Akademisyenlerin Bilim Etiğine Aykırı Davranış Sergileme Durumları

T.C.

ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

EĞİTİM YÖNETİMİ, TEFTİŞİ, PLANLAMASI VE EKONOMİSİ

PROGRAMI

 

 

 

 

AKADEMİSYENLERİN BİLİM ETİĞİNE AYKIRI DAVRANIŞSERGİLEME DURUMLARI

 

 

 

Hazırlayan

Cemal Bilge KAPÇAK

 

 

 

Danışman

Prof.Dr. Ruhi SARPKAYA

 

 

 

 

 

AKADEMİSYENLERİN BİLİM ETİĞİNE AYKIRI

DAVRANIŞ SERGİLEME DURUMLARI

Cemal Bilge KAPÇAK

Dönem Projesi, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalı

Proje Danışmanı: Prof. Dr. Ruhi SARPKAYA

65 Sayfa

Bu çalışmada 2015-2016 öğretim yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde görev yapmakta olan, farklı akademik ünvanlara sahip öğretim elemanlarıyla yapılan görüşmelerde, bilim etiğine aykırı davranış sergileme durumları araştırılmıştır. Araştırma nitel desende olup, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak katılımcılara sorulmuştur. Araştırmaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden 1 Doktora öğrencisi, 1 Yardımcı Doçent, 1 Doçent, 1 Profesör, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden 1 Doktora öğrencisi, 1 Yardımcı Doçent, 1 Doçent, 1 Profesör gönüllü olarak katılmışlardır.

Ülkemizde, akademik camiadaki bilimsel yayınlarda yapılan intihalin ve etik ihlallerinin, algılanma biçimi ele alınmış, katılımcıların bu doğrultudaki görüşleri bulgulara yansıtılmıştır. Dikkat çeken ve çoğu katılımcı tarafından hemfikir olunan bazı bulgular şöyledir: Akademik teşvikin olumlu oluşu ancak beraberinde etik ihlallerin artabileceği, tüm katılımcıların bir şekilde bilimsel yayın ihlalleriyle karşı karşıya kaldıkları, bilim etiğine aykırı davranış sergilemede, etik konusundaki bilgi eksikliğinin rolünün etkili olduğu, kasıtlı olarak yayın etiğine aykırı davranış sergileyen akademisyenlerin var olduğu, bilim etiğine aykırı davranış sergileyen akademisyenlerin gerekli cezai işlemlerle karşı karşıya kalmadığı, bu tip durumlarda ünvanın alınması, para cezası, meslekten atılma gibi birçok önerilerin sunulduğu, etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olmadığı ve etik dışı davranışların önüne geçmenin mümkün olduğu gibi durumlar katılımcılar tarafından  dile getirilmiştir.

ANAHTAR SÖZCÜKLER: Etik, yayın etiği, intihal, bilimsel yanıltma, bilimsel araştırmalarda etik dışı davranışlar

ABSTRACT

THE SITUATIONS OF ACADEMICIANS’ BEHAVIORS

AGAINST THE RESEARCH ETHICS

Cemal Bilge KAPÇAK

Educational Administration, Supervision, Planning andEconomicsDepartment

Advisor: Prof. Dr. Ruhi SARPKAYA

Inthisstudy, non-ethicalresearchbehaviorsareinvestigatedwithinterviewsacademicstafffrom Aydın Adnan Menderes UniversityandMuğla SıtkıKoçman University in 2015-2016 academicyear. Thisis a qualitativestudy. Participantsaregiven semi constructedinterviewformsbytheresearcher. Inthisstudy 1 ReasearchAssistant, 1 AssistantProfessor, 1 AssociateProfessor, 1 ProfessorfromMuğla Sıtkı Koçman Universityand 1 ReasearchAssistant, 1 AssistantProfessor, 1 AssociateProfessor, 1 Professorfrom Aydın Adnan Menderes Universityareparticipatedvoluntarily.

Theperception of plagiarismandviolation of ethics in scientificpublications in academicenvironment  inTurkey is considered, andopinions of participantsregardingthesearereported. Some of thesignificantandcommonopinionsindicatedbytheparticipantsarethefollowing: academicpromotion has positiveimpactwhereas it mayincreasetheviolation of ethics. Allparticipantsarefacedwithviolation of ethics.Lack of knowledge is one of thereasons of non-ethicalresearchactions.Thereexistacademicianswhobehaveagainstpublishingethicsdeliberately.Academicianswhobehavednon-ethicallyare not punished. Forpunishment, therearemanysuggestionsuch as removingtheacademictitle, monetarypunishment, beingfiredwereexpressedbytheparticipants. Theethicscommisionsare not affectivetoadoptethicalprinciplesandbehaviors. It is possibletopreventnonethicalbehaviors.

KEYWORDS:ethics, publishingethics, plagiarism, scientificdiception, nonethicalbehaviors in scientificresearch.

ÖNSÖZ

Ülkemizde özellikle akademik teşvikle birlikte artması beklenen yayın etiğine aykırı davranışların boyutunu öğrenme merakıyla başlayan, bulgulardan sonra zihnimi kurcalayan ve beni düşünmeye sevk eden yayın etiğine aykırı davranışları önlemeye yönelik çözümler üretme ve uygulama isteği,  süreç boyunca  fiziksel ve zihinsel yorgunluğumu aldığını söyleyebilirim.

Proje konusunu seçerken isteklerimi göz önünde bulundurup bana yardımcı olan, projemin yürütülmesi sürecinde  bilişsel ve psikolojik  katkı  sunan danışmanım Prof. Dr. Ruhi SARPKAYA’ya, projemin her aşamasında içtenlikle yaptığı yardımları asla unutamayacağım değerli hocam Doç. Dr. Pınar Yengin SARPKAYA’ya, zorlandığım anda, sorularımı cevapsız bırakmayan   yardımsever, güleryüzlü hocam Araştırma Görevlisi Burcu ALTUN’a, değerli görüş ve önerileriyle araştırmama katkıda bulunan Yrd. Doç. Dr. Bertan AKYOL’a, Yrd. Doç. Dr. Erkan KRAL’a, Araştırma Görevlisi Tahir YILMAZ’a, projem kapsamında benimle görüşmeyi kabul edip, her birinden çok şey öğrendiğim  değerli katılımcılara ve  her daim desteklerini hissettiğim canım aileme teşekkürlerimi sunarım.

İÇİNDEKİLER

kabul ve onay sayfası iii

bilimsel etik bildirim sayfası v

özet …    vii

abstract. ix

  1. GİRİŞ. 1
  2. ARAŞTIRMA HAKKINDA AÇIKLAMALAR.. 2

1.1. Araştırmanın Amacı 2

1.2. Problem Durumu. 2

1.2.1. Problem Cümlesi Ve Alt Problemler 3

1.3. Araştırmanın Önemi 7

1.4. Sınırlılıklar 5

1.5. Sayıltılar 5

1.6. Tanımlar 5

1.6.1. İntihal (Plagiarizm, Plagiat) 5

1.6.2. Etik  5

1.6.3.Etik Dışı Davranış. 6

  1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE. 7

2.1. Etik: 7

2.2. Yayın Et 7

2.3.Bilimde Etik Dışı Davranış Nedenleri 8

2.4.Etik Dışı Davranışlarda Yaptırım.. 10

2.5.Yayın Etiğine Yönelik Önlemler Nelerdir?. 12

2.6.Bilimsel Alanda Etik İhlaller 13

2.6.1. Aşırma. 15

2.6.2.Masa Başı Üretim.. 15

2.6.3.Verilerin Saptırılması 15

2.6.4. Kıyak Yazarlık. 17

2.6.5.Hayalet Yazarlık. 17

2.6.6.Salamlama. 17

2.6.7.Yinelenen Yayın. 17

2.7.İlgili Literatür 17

3.YÖNTEM.. 20

3.1.Araştırma Modeli 20

3.2.Çalışma Grubu. 20

3.3.Veri Toplama Aracının Geliştirilmesi 21

3.4.Araştırmanın Geçerlilik Ve Güvenilirlik Çalışmaları 22

3.4.1.Geçerlilik Çalışması 22

3.4.1.1.Betimsel Geçerlilik. 22

3.4.1.2.Kuramsal Geçerlilik. 22

3.4.1.3.İç Geçerlilik. 23

3.4.2.Güvenirlilik Çalışması 23

3.5.Verilerin Analizi 35

3.6.Etik Prosedür 24

4.BULGULAR VE YORUMLAR.. 25

4.1.Birinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar 25

4.2.İkinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar 26. 30

4.3.Üçüncü Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar 34

4.4.Dördüncü Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar 39

4.5.Beşinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar 45

4.6.Altıncı Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar 46

SONUÇ, TARTIŞMA ve ÖNERİLER.. 55

KAYNAKlar.. 61

ÖZGEÇMİŞ. 65

KISATLMALAR DİZİNİ

G1 : Görüşmeci 1

G2 : Görüşmeci 2

G3 : Görüşmeci 3

G4 : Görüşmeci 4

G5 : Görüşmeci 5

G6 : Görüşmeci 6

G7 : Görüşmeci 7

G8 : Görüşmeci 8

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 3.1. Araştırma Sürecinde İzlenen Aşamalar………………………………    24

TABLOLAR DİZİNİ

Tablo 3.1 Araştırma Örnekleminde Yer Alan Katılımcıların Özellikleri………… 20

Tablo 4.1 Etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesindeki rolüneilişkin katılımcı görüşleri……………………………………………    43

MODELLER DİZİNİ

Model 4.1. Akademisyenlerin, Akademik Teşviğe İlişkin Görüşleri……………. 25

Model 4.2. Akademisyenlerin Karşılaştıkları Yayın Etiğine Aykırı Davranışlar 30

Model 4.3. Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergileme nedenleri 34

Model 4.4. Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışlarının sonuçlarına ilişkin farkındalık düzeyleri……………………………………………… 39

Model 4.5. Akademisyenlerin etik dışı davranışlarının önlenmesine yönelik görüşleri…………………………………………………………………. 46

 

 

 

1. GİRİŞ

Bilim etiğine ilişkin ilk tartışmalara 19. yüzyılda rastlanmaktadır. 20. yüzyılda bilime olan ilginin artmasıyla birlikte devletlerin ve özel  ticari kuruluşların  bu alanı ekonomik açıdan desteklemeleri ile hızlı bir gelişim göstermiştir. Ancak bu gelişim, destek verenlerin, bulgu ve sonuçlar üzerinde çıkarları uğruna yönlendirme yapma hevesleri, etik dışı davranışların  artmasında etkin bir rol oynamıştır  (Toplu, 2012).

Bilimsel araştırmanın tüm aşamalarında, tasarlanmasında, verilerin toplanmasında, bulguların ortaya konmasında ve sonuçların yayınlanmasında, etik sorunlarla karşılaşılmaktadır.  Tüm bu aşamalarda araştırmacının dürüst ve yansız olması beklenir. Ancak araştırmacı, dürüstlük çerçevesi içerinde bile olsa özensiz çalışma, dikkatsizlik veya bilgi eksikliğinden kaynaklı etik dışı davranışlar sergileyebilmektedir  (Köklü, 2003: 139).

“Bilim; akademisyenleri güven ilkesi ve sorumluluk bilincine dayalı olarak bilimsel değer ve ilkelere, etik tutum ve davranış standartlarına uygun hareket etme yükümlülüğü altına sokar. Her bireyin değer ve onuruna saygı, gerçeği izleme, kusursuzu arayış esastır. Bu bağlamda akademik özgürlük ve özerklik, akademik dürüstlük, sorumluluk ve hesap verebilirlik, başkalarına saygı, temel hakların korunması, liyakat temel değerler arasındadır” (İnci, 2015: 282).

“Etik olmadan bilim olmaz.” (İnci, 2015: 282).  Bilimsel yayınlarda esas olan  akademik değerlerin korunmasıdır. Bu tip çalışmaların, verilerinin toplanması aşamasının titizlikle  yapıldığına ve dürüstlük çerçevesinde, doğru yöntemler ve yansız istatistikler  kullanılarak, etik standartlara uyulduğuna inanılır (İnci, 2015: 282).

“Yayın etiğine aykırı davranışlar basit bir ahlak sorunu olmaktan öte, bilimi yanlış yönlendirme hatta sabote etme ve bilime olan güveni/saygıyı azaltma gibi ciddi sorunlara da yol açmaktadır” (Günal, 2010).

 

 

  1. ARAŞTIRMA HAKKINDA AÇIKLAMALAR
    • Araştırmanın Amacı

Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin bilerek veya bilmeyerek başvurmak durumunda kaldıkları etik dışı davranışlara dikkat çekmek ve nedenlerini sorgulayarak bilimsel yayınların etik dışı uygulamalardan uzak kalması gerekliliğinin altını çizmektir.

  • Problem Durumu

Ülkemizdeki üniversite sayısı  son yıllarda oldukça artmıştır. Ancak bu sayının birden bire artması sevindirici olmaktan çok kaygı vericidir. Çünkü açılan üniversiteler, nitelik sorununu da beraberinde getirmektedir. Akademik yükselmelerin yayımlara bağlanması ve son dönemde çıkan akademik teşvik  ile  bilimsel araştırmalarda etik dışı davranışların daha fazla gündeme gelmesine neden olduğu  söylenebilir.

Üniversiteler bir bakıma bilimsel yayın üreten kurumlardır. Ancak bilimsel yayınların zaman zaman medyada tartışılması ve hatta yargıya taşınan olumsuz gelişmelerin yaşanması, üniversitelerin ve bilimle uğraşan insanların saygınlığına gölge düşürmektedir.  Her ne kadar bu tip durumlar tüm üniversitelere genellenemeyecek olsa da, bilimsel itibarın temsilcisi konumunda olan üniversitelerin bu tür olumsuz durumlardan kendini soyutlaması gerekmektedir. (Tabancalı, ?)

Bilimle uğraşan insanlar etik kuralları bilmek zorundadırlar. Bilim yaparken  kolaycılığa veya bedavacılığa yer yoktur. Araştırma boyunca hiçbir sonuç elde edilmezse dahi, bilim adına dürüstlüğün korunmuş olması, etik ihlallerin yapılmamış olması önemlidir. Bilim etiğinin temeli dürüstlüktür. Dürüst olmayı becermekte zorlanan kişiler şu sebeplerden ötürü etik dışı yollara başvurmaktadır; yükselmek hırsı, ekonomik faktörler, bilimsel niteliğin kişinin yayın sayısıyla ölçülmesi, elde edilen desteği kaybetme korkusu, eğitimsizlik, atama ve yükselmede bilimsel yayın sayılarına bakılması, mevki ve makam kapma isteği (İnci, 2009:81).

Yayın etiğine dair çok ciddi problemler söz konusudur. Bunun farkında olan kurum ve kuruluşlar, bu doğrultuda önlem almakta, yönergeler hazırlayarak etik dışı davranışları tanımlamaktadırlar. Ancak bütün bunlara rağmen etik sorunlar artmakta, yaptırımlar ve düzenlemeler yetersiz kalmaktadır (İnci, 2009:71).

Akademik açıdan altyapıdan yoksun üniversitelerin açılması devam ettikçe, nitelikten çok nicelik ön planda oldukça,  etik değerlere saygılı akademik kültür yerleşmedikçe, etik yanıltma bilimsel yayınlarda etik dışı davranışlar artarak sürecektir. Sosyal hayattaki ahlaki yozlaşma her alanda kendini göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde, bilimsel yayınlarda etik dışı davranış sergileyenler çok ciddi anlamda informal baskıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu kişiler aynı ortamda çalışmak durumunda kaldığı insanlarla bir daha asla eskiden olduğu gibi çalışamayacaklardır (İnci, 2009:71). Bu araştırma, tüm bu caydırıcı faktörlere rağmen, akademisyenlerin etik dışı davranış sergileme durumlarını  irdelemeye çalışacaktır.

  • Problem Cümlesi ve Alt Problemler

Araştırmanın Problem Cümleleri

Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergileme durumları nelerdir? Biçiminde belirlenmiştir. Bu genel problem doğrultusunda cevap aranan alt problemler ise şunlardır:

1.Akademisyenler, akademik teşvik uygulamasını nasıl değerlendirmektedirler?

2.Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışları nelerdir?

3.Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergilemelerinin temel nedenleri nelerdir?

  1. Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışların sonuçlarına ilişkin farkındalıkları nasıldır?
  2. Etik kurullar, etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili midir?
  3. Akademisyenlerin etik dışı davranışları nasıl önlenebilir?
  • Araştırmanın Önemi

“Literatürde giderek üzerinde daha çok durulan bilimsel etik ve intihal, ülkemizde yeterince irdelenmeyen bir konudur. Literatürümüzde son yıllarda mesleki etikle ilgili çalışmalara önceki yıllara oranla daha sık rastlanmasına rağmen, intihal konusunda yapılan araştırmaların sayısı oldukça yetersizdir”  (Uçak ve Birinci, 2008).

Ülkemizde, lisansüstü eğitiminde, yayın etiği konusunda ciddi anlamda farkındalık eksikliği olduğu söylenebilir. Bu bağlamda lisansüstü ve doktora eğitiminde farkındalık arttırıcı önlemler alınmasında yarar vardır. Yayın etiğine aykırı davranışların azalması, nitelikli akademisyenlerin sayısının artmasıyla ters orantılı olduğu unutulmayıp, bu gerçeğe büyük önem verilmesi gerekmektedir (Ünal, Toprak ve  Başpınar, 2012).

Ayrıca, ülkemizde son yılarda ciddi anlamda sorun olmaya başlayan bilimsel yayınlarda etik dışı davranışlar,  cezalandırılıp önleyici tedbirler alınacağı yerde, sanki yokmuş gibi davranılarak bir bakıma özendirilmektedir. (Uzbay, 2006). Bunun yanında;

Son yıllarda umut verici bir gelişme olarak görünen üniversitelerde etik kurulların oluşturulması, aralarında bir standardın oluşturulamamış olması  ile  hayal kırıklığı yaratmıştır.  Bu duruma dair  en çarpıcı örnek;  bir kurulun etiğe aykırı bulduğu bir davranışı, diğer bir kurulun önemsememektedir. Dolayısıyla, etik kurulların etik standartlarının olmayışı, bu tip durumların çözümü için Avrupa’ya yönelmemize neden oluşmaktadır ki, bu da acı bir tablo karşılaştığımız bir durumdur. Etik değerlerin oluşturulabilmesi için uzun bir süreye ihtiyacımız olduğu aşikardır. (Uzbay, 2006).

Ülkede dürüst çalışan başarılı akademisyenlerin , daha uygun bilimsel ortalamalarda çalışmak için yurt dışına göç ederek çalışmalarını sürdürmek isteyen beyinlerin olduğuna değinen Uzbay (2006), ülkemizde sağlıklı bir bilim ikliminin olmadığının altını çizmektedir. Uzbay (2006), nitelikli akademisyenlerin yurt dışına göçmesi, kalanların niteliğinde hızlı bir gerilemeye sebep olduğu gibi özellikle akademik giysilerinin altında ezilenlerin, kendilerine benzeyen, öğretim üyelerini yetiştirdiklerini savunmaktadır.

