönetim
g e n e l l i k l e “emir-komuta” zincirine dayalı bir hiyerarşik
yapılanma göstermez.

Dün, Bugün ve 2000’li Yıllara Doğru

Çok uzunca bir zamandan beri okul yöneticilerinin yaptığı en
önemli iş değişim veya yenilik karşısında daha çok
p r o g r a m l a r d a ve değerlendirme sürecinde gerekli görülen
düzeltmeleri ve düzenlemeleri yapmak olmuştur. Değişim v e y a
yeniliğe karşı ister p r o g r a m l a r d a olsun, ister değerlendirmede,
i s t e r okul-çevre ilişkilerinde, veya kaynak sağlanması ve
bütçenin harcanmasında olsun, başarılı ve e t k i l i bir yönetim
göstermek için yönetim yapı ve süreçlerinde de gerekli
değişikliklerin ve düzenlemelerin yapılması b i r z o r u n l u l u k t u r .
Değişim, okulların çeşitli öğe ve işlevlerine, yerel
yönetimlerden parlamentoya kadar v e y a smıf içinden t o p l u m u n
geneline kadar çok değişik k a y n a k l a r d a n empoze edilmektedir,
önemli olan, okullarda bu değişikliklerle baş edilebilecek
örgütlenmenin yapılması ve g e r e k l i süreçlerin işletilmesidir.
1990’h yıllarda değişimin d i n a m i k l e r i n i , altmışlı ve yetmişli
yılların tersine, o k u l l a r d a ve öğretmenlik mesleğinde değil,
seksenli yıllarda da defalarca ifade edildiği gibi sosyal, p o l i t ik
ve ekonomik olguların içinde aramak gerekecektir. B u n u n l a
beraber, ülkemizde sosyo-ekonomik olguların, p o l i t i k olguların
çok önünde olduğunu söylemek yerinde olur. Zira, eğitsel
s o r u n l a r a çözüm üretmek konumunda o l a n politikacıların, bu
görevlerini tatmin edici bir düzeyde yerine g e t i r d i k l e r i ni
söylemek oldukça güçtür. B i l g i toplumlarında, temel sosyoekonomik
değişimleri dikkate almadan, bugünün veya yakın
geleceğin eğitimsel sorunlarına çözüm üretme olanağı y o k t u r .
Bu ise, çoğu kez o k u l u n örgüt ve yönetiminde b i r r e f o r m u ve
yeniden yapılanmayı gündeme getirmektedir.

2000’li Yıllarda Eğitim Yönetimi

G i d e r e k daha da küreselleşen ve evrenselleşen, b i l im ve
t e k n o l o j i n i n akıl almaz bir hızla ilerlediği dünyada, eğitim
yönetiminin gelecekte daha farklı olacağı b i r gerçektir.
2000’li yıllarda o k u l yönetimi aşağıdaki s o r u l a r l a çok yakından
i l g i l i olacak ve b u n l a r a v e r i l e n yanıtlara göre biçim alacaktır:
1. O k u l d a yönetim süreçleri k i m l e r tarafından işletilmektedir?
Y e t k i ve s o r u m l u l u k l a r kimlerde toplanmaktadır?

2. O k u l d a k i mevcut uygulamalar, endüstri ve ticaret
alanındaki yönetim yaklaşımları ile okul yönetimi
arasındaki farklılıkları ortaya koyacak n i t e l i k t e m i d i r ?

3. Değişmeler ve gelişmeler karşısında kullanılabilecek
a l t e r n a t i f programlar var mı? Örgüt yenileme ve yeniden
yapılanma konularında p l a n l a r geliştirilmekte mi?

4. Değişim i le u y g u n biçimde baş edilebilmek için iş görenlerin
tüm k a p a s i t e l e r i kullanılıyor mu?

5. Yönetim ile manipiilasyon b i r b i r i n d e n ayırt e d i l i y o r mu?

6. Yönetim bir kontrol mekanizması olmaktan çok, okula güç
kazandıracak ve geliştirecek bir mekanizma olarak
görülüyor mu?

7. İş görenler okuldaki sorunların kaynağı olarak mı, yoksa
çözümlerin kaynağı o l a r a k mı görülüyor?

