“Yeni Zamanlar” ve Yeni Liderlik Anlayışı

“YENİ ZAMANLAR” VE YENİ LİDERLİK ANLAYIŞI 

Nuray YILDIZ – Doç. Dr., Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi, Ankara

Özet
Toplumsal değişimlerle ilgili son yıllara dönük analizlerin ortak saptaması,
bireyin, teknolojinin, ilişkilerin birbirlerini sürekli olarak yeniden ürettiği yönündedir.
Sürekli yeniden üretim; sürekli değişim, belirsizlik, geçicilik, kayganlık, parçalanmayla
tanımlanan yeni bir toplum anlayışı oluşturmaktadır. “Yeni zamanlar” başlığı altında
değerlendirilebilecek ve “üretim sistemleri ve tüketim ilişkileri” temelinde belirlenen
yeni durumun “birey” ve “bireyler arası ilişkiler”de yarattığı değişimler o değişimleri
yöneten değil, o değişimlerle birlikte hareket eden yeni bir lider anlayışını da
getirmektedir. “Yeni lider” bugün artık kalabalıklara yön veren, katı, değişmez klasik
liderden çok farklı niteliklere sahiptir. Makale “bireyler arası” ya da “birey-nesne
arası” ilişki biçimlerinin liderlik kavramını nasıl değiştirdiğini tartışmaktadır.

Giriş

ABD Başkanı Clinton başkanlıktaki son yılına girerken, 2007 ortaları, sonraki ABD Başkanı Obama’nın nitelikleri dile getirilseydi büyük olasılıkla inandırıcılık ciddi bir sorun olurdu. Ya da 2010 yılının başlarında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal iken, hemen herkes onun o koltuktan gitmeyeceğinden neredeyse emindi. Buna rağmen birkaç ay sonra, Genel Başkanlık koltuğunda Baykal’la hiçbir benzerliği olmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun oturuyor olması büyük bir şaşkınlığa neden olmadı.

1976’da “Demir Lady” ünvanını alan Margaret Thatcher, 1979’da Başbakan seçildi. O tarihten itibaren halkın ne düşündüğünü önemsemeyen, halktan uzak bir lider olarak 1990’a kadar Başbakan olarak kaldı. 1990’dan itibaren onun karakterine zıt, halkı önemseyen, İşçi Partili liderler İngiltere’yi yönetti. Ne var ki ondan sonraki Başbakanlar (Major, Blair, Brown, Cameron) benzer politikaları sürdürmeye devam etseler de, halka daha yakın, güleryüzlü ve paylaşımcı olmaya dikkat ettiler. Dört Başbakan için söylenemeyecek iki sıfat “katı” ve “uzlaşmadan uzak” sıfatlarıydı.

1990’ların başlarında 17 yaşındaki Demetrick J. Walker’ın arkadaşını öldürüp onun ayağındaki 125 dolarlık Nike marka spor ayakkabısını alması, mahkemede Houston Savcısı Vinson’un suçlamanın bir kısmını reklamlarla üretilen imajlara yönlendirmesi önemlidir.

Temmuz 2009’da “Uygur Türklerinin Çin polisince gösteriler sırasında öldürülmesi bir soykırımdır, bu ifadeyi bilerek kullanıyorum” şeklinde konuşan Başbakan Erdoğan’ın Mart 2010’da “Soykırımlara siyasetçiler karar vermezler. Bu tarihçilerin işidir” demesinin kamuoyunda hiçbir söylemsel tutarlılık sorgulamasına yol açmamasının nedenleri açıklanmaya ihtiyaç duymaktadır.

Örnekler çoğaltılabilir. Liderin söylemindeki değişimin daha kısa aralıklarla gerçekleştiğine dair örnekler de bulunabilir: Başbakan Erdoğan’ın 15 Kasım 2010’da füze kalkanına ilişkin “Komuta bizde olmalı”, 22 Kasım 2010’da ise “Komuta NATO’da olmalı” demesi gibi.

Birbirinden farklı gibi duran bu örnekler, örgütlere liderlik eden kişilerin değişimini, söylemdeki değişimi ve tüketim davranışındaki “delirme” halini somutlamaktadır. Bu söylemlerdeki, davranışlardaki değişimlerin, farklılıkların nasıl olup da bireyler tarafından itirazsız ve tutarsızlıkla değerlendirilmeden kabul görüyor olduğu açıklanmaya ihtiyaç duymaktadır. Makale, yeni zamanlarda yaşanan, “bireyler arası” ya da “birey-nesne arası” ilişki biçimlerinin liderlik kavramını nasıl değiştirdiğini tartışmaktadır.

Bu değişimlerin temel mantığını, dinamiğini anlamaya çalışmak gerekmektedir. İster “post Fordizm”, ister “post modernizm” ve isterse “modernizmin yeni evresi” olarak adlandırılsın, açıklanmaya çalışılan yeni durumu, “yeni zamanlar” olarak kavramlaştırmak daha genel bir perspektiften bakmayı sağlayabilecektir. Genel perspektifin anahtar kavramı, sürekli yeniden biçimlenen yeni durumun/ortamın/sürecin ve tüm ilişki biçimlerinin çıktıları olarak anlamlandırılabilecek “tüketim ilişkileri” kavramıdır.

Tüketim ilişkileri ekonomi, sosyoloji ve psikoloji alanlarıyla ilişkili bir kavram olsa da çıktıları ve sonuçları itibarıyla politikayı da doğrudan etkilemekte, politik eylemi biçimlendirmektedir. Bugün bir liderin “Mc Donalds ya da Chrysler’dan farkı yoktur. Bu markalar gibi pazarın gereksinim ve isteklerini tahmin etmek zorundadır.2 Bireyin talebindeki sürekli değişim ise tahmin etmeyi olanaksızlaştırmaktadır. Tüketim ilişkilerinin en önemli dönüştürücülerinden birinin, hatta en önemlisinin yeni iletişim teknolojilerinin (cep telefonundan internete) sağladığı ortam ve yarattığı olanaklar olduğu bir gerçektir. Yeni teknolojiler hız, değişim ve ulaşabilme hissiyle “Sürekli bir telaşın, her türden alışverişin ve mesaj trafiğinin yaşandığı gündelik yaşamımızın ya da ‘an’ı kurtarmak için yaşadığımız bu koşuşturmanın gereksinimlerine, hızına ve hareketliğine yanıt verebilecek, bunları gerçekleştirebilecek özellikte araçlardır-ortamlar”dır.3 Törenli’ye4 göre unutulmaması gereken nokta, bilimin ve teknolojinin, kapitalizmin verimlilik ve birikimi artırma yönündeki güçlü arayışlarıyla ilişkili olarak uygulamada ortaya çıkan gereksinimlerini giderme yönünde devreye sokulması olduğudur.

Bireyin kendi başınalığını vurgulayan (ve de üreten) yeni iletişim ortamı aynı zamanda bireyin kendi başınalığını yöneten değil, onunla birlikte hareket eden yeni bir lider tipinin bu yeni duruma eklemlenmesi sonucunu doğurmaktadır….

 

Add Comment