Eğitim ve Mutluluk | Prof. Dr. Mustafa Zülküf Altan

Eğitim ve Mutluluk | Prof. Dr. Mustafa Zülküf Altan

20 Mart dünya mutluluk günüydü. İnsanların mutluluğunun, hem toplumsal politikaları belirleme de hem de sosyal gelişimlerini belirlemede uygun bir değerlendirme kriteri olduğu düşünüldüğünden, OECD, 2016 Haziran ayında mutluluğu, halkın yaşam kalitesinin temel belirleyicisi olarak hükümetlerin büyüme çabalarının merkezine koyma kararı aldı.

Bunun neticesinde de Birleşmiş Milletler, Eernesto Illy vakfının üç yıllık mali desteğiyle 2017 Dünya Mutluluk Raporunu yayımladı. Yayınlanır yayımlanmaz da hem görsel hem de yazılı medyada listede ilk/son sıralarda yer alan ülkeler kamuoyuyla paylaşıldı. Tabii bu listelerin hemen ardından Türkiye’nin konumu paylaşıldı. Rapora göre ilk on sırada: Norveç, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Finlandiya Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya ve İsveç yer alırken son sıraları da doğal bir sonuç olarak savaşların, iç çatışmaların ve etnik sorunların en acı şekilde devam ettiği; Ruanda, Suriye, Tanzanya, Burundi ve Orta Afrika Cumhuriyeti paylaştı. Türkiye bu sıralamada Güney Kıbrıs, Estonya, Belarus (Beyaz Rusya) ve Libya’dan sonra 69’uncu Sırada yer alıyor.

Raporun yayımlanması sonrası yapılan TV haberlerinin hemen ardından elinde mikrofonla sokaklarda insanlara “mutlu musunuz?” diye soran sözde haber peşinde koşan muhabirler ihmal edilmemişti. İnsanlar da kendilerince düşüncelerini paylaşmış ve haber “bakalım bir daha ki raporda ülkemiz kaçıncı sırada yer alacak” sorusuyla tamamlanmıştı.

Burada önemle altının çizilmesi gereken husus, rapora konu olan çalışmada insanlara direkt olarak “mutlu musunuz?” gibi bir soru sorulmadığıdır! Mutluluğu tespit için kullanılan yöntemde kişi başına düşen milli gelir, devletin halka sunduğu sosyal destek, doğuştan itibaren sağlıklı yaşam süresi, cömertlik ve rüşvet algısı gibi kriterler yer almaktadır. Yani mutluluk düzeyi bu bağımsız değişkenlerle tespit edilmiştir. Daha doğrusu bu değişkenlerin halkın mutluluğuna ne kadar katkı sağladığı regresyon (bağlanım) yoluyla tespit edilmiştir. Pek çok konuda işi sulandırmayı seven TV’ler, bu konuda da işi basitleştirerek maalesef konuyu ucuz hale getirmiştir.

Bu yazımda, Dünya Mutluluk raporundaki sıralamayı, Şubat ayında yayımlandığında kıyametler kopan ve saçma bir şekilde ağlanıp sızlanılan PISA sonuçlarıyla karşılaştırmak istiyorum. Gerçi bu platformda 24.12.2017 tarihinde yayımladığım “PISA HER ŞEY MİDİR? PISA NEYİ DEĞERLENDİRİYOR?” başlıklı yazımda ülkede kimsenin dile getirmediği, bilmediği ve yazmadığı bazı endeksleri kriter olarak almış ve sizlerle paylaşarak PISA’nın mutlak gerçeklik olmadığını savunmuştum. Bu yazımın ardından da 2 Ocak tarihinde de “PISA & YENİ TÜRKİYE VİZYONU” başlıklı yazımla büyük resmi tamamlamıştım. Gerçi bu yazıların ardından yazılı ve görsel medyada yerleri ve isimleri olan bazıları, benim yazılarımda sunduğum bilgi ve endeksleri hiçbir kaynak göstermeden adeta kendi bilgileri gibi yazma ve kullanma gaflet ve etik dışı davranma utanmazlığını göstermiş ve PISA karşıtı görüşlerini benim fikirlerimin üzerine oturtarak sunmuşlardır. Bu durum, fikirlerimin dikkate alınması açısından sevindirici, fikirlerimin kaynak gösterilmeden kullanılması açısından ise üzüntü vericidir!

Hatırlarsak PISA 2015’de okuma becerisinde ilk üç sırada Singapur, Hong Kong ve Kanada; Fen Bilimlerinde: Singapur, Japonya ve Estonya; Matematik becerisinde ise: Singapur, Hong Kong ve Çin Makao’su yer almıştı!