Yayın etiğine aykırı davranışlar, basit bir ahlak sorunu olmaktan öte, bilimi yanlış yönlendirme, bilime ve bilim insanına olan güveni azaltma gibi ciddi sorunlara  yol açmaktadır. Bu bağlamda araştırmamızın, yukarda bahsedilen durumları göz önünde bulundurulduğunda, gerek ülkemizin  bilim dünyasındaki saygınlığının, gerekse bilim insanlarımızın toplum nezdinde prestijlerinin sarsılmaması  adına, akademisyenleri etik dışı davranışlara iten nedenleri saptamak ve bunlara çözüm önerileri sunarak, bu tip davranışları önlemede farkındalık yaratılması açısında  önemli olduğu düşünülmektedir.

  • Sınırlılıklar

Araştırma, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde görev yapan 1 Prof., 1 Yrd.Doç., 1 Doç. ve 1 Doktora öğrencisi ile Adnan Menderes Üniversitesi’nde  1 Prof., 1 Doç., 1  Yrd.Doç. ve 1 Doktora öğrencisi  ile sınırlıdır.

  • Sayıltılar

Bu araştırmada, katılımcıların  görüşme esnasında  doğru ve içten cevap verdikleri varsayılmıştır.

  • Tanımlar
    • İntihal (Plagiarizm, Plagiat)

“İntihal (plagiarizm, plagiat), sözlüklerde genel olarak, başkasına ait bir telif  eserin, guzel sanatlardan bir eserin tamamını, bir bölümünü veya bazı cümlelerini kaynak göstermeksizin, yazarının adını belirtmeden, kendisine nispet etme, kendisinin eseri veya sözü gibi kullanma, aşırma suretiyle eser sahipliği haklarının ihlal edilmesi seklinde tanımlanmaktadır”  (Ünal,, Toprak, ve Başpınar,  2013; Türk Hukuk Kurumu, 1991: 163).

  • Etik

“Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü” (TDK).

  • Etik Dışı Davranış

“Bilimsel bir ortam içinde araştırmanın amaçlanması, tasarımı, iletilmesi veya rapor edilmesi için genel olarak kabul edilen kurallardan ciddi bir şekilde sapma; yalan söyleme ve uydurma; tahrif veya taklit etme veya değiştirme; aşırmacılık veya benzer uygulamalara bilimde etik dışı, uygunsuz ya da kusurlu davranış denir” (Ataç, 2005:91).

  1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE
    • Etik

“TÜBA etik kurulu etiği “insanların ahlaklı yaşamanın temelleri üzerine akıl yordukları ve bu temellerden yola çıkarak doğru ve yanlışı ayırt etmeye, doğru davranış biçimlerini bulmaya ve uygulamaya yarayabilecek kuramsal ve toplumsal araçları geliştirdikleri bir düşün alanıdır.” olarak tanımlamıştır” (İnci, 2009). Uzbay (2006) ise etiği;  “insanlar arasındaki ilişkilerin temelinde yer alan değerleri, ahlaki bakımdan iyi ya da kötü; doğru ya da yanlış olanın niteliğini ve temellerini araştıran felsefe dalı” olarak tanımlan­maktadır.

Özellikle son dönemde popüler olan “etik” kavramı, toplumun ve akademisyenlerin, akademik etik konusuna olan duyarlılıklarının göstergesidir (Ünal, Toprak ve Başpınar, 2012)

  • Yayın Etiği

Bilimsel yanıltmada yayın etiği çok özel bir konuma sahiptir. Bilimsel araştırmada etik dışı davranışlar ancak yayına dönüştüğünde fark edilmektedir. Ayrıca aşırma, sahtecilik, saptırma, yayın tekrarı, dilimleme gibi etik dışı davranışlar ancak yayınlar sonucu ortaya çıkmaktadır. Bilim insanları, araştırmacıları mutlak dürüstlük anlayışına sahip olma ve bu değerleri korumak durumundadır. İnci (2009)’ye göre bir bilimsel araştırmaya katılanlar aşağıda özetlenen temel ilkelere kesinlikle bağlı kalmak durumundadır:

1.Tasarımda, projelendirilmesinde ve sürdürülmesinde, yürütülmesinde en yüksek mesleki standartlara sahip olmak,

  1. Araştırma sürecinde ve bulguların kaydında, analizinde özeleştiri, dürüstlük ve açıklığı elden bırakmamak,
  2. Aynı konuda araştırma yapmış veya halen yapmakta olan diğer gruplara karşı saygılı davranmak, onların emeğine saygılı olmak ve bu tavırları makale hazırlanması ve yazılması sürecinde de sürdürmek, korumak

“Bir bilimsel yayının etik ilkelere uygunluğunda yalnızca araştırmacılar değil, bilim politikalarını yönlendirenler, çalışmayı destekleyenler ve yayının kamuoyuna ulaşmasına kadar geçen süreçte görev alanlarda sorumluluk sahibidir”(İnci, 2015).

  • Bilimde Etik Dışı Davranış Nedenleri

Bilimde etik dışı davranışlar her ülkede görülmektedir. Dünyaca ünlü kişilerin bile etik dışı davranış sergiledikleri gözlenmiş ve bunlar cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu tip durumlar özellikle akademik ve bilim kültürün gelişmediği ülkelerde daha fazla görülmektedir. (İnci, 2009)

Bilimsel değerlere önem veren kurumlar etik dışı davranışlara önlem alarak bu tip istenmeyen davranışların tanımlarını listeler halinde yaparak, yönergeler hazırlanmıştır. Ancak bütün bunlara rağmen yine de etiğe aykırı davranışlarla karşılaşılmaktadır. İnci (2009) makalesinde aynen şunları dile getirmektedir. “Şurası bir gerçektir: altyapısız üniversitelerin kurulması ve açılması sürdükçe, yayınlarda nitelik değil nicelik arandıkça, genç bilim insanı adaylarına bilimsel araştırma ve yayın eğitimi verilmedikçe, “Akademik ve Yönetim kültürü” yerleşmedikçe, yönetici seçim ve atamaları bu şekli ile sürdükçe, ayrıca kurumlar arası eşgüdüm sağlanmadıkça, etik yanıltma sayıları artarak sürecektir”

Son yıllarda Türk bilim insanlarının uluslararası alanda yayın atağına geçtiği dikkat çekmektedir. Yayın etkinliklerinin akademik yükselme ve atamalarda ölçüt olarak kullanımının yaygınlaşması, beraberinde intihal veya yayın/araştırma ihlâllerinde artışı getirmiştir. Kuşkusuz, akademik yükselme ve atamalarda yayın etkinliklerinin belirleyici olması, intihal veya yayın/araştırma etiği ihlallerinin yegâne nedeni değildir. (Ünal, Toprak ve Başpınar)

Atalay (2011)’a göre; yapılan araştırmalarda, bilimsel etik ihlallerinin temel nedeni araştırma tekniklerinin yeterince bilinmiyor oluşudur. Akademik seviyesi yüksek olan kişilerin bile bilgi eksikliğinden kaynaklı etiğe aykırı davranışları görülmektedir. Bu seviyedeki akademisyenlerin araştırmaları  onaylandıktan sonra yayınlanmadığı için,  içerdiği  ihlaller fark edilmemektedir. Atalay (2011), “İhlallerin ortaya çıkmıyor oluşu ve  çıksa bile, genellikle görmezden gelinip herhangi bir işlem yapılmaması, “kural ihlallerini” adeta teşvik etmekte,  emek isteyen uzun araştırmalar ve çalışmalar yerine, kısa  yoldan hedefe ulaşmayı sağlayacak ihlallere başvurulabilmektedir.” cümlesiyle, kısa yoldan kariyer basamaklarını  tırmanmak isteyenler, maddi kazanç sağlamak isteyenler, bilimsel yayın sayısını arttırmak gibi durumların neden olduğunun altını çizmektedir. İnci (2009) ise; “Bilimsel etik dışı davranış öncelikle eğitimsizlikte olmak üzere yükselme hırsı, bilimsel niteliği yayın sayısı ile ölçme, ekonomik öğeler, elde edilen desteği kaybetmeme, atama ve yükseltilmelerin yayın sayısına ve belli standartlara bağlanması, yetersiz olanakları olanların mevki, makam kapmak için yaptıkları yanıltmalardır.” şeklinde görüş bildirmektedir.

“Araştırma etiğine uymama veya araştırma etiğini önemsememe ülkemiz insanlarının genel anlamda yasa ve kuralları algılama ve onlara uyma biçimi ile doğrudan ilişkilidir. Trafik kuralla­rına uyma biçimimiz, fay hattı üzerine bina inşa etme mantığımız ile bilimsel araştırma etiğine uyma biçimimiz arasında temelde bir fark yoktur. Etik kusurlara neden olan davranış kalıbının temelinde şu yaklaşımlar yatmaktadır:” (Uzbay, 2006).

a)  “Bir şey olmaz abi mantığı: Bunun nedeni analitik düşünemememizdir. Analitik düşüncenin egemen olamamasının nedeni ise eğitim sisteminin ilkokuldan itibaren ezberci ve analitik düşünceden yoksun olmasının yanı sıra bilim felsefesi ve bilim tarihine eğitimimiz içinde fazla yer verilmemesidir. Kaderci ve kolaycı yaklaşımımız ve bu iki yaklaşımdan destek alan kurnaz­lığımız (!) da bu mantığın oluşumuna katkı sağlamaktadır. Basitçe yurdumuz bilimcisi yaka­lanmadığı sürece bir şey olmaz mantığına doğuştan sahiptir ve bir şey olma olasılığı kendince düşük olan bir durumda hele etik gibi felsefi bir konu için kendini fazla yıpratmaz.

b) İdare et abi mantığı: Kurallara uymama sonucunda yakalanma söz konusu olursa bu mantık devreye girer. Ülkemiz bilimcisi yakalansa bile bir yolunu bulunup idare ettirmeyi mutlaka de­ner. Büyük bir olasılıkla da idare edileceğini bilir. Yeter ki kendisini yakalayanların veya uyma­dığı kurallara gerçekten uyup uymadığına karar vereceklerin duygularına (!) hitap edebilsin.

c)  Bak bu seferlik idare ediyorum bir daha olmasın mantığı (bir defadan bir şey olmaz mantığı): Eğer etik ihlali olan kişi nüfuzlu ve önemli biri ise veya etik ihlali olan kişi için araya nüfuzlu ve önemli birileri girmişse bir sefer durumu görmezlikten gelmenin bir sakıncası yoktur”(Uzbay, 2006)

 

Uçak ve Birinci(2008), etik dışı davranışlar bireysel özelliklerden kaynaklanabileceği gibi, toplumun yapısı, değerler ve ekonomik nedenlerden de kaynaklanabileceğini dile getirmektedir.  Bu konuda farklı kesimlerde farklı nedenlerle etik dışı davranışlar olduğu bilinmekte, nedenler konusunda benzer açıklamalar yapılmaktadır.

  • Etik Dışı Davranışlarda Yaptırım
“Ülkemizde de ilk olarak 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile etik alanında düzenlemeler yapılmış ve Kamu Görevlileri Etik Kurulu kurulmuştur. Kurul tarafından hazırlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile kamu görevlilerinin uymaları gereken etik davranış ilkeleri belirlenmiştir. Yönetmelikte etik davranış ilkeleri olarak dürüstlük ve tarafsızlık, saygınlık ve güven, nezaket ve saygı, çıkar çatışmasından kaçınma, görev ve yetkilerin menfaat sağlamak amacıyla kullanılmaması, hediye alma ve menfaat sağlama yasağı, savurganlıktan kaçınma ve yöneticilerin hesap verme sorumluluğu vb. etik ilkelere yer verilmiştir.”(Barutçu ve Aydın, 2015)

Yaptırım, kanunlara veya kuralla karşı yapılan aykırı davranışlara verilen ceza olarak tanımlanabilir. Din, ahlak ve görgü kuralları ayıplama, kınama, dışlama gibi daha çok manevi yaptırımlarla  karşılanırken; hukuk kurallarının yaptırımı ise icra, cebri icra, tazminat, hükümsüzlük, iptal vb. maddi yaptırımlara bağlanmıştır. Etik ve ahlak kuralları yazılı olmayıp sosyal müeyyideler içermektedir. Ancak günümüzde birçok ülkede, etik ilkeler ülkelerin mevzuatına geçirilerek yazılı hale dönüştürülmüş ve yaptırımlara bağlanmıştır (Barutçu ve Aydın, 2015; Berkman ve Arslan, 2009: 31).

 

 

 

 

 

 

Bilinç olarak Türkiye’de bilimsel araştırma yapılırken bilimsel etikten söz etmek güçtür. Yüksek Öğretim Kurumu ve üniversiteler bilimsel makalelerin nicel olarak arttırılması ile uluslar arası sıralamalarda yüzdece yükselme peşindedirler. Son yıllarda %10’luk bir yükseliş de göze çarpmaktadır. Ancak nitelik olarak değerlendirme yapıldığında aynı yükseliş yukardaki nedenden ötürü, nicelik niteliğe tercih edildiğinden görülmemektedir. Özetle; Türkiye’de nicelik açısından artışa zorlanma söz konusudur. (Uzbay, 2006).

Bilimsel etiğe aykırılık iddiasıyla etik kurula sevk edilen doçentlik dosyalarına ilişkin istatistiklere bakacak olursak;

“2005 yılında doçentliğe başvuran 3154 adaydan dosyası incelenenlerin sayısı 120, ceza alanların sayısı ise 28’dir. Bu rakamlara göre, incelenen dosyaların yüzde 23’ünde adaylara ceza verilmiştir. 2006 yılında 2178 doçentlik başvuru dosyasından 83 dosya incelemeye alınmış, ceza alan aday sayısı 30 olmuştur (yüzde 36). 2007 yılında doçentlik başvuru dosya sayısı 3499 iken, 135 dosya incelemeye alınmış ve ceza alan kişi sayısı 38 olmuştur (yüzde 28). 2008 yılında doçentlik başvuru dosya sayısı 3195’tir. 140 dosya etik ihlâl iddiasıyla incelemeye alınmış ve bunların 28’i cezalandırılmıştır (yüzde 20). 2009 yılı başvurularına ilişkin incelemeler henüz sonuçlanmamıştır” (Ünal, Toprak ve Başpınar).
“Bir öğretim üyesinin, danışmanlığını yaptığı öğrencisiyle tezine dayalı ortak yayın yapması; standardın altında bir nitelikte yayın yapması; kişinin akademik tezlerine dayalı yayın yapması; kişinin genel geçer bilgiler için atıfta bulunmaması; kişinin farklı çalışmalarında aynı kaynakları  referans olarak kullanması (ancak her bir çalışmasında kaynağı kullandığı diğer önceki çalışmasına referans vermemesi); aynı alan araştırmasına veya verilere dayalı birden çok yayın yapması, intihal ve etik ihlal değerlendirmelerinde karmaşaya yol açan davranışlardır”(Ünal, Toprak ve Başpınar).

Özellikle doçentlik sınavına başvurularda öne çıkan ve etik komisyonlara havale edilen konulara birkaç örnek verecek olursak;

Bilimsel yayınlarda, etik dışı davranışları önleme adına en etkili yol yaptırım mekanizmalarıdır.  Ülkemizin etik dışı davranışlara bakış açısı düşünüldüğünde, bu tip davranışlar  için   yurtdışından esinlenerek daha farklı yaptırımların  uygulanması yerinde olacaktır (Aydın ve Barutçu, 2015).

  • Yayın Etiğine Yönelik Önlemler Nelerdir?

Bilimsel yayın etiği ülkemizde pek fazla önemsenmese de yurtdışında ciddi düzeyde yaptırımları bulunmaktadır.

“ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü bilim hırsızlığını insan öldürme düzeyinde ağır suç olarak kabul eder. Bilimsel kültürü ve gelenekleri yerleşmiş ülkelerde bilim hırsızlığı kanıtlanmış kişiler öncelikle bilim kamuoyunca dışlanır, üniversite ile antlaşması yenilenmez, saygın üniversiteler antlaşma yapmaz, bilimsel toplantı ve dergi kurullarında görev verilmez, yayınları kabul edilmez, kara listeye alınır” (İnci, 2015)

a) “Ülke çapında bilimi ve bilimsel düşünceyi tümüyle özgür kılacak, genç kuşaklara bilim in­sanı kimliğini benimsetecek ve bilimsel araştırmaları özendirecek bir eğitim reformu yaparak analitik ve eleştirel düşünceye önem veren bir eğitim sistemi kurulmalıdır.

b) Bilime ve bilim etiğine saygılı bir toplum bilinci yerleştirilmelidir. Bunun için etik eğitimi ve bilinci daha ilkokulda verilmeye başlanmalıdır.

c) Bilimsel araştırma laboratuarlarına mühürlü ve denetime açık laboratuar defteri kullanma zorunluluğu getirilmelidir.d) Etik ihlaller görmezden gelinmemeli, etik kurullar duyarlı ve etik bilinci yüksek üyelerden oluşturulmalıdır. Etik kurulların verdiği kararlar arasında çifte standart olmamalıdır.

Bilimsel araştırma etiği konusunda ortaya çıkan ve giderek artan sorunların çözümü için yapıl­ması gerekenleri ve önerileri Uzbay şöyle sıralamaktadır: (Uzbay, 2006).

e) Yerel etik kurulların çalışmaları sıkı denetlenmeli, çifte standartlı karar alınması veya açık kanıtlara rağmen etik kusur bulunamaması durumunda şikâyet üzerine bu etik kurullarda ça­lışanlara yaptırım uygulanabilecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

f) Yeterli ve geçerli hipotez oluşturup uygun yöntemlerle araştırma yapabilecek bilim insanları yetiştirilmesine önem verilmelidir. Bunun için ülkemizdeki bilim insanının niteliği ve görüntü­sü düzeltilmelidir. Akademik aşamalarda liyakat ve etik değerlere saygı ön plana çıkmalıdır.

g) Yayın olsun torba dolsun mantığı terk edilerek nitelikli yayın yapma özendirilmelidir” (Uzbay, 2006).

 

 

 

 

 

 

  • Bilimsel Alanda Etik İhlaller

İlk bilimsel derginin yayımlandığı 1665 yılından bu yana, bilimsel iletişim artan bilim dalları ve bilgi kaynakları; gelişen bilgi teknolojisi ve araştırma olanaklarıyla büyük ölçüde değişime uğramıştır. Bu süre içinde değişmeyen en önemli unsur ise bilimsel yayınların güvenilirliğinin önemidir. Bilimsel iletişim süreci içinde yer alan yazar, hakem, editör, yayıncı, kütüphaneci ve okuyucunun bu sürece ve denetime katkısı vardır (Uçak ve Birinci, 2008).