8. O k u l yönetimi karar-alma sürecinde gereksinme duyacağı
b i l g i y i i s t e n i l i n n i c e l i k ve n i t e l i k t e sağlayabiliyor mu?

9. O k u l yönetimi okulun ve iş görenlerin tüm olanak ve
işlevlerini ve çağdaş eğitim teknolojilerini, standartlara
uygun kalitede eğitim-öğretim vermek için e t k i l i b i r biçimde
k u l l a n a b i l i y o r mu?

10.Okul yönetimi iş görenlerin kişisel amaçlarının
karşılanması ve iş doyumu sağlanması k o n u l a r 1 ıda gerekli
düzenlemeleri yapıyor mu?

İş görenlerin zamanlarını e t k i l i b i r biçimde k u l l a n a b i l m e l e r i ve
iş yaşamından k a y n a k l a n a n stresle baş edebilmeleri için
gerekli düzenlemeler yapılıp önlemler almıyor mu?

Sonuç

Genel yönetim alanındaki değişme ve gelişmelerin yanı sıra,
bir örgüt olarak o k u l u n ve bir süreç olarak eğitimin niteliği
değiştikçe, kaçınılmaz olarak, eğitim yönetiminin niteliği de
değişmektedir. Yönetim ve eğitim yönetimi alanlarında, bir
dönemde “son gelişmeler” adı altında sözü edilen sistem ve
olumsallık yaklaşımları, sibernetik, yöneylem araştırması ve
Dün, Bugün ve 2000’li Yıllara Doğru
amaçlara göre yönetim her geçen gün güncelliğini
y i t i r m e k t e d i r . Bunların y e r i n i bugün eğitimde v e r i m l i l i k ve
k a l i t e kavramları almaktadır. Ayrıca, işletme yönetimi
alanında giderek önem kazanan toplam (bütünsel) kalite
yönetimi ve değişim mühendisliği de eğitim yönetimi alanına
girecektir. Bu gelişmeler, geleneksel eğitim yönetimi yerine
eğitim alanında daha popüler yönetim anlayışlarının
yaygınlaşacağını ve gelecekte eğitim yönetiminin genel
yönetim, işletme yönetimi ve kamu yönetimi alanlarındaki
gelişmelerden çok daha fazla etkileneceğini ve esinleneceğini
göstermektedir. Diğer b i r ifade ile, eğitim yönetimi alanında
birçok bilim dalında olduğu gibi postmodernizm dönemi
başlamıştır.

KAYNAKÇA:

B a r a n s e l , A. (1993). Çağdaş Yönetim Düşüncesinin Evrimi,
İstanbul: Avcıol Basım-Yaym. İ,Ü. İşletme Fakültesi
Yayını, No.257, C i l t l .
E r e n , E. (1993). Yönetim ve Organizasyon. İstanbul: Beta
Basım Yayım ve Dağıtım A.Ş.
Hanson, E. M. (1996). Educational Administration an
Organizational Behavior. Boston: A l l y n and Bacon.
Hoy, W.K. (1994). “Foundations of E d u c a t i o n a l A d m i n i s t r a t i o n :
T r a d i t i o n a l and Emerging Perspectives, ‘Educational
Administration Quarterly. Vol. 30-2.
Hughes, M. (1989). “Leadership in Professionally Staffed
Organisations,” Understanding School Management
edited by Ron Glatter and et. al. P h i l a d e l p h i a : Open
U n i v e r s i t y Press.
James, P. (1996). Total Quality Management. London: Prentice
H a i l .
Osborne, A. (1993). “The Nature of E d u c a t i o n Management/’
Education Management for the 1990s. Harlow, Essex:
Longman.
Gedikoğlu
Owens, R.G. (1981). Organizational Behavior in Education.
Englewood Cliffs, New Jersey: P r e n t i c e – H a l l , Inc.
Scott, W.R. (1981). Organizations: Rational, Natural, and Open
Systems. Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice-Hall,
Inc.
S h a f r i t z , J . M . and P . H . VVhitbeck (eds.). (1978). Classics of
Organization Theory. Oak Park, Illinois: Moore
P u b l i s h i n g Company, Inc.
Yazar
Prof. Dr. Tokay GEDİKOĞLU Gaziantep Üniversitesi Fen
E d e b i y a t Fakültesi Eğitim B i l i m l e r i Bölümü Öğretim Üyesidir.

Add Comment