PISA sıralamasında ilk üç sırada yer alan ülkelerin mutluluk raporundaki yerlerine bakacak olursak; Singapur, 26’ıncı; Hong Kong, 71’inci; Kanada: 7’nci; Japonya, 51’inci; Estonya, 66’ncı; Çin ise 79’uncu sırada yer almıştır! Makao Mutluluk raporunda yer almamaktadır. PISA sıralamasında ön sıralarda yer alan Güney Kore ise 56’ncı sırada yer almaktadır.

Şimdi de ülkemizde ilk kez benim tarafımdan PISA HER ŞEY MİDİR? PISA NEYİ DEĞERLENDİRİYOR?” başlıklı yazımda dile getirdiğim endekslerde yer alan ülkelerin mutluluk sıralamasındaki yerlerine bakalım!

2016 Küresel Girişimcilik Endeksinde ilk sıralarda yer alan ABD, 14’üncü; Kanada, 7’nci; Avusturalya, 9’uncu; Danimarka, 2’nci; İsveç ise Dünya Mutluluk raporunda 10’uncu sıradadır!

2015 Küresel Yaratıcılık Endeksinde ilk sıralarda yer alan ülkeler Küresel Girişimcilik Endeksinde yer alan ülkelerle benzerlik göstermekte ve sadece Yeni Zelanda bu sıralamaya katılmaktaydı. Yeni Zelanda ise mutluluk endeksinde 8’inci sırada yer almaktadır.

Bir diğer endeks olan Küresel Yenilikçilik Endeksinde yer alan İsviçre, 4’üncü; Birleşik Krallık, 19’uncu; Finlandiya ise Dünya Mutluluk raporunda 5’inci sırada yer almaktadır.

Listeler ve endekslere dikkatlice bakıldığında görülüyor ki benim yıllardır ısrarla söylediğim ve yazdığım gibi ülkelerin gelişimini değerlendirmek için tek ve vazgeçilmez kıstasın asla PISA’nın olamayacağıdır. PISA’da ilk sıraları domine eden ülkelerden ziyade benim paylaştığım endekslerde ilk sıralarda yer alan ülke insanları mutluluk endeksinde de benzer sıralarda yer almaktadır! Demek ki başarıya giden tek ve vazgeçilmez yol PISA olmadığı gibi mutluluğa giden yol da mutlaka PISA sıralamasındaki başarıdan geçmiyor muş!

Çocuğu sadece akademik olarak ki bunu da sadece merkezi yapılan standart testlerle ilişkilendirerek başarılı veya mutlu yapmak, çocuğun hayatta mutlu veya başarılı olacağının asla bir garantisi değildir, olunmayacağı çok açık bir şekilde toplum olarak yaşadıklarımızdan görünmüyor mu? Maalesef şu ana kadar ülkemizde sürdürüle gelen eğitim politikaları çocuklara zarar vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Merkezî ve sürekli olarak benzer becerileri kapsayan standart testler yoluyla gerçekleştirilen çocuklar arasındaki yarışma ve sonuçlarının etiketlendirilmesi, büyük çoğunluk için bir tür başarısızlık duygusu yaratmaktadır. Bireylerin sürekli olarak benzer zekâ ve becerilerinin merkezî yapılan standart testlerle değerlendirilmesi ve bireylerin giderek artan oranda daha yüksek puanlar almak istemeleri, öğretmenleri ve okulları açığa çıkarmış ve yerlerini sadece test çözmeyi öğreten dershanelere veya benzeri hizmeti veren birimlere bırakmıştır. Sonuç olarak da hem başarılı diye addedilenlerin birbirine benzeyen bireylerden oluşan mutlu gibi görünen ama içten içe mutsuz olanlarla, sistem dışına itilen mutsuzlardan oluşan bir toplum ortaya çıkmıştır. Zararlı stres ve endişe öğretmenlerin, ailelerin ve en önemlisi gençlerin üzerine bir kâbus gibi çökmüş ve çökmeye de devam etmektedir. Bu da genel olarak toplumun mutsuzluğuna sebep olmaktadır.

Bu zararlı uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Bu uygulamalardan vazgeçilmez ve eğer aynen devam edilirse, çocukların ruhsal sağlığı, gelecek fırsatları ve daha önemlisi toplumun yaşam niteliği konusunda korkunç sonuçları olacaktır. Ülkemizde yaşanan ve giderek artan oranda görmeye başladığımız toplumsal olayların arkasında çarpık eğitim anlayışının ortaya çıkardığı bu mutsuzluğun yattığını maalesef görememekteyiz.

Yararlanılan Kaynaklar

Altan, M.Z. (2014). Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı girişimci öğretim girişimci öğretmen (2. Baskı). PEGEM, Ankara.

Helliwell, J., Layard, R. & Sachs, J. (2017). World Happiness Report. worldhappiness.report/ed/2017/

Prof. Dr. Mustafa Zülküf Altan

http://www.turkiyekamu.com Sitesinden alıntıdır.

Add Comment