“Bu başlıklar ve yayın etiğine uymayan durumlar şu şekilde sıralanabilir; başkalarına ait bilgi, örnek, vaka ya da verilerin izinsiz ve kaynakçada gösterilmeden yayınlanması (%20.6); başkalarına ait eserlerden kaynak verilmeden alıntı yapılması (%20.6); bir yayının birden fazla dergide yayımlanması (%19.6); yayında emeği geçmeyenlerin adına yer verilmesi (%19.6); bir çalışmanın bö- lümlere ayrılarak yayımlanması (%9.5); aynı çalışmanın Türkçe ve yabancı bir dilde ayrı ayrı yayımlanması (%8) ve diğer başlığı altında toplanan çeşitli durumlar (%4) olarak saptanmıştır.” (Uçak ve Birinci, 2008; Arda, 2001)

Etik kurallara uymayan durumlar 7 başlık altında toplanmıştır. (Uçak ve Birinci, 2008; Arda, 2001)

“…Ülkemizde ölümcül örnekler  var. Bunlardan birisi üniversite öğretim üyelerinin duyarlılık ve farkındalığı açısından çok önemlidir. Bir rektörün de yazarları arasında bulunduğu makale aşırma nedeniyle dergi tarafından yayından çekildi ve durum ilgili üniversiteye bildirildi. Makale yazarları arasında rektör de bulunduğundan inceleme ve soruşturmayı yönetmelik gereği Yükseköğretim Kurulu yapması gerekirken rektör kendisi yaptı ve sonuçta ilk yazar suçu kabul etti, rektör kendisini suçsuz buldu. Oysa söz konusu makaleler yazarların ortak imzası olmadan asla kabul görmez, zira başvuru koşullarında ortak imza vardır. Bir eserin ödül kazanmasında nasıl tüm yazarlar onur duyar ve bunu başarı listesine eklerse, olumsuz sonuçlarında da aynı şekilde sorumludur. Sayın rektör ikinci dönem rektörlüğe aday oldu ve oyların % 65’ini aldı. Üniversite öğretim üyelerinin %65’i Sayın rektöre oy verdi. Yorum gerekmez artık” (İnci, 2015).

Ülkemizde ciddi etik ihlaller söz konusudur. Bunlardan bazılarını  İnci (2015) şöyle aktarmaktadır:

Etik ihlaller cezalandırılıp önleyici tedbirler alınacağına, çok defa, sanki yokmuş gibi davra­nılarak bir yerde özendirilmektedir. Son zamanlarda üniversitelerde ve bilimle uğraşan ku­rumlarda etik ihlalleri saptamaya yönelik etik kurulların oluşturulması umut verici bir gelişme olmakla beraber, bu kurulların çalışmalarında ortak bir standart saptayamadıkları görülmek­tedir. Örneğin, bir etik kurulun etik dışı bulduğu bir olayı başka bir etik kurul önemseme­mekte, bazen de etik kurullar önlerine konan kanıtlara göre değil de kişiye göre yorumlar yapabilmektedir. Bazı etik kurulların çalışmaları sırasında etik davranmadıkları ve etik kusur olduğu kanıtlarla sabit olaylarda etik kusur bulmadıkları da gözlenmektedir. Bu durumda etik kurulların da etik davranmadıkları için şikâyet edilmeleri gibi trajikomik bir gereksinim ortaya çıkmaktadır. Etik kurulların bile etik çalışmadığı kurumlarda sorunlarına çözüm bulamayan kişiler sorunlarını doğrudan yurt dışına taşıyarak ülkemizde üretilen bilimin ve üniversitelerin güvenilirliğine ciddi darbeler vurmaktadır. Ülkemizde bilimde etik geleneklerin yerli yerine oturması için daha fazla zamana gereksinim olduğu gözlenmektedir. Ancak durumun bekle­meye pek tahammülü yoktur. (İnci, 2015).

Bir diğeri ise;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2009 yılında sosyal ve beşeri bilimler (filoloji, eğitim, ilahiyat dâhil) alanında doçentlik sınavına başvuranlardan dosyası incelemeye sevk edilenlerin sayısı 28’dir. Etik kurul, bu dosyalardan 12’si hakkındaki iddiaları ciddi bularak savunmasını istemiştir. Doçentlik sınavı etik komisyonu tarafından tespit edilen etik ihlâller arasında haksız yazarlık, makul ölçüleri aşan alıntılar, dublikasyon ve dilimleme, çarpıtma, yanıltıcı/yanlış/eksik beyanda bulunma, yönettiği tezden aynen alıntı ve yayın yapıp öğrencisinin adını koymama, lisansüstü tezden ürettiği yayını yeni bir araştırma gibi sunma en çok görülenleridir” (Ünal, Toprak ve Başpınar).

 

 

Bilimsel yayınlarda, bilgi eksikliğinden kaynaklı etik dışı davranışlarla karşılaşılmaktadır. Davranışın yanlış olduğunun bilinmemesi, hatanın sürekli tekrar edilmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla eğitimin her evresinde öğrenciye araştırma yapabilme becerisi ve bu süreçte uyulması gereken kuralların öğretilmesi gerekmektedir.  Bu eğitimin erken verilmesi, davranışların refleks haline dönüştürülmesi adına önemlidir. Özellikle ödevlerin sadece  içerik açısından değil, daha etkin bir geri bildirimle birlikte alıntılar konusunda da incelenip,  eksiklerin öğrenci tarafından giderilmesi sağlanmalıdır. Bilgi okuryazarlığı programlarının kullanımının arttırılması, etik dışı davranışların azalmasında ve yayın etiği konusuna olan duyarlılığın artmasında etkili olacaktır (Uçak ve Birinci, 2008)

  • Aşırma

“İntihal, yağmacılık, korsanlık ve plagiarism adlarıyla da anılmaktadır. Bir başkasına ait olan bir fikrin, buluşun, araştırma sonuçlarının veya araştırma ürünlerinin bir bölümünün ya da tümünün, hatta kitapların tümünün ya da bir bölümünün kaynak gösterilmeksizin istemli olarak kopya ya da tercüme edilip yazarın kendi üretimiymiş gibi gösterilmesine aşırma denir. Yapılan şey kısaca hırsızlıktır” (Günal, 2013).

“Kaynak göstererek de bu suçtan kurtulmak mümkün değildir. Örneğin, eğer bir yazarın ana ekseninin çoğu başka bir eserden alındıysa kaynak gösterilse bile “aşırma” suçu işlenmiş demektir. Genel bir kural olarak eğer yapılan alıntı miktarı bir paragrafı aşıyorsa, kaynak göstermek yetmez yazılı izin de alınması ve bunun makalede belirtilmesi gerekir” (Günal, 2013).

  • Masa Başı Üretim

“Uydurmacılık, fabrikasyon isimler ile de bilinir. Burada araştırma hiç yapılmamış olabilir. Ya da yapıldıysa tam yapılmamıştır elde hiç veri yoktur ya da yazılan verilerin elde edilen verilerle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Laboratuara inilmeden çalışma yapılmadan tümüyle uydurma verilerle makale yazılmıştır. En tehlikeli akademik yolsuzluk türüdür çünkü bütünüyle bilimi yanlış  yönlendirmeye yöneliktir” (Günal, 2013).

  • Verilerin saptırılması

“Sahtecilik, falsifikasyon, aldatmaca isimleriyle de bilinir. Masa başı üretime benzese de burada deney veya çalışma yapılmıştır fakat sonrasında ya verilerle oynanmış ya istatistiki manipülasyonlarla veriler olduğundan daha farklı gösterilmiş veya çalışmada elde edilen ancak hipotezi desteklemeyen veriler görmemezlikten gelinmiştir. Burada da bilimi yanlış yönlendirmeye yönelik girişim vardır” (Günal, 2013).

  • Kıyak Yazarlık

Bir diğer adı “Hediye Yazarlık”tır. Araştırmaya hiç katkı sunmayan veya yeteri kadar katkısı olmayan kişilerin yazarlar bölümüne isminin eklenmesidir. Diğer birçok suça oranlar daha hafif olmakla birlikte temel amacı kişinin bilimsel yayınlarının arttırılmasıdır  (Günal, 2013).

  • Hayalet Yazarlık

Araştırmaya katkı sağlayan kişinin yazarlar bölümünde isminin olmaması veya yazılmamasıdır. Hayalet yazarlığın  tam tersidir  (Günal, 2013).

  • Salamlama

“Tek bir makale olabilecek çalışmayı parçalara ayırıp ayrı ayrı yayınlamaktır. Dürüst bir tavır olmamakla birlikte yazarın yayın sayısını olduğundan fazla göstermek dışında da bir zararı yoktur” (Günal, 2013).

  • Yinelenen Yayın

“Duplikasyon da denir. Bir makalenin birden fazla dergide yayınlanmasıdır. Sadece yazarın yayın sayısını kabarık gösterir. Kimi zaman aynı makalenin farklı iki dergide yayınlanması gerekebilir. Bu özellikle farklı dillerde yapılan yayınlar için geçerlidir. Ancak bu durumda her iki derginin editörünün bu konuda bilgilendirilmesi ve yazılı onaylarının alınması gerekir” (Günal, 2013).

  • İlgili Literatür

Literatür taramasında bilimsel yayın etiğine ilişkin hemen hemen aynı paralellikte seyreden çok sayıda yayının olduğu görülmektedir. Uygulamadan çok teorik açıdan yazılmış makaleler göze çarpmaktadır. Çalışma esnasında ulaşılabilen bazı kaynaklar aşağıdadır;

Uzbay (2006)’ın  “Bilimsel Araştırma Etiği” adlı makalesinde ülkelerin bilime bakış açılarının önemine vurgu yaparak, bilimsel araştırmaların nasıl yapılması gerektiğine değinmektedir. Ülkemizde araştırma etiğime uyulmamasına zemin hazırlayan etmenleri, bilimsel araştırma etiğine uyulmamasının nedenleriyle eklemlendirerek çözüm önerileri sunmaktadır.

Günal (2010) bilimsel yolsuzluğu iki temel nedene bağlamaktadır. Bunlardan birincisi daha fazla araştırma ve buna bağlı olarak daha fazla makale biçimindeki akademik baskının ön planda olduğunu savunmaktadır.  Geçmişten günümüze bilimin egemen sınıf ile olan ilişkisini ve bu süreçte etiğin yerini çarpıcı bir biçimde özetlemektedir. Etik alanında yaşanan sorunların temelinde burjuvazinin bilime karşı oluşunun yattığını dile getirerek, yazım etiğine aykırı davranış türlerini özetlemektedir.

Köklü (2000)’nün  A. Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi 1999-2000  öğretim yılında Eğitim Yönetimi ve Planlaması (EYP), Eğitim Programları ve Öğretimi (EPÖ), Eğitimde Psikolojik Hizmetler (EPH), Halk Eğitimi (HE) ve Özel Eğitim alanlarında okuyan ve araştırma eğitimi almış 180 lisans, 23 yüksek lisans ve 22 doktora öğrencisi olmak üzere toplam 225  öğrenciye, etik olmayan davranışların öğrenciler tarafından ne sıklıkla gösterildiği hakkında görüşlerini alabilmek için bir ölçek geliştirilmiş, bu görüşlerin cinsiyete, alana ve eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Ayrıca sıklıkla gösterilen davranışların neler olduğu incelenmiş ve etik olmayan davranışların gösterilme sebepleri üzerinde durulmuştur.

Türkiye Bilimler Akademisi Dergisi (2002)’nin 5 Mart 2002 tarihli sayısı, “Bilimsel Araştırmada Etik ve Sorunları” başlığıyla, yayın etiği konusunu bilim insanlarının ve kurumlarının sorumluluklarını, bilimsel araştırmalarda kusurlu davranışların tanımını ve nedenlerini, bilim etiğinin temel ilkelerine bağlayarak işlemektedir. Ayrıca “Bilimde Etik Dışı Davranış Karşısında Neler Yapılır” başlıklı bölüm, etik dışı davranışlarla karşı karşıya kalındığında farkındalık yaratması açısından dikkat çekicidir.

Köklü (2003), Ankara’da bir devlet üniversitesinde çalışan  tüm öğretim elemanlarına uyguladığı ankette, kavramsal çerçevede “bilimde etik olmayan davranış türleri”, “bilimsel yanıltma nedenleri” ve “araştırmacının etik sorumlulukları” başlıklarını irdelemektedir. Akademisyenlerin yirmi altı araştırma etiği ile ilgili davranışlar konusunda görüşleri, uygulamaları ve meslektaşlarına ilişkin algılarını  bulgulara yansıtmaktadır.

Memduhoğlu (2007), makalesinde etik ile ahlak kavramlarını karşılaştırarak, bilimsel bir yayının nasıl olması gerektiğine değinip, etiğe aykırı davranışların neler olduğunu sıralamaktadır. Etik dışı davranışların önlenmesinde yayımdan önce alınması gereken önlemlere ve yayınlandıktan sonra uygulanabilecek yaptırımlara değinmektedir. Memduhoğlu (2007),  “Bilim insanı, doğrunun aranmasına dayalı bir yaşam bicimi seçmiş ve ahlak – etik bağlamında çok özel sorumluluklar üstlenmiştir. Bu sorumluluk bilinciyle kendisinin ve temsilcisi olduğu bilim topluluğunun toplum nezdindeki saygınlığına gölge düşürecek davranışlardan kaçınmalıdır.”cümlesiyle etik değerlerin önemine vurgu yapmaktadır.

Uçak ve Birinci (2008), “Bilimsel Etik ve İntihal” adlı makalelerinde, bilimsel  iletişim ve etik konuları ele alınmakta ve bilimsel alanda görülen etik dışı davranışlar incelenmektedir. Özellikle intihal konusu üzerinde durularak, intihalin ne olduğu, türleri, yapılış nedenleri, internetin intihal üzerine etkisi ve önlenmesi konusunda yapılabilecekler irdelenmektedir. İntihalin önlenmesinde kullanılan yazılımlar tanıtılmaktadır. Sonuç olarak etik eğitiminin önemi ve kütüphanecinin rolü üzerinde durulmaktadır.

İnci (2009), makalesindebilim insanlarının sorumluluklarına ve bilimsel yayın etiğine vurgu yaparak, etik dışı davranışların nedenlerini sorgulamaktadır. Ülkemizde etik dışı davranışlara karşı neler yapıldığını ve alınması gereken önlemleri sıralamaktadır. Can alıcı problemin “…Bu hilekârlığı yapanlara, yayın alanında kötü, utanç verici bir uygulamanın gelişmesine yol açanlara ne yapılmaktadır?” sorusunun cevabında yattığını dile getiren İnci, bu bağlamda çözüm önerileri sunmaktadır.

Töreci (2010), “Yayın Etiğine Aykırı Yerli Örnekler” başlıklı makalesinde ülkemizde bilimsel yayın yapılırken gözden kaçan veya kaçırılan ince ayrıntıları örneklerle izah etmektedir.

Erdem (2012), “ Bilim İnsanı Yetiştirmede Etik Eğitimi” adlı çalışmasında, bilimle uğraşan insanlara nasıl bir bilim etiği eğitiminin verilmesi gerektiğine ilişkin çözüm önerileri sunmaktadır.

Günbayı, Kasalak ve Özçetin (2013),bilimsel araştırmalarda lisansüstü öğrencilerinin etik dışı davranışlara ilişkin görüşlerini belirlemeyi ve derinlemesine veriler sunmayı amaçlayan çalışma, lisansüstü eğitim gören yedi gönüllü Eğitim Fakültesi öğrencisi baz alınarak yapılmıştır. Araştırmanın temel bulguları şöyledir:

  • Katılımcıların 7/7’si “izinsiz sahiplenme, kopyala-yapıştır” davranışı sergilendiğini ifade etmişlerdir.
  • Katılımcıların 4/7’si “çalışmalarını başkasına yaptırma” ve “bilginin doğruluğunu araştırmama” görüşünü bildirmişlerdir.
  • Katılımcıların 5/7’sinin etik dışı davranışlara başvurma nedenlerine ilişkin görüşleri “kolaya kaçma” ve “iş çokluğu ve vakit darlığı ile ilk sırada yer almaktadır. “Akademik yükselme isteği” ikinci sırada, “ bilinçsizlik”, “bilgi eksikliği ve “tembellik” ise üçüncü sırada yer almaktadır.
  • Katılımcıların 1/7’si ise etik dışı davranışları sergileme nedenlerini “çalışmalarının takdir edilmesi” ve” yetersizlik” olarak belirtmişlerdir
  • Katılımcıların 5/7’si etik dışı davranışları ortadan kaldırma yöntemleri olarak “etik bilincin oluşturulması” görüşünü belirtmişlerdir.
  • Katılımcıların hepsi bilimsel araştırmalarda etik dışı davranışların “öğrenciler” tarafında sergilendiğini ifade etmişlerdir.
  1. YÖNTEM
    • Araştırma Modeli

Araştırma nitel araştırma yöntemlerinde olgubilim deseni oluşturularak yayın etiğine aykırı davranışlar ele alınmıştır. “Olgubilim araştırmalarda veri kaynakları araştırmanın odaklandığı olguyu yaşayan ve bu olguyu dışa vurabilecek veya yansıtabilecek bireyler ya da gruplardır”  (Yıldırım ve Şimşek, 2013:80).

  • Çalışma Grubu

Bu çalışma 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde gerçekleşmiştir. Araştırmaya söz konusu üniversitelerin  Eğitim ve Güzel Sanatlar Fakültesinde bulunan değişik kademede 8 öğretim elemanı katılmıştır. Çalışmada yer alan akademisyenlerin üçü bayan,  beşi erkektir.

Araştırma nitel desende oluşturulmuş ve maksimum çeşitlilik örneklemesi  yürütülmüştür. Maksimum çeşitlilik örneklemesi, “çok çeşitli özelliklere sahip farklı birimleri örneklem kapsamına alır. Bu bağlamda araştırmacı heterojen bir örneklem grubu oluşturmaya çalışır.” (Baş ve Akturan, 2013: 199).

Tablo 3.1. Araştırma Örnekleminde Yer Alan Katılımcıların Özellikleri

Katılımcılar Cinsiyet Mesleki Kıdemi (yıl) Yayınlanmış Makale Sayısı (adet) Ünvanı
G1 Erkek 6 30 Doçent
G2 Bayan 4 1 Öğretim görevlisi
G3 Erkek 30 70 Profesör
G4 Erkek 1 2 Yardımcı Doçent
G5 Erkek 13 11 Doçent
G6 Erkek 7 13 Öğretim görevlisi
G7 Bayan 20 30 Profesör
G8 Bayan 10 5 Yardımcı Doçent

Araştırmamız 8  (2 Öğretim Görevlisi, 2 Yardımcı Doçent, 2 Doçent, 2 Profesör) akademisyenle yapılmış olup, mesleki kıdemi en düşük olanı 1 yıl, en yüksek olan 30 yıl olarak görülmektedir. Araştırmada katılımcılarımızın yayınlanmış ortalama makale sayısının  20 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların üçü bayan, beşi erkektir.

  • Veri Toplama Aracının Geliştirilmesi

Araştırmanın veri toplama tekniği bireysel görüşmedir. Görüşme esnasında akademisyenlerin verdikleri cevaplar doğrultusunda ek sorular vasıtasıyla yarı yapılandırılmış görüşme sağlanmış ve görüşme ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Kayıt altına alınan veriler dijital ortama https://dictation.io/  web sitesi kullanılarak yazıya dönüştürülmüştür.

Soruların her biri farklı verileri elde etmek üzere hazırlanmıştır. Görüşme soruları literatür taramasından sonra uzman görüşü alınarak düzenlenmiştir. Görüşme formunda yer alan toplam dokuz soru uzman görüşü sonucu onbire çıkarılmış ve içerik geçerliliği sağlanmıştır.

Görüşmeler Muğla Sıtkı Koçma Üniversitesi ve Aydın Adnan menderes Üniversitesi’nde yapılmıştır. Bu görüşmeler ortalama 10 – 30 dakika sürmüştür. Görüşme formunda yer alan ve öğretim elemanlarına yöneltilen sorular şu şekildedir:

  1. Akademik teşvik hakkında neler düşünüyorsunuz?
  2. Sizce akademik teşvik uygulaması etik dışı davranışların artmasında veya azalmasında nasıl bir rol oynar?
  3. Akademik yaşamınız boyunca bilim etiğine aykırı davranışlarla karşılaştınız mı?
  4. Sizce bir akademisyen neden etik dışı davranış sergiler?
  5. Bilim etiğine aykırı davranış sergilemesinde etik konusundaki bilgi eksikliğinin rolü nedir?
  6. Kasıtlı olarak etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin olduğuna inanıyor musunuz?
  7. Bilim etiğine aykırı davranış sergileyen akademisyenler nelerle karşılaşır?
  8. Etik dışı davranışları önlemek için alınan tüm önlemlere karşın yine de bu tür davranışları sergileyen akademisyenler olabiliyor. Bu durumda sizce n tür yaptırımlar uygulanmalıdır?
  9. Etik kurulların, etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olduğunu düşünüyor musunuz?
  10. Akademik çalışmalarda etik dışı davranışların önüne geçmenin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?
  11. Etik dışı davranışların önlenmesinde sizin bir öneriniz var mı?
    • Araştırmanın Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışmaları
      • Geçerlilik Çalışması

“Nitel araştırmalarda geçerlilik, araştırılan olgunun, araştırmacı tarafından var olan şekliyle ve mümkün olduğunca objektif olarak gözlenmesidir”  (Yıldırım ve Şimşek, 2013). Bu çerçevede nitel araştırmalara özgü geçerliliğe ilişkin betimsel, kuramsal ve iç geçerlilik çalışması yapılmıştır.

  • Betimsel Geçerlilik

“Bu geçerlilik türünde araştırma sonucunda olay ve olguyla ilgili elde edilen her şeyin rapor edilmesi ve verilerin istatistiklerle desteklenmesinin yararlı olacağı önerilmektedir” (Maxwell,1992). Bu araştırmada Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanlarıyla yürütülen yarı yapılandırmış görüşmeler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Kayıtlı konuşmalar olduğu gibi bilgisayara aktarılarak analize hazır hale getirilmiştir. Bu çerçevede katılımcıların konuşmaları olduğu gibi yazıya geçirilmiştir.

  • Kuramsal Geçerlilik

“Kuramsal geçerlilik araştırma değerlendirme konusu yapılan olgu ya da olayların kuramsal bağlamda açıklanabilmesidir (Yıldırım, 2010). BU süreçte araştırmadan elde edilen bulguların terminolojiyle olan bağlantısı dikkate alınmalıdır” (Maxwell, 1992). Bu çerçevede içerik analizi sonucunda ortaya çıkan kavramların anlamlı bir bütün ve etik ihlali  terimiyle örtüştüğü görülmüştür. Etik ihlali ile ilgili yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular, etik ihlali alan yazınıyla uyumlu olduğu anlaşılmıştır.

  • İç Geçerlilik

“Nitel araştırmalarda iç geçerlilik araştırma konusu yapılan olgu için yürütülen araştırmalardan elde edilenlerin gerçekte ne kadar doğru olup olmadığını değerlendirilmesini kapsamaktadır”  (Yıldırım ve Şimşek, 2005). Bu çerçevede araştırmacı, araştırmanın yürütüldüğü dönemde lisansüstü eğitim aldığı için katılımcıların eğilimlerini anlamlandırma süreci kolaylaşmıştır.

  • Güvenirlilik Çalışması

Araştırmada elde edilen kodlarla ilgili kategoriler iki uzman görüşüne sunularak karşılaştırılmıştır. Uzmanlar arasında görüş birliği ve görüş ayrılığı sayıları saptanarak araştırmanın güvenilirliği sağlanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda uzmanlar  arasında %90 düzeyinde görüş birliği  görülmüştür.

Araştırmanın güvenirliliğini sağlamak için katılımcılardan elde edilen veriler doğrudan alıntılar yoluyla ayrıntılı bir biçimde betimlenerek yazılmıştır. Araştırma sürecinin adımları başka araştırmacılar tarafından kolayca anlaşılması açısından bir akış şeması oluşturulmuştur. Araştırmanın güvenilirliğini sağlamak için içerik analizi sırasında görüşme formu, verileri kodlanması ve verilerin yorumlanmasında isabet olup olmadığını EYTEPE anabilim dalında iki öğretim üyesinin (1 Doçent, 1 Yardımcı Doçent) denetlenmeleri sağlanmıştır. Ayrıca araştırmacı görüşmeler boyunca verilerin analizinde önyargısız ve yansız davranmaya dikkat etmiştir.

  • Verilerin Analizi

Elde edilen veriler içerik analizi  teknikleri  kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin kodlanıp kategorileştirilmesi aşamasında NVivo 11 Pro paket programı kullanılmıştır. “Toplanan verilerin önce kavramlaştırılması, daha sonra da ortaya çıkan kavramlara göre mantıklı bir biçimde düzenlenmesi ve buna göre veriyi açıklayan temaların saptanması gerekmektedir. Kavramlar bizi temalara götürür ve temalar sayesinde olguları daha iyi düzenleyebilir ve daha anlaşılır hale getirebiliriz” (Yıldırım ve Şimşek, 2013:  259).

Alan Yazını incelemesi
Ön Görüşmelerin Yapılması
Veri Toplama Aracının Oluşturulması
Uzman Görüşleri
Ana Kütlenin Belirlenmesi
Yarı Yapılandırılmış Görüşmelerin Gerçekleştirilmesi
Görüşme Verilerinin Bilgisayar Ortamına Girilmesi ve Kod Listelerinin Oluşturulması
Verilerin Analizi
Kodlama
Temaların Belirlenmesi
Raporlaştırma

Şekil 3.1. Araştırma Sürecinde İzlenen Aşamalar

  • Etik Prosedür

Araştırma süresince gizlilik esaslarına bağlı kalınmıştır. Görüşmeye geçmeden önce katılımcılara araştırmanın amacı hakkında bilgi verilmiş, araştırmaya katılımlarının gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Araştırmada hiçbir surette isimlerinin geçmeyeceği ve kodlanacağı söylenilmiştir. Bu sayede araştırmanın gizliliği ve güvenliği konusunda katılımcılara güven verilmiştir. Katılımcıların görüşmenin kaydedilmesi konusunda kendilerinden izin alındıktan sonra görüşmeye başlanılmıştır.

  1. BULGULAR VE YORUMLAR

Verilerin çözümlenmesi sonucunda “ Akademisyenlerin akademik teşvike bakış açıları”, “Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışları”,  “Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergileme nedenleri”, “ Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışlarının sonuçlarına ilişkin farkındalık düzeyleri”, “Etik kurulların, etik ilke ve davranışların benimsenmesindeki etkisi”, “Akademisyenlerin etik dışı davranışlarının önlenmesine yönelik görüşleri” kategorilerine ulaşılmıştır.

  • Birinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar

Akademisyenlerin, akademik teşvike bakış açıları

Araştırmanın birinci alt problemi “Akademisyenler, akademik teşvik uygulamasını nasıl değerlendirmektedirler?” şeklinde belirlenmişti.  Birinci alt probleme ilişkin model aşağıda gösterilmiştir.

Akademik Teşvik
Olumsuz
Olumlu
Derslerden bir şeyler Çalınması

 

Yayın Kalitesinde Azalma

 

Etik İhlallerin Artması

 

Teşviğe Gereğin Olmaması

 

Ekonomik Getirisi

 

Çalışanların Önplana Çıkması

 

Motivasyon

 

Gerekli Olması

 

Model 4.1. Akademisyenlerin, Akademik Teşviğe İlişkin Görüşleri

Model 4.1.’de görüleceği üzere akademik teşviğe ilişkin görüşleri olumlu ve olumsuz olmak üzere iki kategori altında değerlendirilmiştir. Özellikle nitelikten çok niceliğin artabileceğine dair dair olumsuz görüşler dikkat çekerken, olumlu görüş bildiren akademisyenler, akademik teşviği, özellikle motivasyonu arttırıcı bir faktör olarak üretimden pay alınması noktasında ülke şartları göz önüne alındığında, ekonomik açıdan önemli bir teşvik unsuru olduğunun altını çizmektedirler.

Katılımcıların çoğunluğu akademik teşviğe dair olumlu görüş bildirdiğini  ancak bazı  olumsuz durumlarla karşı karşıya kalınabileceğini dile getirmişlerdir. Sekiz katılımcıdan üçü (G3,G4,G5) akademik teşvike  tamamen olumlu bakmakla birlikte, dört katılımcının (G1,G2,G7,G8) olumlu ve olumsuz görüşlerinin olduğu, bir katılımcının (G6) ise tamamen olumsuz görüş bildirdiği gözlenmektedir.

Akademisyenlerin bu doğrultudaki görüşleri şöyledir;

G2:  “…neden kişi üretimden pay almasın? Ürettiğinden pay almasına çok sıcak bakıyorum…”

G3:  “…Akademik teşviği ben olumlu buluyorum. Çünkü biraz da motive edici oluyor bu. Şu yönden motive edici oluyor.  Para biliyorsun insanlar için önemli. Yani olayın bu boyutu var. Parasal boyutu olmazsa yani çalışanla çalışmayan farkı da gözükmüyor aslında.  Yani akademik teşvikle bir anlamda çalışanlar biraz daha ön plana çıktı.…”

G5:  “Akademi teşvik öğretim elemanlarının bir öğretim yılı içerisinde, bir yıl içerisinde yaptığı çalışmaların değerlendirilerek, onların yapacakları çalışmaları ya da yaptığı çalışmalar için harcanan emeklerin belki kısmen de olsa belli bir  karşılığını verme adına akademisyenlerin – ismi üzerinde  teşvik – bu yöndeki çalışmaların desteklenmesi yönünde bir uygulama. Bu sene biz bu uygulamayı gördük.  Dolayısıyla izlediğimiz kadarıyla bu da akademisyenleri kısmen de olsa memnun etti.  Böyle bir teşvik zaten akademisyenler meslekleri gereği bu çalışmaları zaten yapıyorlardı. Fakat belli bir düzeyde tabi ki akademisyenler bazen maddi imkânsızlıklar oluştuğunda belki bazı şeyleri geciktirebiliyorlardı. Bu anlamda onları hani  yapacakları çalışmalara verilecek teşvik yoluyla da onları bir yönde belki olumlu olarak etkilemiş olduğunu düşünüyorum…”

G7:  “…şu anda onun sonuçlarını maaşımızda görüyoruz. Tamamen maaş yani daha doğrusu prim gibi temellendirilmiş bilimeverilen değer akademisyene verilen değer elbette ödüllendirilmeli. Yani yaptığı yayınlar eserler çünkü dünyada isminizi duyuracak çalışmalara imza atıyorlar ve bunlar ödüllendirilmeli…”

G8:  “…aslında olumlu yanları çok fazla akademisyenlerin motivasyonunu arttırmak için. Çünkü biliyoruz ki Türkiye şartlarında maddiyat gerçekten önemli…”

Olumlu görüş bildiren katılımcılardan ekonomik bakış açısının dışında, teşvikle birlikte akademisyenlerin ön plana çıkacağını düşünen ve teşviğin olması gerektiğini savunan katılımcı görüşleri ise şöyledir;

G3:  “…Parasal boyutu olmazsa yani çalışanla çalışmayan farkı da gözükmüyor aslında.  Yani akademik teşvikle bir anlamda çalışanlar biraz daha ön plana çıktı.…”

G4:  “Akademik teşvikin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Olması gerektiğini düşünüyorum…”

Akademik teşvik konusunda olumsuz görüş bildiren akademisyenler ise genel olarak etik ihlallerin artabileceğini, akademisyenlerin ders yüklerinin fazla oluşunun derslerden bir şeyler çalabileceğini, nitelikten çok niceliğin ön plana çıkabileceğini, içi boş çalışmalar türetileceğini düşünmektedirler.  Katılımcıların büyük bir çoğunluğu ise akademik teşvikin etik dışı davranışları arttırabileceğinin altını çizmektedirler. Akademisyenlerin bu doğrultudaki görüşleri ise şu şekildedir;

G1:  “….Bir taraftan bu kadar ders yükünün içerisinde en azından bazılarının öyle dersten zaman çalıp oraya daha fazla zaman ayırır mı gibi kaygılandırmadı değil açıkçası beni. Belki dersin çok olmadığı üniversitelerde daha rahat olur o işler ama  yani 30 40 saat derse giren fiilen hocalar var buralarda. Bizler yani. Öyle görünüyor kağıt üzerinde. Bu arada bu insanlar bir taraftan teşvikten yararlanmak için araştırma yapma zaten yapıyorlar belki araştırmalar ama daha fazla  yapma motivasyonu oluşacak ve burada  acaba dersen bir şey çalınabilir mi diye de kaygılanmıyor değilim yani…Yayın kalitesini düşürme gibi bir ihtimali var bence burada etikle ilgili problemler de olabilirYani işte kongre katılımlarıdır anında mesela kongreler çoğaldı onu gördük. işte “teşvikten yararlanabileceksiniz bu  kongreye katılırsanız” gibi böyle motive edici laflar görmeye başladık

G2:  “…içerik noktasında, uygulanış noktasında, nitelikte değil niceliğin çok fazla yordalınır olması noktasında eleştirebileceğim yerleri var…Eğer insanlar teşvik almaya yönelik çok daha fazla yayın nitelik olarak değil, nicelik olarak çok daha fazla yayın kaygısı güderlerse, birtakım etik ihlaller yapabilirler…”

G6:  “Bence teşviklendirilmemesi gereken bir durum. Çünkü bilim zaten insanlar için yapılır ve herhangi bir teşviğe gerek yoktur.Bu akademik teşvik içi boş çalışmalar türetecektir bence ve akademik  etik ihlallerini de arttıracaktır

Kılıç (2015), çalışmasında (G6)’yı destekler nitelikte, akademik teşviğin bilime verilmiş değer olarak anlamlı bulduğunu, ancak akademisyenin teşviğin bilime yaptığı katkıda gizli olduğunu belirterek şunları dile getirmektedir;  “Bilim insanı olmayı bir yaşam idealitesi olarak içselleştiren akademisyenler açısından bu türden teşvikler çok ehemmiyet arz etmez. Zira ideal anlamda akademisyenlerin teşvikleri bizatihi bilgiye yapacakları katkıda içkindir; onlar ödüllerini bilime ve bilgeliğe adanmışlık duygusunda bulurlar. Ancak teşvikler, devletin bilime ve bilim insanına vermiş olduğu değerin bir nişanesini olarak anlamlıdır.”

G7:  “..bazı noktalarda istismar edilebilecek yönleri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yani kaygım şu olmuştu benim duyduğumda. Nitelikten çok niceliğe mi kayacak çalışmalar, hani  ne olursa olsun yayın olsun şekline dönüşecek bir endişem vardı açıkçası…”

G8:  “..sayısal olarak çok görünüp içeriği dolu olmayan çalışma çıkma ihtimali çok yüksek.  Akademik teşvik alabilmek adına para kaygısıyla yapılacak olan çalışmalar tabi ki tehdit oluşturacaktır ileriki aşamalarda. Dolayısıyla bizim korkumuz bu. Daha önce çok fazla bu anlamda çalışmayan kişilerin sadece teşvik alabilmek amaçlı ortaya ürünler koymaya çalışmaları bir tehdit bizim için o yüzden risk oluşturuyor…”

Ercan (2016) makalesindeki “Ülkemizde yapılan bilimsel değerlendirme yöntemi akıl almaz derecede yanlışlar içermektedir. Tehlikeli olan, bu yanlışların kazara değil, bilinçli olarak yapılıyor olmasıdır. Bu değerlendirmenin başında da niteliğe değil, niceliğe yönelinmiş bir durum söz konusudur. Bu değerlendirme biçiminin üniversitelerce, TÜBİTAK vb. kurumlarca desteklendiği dikkate alındığında ortada bir akıl tutulmasının, rantçılığın ve talan etme düşüncesinin izdüşümleri olduğu görülür”  görüşü ile “nitelik” konusunu ciddi anlamda eleştirilmektedir.

“Sizce akademik teşvik uygulaması etik dışı davranışların artmasında veya azalmasında nasıl bir rol oynar?” sorusuna katılımcıların verdiği yanıtlar ise aşağıdaki gibidir;

G1:Yani kaba bir kestirimle azalmasından ziyade artışında bir rol olma ihtimali var.”  şeklinde görüş bildirmektedir.

G2: “…akademik teşvik özellikle arttırır ya da özellikle azaltır diyemiyorum. Hatta azaltır diyemiyorum. Artırabilir.”  şeklinde görüş bildirmektedir.

G3: “…Artmasında rol oynayacağını düşünüyorum… Yani birkaç yıla kadar çok sorun olacağını düşünüyorum…” şeklinde görüş bildirmektedir.

G5: “Akademisyenlerin bireysel ettiğe bakışı ile ilgili bir şey. Yani kişisel olarak zaten geçmişte de böyle bir eğilimi olan kişi bundan sonra da bu eğilimi sürdürebilir. Yani var ise.  Fakat bunun bu yönde bir şeye sebep olacağını yani bu etik olarak bireysel etik açısından kendini geliştirmiş bu yönde güçlü bir akademisyenin böyle bir durumda da böyle bir şeye kalkışmayacağını düşünüyorum…” şeklinde görüş bildirmektedir.

G6: “Artmasında muhakkak rol oynayacaktır…” şeklinde görüş bildirmektedir.

G7: “Valla azaltılmasında rol oynar mı bilmiyorum ama artmasına neden olabilir gibi geliyor bana…” şeklinde görüş bildirmektedir.

G8: “Artmasında rol oynar…büyük bir ihtimalle artacaktır.” şeklinde görüş bildirmektedir.

Tüm katılımcıların akademik teşvikle birlikte, bilimsel yayın etiği ihlallerinin çoğalacağı yönünde görüş bildirmeleri, akademik camiaya olan güvensizliklerinin bir göstergesi  olabilir.

Ercan (2016)’ın bu konudaki söylemi katılımcılarımızı destekler nitelikte ancak çok daha serttir. “Akademik teşvik 2016 yılından itibaren tüm üniversitelerde devlet eliyle uygulanarak, öğretim üyeleri hırsızlığa ve hiçsizliğe teşvik edilmeye resmen başlanmıştır” Ercan (2016).

  • İkinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar

Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışları

Araştırmanın ikinci alt problemi “Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışları nelerdir?” şeklinde belirlenmişti. İkinci alt probleme ilişkin model aşağıda gösterilmiştir.

Etik Dışı Davranışlar
Bildiri Metninin Başkası Tarafından Makale Yapılması

 

Alıntılarda Atıf Yapılmaması

 

Araştırma Sonuçlarının Çarpıtılması

 

Hiç Olmayan Bir Araştırmayı Yayınlama

 

Danışmanın Adının Yazılmaması

 

Çalıntı Makale İle Yükselme
Masabaşında Üretim

 

Kopyala – Yapıştır

 

Literatürün Başkasına Yazdırılması

 

Çeviri Yapanların Yazarmış Gibi Gösterilmeleri

 

Model 4.2. Akademisyenlerin Karşılaştıkları Yayın Etiğine Aykırı Davranışlar

Model 4.2. ‘de görüldüğü gibi katılımcılarımızın karşılaştıkları 10 adet yayın etiğine aykırı davranış sergileme durumları gözlenmiştir.Tüm katılımcılar, akademik yaşamları boyunca bilim etiğine aykırı davranışlarla karşılaştıklarını veya bu konuda deneyim yaşayan kişilerden bu tip davranışları duyduklarını dile getirmişlerdir. Katılımcılar, deneyimlerini ve yayın etiğine ilişkin duyumlarını ana başlıklarıyla şu şekilde belirtmişlerdir; kopyala-yapıştır, masa başında üretim yapılması, tezin literatür kısmının başkasına hazırlatılması, kişinin çevirdiği metni kendisininmiş gibi göstermesi, kişinin çalıntı makaleden doçentlik ünvanını alması, G6’nın eserlerinden alıntı yapılıp, atıf yapılmaması, araştırma sonucunun çarpıtılması, hiç olmayan bir araştırmanın bir dergide yayınlanması, doktora tezinin bildiri olarak sunulması ancak danışmanın isminin yazılmaması, danışmanın adının yazılmadığı pek çok tezin var olması, bildiri olarak sunduğu bir metnin, editörlük yaptığı dergide makale olarak karşısına çıkması gibi birçok etik ihlaller bildirilmektedir.

Katılımcıların ikinci alt probleme ilişkin açıklamaları şu şekildedir:

G1: “…Mesela bizim alanda çok  yayın yapan bir arkadaş için şunu duymuştum. Tabi bunlar dedikoduyla böyle şey olmaz ama yine de duydum ve şaşırdım. Masa başında veri üretiyor falan. Yoksa normalde bu kadar bir insan yani veriyi toplayıp şey yapması çok kolay değil yani. O bahsettiğim kişinin 200 300 tane yaklaşık 200-300 arası ölçek çevirmiş, türkçeye uyarlamış. Mümkün değil yani o kısa sürede, yani masa başında veri üretiyor gibi ve varsa böyle şeyler gerçekten çok vahim bir durumdayız demektir…”

G2: “…. A kişisinin söylediğini B kişisinin söylediğini bir şekilde kopyala yapıştır. Artık bu en ilkel versiyonu, en  basit versiyonu, en ahlaksız versiyonu. Kopyaladın yapıştırdın. Çok kötü. Bile bile yapıyorsun.…”

“…Ben daha lisanstayken bir arkadaşım bir firmayla anlaşmıştı. Bazı öğrencilerin tezlerini yazarlardı mesela. Para 1500-2000 biz öğrenciyken hatırlıyorum. Şey yaparlardı konu belli içerik belli tezin literatür kısmını, tabiki araştırma kısmı yapmıyorlar ama tezin literatür kısmını yazarlardı. Çalıntı yok, alıntı yok, yazan mükemmel yazıyor ama kişinin kendisi yazmamış oluyor. Burada çok büyük bir etik ihlal var. Özünde bakarsanız şey yok makaleye bir incelesin her şey yolunda yani çalıntı yapılmamış sonra veriler tekrar tekrar kullanılmamış ama kişi kendi değil geçip araştırmacı kendi değil başkasına yaptırmış…”

” …Çeviri ile ilgili çok büyük bir sıkıntı var… Çeviride, çeviriler intihal programında gözükmez.  Çünkü orjinaliİngilizce’dir onun. Zaten kelime dizini ardışıklık bulunmaz ve çeviri herkes üretim tarzına göre çeviriyor ya. Bence çeviri çalmanın en büyüğü aslında. Ama kişiler onu Herkes farklı çevirdiği için sistemde yani veritabanında onunla örtüştürecek birebir aynı dizinde kelime yok. Çünkü ben gelmek ifadesini kullanıyorum siz varmak ifadesini kullanırsanız öbürü başka bir şey kullanır. Ama çalmış mıdır? Çalmıştır.  Yeni bir sentez ortaya koymayıp, direk kitapları çeviri olan hocalar biliyorum.  Kitap çeviri, çevirilerden derleme ama hoca orada kendini çeviri editörü değil yazar olarak göstermiş. Ya yazar değilsin, için hiçbir şey katmadın. Saatlerce farklılaştırılmış denetim anlatmış, bir bakıyorum birebir orijinal kaynaktaki sırayla aynı. İşte siz o zaman o kitabı çeviri kitap diyeceksiniz. Okuyucu onun çeviri kitap olduğunu bilecek. Çevirmek demek üretmek demek. Çeviriyi üretiyorsunuz da, yayını üretmiyorsunuz.  Bu noktada bile çeviri ile ilgili çok büyük sorunlar var…”

G3: “…ben hırsızlıkla suçlandım. Beni hırsızlıkla suçladılar.  Etik kurula gittim. Etik kurulda ben hırsız değilim yani hırsız başkası ve o hırsızlık yaptığı makale ile doçent oldu. Ama maalesef üniversite rektörünün tutumu yüzünden, o, oyu ona verdiği için ben geri planda kaldım. Kendimi zor kurtardım.  Benim olayla ilgim yok…”

G6: “…bunlar alenen yapıldığı gibi gizli saklı da yapılabiliyordu. Bu durumların İçerisinde ben de kaldım, şahit oldum. özellikle danışmanlık yapan eski kuşak akademisyenler sıklıkla bu ihlalleri  işlediler. Ben buna tanık oldum. Fakat yeni kuşak çok daha işini iyi biliyor, daha eğitimli daha dikkatli ve yeni kuşaktan pek rastlamadım akademik etik ihlallerine.

G7: “…Kendi eserlerimizden alıntı yapılmış atıf verilmemiş. Görebiliyoruz…”

“…bir kısmı çok kötü  niyetli olmayıp bilmeden yapılan şeyler. Bir kısmını da kasıtlı intihalli filan. Tabii bunlar artık bilmeme ile ilişkili olduğunu düşünmüyorum. Yani intihal boyutunun ya da ne bileyim bir araştırmanın sonuçlarını çarpıtmak olabilir ya da hiç olmayan bir araştırmayı direk alıp bir dergide yayınlama gibi şeyler bunlar. Belli ki kasıtlı şeyler…”

“…Mesela bir örnek vereyim. Doktora tezini savunmuş, ondan bir yayın çıkartacak, bildiri olarak bir yerde sunacak. Hocasının adını yazmamış ama bunun yerine başka kendisine yardım eden, tez boyunca yardım eden diğer iki kişinin adını yazmış. Hocası yok. Başka iki kişisinin  adı var. Sorduğumuzda hocam bana yardım etmedi diyor. Diğer iki kişi yardım etti diyor. Bu da bana göre etik diyor mesela. Ben bunu çok bilmiyordum diyor, bu kadar bir yaptırım olabileceğini. Bilmemekle ilgili nedenler olabilir…”

“…Mesela şeylerde de dip notlarda da eskiden bu kadar çok bilinmiyordu. Mesela danışmanı adının yazılmadığı pek çok tez var yayın yapılmış. Bunlar aslında etik ihlal olarak kabul ediliyor…”

G7: “…Kendisi bir bildiri olarak sunduğu bir metin karşısına  editörlük yaptığı bir dergide karşısına makale olarak geldi. Kendisi editörlük yaptığı için tabi yayınını tanıyor. Çok değişik bir tecrübe oldu yani hepimize.…”

Katılımcıların dile getirdiği ikinci alt probleme dair bulguların çoğunun iyi niyet çerçevesi dışında  gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Katılımcılarımızın (G2, G3, G6, G7)  4/8’i doğrudan etik dışı davranışlarla karşılaştıklarını beyan ederken, 4/8’i (G1, G2, G4, G8) doğrudan etik dışı davranışlarla karşılaşmadıklarını ancak bu tip davranışların sergilendiğine ilişkin duyumlarını dile getirmektedirler. Ayrıca katılımcılarımızdanG3, etik kurula sevk edildiğini, aklandığını ancak gerçek hırsızlığı yapan kişinin çalıntı makaleden doçent olduğunu dile getirmektedir.

Katılımcılarımızın tümünün bir şekilde yayın etiğine aykırı davranışlarla karşı karşıya kalmaları, bu konudaki denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunun göstergesi olabilir. Bulgularda, bilgi eksikliğinden ziyade bilinçli olarak yapılan  bilim etiğine aykırı davranışların dile getirilmesi, akademisyenlere olan güvenin zedelenmesine neden olabileceği gibi, doğruları bulmak için yola koyulan öğretim elemanlarının yanlışa yönelmeleri bir o kadar düşündürücüdür.

  • Üçüncü Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar

Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergileme nedenleri

Araştırmanın üçüncü alt problemi “Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergilemelerinin temel nedenleri nelerdir?” şeklinde belirlenmişti. Üçüncü alt probleme ilişkin model aşağıda gösterilmiştir.

Etik Dışı Davranış Sergileme Nedenleri
Çaresizlik

 

Özgüven Eksikliği

 

Alan Yetersizliği

 

Alanda Varoluş Sergileme Kaygısı

 

Bilgi Eksikliğ

 

Acemi Olması

 

Akademik Teşvik Alma İsteği

 

Davranışının Yanlış Olduğuna İnanmama

 

Görev Süresini Uzatma İsteği

 

Yükselme Kaygısı

 

Değerlerinin Oturmamış Olması

 

Farkındalığının Olmaması

 

Etik Boşluklar

 

Psikolojik Sorunlar

 

Ahlaki Gelişim Yetersizliği

 

Model 4.3. Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergileme nedenleri

Model 4.3.’de de görüldüğü üzere, katılımcılar, akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranış sergileme nedenlerini ana hatlarıyla şu şekilde kategorize edilmiştir: Kişinin ahlaki gelişimi yetersiz oluşundan, farkındalığının olmayışından, etik boşluklarından kaynaklanan, psikolojik sorunlarından,  değerlerinin oturmayışından,  yükselme kaygısından, akademik teşvik alma isteğinden, yaptığı davranışın yanlış olduğuna inanmayışından, görev süresini uzatmak isteyişinden, acemi olmasından,  bilgi eksikliğinden, özgüven eksikliğiden, alan yetersizliğinden, çaresizlikten, varoluş sergileme kaygısından gibi 15 adet bilim etiğine aykırı davranışla karşı karşıya kaldıklarını belirtmişlerdir. Özellikle bilgi eksikliğinin rolünün yüksek olduğuna dair görüşler dikkat çekmektedir.

Bu doğrultuda  katılımcıların açıklamaları şu şekildedir:

G1:  “Yani kendi herhalde öncelikle ahlaki gelişimi ile ilgili bir mesele vardır ortada…Dolayısıyla yani ben bireysel ahlakın gelişimini yani burada önemsiyorum, ne için böyle bir şey yapabileceği ile ilgili…”

“…Bilgi eksikliğinin rolü bence daha azdır… Yani yüksek lisans doktora yapmış birinin bunları zaten bilmemesi yani biliyordur yani. Küçük bir payı var bence bilgi eksikliğinin…”

G2“Bir, farkındalığı olmadığı için. İki, farkındalığı olup etik boşlukları vardır. Yani zamandan emekten vesaireden tasarruf edip başka şeyler kaybediyor tabii ama bunun için yapabilir. Bilerek veya bilmeyerek diye ayırabiliriz bence önce. Zaten bilerek yaptıklarının çok fazla nedeni çıkabilir. Yani kişinin psikolojik sorunlarından tuttun işte efendime söyleleyim yükselme kaygısıyla, değerlerinin oturmamış olmasından… Bilerek de çok fazla şey çıkabilir veya bilmeyerek de yapabilir ama bir akademisyenin sorumluluğudur. Bu bilmeyerek bile aslında bilerektir.  Çünkü bilmemesi gibi bir özrü yok yani…”

“…Kişi genel ahlak konusunda nerede, sonra bilim etiğini bunun neresine yapılandırıyor. Başlıbaşına ahlaksız bir insanı bilim etiği versek bile bu çok işe yaramayabilir…”

G3“…yetersiz olan birisi tahmin ediyorum etik dışı davranışlar yapar…”

“…ben etik dışı davranışlarda bilgi eksikliğinin çok fazla önemli olduğunu sanmıyorum. Onu  zaten kişiler eğer öyle bir şeye gidiyorsa, onun başına sobelendiklerinde ne geleceğini biliyorlardır muhtemelen. Yani bir şekilde önceden başta önlemini alıyordur…”

G4“…Akademik teşvik için, yükselmek için. Yükselmek için ya genelde. Makale sayısına bakıldığı için doçentlikte falan bu tip işlere uğraşılabiliyor ne yazık ki…”

Bilim etiğine aykırı davranış sergilemesinde etik konusundaki bilgi eksikliğinin rolü nedir? sorusuna katılımcı şu görüşü bildirmektedir; “Büyüktür. Çok fazla”

G5“…yanlış davranış sergiliyorsa muhtemelen o yanlışlığın yanlış bir davranış olmadığına inanıyordur diye düşünüyorum …muhtemelen yaptığını haklı görecek şekilde davranıyor olabilir diyebiliriz…”

“…Bilgi eksikliği tabi ki şimdi bir akademisyen olarak baktığımızda lisans eğitimi ardından yüksek lisans ve doktora eğitimdeki bu aşamalardaki bütün karşılaşılan dersler akademisyenler vs. çevresinde  muhakkak ki ciddi bir bilgi birikimi oluşuyor. O eğitim süreçlerinin hiçbirisinde her biri ciddi bir  şekilde programlar açısından, kurumlar açısından, denetleniyor vs. Dolayısıyla Bu anlamda onu yanlış noktaya itebilecek yani  kurumsal açıdan görüntüde baktığımızda herhangi bir şey olmasa gerek hiçbir kurum açısından…”

G6“…Görev süresini uzatmak istiyordur. Bir şekilde akademik teşvik almak istiyordur yani nemalanmak istiyordur. …”

“…Eğer bir şey bilmiyorsanız başka birinin fikrini alırsınız ve kullanırsınız. Yeterince bilgi sahibi değilseniz muhakkak bir yerlerden bir şeyler aşırmanız gerekmektedir…”

G7“… Acemi olması. Yani yeni  başlıyor olması. Yüksek lisans tezlerinde bundan daha sık görüyoruz. Doktorada nispeten azalıyor. …Bilmemekle ilgili nedenler olabilir”

G8“…Özgüven eksikliğinden, alan yetersizliğinden ve çaresizlikten büyük ihtimalle. Yani alan içinde yeterli olmayan kişiler gizlice kendini yeterli gösterebilmek, alanda varoluş sergileyebilmek için bu tarz etik dışı, ahlak dışı davranışlara soyunan ne yazık ki birçok kişi var…”

TÜBA (2002), etik dışı davranışların sebeplerini üçe ayırmaktadır:

  1. a) Dürüstçe çalışırken yapılabilen yanlışlar
  2. b) Disiplinsiz çalışma sonucu ortaya çıkması kaçınılmaz olan yanlışlar
  3. c) Doğrudan ve istemli olarak yalan söyleme, aldatma ve kasıtlı yanıltma

Bilim etiğine aykırı davranış sergilemesinde etik konusundaki bilgi eksikliğinin rolü nedir? sorusuna katılımcı (G8) şu görüşü bildirmektedir; “Çok fazla. Çünkü bu teknoloji çağında kopyala yapıştırla  birlikte artan bilim kirliliği var. Herkes birbirinin cümlesine kopyalayıp üzerinde biraz değişiklikler yapıp bazı şeyleri yazıyor. Dolayısıyla kendi fikirlerini gerçekten yaratıcılığını ortaya koyan çok az kişi var. Gerçek anlamda bilim araştıran, bilim yapan çok az insan var. Dolayısıyla bu tarz yollara başvuran insanlar var…”

Kasıtlı olarak etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin olduğuna inanıyor musunuz? sorusuna beş katılımcı (G1,G2,G6,G7,G8), inandıklarını belirtirken, iki katılımcı (G4,G5) bilinçli olarak yapıldığını düşünmediklerini dile getirmektedir. Bir katılımcı (G3) ise “bu konuda akademisyenlere toz kondurmayacağım” şeklinde beyanat vermektedir.

Bülbül (?) makalesinde, çarpıcı bir cümle ile etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin oluşuna dair şaşkınlığını  şöyle  ifade etmektedir. “Bilgi üretimi gibi bir işte dürüstlüğe aykırı davranma ilk bakışta şaşırtıcı görülebilir. Son amacı doğruyu bulmak olan bir insanın doğruya ihanet etmesi kolay anlaşılır bir şey değildir.”

Köklü (2003),“Akademisyenlerin Araştırma Etiği Konusundaki Görüşleri”adlı çalışmasında etik olmayan davranışların gösterilme nedenlerini birkaç boyutta toplamaya çalışmıştır. Bunlar;

· “Bilimsel açıdan yetersizlik, temel eğitim eksikliği, yeterince araştırma yöntem bilgisine sahip olmama, bu konularda bilgi yetersizliği ve bilimsel araştırma ilkeleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmama.

· Araştırma yapabilmek için ortamın ve koşulların yetersiz olması, bilimsel çalışma yapma güçlüğü, ülkemizde veri toplamanın zor olması,yabancı kaynaklara- ölçme araçlarına ulaşmanın zor olması

· Çaba göstermeden ürün sahibi olma, kolay statü elde etme, kısa yoldan ilerleme ve başarıya ulaşma isteği, kısaca kolaycılık ya da kolaya kaçma.

· Denetimsizlik ya da denetim eksikliği, denetim mekanizmaların zayıflığı, yüksek öğretim kurulu tarafından bu tür davranışların gösterilmesi durumunda hiçbir şey yapılmaması, yeterince ceza ya da kınama verilmemesi, dergi editörü, hakem gibi konularda problem olması.

· Fazla yayın yapma isteği ve ihtiyacı, akademik yükseltmelerde yayın zorunluluğu, daha çok niteliğe değil, niceliğe önem verilmesi, kısa sürede yayın yapma gereksinimi, çok fazla yayın çıkarma endişesi.

· Kişilik sorunları, psikolojik sorunlar, karakter zaafı, kendine güvenin eksik olması, bilim insanı davranışlarından yoksun olma, bilimsel tutuma sahip olmama, hırs, başarısızlık kaygısı duyma, sorumsuzluk, tembellik, aç gözlü olma, terbiye ve ahlak yetersizliği, dürüst olmama, kıskançlık, iç disiplininden yoksun olma, iç denetimsizlik gibi.

· Etik kavramının bilinmemesi, etik bilincin oluşmaması, araştırma etiği konusunda yetersiz olma, yapılan bir davranışın etik olup olmadığı konusunda farkında olmama, etik ölçülerin yeterince bilinmemesi.

· Etik kurulların fakültelerde olmaması, etik komitelerin çalışmalarının yetersiz olması.

· Akademik yükseltmelere getirilen ağır ölçütler, mevcut olan terfi yönetmeliklerinin araştırma etiğini çiğnemeye teşvik edici olması.”

 

Köklü  tarafında 2003 yılında yapılan ve yukarıda belirtilen bulguların birçoğu araştırmamızın bulgularıyla örtüşmektedir. Aradan 13 yıl geçmiş olmasına rağmen hala aynı davranışların dile getiriliyor oluşu, yayın etiği konusunda ciddi anlamda ilerleme sağlanmadığının göstergesi olabilir.

  • Dördüncü Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar

Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışlarının sonuçlarına ilişkin farkındalık düzeyleri

Araştırmanın dördüncü alt problemi “Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışların sonuçlarına ilişkin farkındalıkları nelerdir? ” şeklinde belirlenmişti. Dördüncü alt probleme ilişkin model aşağıda gösterilmiştir.

Yaptırım Önerileri

 

Etik Dışı Davranış Sergileyen Akademisyenlerin Karşı Karşıya Kaldıkları  Durumlar
Etik Kurula Sevk

 

Cezai Yaptırım

 

Küçük Düşürülme

 

Kariyerinin Zedelenmesi

 

Dışlanma

 

Türkiye’de Bunun Bir Karşılığının Olmaması

 

İnformal Baskı

 

Üvanın Alınması

 

Yaptırımdan Çok Eğitim Verilmesi

 

Meslekten Atılma

 

Maaş Kesintisi

 

Para Cezası

 

Kınama

 

Model 4.4. Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışlarının sonuçlarına ilişkin farkındalık düzeyleri

Türkiye’de bilim etiğine aykırı davranış sergileyen akademisyenlerin karşı karşıya kaldıkları olumsuz durumlara ilişkin görüşleri  ana  hatlarıyla Model 4.4.’de görülmektedir. Bilimsel yayınlarda etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin nelerle karşılaştıklarına  dair görüşleri, katılımcıların farkındalık düzeylerinin göstergesi olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla alınan cevapların akabinde yaptırım önerileri sunmaları istenmiştir. Akademisyenlerin bilim etiğine aykırı davranışlara ilişkin sonuçların neler olabileceğinin ortaya konmasının amaçlandığı bu araştırmada, dikkat çeken en önemli kategori, Türkiye’de etik dışı davranış sergilenmesinin bir karşılığının olmadığına inanan katılımcılarının çoğunlukta olmasıdır.

Etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin karşı karşıya kaldıkları  durumlara ilişkinkatılımcı cevaplar şöyledir: Dışlanma, cezai yaptırımla karşı karşıya kalma, akademik camiada küçük düşme, yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilmesi, akademik kariyerinin yara alması, , Türkiye’de bunun bir karşılığının olmaması, etik kurula sevk edilmesi gibi sonuçların doğabileceğini  belirtmişlerdir. Bu doğrultudaki katılımcıların açıklamaları şu şekildedir:

G1 : “…Normalde bunun cezai yaptırımlarının olması lazım bir kere. Onlarla ne kadar ne kadar yüz yüze kalıyorlar bilmiyorum ama onun dışında kişiler arası ilişkilerle ilgili bence  yani çok da hoş görülmeyen bir tavırla karşılaşılabilir…”

G2 :“…Şimdi olumlu olumsuz şeylerle karşılaşabilir etik dışı davranış yükselmesini hızlandırabilir olumlu birçok şey olabilir  yaşamında…”

G3 :“… Mutlaka bir şekilde önlerine çıkar mümkün değil gizli saklı kalmaz…”

G4 :“… Çok bilgili hocalarla karşılaştığı zaman bunun sorununu yaşıyabilir. Bu daha önce yapılmış diyebilir. Ne gibi denilebilir? Küçük düşürülebilir. Küçük düşürücü benim için.…”

G5 :“… Tabii bunlar tespit edildiğinde muhakkak ki hani gerekli işlemler vs. yapılacaktır. Ne ne zaman karşılaşılıyor bunlarla yani dosya vesaire bir yayın gönderdiğinde hakemlikler hakemlerin incelemeleri sonucunda bunlar ortaya çıkabilir. Bunların bildiridir yayını zaten yayınlanmaz.Doçentlik sürecinde  böyle bir şeyle karşılaştığında onun hakkında yaptığı diyelim ki etik dışı bir şey varsa yayınlarında intihal varsa vesaire varsa bunlarla ilgili zaten yasal süreç başlatılır. İlgili kişilerce önerilir ya da diğer olumsuzluklar. Tabi günümüzde artık belki yayınlar açısından bu tür durumları tespit etmek biraz daha kolay olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü ilgili makaleleri çeşitli programlar sayesinde yapılan tüm atıflar işte makalenin konusu ile ilgili içerikleri diğer yayınlarla eşleştirme var ise oradaki hataları düzeltebilmek imkanları mevcut. Bu da tabi akademisyenlerin hem kendi açısından yaptığı çalışmalardan daha emin olmak olmaları hem de bunları denetleyen hakemler  ve diğer unsurlar tarafından da o yayının güvenirliğini ortaya görmek en azından yüksek lisans doktora tezlerinde yine aynı şekilde bu da tabii ki bir pratiklik sağılıyor diyebiliriz…”

G6 :“…Tabi ortaya çıktığı andan itibaren akademik camiada yüz kızartıcı bir suç olarak nitelendirilebilir bu ve gerek birim amiri gerekse rektörlük tarafından soruşturma geçirebilir. Bu soruşturma da akademik kariyeri açısından çok önem teşkil eder. Hoş, suçsuzsa akademik etik anlamında aklanır  ama değilse büyük bir yara alır akademik hayatı.…”

G7:“… Türkiye’de fazla bunun pek bir karşılığı yok gibi duruyordu şimdiye kadar Ama giderek bu daha da önem önemli bir hal almaya başladı …küçük çaplı şeyler görmezden geliniyor Bunun dışında hani ciddi anlamda bir yerden blok halinde kopyalayıp şey yapıyorsa ona adını koyuyorsa falan orada da mahkeme yolu açılıyor sanıyorum. Etik kurula başvuruyor, etik kurula beraber mahkeme süreci falan da olabiliyor…”

G8 :“… Hukuksal anlamda sıkıntılarla karşılaşıyorlar ama Türkiye’de bu sistemin pek iyi işlediğini düşünmüyorum ben. Yasal bir süreç başlatılıyor ama yasal başlatılan süreç genellikle ne yazık ki yine de tanıdıklarla o işler çözülüyor işte. Üniversitelerde kurulan etik kurullar tanıdık kişilerin araya sokulmasıyla bir şekilde örtbas ediliyor. O yüzden ne yazık ki Türkiye’de o işin yurtdışı yayınlarında olmuyor ama ciddi ve iyi dergilerde kimse cesaret edemiyor çok fazla ama Türkiye’de bunun bir yaptırımı yok…”

Katılımcıların (G1,G2,G7,G8) 4/8’i Türkiye’de bilimsel yayın etiğine aykırı davranış sergileyen akademisyenlerin  gerekli cezaları almadıkları görüşünde hemfikir oldukları gözlenmektedir. Katılımcıların bu yöndeki görüşleri şöyledir:

G1 : “…Bir dışlanma, bilmiyorum yani bu tür ihtimaller var ama Türkiye’de karşılaşıyorum derseniz. Yok”

G2 : “…Niyeyse bu tarz insanların başına çok büyük sıkıntılar geldiğine  inanmıyorum…”

G7:“… Türkiye’de fazla bunun pek bir karşılığı yok gibi duruyordu şimdiye kadar Ama giderek bu daha da önem önemli bir hal almaya başladı …küçük çaplı şeyler görmezden geliniyor…”

G8 :“… Türkiye’de bu sistemin pek iyi işlediğini düşünmüyorum ben…”

Uzbal (2013), ülkemizde sağlıklı bir bilim iklimini olmadığını şu cümlelerle ifade etmektedir: “Günümüz Türkiye’sinde sahte bilimcilik anlayışı ve bilim karşıtı hareketler gerçek bilimsel dü­şünceye egemen olmaya başlamıştır. Bilimsel geçinen ve bilimden geçinenlerin sayısı giderek artarken gerçek bilimciler veya samimi anlamda bilim yapmak isteyen beyinler daha uygun bilimsel iklime sahip olan ülkelere göç ederek çalışmalarını orada sürdürmeyi tercih etmek­tedirler. TÜBİTAK gibi önemli bilim kurumlarının ödüllerini son yıllarda başka ülkelere göç et­miş Türk asıllı bilimcilere vermesi trajikomik bir durum olmasının yanında ülkemizde sağlıklı bir bilim iklimi olmadığını da teyit etmektedir.”

Katılımcılarımızın bilim etiğine aykırı davranışın sonuçlarına ilişkin farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu gözlenmiştir.

  • Beşinci Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar

Etik kurulların, etik ilke ve davranışların benimsenmesindeki etkisi

Araştırmanın beşinci alt problemi “Etik kurullar etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili midir?” şeklinde belirlenmişti. “Etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna ilişkin verilen cevaplar  tablo 4.1.’de  gösterilmiştir.

Tablo 4.1. Etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesindeki rolüne ilişkin katılımcı görüşleri

Katılımcı Cevapları Katılımcılar Frekans
Etkili olduğunu düşünmüyorum G4,G5 2
Etkili olduğunu düşünüyorum G1,G2, G3,G6, G8 5
Kararsız G7 1

Tablo 4.1. incelendiğinde katılımcıların 2/8’i etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olmadığına dair görüş bildirmişken, 5/8’i bu kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkin rol oynadığına ilişkin olumlu görüş bildirmişlerdir. Katılımcılardan 1/8’inin bu konunda “etkili olabilir” şeklinde cevap vererek, net bir görüş sergilememiştir. Katılımcıların en fazla frekansla  etik kurulların etkin bir rol oynamadığına dair görüş bildirmeleri, etik kurulların etiğe aykırı davranışları önlemede etkin olamadığının göstergesi olabilir.

Katılımcıların alt problemimize ilişkin görüşleri şöyledir;

G1: “…Etik kurullar çok teknik bir iş yapıyor bence. Yani araştırma önerisi ile başvuruyorsunuz  yani hani en azından sosyal bilimlerde. Bakıyor işte bunu kime uygulayacak, neye uygulayacak,   zararı var mı yararlı olacak mı olmayacak mı çocuklara. Yani öyle çok etik davranışı geliştireceğini zannetmiyorum ben bireylerde o etik kurulları ama bilmiyorum bir tıp araştırmasında belki ciddi bir fark yaratıyor olabilir orada birebir insanlar katılımcılar üzerinde bir şeyler yapılıyor ama sosyal bilimler açısından çok zannetmiyorum yani…”

G2: “…Etkili olabileceğini, işlevsel olursa çok faydalı olabileceğini ama etkili olmadığını düşünüyorum çünkü etik kurul şeyden bağımsız çalışıyor gibi hissediyorum. Bir izin alma gibi oluyor. Kişiler izin alaysa, alabileseye kadar bir şekilde etik kurulun isteklerini yerine getiriyor. Etik kurul da daha çok şeye karar veriyor yani bir konuda bir araştırmanın çalışmak istediğinde genel olarak topluma, okula, kuruma zarar olmayacak konular olup olmaması açısından değerlendiriyor. Yoksa akademisyen bu süreci ne kadar etik yürütece ile ilgilenmiyorlar.  Çünkü bunu kontrol edemez, o sadece araştırmaya başlama izni verir ama asıl etik ihlaller araştırmaya başladıktan sonra gerçekleşebilir. Dolayısıyla etik kurullar şu anki haliyle bence etik geliştirme noktasında yetersiz. Ama etik kurullar eğer ara raporlarla ya da ara görüşmelerle akademisyenin şeyini takip edebilecek olsa yayın akışını yayın davranışını takip edebilecek olsa etkili olabilir ama şu anda haliyle izin vermem merciinin Benim hiçbir münasebeti mi Olmadı Onun dışında varsa da bilgi eksikliğinden bir şu an etkili olmadığını düşünüyorum…”

G3, Etik kurulların, etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olduğunu düşünüyor musunuz? sorusunu“Yok hayır hiç düşünmüyorum”şeklinde, G4ise aynı soruyu “Düşünüyorum ya gerekli şeyleri yapıyorlar. Çünkü açıklamaları her türlü bilgiye ulaştırıyorlar bizi sağolsunlar. Ben yeterli görüyorum.” şeklinde cevaplamaktadır.

G5: “…Evet etik kurullar çeşitli yayınlar çalışmalar vs. ilgili konuların içerikleri, bilimsel eksiye uygunluğu konusunda çalışmalar yapılıyor bu tabi ki bende böyle bir komisyonun olması tarafıyım. Yani tabi ki akademik olarak herkes belli bir düzeyde bir birikim sağlıyor ama her aşamada o birikim değişebiliyor. Dolayısıyla farklıca bir akademisyenlerin buradaki durumu görüyor olması farklı bir bakış açısının üzerinden bakılması akademisyene de aslında güvence sağlar. Evet yaptığı çalışma bir kurul tarafından onaylanmış ve dolayısıyla onun için hem de bir artıdır. Hem de farklı görüşleri varsa bununla ilgili sıkıntılar eğer  komisyonu gördüğü o görüşleri ele alınıp kendi çalışmasına bir kez daha şekil vermesi açısından faydalı olabilir diye düşünüyorum…”

G6: “…Şöyle. Tıp fakültelerinin etik kurulları çok güzel işliyor, çalışıyor fakat sosyal bilimler enstitülerinde özellikle büyük bir boşluk var etik anlamında. Benim de sık rastladığım etik kurul ihlalleri oldu. Fakat dediğim gibi Yeni jenerasyon daha çok dikkat ediyor ve sanırım bu durumda git gide azalacaktır…”

G7: “…Ben  etik kurullarda çalıştığım için yani böyle büyük çapta bir de gizlilik gerektiren dosyalar Ya bunlar gizli görülüyorlar hani, öyle bir dünyaya ilan etmiyorsunuz ya da ne bileyim üniversiteye ilan etmiyorsunuz yani sadece o kişileri bağlıyor gibi bir şey yani. Diğerlerine nasıl örnek olabilir bilmiyorum. Duyulmaması için de özen gösteriliyor. Hani bu ya istifa ettikten ceza almış falan gibi bir şey olmuyor hiçbir zaman.  Dolayısıyla caydırıcı bir etki yaratıyor mu bilmiyorum. Hani o boyutu da belki araştırılabilir ama tabi etik ama tabii kurula geldikten sonra varsa bir problem  orada enine boyuna konuşuluyor ve gerekirse aynen yaptırım istemiyor yani…”

G8“…Bu sistemin pek iyi işlediğini düşünmüyorum ben. Yasal bir süreç başlatılıyor ama yasal başlatılan süreç genellikle ne yazık ki yine de tanıdıklarla o işler çözülüyor işte. Üniversitelerde kurulan etik kurullar tanıdık kişilerin araya sokulmasıyla bir şekilde örtbas ediliyor… ne kadar bağımsız kurullar olsalar da tanıdıklar mutlaka devreye giriyor etik kuruldaki kişilerin isimleri çok gizli tutulmalı yani. Kimsenin ulaşamayacağı, bilemeyeceği kişiler olmalı yani fazla bir anlam teşkil etmiyor aslında…”

Etik kurulların etik ilke ve davranışın benimsenmesinde etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Sorusuna verilen cevaplar; katılımcıların (G1,G2,G3,G6,G8) 5/8’i etik kurulların yeterli olmadığına ilişkin beyanda bulunmuş, G4, etik kurulların etkili olduğuna dair görüş bildirmiş, G5, “etik kurulların faydalı olabileceğini düşünüyorum” şeklinde bir ifade kullanırken, G7, “caydırıcı bir etki yaratıyor mu bilemiyorum” şeklinde cevaplamıştır.

Katılımcıların çoğunluğu, etik kurulların, etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olmadığını  ifade edilmektedir. Dolayısıyla etik kurulların etik değerlerin benimsenmesinde yeterince etkin olmadığı söylenebilir.

  • Altıncı Alt Probleme İlişkin Bulgular ve Yorumlar

Akademisyenlerin etik dışı davranışlarının önlenmesine yönelik görüşleri

Etik Dışı Davranışları Önlenmesine Yönelik Görüşler

Araştırmanın altıncı alt problemi “Akademisyenlerin etik dışı davranışları nasıl önlenebilir?” şeklinde belirlenmişti. Dördüncü alt probleme ilişkin model aşağıda gösterilmiştir.

Hassas Olmak

 

Meslek Örgütlerin           Devrede Olması

 

Bütüncül Bir Düzenleme Getirilmesi

 

Danışmanın Rehberliği

 

Avrupanın Örnek Alınması

 

Denetim Mekanizmalarının Gelişitirilmesi

 

Etik Kurullarına İşlevsellik Kazandırılması

 

Konferans ve Panellerin Düzenlenmesi

 

Etik Eğitimi

 

Model 4.5. Akademisyenlerin etik dışı davranışlarının önlenmesine yönelik görüşleri

Katılımcıların bu yöndeki görüşlerinden bazıları ana hatlarıyla şöyledir;

  • Mesleki örgütlerin ciddi anlamda devrede olması
  • Üniversitedeki etik kurulların işlevsel hale getirilmesi
  • Etik dersinin yaygınlaştırılması
  • Denetim mekanizmalarının artması
  • Etik konusunda konferans ve paneller düzenlenmesi
  • Etik konusunda Avrupa’nın örnek alınması
  • Danışmanın rolü: Yayın etiği konusunda danışmanın vasıfları öğrencinin vasıflarını belirlemesi
  • Bireysel açıdan kişinin konuya hassa olması ve okuması

gibi görüşler, katılımcıların etik davranışların önlenmesine ilişkin önerilerini oluşturmaktadır.

Altıncı alt probleme ilişkin katılımcı görüşleri şöyledir:

G1: “…Valla bu yani meslek örgütleri falan belki daha ciddi devede olabilir yani üniversitede kurular daha iyi işleyebilir. Yani senin benim adamım demeden daha üst düzeyden bir şekilde ele alınmalı bu konular. Aman onu kayıralım, onu kayrılmayalım falan gibi bu tür tedbirler olabilir. Onun dışında belki İşte bu etik derslerine daha fazla belki yer verilebilir. Yani hani nicelikten çok nitelik daha fazla öne çıkarılabilir. Yani atanma kriterlerinde ve görevde  yükselme kriterlerinde teşviklerde gibi gibi..bunlar herhalde biraz yani işi biraz değiştirir katma değeri nedir yapılan çalışmaların Bunlar üzerinde tekrar düşünülmesi Valla bu tür şeyler herhalde biraz etkili olur…”

G2: “…kollektif bir duruş olsa akademisyenler arasında bilim etiğine aykırı davranan insanlar dışlansa yüceltilmezse vesaire çok sıkıntılı şeylerle karşılaşılacaktır aslında kendini çek etme noktasında düzeltme noktasında bir sürü şey yapmak zorunda kalacaktır…”

“…Ben az çok kendi hocalarımdan şeyi görüyorum X hocaya bir sürü şey geliyor, dosyadır vsdir uygun görmediği davranışta tamam bitmiştir. Yani eğer kişi orada bir alıntı çalıntı yapmışsa aynı veriyi tekrar tekrar kullanmışsa bir yayını A’da da  yayınlanmış B’de de yayınlanmışsa yurt içinde veya yurtdışında vesaire aynı veriler üzerinde. Bunlar duruşunu hani gösterebilen akademisyenler var. Bu da intihal yapan ya da diyelim ki etik dışı davranan kişide şuna  nedenolabilir bence ya evet bu fark edilmeyecek bir şey değil ya da Dolayısıyla Hani kişinin Ya ben şeyi biliyorum yurtdışında 100 düşündüğünü biliyorum yıllar önce yapılmış bir etik ihlali belli kademelerdeki insanların yıllar sonra karşısına çıktığımı mesleklerinin elinden alındığını, istifa etmek zorunda kaldığını biliyorum. Biz de belki bu tarz yaptırımlar eksik kişiler bir şekilde yolunu bulabiliyorlar etik dışı davranış yaptığının farkında fakat ahlaki değerler üzerine oturmadığı için bunlarda rahatsızlık hissi vermiyor ve yapıyorlar Bugün değil yarın akademik bir sıkıntıyla karşılaşabilirler ama denetim mekanizmasının yetersiz olduğunu düşünüyorum Niyeyse bu tarz insanların başına çok büyük sıkıntılar geldiğine  inanmıyorum çünkü büyüğü küçüğü yok Bir paragraf çalıyorsan çaldın koca bir tezi çaldıysan da çal çaldın her ikisine de eşit düzeyde eşit düzeyde derken aynı yaklaşımla yaptırım uygulamamız gerekirken bir şekilde kaynıyor gibi hissediyorum ama bu benim hissiyatım tabii çok da o alana dahil bilgim yok yani…”

“Üniversitedeyken bize bunu demediler, yani bunu yapmazsanız yasal bir ihlal, şöyle yaptırımı var. Bizi yasayla korkutmadılar, doğrusu bu dediler arkadaşlar.  Bir kişinin söylediği doğrudan alınmaz. Biz o kadar onu içselleştirdik ki  şeyi bilmiyoruz, doğrudan almanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz daha. Çünkü aklına gelmiyor. Ya alıyorsun paragraf otomatik olarak seni şeye kanalize etmişler, hemen onu okuyup sentezleyip yazmaya kanalize etmişler ve bu refleks haline dönüşmüş. Bence bilim etiği noktasında belli şeylerin refleks olarak dönüştürülmesi lazım kişilerde. Bu da emeksiz olmuyor. Yani cezayla korkutarak şu yasak bu yasak falan değil de bu bir davranış biçimi olasıya kadar, bununla ilgili kişiye eğitim verilmesi vermek gerekiyor…”

“…Düşünsel ürünlerin de çalınabileceğini küçük yaşlarda aktarılabilir, öyle bir düşünme biçimi haline gelebilir. Zaten gerisi sonra gelir. Ders koyarsın, denetim mekanizması getirirsin, etik kurullar işlevsel hale getirirsin. Elbette bunun farkında olarak yapmak isteyen insanlar olabilir. Biz farkında olmadan yapanları değil farklılık  kazandırarak yapabiliriz. Ayrıca hem farkında olup hem farkında olmayan ve bunu yapan insanları engelleme noktasında yasal düzenleme yapmamız lazım…”

“…iş yükü insanları bu etik dışı davranışları denetlemeye zaman ayırmasına izin vermiyor. Yani kişiler farkındalar örnek veriyorum yüksek lisans öğrenciniz ödev hazırlayacak  şu an bizim yaptığımız ödevler bilimsel yeni bir gerçeği ortaya koymanın ötesinde derleme niteliğinde oluyor çoğu derleme niteliğindeki  ödevde çok fazla okuyup sentez düzeyinde bir şeyler yazar bilmek lazım ama ama belli başlı gerçekleri de alanın üstadlarından alacaksınız. Bunları alırken nasıl pharaphrase Yani kendi kelimeleri ile ifade eder kişi bunu bilmediği için hocaların Belki bunu öğretmeye vakti olmadığı için ve bunu denetlemeye vakti olmadığı için öğrencinin zaten bir şekilde intihal yapacağı varsayımı üzerine bir şeyler şekilleniyor Dolayısıyla o noktada bunları önlemek için denetim mekanizmaları geliştirilmeli ama denetim mekanizması iş yükünden bağımsız bir şey değil. Birçok üniversitede akademisyen in iş yükü çok fazla. Ve ben bunu kabul edilebilir buluyorum. Yani gerçekten öncelikleri sıraya koymak durumunda kalıyorsunuz. Dersi nitelikli anlatmak nitelikli bir ölçme değerlendirme yapmak öğrencinin hazırladığı intihal yapılmış bir ödevi tiftmekten daha öncelikli gelebiliyor. Neden? Çünkü bir yayın olmayacak o. Hemen bir yayın  dönüştürülmeyecek ya da bir yüksek lisans tezi değil bir doktora tezi değil halbuki adım adım Orada başlıyor mesele akademisyenin yetiştirmesi başka bir öğrenci yetiştirmesi Orada başlıyor o yüzden belki iş yükü azaltılıp bu noktada akademisyenler önce bilinçlendirilebilir çünkü kendileri yapıyor farkında olmayabilirler, iki yasal yaptırım. Bugün derste şey konuştuk mesela 657 devlet memurlarına tabi olan bir kişinin işten atılmasını çok zor olduğunu, aslında bir koruma kalkanı olduğundan bahsettik ve yasal düzenlemeler sistem içinde belli insanları ayıklamak için değil de sistemin gerçekten işlerliğini sağlamak için yapılmalı. Şimdi ben burda yasal düzenlemeler önereceğim ama altı dolu bir yasal düzenleme yani yani şu değil bu yasal düzenleme A kişisinin istediği kişiyi işe getirmesi ve B kişisini atmak istiyorsa onu  atması için, intihali A kişisi yaparsa göz yum B kişisi yaparsa bir şekilde onu halletmek için kullanılacak bir yasal önleme değil de, gerçekten sistemi iyileştirecek bir yasal düzenleme ve yaptırım ya çok şey değil, maaş kesintisi olur 200 liralık teşvik için insanlar bile tıkır tıkır bir şeyler yapmaya başladıysa işte 300 liralık bir maaş kesintisi için teşfikte bir yılda alacağım da çok daha fazla olacaktır ya olmalı ama bunu kabul edemem Türkiye genelinde bir sürü üniversite bir sürü akademisyen var. Bunların arasında uygulama farklılıklarının olmasını kabul edemem. Bir polis ile bir akademisyen arasında iş ahlakı etiği açısından fark olmasını kabul edemem. Yani bu bütüncül bir şey ülke genelinde iş ahlakına ilişkin bir takım düzenlemeler yapılacaksa yapılsın. Ben şeyi kabul edemiyorum Yani ben evet burada çırpınırım ben, bana yaptırım uygulanır. İyi de her işin kendine göre bir ahlakı var. Bunların hepsini bütüncül bir düzenleme getirilmesi lazım buradan da ta şeye  kadar gidebiliriz, genel olarak hukuk noktasında ülke genelinde problemlerimizin olduğuna kadar dayandırabiliriz. O yüzden önereceğim her yasal düzenleme bu  benim önerimle sınırlı kalacaktır. Diğer bütüncül düzenlemeler  yapılmazsa ikinci öneri yasal bir düzenleme olmasa da ben informal baskının çok etkili olduğunu düşünüyorum. Yani bazen arkadaşlar arasında olur ya “saçmalama o da yapılacak iş değil” ya da mesela birbirimizi hep böyle şaka yoluyla eleştiri geliştirdiğinizi bile bir şeylerin değiştiğini biliyoruz. O  yüzden fakültelerde böyle bir jargon, böyle bir dil, böyle bir uyarı biçimi gelişebilir. Çok zor değil. Hele ünvan olarak üstü olanların alttakileri bu noktada biçimlendirebilir. Tam tersi de olabilir. “

“…Dediğim gibi iş yükü, zaman vesaire kısıtlamalar belki ama uyarı informal uyarılar genelde bir bakış açısı ya mesela farklı yörelerde farklı şeyler ayıplanır. Sadece varsayımsal konuşacağım. Bursa’da yaptığım bir şeyi burada yapamıyor olabilirim, ya da  burada yaptığımı orada yapamıyor olabilirim. Ne burada beni bu hareketi yapmaktan alıkoyuyor. Normlar, değerler, insanların bakış açısı tercih etmiyorum. Bu benim doğrusunu bilmediğimden ziyade birazcık da çevreyle şekillenen bir şey olduyor ya. Dolayısıyla akademik noktada da o çevre  içinde bulunduğumuz ortam, kurum iklimi, örgüt iklimi vesaire biçimlendirebilir. Dolayısıyla yasal olmayan birçok yolla halledilebilir. Bunun dışında tabi kişiye verilecek eğitim…”

G3: “…Ben en etkili şeyin  para cezası olduğunu düşünüyorum bunun dışında başka bir şey olmaz bence öyle yani. Yani şimdi akademik ünvanı almak, tekrar geri getirmek onu teşir etmek bence çok etik de değil yani o nedenle Eğer öyle bir parasal kazancı varsa ki büyük bir olasılıkla bundan dolayı oluyor bu. yani Tabi bu parasını para cezası derken ünvanını da geri alma anlamında söylüyorum. Yani onunla doçent olduysa yükseldiyse belirli bir akademik kendisine bir zemin hazırladı ise ben onların geriye dönük olarak para cezası ancak öyle etik olacağını düşünüyorum yani tabi yanında ünvanının da alınmak şartıyla.…”

“…Bu işe yeni başlayan genç asistanlara  belki bu etik olma yolunda neler yapılabilir nasıl örnek olunabilir. Ben üniversitelerin bu işe el atması gerektiğini düşünüyorum. Yani böyle biraz daha artık yani insanları çok yormayacak bir şekilde  bir konferans bir panel şeklinde orada böyle eleştiri  şekilde değil de daha farklı örneklerle  Bence kafalarında yerleşmesinde yarar var daha doğru olacağını düşünüyorum.   Asistanlıktan oradan başlamalı.  Oradan başlarsak şimdi tahmin ediyorum 20 yılda anca istediğimiz noktaya geliriz  kolay değil…Lisansta da başlanabilir…” 

G4: “…Kınama cezası verilebilir ondan sonra işte belki ünvan değişikliği olabilir…”

G6: “…Bence yaptırımdan daha çok eğitime önem vermesi lazım. Evet, bilerek isteyerek akademik etik ihlalleri oluyor ama bunların hakkatten bir suç olduğu ve yapılmaması gerektiğinin anlatıldığı eğitimler sıkılaştırılırsa, kimsenin bu akademik etik sınırları dışına çıkacağını zannetmiyorum ben. Özellikle bir eğitim verilmesi lazım. Mesela yüksek lisans ya da doktora derslerinde bir zorunlu bir ders konulabilir. Yani şöyle söyleyeyim herkes ehliyet alıyor. Ama şu insanlar kırmızı ışıkta geçiyor yani sağlam bir eğitim alınsa Avrupa’da olduğu gibi kimse trafik kurallarına uymamazlıketmezdi veya minumuma indirebilirdik. Maalesef ilişkilendirdiğimiz zaman aynı kefeye koyabiliriz …”

G7: “…Ya yaptırım her şeyi Ceza ile çözmeyi uygun bulmuyorum da mesela etik dersine ve araştırma yöntemleri dersinin veren kişilerin çok daha titiz vermesi gerekiyor etik konusuna değinilmesi gerekiyor Belki ayrı bir ders olarak bir kredilik bile olsa bile etik dersinin okutulması gerekir…”

“…bilgi, birikim, artı okumak artı ne bileyim önem vermek hassas olmak. Mesela öğrenciniz getiriyorsa yeri gelip siz onu alıp şeyden intihal programlarında geçirmeye üşenmeyeceksin. Yani danışmanlığın  sorumluluğu çok fazla burada. Dolayısıyla o bir iki görünce zaten o da artık şey yapar onu kanıksar diye düşünüyorum öğrenci. Çünkü bir anlamda hocasının yansıması gibidir.  Her ne kadar kabul etmesek de danışmanın vasıfları öğrenci vasıflarını da bence belirliyor bir noktada. Hassassa titizse o da hassas oluyor o da titiz oluyor…”

G8: “Türkiye’de de bu işin altının biraz boş bırakıldığını düşünüyorum açık söylemek gerekirse. Daha iyi bir denetim sistemi ile daha iyi bir altyapı kurularak önüne geçilebilir.  Şimdi mesela intihal programları var mesela o programların yaygınlaştırılması artırılabilir. Ya da dediğim gibi kurullar iyi denetlenebilir.  En azından şu anki durumdan daha iyi bir noktaya gideriz…”

“…Bir sistem içerisinde girmesi şart. Türkiye’de yayınlanan tüm ulusal ve uluslararası yayın olarak geçen tüm dergilerin hepsinin bağlı olduğu bir nokta olmalı ve oranın bir yayın kurulu veya intihal kurulu olmalı.  Yani tek bir sistem üzerinden dönüp herkesin eşit şartlarda eşit değerlendirme ile makaleleri incelenmeli. Çünkü siz geçiyorsunuz 5 tane yanımız var öbürü geçiyor 60 tane yayını var ama içeriye nasıl yayınlarının onu bilemiyoruz. Dolayısıyla bir standardın oluşturulması gerekiyor bence.”

“…Etik dışı davranış sergileyen akademisyenleri meslekten atmaya kadar gitmeli çünkü yaptığınız iş basit değil çok önemli ve ciddi bir iş özellikle benim alanımda yani öğretmen yetiştirilen bir kurumdayım.  Biz yetiştirdiğimiz öğretmenlerden sorumluyuz ama bizler  iyi  öğretmenler geliştirebilmek için iyi davranışlar ve ahlaklı davranışlar sergilememiz  gerekirken bunu  yapamıyoruz.   Dolayısıyla çok ciddi anlamda sorunlar yani Türkiye’nin bilimsel anlamda eksikliği işte bu bilimsel anlamda ilerleyemeyişimizdeki sebep. Bu tarz ahlaksızlıklarla ve intihalle söz konusu oluyor. Dolayısıyla içler acısı bir durum şu an içinde bulunduğumuz durum aslında hani Herkes bu gerçeği de biliyor ama yazık kimseye de çok fazla itiraf edemiyor…”

· “Araştırmaların iyi denetlenmesi, kurumsal kontrol sisteminin geliştirilmesi, bilim adamlarını birbirlerini denetlenmesi, danışman, hakem tarafından istatistik çıktılarını kontrol edilmesi

· Akademisyenlerin araştırma etiği konusunda yetiştirilmesi, öneminin kavraması, eğitimin her düzeyde verilmesi, lisans ve lisansüstü düzeylerde araştırma etiği programlarına yer verilmesi, bu konunun araştırma derslerinde ele alınması, etik konusunun bilimsel toplantılarda ve konferanslarda tartışılması, seminerleri düzenlenmesi.

· Yasal uygulamaların getirilmesi, caydırıcı yaptırımların olması, cezalandırılmanın getirilmesi, etik olmayan davranışların tespit edilmesi durumunda bu kişilerin deşifre edilmesi, asla hoş görülmemesi, gerektiğinde ünvanların geri alınması gibi cezaların verilebilmesi, etik kuralları ihlal eden kişilerin akademik faaliyetlerden men edilmesi.

· Bilimsel araştırmaların yayınlandığı dergilerin mutlaka hakemli olması ve hakemlerin bu konuda dikkatli olması.

· Bilimsel etik kurulların oluşması, varsa bunların işlevsel olması bu kurulların çok etkili bir kontrol sistemi geliştirmesi, bu kurulların onayının alınması.

· Akademisyenlerin seçiminde dikkatli  davranılması.”

Köklü (2003),“Akademisyenlerin Araştırma Etiği Konusundaki Görüşleri” adlı çalışmasında etik olmayan davranışların önlenebilmesi için önerileriniz nedir? Sorusuna, katılımcıların verdiği yanıtları birkaç boyutta toplamaya çalışmıştır. Bunlar;

 

Yukarıdaki bulguların araştırmamızın sonuçlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Özellikle örtüşen belli başlı bulgular  şunlarıdır:

  • Etik kurulların işlevsel hale getirilmesi
  • Akademisyenlerin araştırma etiği olarak yetiştirilmesi, bulgularımızda etik konusunda eğitim verilmesiyle örtüşmektedir.
  • Etik konusunda toplantı, kongre ve seminerlerin düzenlenmesi görüşü iki çalışmada da göze çarpmaktadır.
  • Etik dışı davranış sergileyen akademisyenlere, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, caydırıcı yaptırımların uygulanması, kişilerin deşifre edilmesi, ünvanlarının geri alınması ve akademik faaliyetlerden men edilmesi gibi sonuçlar araştırmamızın bulgularıyla birebir örtüşmektedir.

TBAY (2002), etik dışı davranışları önlemeye yönelik etik dışı bir davranış ortaya çıktığında, araştırmayı yapan kişiye ve araştırmanın yürütüldüğü kuruma duyulan güvenin sarsılmasına yol açabileceği gibi saygınlığının da yitirilmesine neden olabileceğini belirtilmektedir. Daha genel anlamda ise toplumla bilim arasındaki güvenin zedeleneceğinden bahsetmektedir. Şöyle ki;

“En güç durumlardan biri, bir araştırmacının diğer bir araştırmacının sergilediği etik dışı davranışa tanık olması veya bunu saptamasıdır. Bu durumda en kolay olan hiçbir şey yapmamaktır; ama doğru olan bu değildir. Eğer  bir bilim insanı, bir bilimsel kurum veya dergide çalışan bilimsel konulardan sorumlu bir kişi bilim etiğine ters bir davranış olayına tanık olmuşsa veya saptamışsa eyleme geçmek zorundadır. Eğer bir araştırma henüz yayınlanma aşamasına gelmeden böyle bir davranış gizlenir de buna karşı eyleme geçilmezse, hem bu grubun çalışmasında yer alan diğer kişiler hem de hedeflenen araştırma zarar görecektir. Daha geniş  anlamda ele alınırsa, tek bir etik dışı davranış olgusunda bile, bu davranışı sergileyenin yanı sıra diğer bilim insanları ve içinde bulundukları kurum da zedelenecektir” TBAY (2002).

SONUÇ, TARTIŞMA ve ÖNERİLER

Ülkemizde, özellikle akademik teşvikin gündeme gelmesinden sonra üzerinde ciddi bir şekilde durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkan yayın etiği kavramı, akademisyenleri üretkenliğe sevk etmesi açısında olumlu iken, diğer yandan nitelikten çok niceliğin ön plana çıkarılabilme  endişesi akademik camiayı düşündürmektedir. Zira akademik teşvikin çıktığı andan itibaren genel olarak üniversitelerin yayın sayılarının çoğalması, kongrelerin ve bildirilerin geçmiş senelere oranla  ciddi anlamda artması, bu endişeleri tetikler niteliktedir. Dolayısıyla gerek üniversitelerin, gerekse ülkemizdeki bilim insanlarının prestiji açısından, üzerinde önemle durulması ve yayın etiği ihlali bağlamında en ufak boşluğun olmaması adına sürekli gündemde tutulması gereken bir konu olduğu düşünülmektedir.

Süreklilik ve birikim, bilimin ilerlemesinde önemli iki parametre olduğu gibi, yansızlık ve araştırma süresince dürüst olmak önemli olan bir diğer iki parametredir. Nitelikli araştırmaların bilime katkı sunmaması düşünülemez. Nitelikten yoksun bir çalışma için ise aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla bilimsel çalışmalarda yansızlık, dürüstlük ve etik ilkelere bağlılık, nitelikli çalışmaların ortaya çıkmasına vesile olacaktır (Kurtulmuş ve Ardıç, (2013)

Bilim insanlarının, doğaları gereği, dürüst ve yansız olması beklenir. Ancak, yayınlarında  etik dışı davranışlara başvuran ve bireysel çıkarları yüzünden başkalarının emeğine göz diken akademisyenlerin olduğu görülmektedir. Bu ve benzer olaylar, Türkiye’de bilimin gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğu düşünülmektedir.

Yapılan çalışmada, iyi niyetli olmayan akademisyenler için eğitimin, etik değerlerin özümsenmesi ve uygulanması açısından yeterli olamayabileceği  kanısına varılmış, üretmeden yükselme kaygısı güden öğretim elemanlarının araştırılıp, çok ciddi anlamda yaptırım uygulanmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.

İnci (2009)’nin de belirttiği üzere “Bilimin temeli dürüstlüktür. Bilimsel araştırmanın amacı, maddi kazanç sağlamak, toplumda ünlü olmak, kendini yüceltmek, meslektaşları arasında sivrilmek değildir. Bilimci “bilim teknisyeni” değil, aydın bir kimlik olduğunda etik felsefeyi de tam özümsemiş olmalıdır. İnsan, bilimci olmaya, bilimci gibi yaşamaya karar verdiğinde, öncelikle ve özellikle bilim etiğini incelemek, öğrenmek zorundadır. Etik olmadan bilim olmaz.”

Araştırmanın birinci alt problemine ilişkin çıkan sonuç: Öğretim elemanlarının akademik teşviğe olumlu baktıkları tespit edilmiş, teşvikle birlikte etik dışı davranışların artacağına ilişkin görüşler ağırlık kazanmıştır.  Bu sonuçla akademik yayınların ciddi anlamda  artacağı ve bu artışın yayın kalitesini düşürebileceği söylenebilir.

Araştırmanın ikinci alt problemine ilişkin çıkan sonuç: 4/8 katılımcının etik dışı davranışlarla direk karşı karşıya kaldığı anlaşılmış, diğer dört katılımcının ise söz konusu davranışlarla  bizzat karşılaşmayıp, akademik  çevrelerinden edindikleri duyumlarla haberdar oldukları tespit edilmiştir. Tüm katılımcıların, bir şekilde  bilime aykırı davranışlara şahit oldukları gerçeği, akademik camiada yüksek oranda etik dışı davranışların olduğu söylenebilir.

Araştırmanın üçüncü alt problemine ilişkin çıkan sonuç: Akademisyenlerin çok farklı sebepten ötürü (bilgi eksikliğinden, acemi oluşundan, psikolojik sorunlarından,  değerlerinin oturmayışından,  yükselme kaygısından, akademik teşvik alma isteğinden, yaptığı davranışın yanlış olduğuna inanmayışından, görev süresini uzatmak isteyişinden, bilgi eksikliğinden, özgüven eksikliğinden, alan yetersizliğinden, çaresizlikten, varoluş sergileme kaygısından)   etik dışı davranış sergiledikleri sonucuna ulaşılmış, bu doğrultuda çıkan sonuçlar bilerek veya bilmeyerek etik dışı davranış sergileyen akademisyenler şeklinde  iki kategoriye ayrılmıştır. Bilmeden etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin, bilgi eksikliğinden  ve acemi olmalarında kaynaklı hatalar yaptıkları görülmekteyken, diğer sonuçların tamamı bilerek ve isteyerek sergilenen, iyi niyet çerçevesi dışında gerçekleşen etik dışı davranış olarak karşımıza çıkmıştır. Bilgi eksikliğinden kaynaklı bilime aykırı davranışların yüksek olduğu, katılımcılarımızın 5/8’i (G2, G4, G6 G7, G8) tarafından dile getirilmiş, 3/8’i  (G1, G3, G5)  ise etik konusundaki bilgi eksikliğinin, etik dışı davranış sergilenmesinde çok az rol oynadığının altını çizmiştir. Bu doğrultuda yayın etiği konusundaki bilgi eksikliğinin, yayın etiğine aykırı davranış sergilenmesinde rol oynadığı düşünülebilir. Bilerek ve isteyerek etik dışı davranış sergileyen akademisyenlerin olduğuna inanan katılımcılarımızın oranı ise 5/8 dir. 3/8’lik kısım ise akademisyenlerin etik dışı davranış sergiliyor olmalarına inanmak istemediklerini dile getirmelerine rağmen içten içe buna inanmadıkları kanısına varılmıştır. Katılımcılardan 5/8’i (G1, G2, G6 G7, G8)  bilerek ve  isteyerek, bireysel çıkarları doğrultusunda bilimsel etik kurallarını çiğneyen akademisyenlerin olduğuna inandıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla bilim camiasında bilinçli olarak etik dışı davranış sergileyen  akademisyenlerin olduğu düşünülebilir.

Araştırmanın dördüncü alt problemine ilişkin çıkan sonuç: Tüm katılımcılar bilim etiğine aykırı davranış sergilendiğinde, nelerle karşılaşacaklarını bildikleri saptanmıştır. Bilim etiğine aykırı davranış sergileyen akademisyenlerin  Türkiye’de yeterli yaptırımlarla karşılaşmadıklarını  düşünen katılımcıların oranı 3/8  (G2 ,G7 ,G8)  olarak saptanmıştır.  Dolayısıyla katılımcıların  etik dışı davranışlara olan farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu söylenebileceği gibi etik dışı davranışların gerekli cezai müeyyidelerinin uygulanmadığı da söylenebilir.

Araştırmanın beşinci alt problemine ilişkin çıkan sonuç: Etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesinde etkili olup olmadığına yönelikti. Görüldü ki; katılımcılarımızın 5/8’i (G1, G2, G3 G6, G8 ) konuya ilişkin  olumsuz görüş bildirerek etik kurulların etik ilke ve davranışların benimsenmesindeki rolünün yeterli olmadığı görüşünü savunmuşlardır. Katılımcılardan 1/8’i (G4, ) etik kurulların etkili olduğuna dair olumlu görüş bildirmişken, 2/8’i “etkili olabilir” ve “bilemiyorum”şeklinde cevap vererek net bir görüş sergilememiştir. Dolayısıyla etik kurulların etik ilkelerin benimsenmesinde yeterince etkin olmadığı söylenebilir.

Araştırmanın altıncı alt problemine ilişkin çıkan sonuç: Bilimsel yayınlarda etik dışı davranışların önüne geçmenin mümkün olup olmadığına dair katılımcıların görüşleri alınmış, katılımcıların 5/8’i etik dışı davranışların önüne geçmenin mümkün olduğunu belirtmiştir. 2/8’i “kısmen” şeklinde görüş bildirirken, 1/8’i olumsuz görüş bildirerek etik dışı davranışların önüne geçmenin mümkün olmadığını savunmuştur.

Etik dışı davranışların önlenmesine ilişkin çıkan sonuçlarda katılımcılar en fazla frekansla “etik eğitiminin (dersinin) verilmesi” yönünde görüş bildirmişlerdir. Etik eğitimiyle farkındalığın arttırılması, diğer etik dışı davranışların önlenmesinde yararlı olabilir.

Öneriler

Etik dışı davranışları önlemede en iyi yolun eğitim olduğu düşünülmektedir. İyi  bir eğitim  süreci, bilimsel bilgiyi rahatlıkla kullanma ve doğru şekilde aktarmayı olanaklı kılar. Akademisyenlerin  çalışma ortamlarının rahat olması ve  maddi olanakların iyileştirilmesi etik dışı davranışları  azaltmada fayda sağlayabilir.

Etik konusunda hassas akademisyenlerin, etik dışı davranış sergileyen meslektaşlarını ihbar etmeleri, etik ihlallerin önlenmesinde faydalı olabilir.

Yayın etiği konusunda alan yazında, uygulamadan çok, kuramsal yazılmış makalelerin fazlalığı göze çarpmaktadır. Oysa yayın etiği konusunda uygulamalı yayınların (daha çok kapsamlı nitel çalışmaların) alandaki sorunları net bir şekilde ortaya koyma ve çözüme yönelik davranışlar sergileme adına önemli olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda, nitel ve nicel çalışmaların arttırılması önerilmektedir.

Akademisyenlerin, yayın etiğine aykırı davranış sergileyen diğer akademisyenlere ilişkin tutumlarının araştırılacağı geniş kapsamlı nicel bir araştırmanın, etik davranışların önlenmesi adına farkındalık yaratabilir.

İşini severek yapan meraklı akademisyenlerin sayısının artması veya bir şekilde arttırılmasının sağlanması, yayın etiğine aykırı davranışların azalmasında etkili olacağı düşünülmektedir.

Üniversitelerin 24 saat açık olması, öğretim elemanlarının daha rahat bir akademik yaşam için her anlamda desteklenmesi, sekreterya ve ders yüklerinin hafifletilmesi, alan dışı derslere girmek zorunda kalan akademisyenler yerine, derslere alan uzmanlarının girmesinin sağlanması, yayın etiğine aykırı davranışların önüne geçilmesinde etkili olabileceği düşünüldüğü için önerilebilir.

Ayrıca, her üniversitede, tek görevi üniversite öğretim elemanlarının yurtiçinde veya yurt dışında yayınlatmak istedikleri makalelerin vb. yayınların,  yayın etiğine uygunluğunu denetleyen ve tek işlevi bu olan bir alt kurulun oluşturulması sağlanabilir.Denetleme sonucunda çok ciddi etik ihlaller olması durumunda bile, öğretim elemanına herhangi bir yaptırımın uygulanmaması, ihlallerin yazılı olarak ilgili öğretim elemanına gönderilmesi, etik ihlalin ilgili öğretim elemanı tarafından düzeltildikten sonra tekrar kurula gönderilmesi,  kuruldan onay alındıktan sonra çalışmada biçimsel olarak etik bir ihlal olmadığına dair üniversite onaylı bir yazıyla birlikte, istenilen kuruma gönderilmesinin, öğrenme, öğretme ve farkındalık adına önemli bir uygulama olabileceği düşünülmektedir.  Üniversiteden onay almış bir çalışmada etik ihlallerin bulunması, öğretim elemanının olduğu kadar üniversitenin de ciddi anlamda prestijini sarsacağı için, bu uygulamanın  büyük oranda etik ihlalleri ortadan kaldıracağı düşünülmektedir. Dolayısıyla öğretim elemanlarının, üniversitelerinden “intihal onay raporu” almadan hiçbir yerde yayın yapamayacağının farkında olması, bu tip ihlallerin azalmasında etkin bir rol oynayacaktır.  Bu uygulamanın özellikle uluslararası seviyede ülkemiz adına etik dışı davranışların görülme sıklığını ciddi anlamda azaltacağı düşünülmektedir. Ayrıca etik alt kurulda çalışanların, üniversitenin prestijinin korunması adına sergiledikleri emek, sabır ve bilgi birikimlerinin, ekonomik karşılığının yüksek oranda sağlanmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKLAR

Alparslan, A.M., (2015). Öğretim Elemanlarının İşlerinden Tatmin, Üniversitelerinden Memnun ve Gönüllü Olmalarındaki Öncüller. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 11: Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2014 Aralık; 82-101.

Arda, B. (2001). “Bilimsel bilgi üretiminde yayın etiği” 2001 Ulusal Tıbbi Etik Kongresi’nde sunulan bildiri. 1 Kasım 2007 tarihinde atlas.cc.itu.edu.tr/ ~goksel/dersler/etik/barda.pdf adresinden erişildi.

Ataç, A., (2005). “Süreli Yayıncılıkta Editör ve Yayıncı Katkısı”  Türk Tıp Dizini.  Sağlık Bilimleri Süreli Yayıncılık.

Atalay, A., (2011). “Bilimsel Araştırmalarda Etik Kural İhlalleri İle İlgili  Görüşler”. 21.05.2016, http://www.adnanatalay.com/bilimseletikkurallariveihlalleri.html

Aydın, Y., Balıkçı, A., (2015). “Etik Dışı Davranışları Önleme Mekanizması  Olarak Yaptırımlar ve Kamu Görevlileri Etik Kurul Kararlarının Yayımlanması”. AİBÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:15, Yıl:15, Sayı:2, 15: 159-178

Baş, T.,Akturan, U. (2013). Nitel Araştırma Yöntemleri Nvivo ile Nitel Veri Analizi, Örnekleme, Analiz, Yorum.Ankara : Seçkin Yayıncılık

Berkman, Ü. ve Arslan, M., (2009). “Dünyada ve Türkiye’de İş Etiği ve Etik Yönetimi”.  TÜSİAD Yayınları.

Bülbül, T., (?). Bilimsel yayınlarda Etik.http://dergipark.ulakbim.gov.tr/pauefd/article/view/5000056290:  21.05.2016

Ercan, Z., (2016). “Yozlaştırılan Akademi: Teşvik (Bilim ve Gelecek)”. 25.06.2016, https://plagiarism-turkish.blogspot.com.tr

Erdem, A. R., (2012), “ Bilim İnsanı Yetiştirmede Etik Eğitimi”. Sözel Bildiri.Lisansüstü Eğitim Sempozyumu (7-8 Ekim 2011),  Ankara

Ertekin, C., (2014).  Bilimsel Araştırma ve Bilimsel Performans Ölçümü. Derleme; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı: İzmir.

Günal, İ., (2010). “Yayın Etiği ve sorunları”. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Elektronik Dergisi, http://www.deuhyoedergi.org; 24.05.2016

Günbayı, Kasalak ve Özçetin (2013). “Bilimsel Çalışmalarda Etik Dışı Davraışlar: Bir Durum  Çalışması”. Sözlü Bildiri. Yükseköğretim Dergisi 2013;3(2):97-108.

İnci O., (2009). “Bilimsel Yayın Etiği İlkeleri, Yanıltmalar Yanıltmaları Önlemeye Yönelik Öneriler”.  Sağlık Bilimleri Süreli Yayıncılık.   http://uvt.ulakbim.gov.tr; 13.04.2016

İnci, O., (2015). “Bilimsel Yayın Etiği”. Türk Kütüphaneciliği 29, 2 (2015), 282-295

Kılıç, M., (2015), “Akademik Teşvik ve Etik Boyutu”. Türkiye Gazetesi. 25.06.2016,   http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-muharrem-kilic/589499.aspx

Köklü, N. (2000). “Lisans ve Lisansüstü Öğrencilerinin Görüşlerine Göre Araştırma Sürecine Yönelik Etik Olmayan Davranışların Gösterilme Sıklığı ve Nedenleri.”Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri. Sayı 4.

Köklü, N. (2003). “Akademisyenlerin Araştırma Etiği Konusundaki Görüşleri”.http://www.ebuline.com/turkce/arsiv/4.aspx; 24.06.2016.

Kurtulmuş, M., ve Ardıç, T., (2013).“Lisansüstü Öğrencilerin Bilimsel Araştırma Sürecine İlişkin Gözlemledikleri Etik Dışı Davranışlar”. Sözlü Bildiri; TurkishStudies- International PeriodicalForTheLanguages, LiteratureandHistory of TurkishorTurkic Volume 8/12 Fall 2013, p. 831-840.

Maxwell, J., (1992). “UnderstandinandValidity in QualitativeResearch. A Harvard Educational

Review”. Fall 1992;62,3; Research Library CorePg. 279

Memduhoğlu, H. B., (2007). “Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği”. Mili Eğitim Dergisi, Sayı:173, Kış/2007

Tabancalı, E., (?). “Bilim ve Yayın Etiği”. Burdur Eğitim Fakültesi Dergisi, s.226

TDK.  http://www.tdk.gov.tr , 28.12.2015

Toplu, M., (2012).  “Bilim Etiği: İnternetin Bilim Etiği Üzerine Etkileri (ScienceEthics: TheEffect

of  Internet on theScienceEthics)”.Türk Kütüphaneciliği 26, 4 (2012), 654-698

Töreci, K., (2010), “Yayın Etiğine Aykırı Yerli Örnekler”. Türk Tıp Dizini, Sağlık Bilimlerinde  Süreli Yayıncılık, 2010

TÜBA. (2002).  “Bilimsel Araştırmada Etik ve Sorunları”. Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları.

Türk Hukuk Kurumu (1991), “Türk Hukuk Lûgatı”, 3.baskı, Ankara.

Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları (TBAY), (2002). “Bilimsel Araştırmalarda Etik ve Sorunları”. Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları, Sayı 1

Uçak ve Birinci (2008). “Bilimsel Etik ve İntihal (ScientificEthicsandPlagiarism”. Turk      Kutuphaneciliği 22, 2 (2008), 187-204

Uzbay, T (2006). “Bilimsel Araştırma Etiği”. Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık. Türk Tıp Dizini– 2006.

Ünal, M., Toprak, M., Başpınar, V., (2012). Bilim Etiğine Aykırı Davranışlar ve  Yaptırımlar:Sosyal ve Beşeri Bilimler İçin Bir Çerçeve Önerisi”. Amme İdaresi Dergisi, Cilt 45, Sayı 3, Eylül 2012,s. 1-27

Yıldırım ve Şimşek (2013). “Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri”. Ankara: Seçkin Yayıncılık

Add Comment