Öğretmen Adaylarının ‘Yönetim’ ve ‘Okul Müdürü’ Kavramlarına İlişkin Metaforik Algıları

12. Uluslararası Eğitim Yönetimi Kongresi
11-13 Mayıs 2017
The12th International Congress of Educational Administration
11-13 May 2017

Bertan AKYOL, Cemal Bilge KAPÇAK

Giriş

Bir uzmanlık alanı olan eğitim yönetimi ise, amaç ve işlev açısından iş ve kamu yönetiminden ayrılır. Eğitim yönetimini diğer kurumların yönetiminden farklı kılan eğitimin kendine özgülüğüdür. Eğitim yönetimini özgün yapan, toplumsal bir kurum olan eğitimin özgünlüğüdür (Aydın, 2015: 155). Eğitimin amacının niteliği, eğitim ile diğer toplumsal kurumlar arasında içten ve sürekli bir dayanışma ve işbirliğini öngörmektedir. Bu bir işlevsel zorunluluktur ve eğitim yönetimine özgünlük kazandırmaktadır (Aydın, 2015:156).
Yönetimin eğitime uygulanması olarak ifade edilebilecek eğitim yönetiminin temel girdisi ve çıktısının insan olmasında dolayı kendine özgü özellikleri vardır. Bu özellikleri Demirtaş (2014:119), kısaca şu şekilde özetlemektedir;
• Eğitim kurumları diğer kurumlar gibi savaşçı ve didişken değillerdir. Eğitim örgütleri insanlar içindir ve temel amacı bireyin davranışlarını değiştirip onlara yeni davranışlar kazandırmaktır.
• Eleştirici bit tutum geliştirmek eğitimin temel amacıdır.
• Eğitimde denetleyen güçler de farklılık arz etmektedir. Dolayısıyla yöneticiler değişik baskılar altında bulunurlar.
• Eğitim örgütlerinde yöneticilerin etkileme güçleri diğer örgütlere göre daha az olabilmektedir. Zira, kıdemli öğretmenlerin ağırlıkta olduğu bir kurumdaki genç bir yöneticinin öğretmenlerini etkileyebilmesi için çok farklı özelliklerinin olması beklenir.
• Eğitim kurumları gelişebilmesi için çevreyle etkileşim içinde olması şarttır. Bu nedenle çevrenin gereksinimlerini karşılamak durumundadır ve çevrenin etkilerine açıktır.
• Toplumun beklentisi ve ilgisi genellikle dengeli değildir. Beklentiler yüksek ama ilgi düşük olabilmektedir.
• Eğitim kurumlarının merkezi sisteme bağlı oluşu çevre ve yörenin gereksinimlerini karşılamakta güçlük yaşayabilmektedir.
Türk eğitim sisteminde eğitim yöneticiliği açısından bakıldığında Cumhuriyetinin kurulmasıyla eğitim öğretim faaliyetleri ve farklı adlar altında faaliyet gösteren okullar 3 Mart 1924 tarih ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birleştirilmiştir. Zamanın hükûmetleri yasaya uygun olarak, öğretim birliğini gerçekleştirmek üzere, Bakanlık merkez ve taşra örgütlerini yeni bir yapıya kavuşturmaya çalışmışlardır (Başaran, 1993:16; Can ve Çelikten, 2000). 1924 yılından sonra John Dewey, Türk Eğitim Sistemi ile ilgili hazırladığı raporda, okul yöneticisi yetiştirecek ders ve programların açılmasına ilişkin bazı önerilerde bulunmuş olsa da, kayda değer bir uygulamanın yapılmadığı görülmektedir (Cemaloğlu, 2005). Yeni kurulan eğitim örgütlerinin yönetici, müfettiş ve öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere 1928 yılında Gazi Eğitim Enstitüsüne bağlı olarak Pedagoji Bölümü açılmıştır (Can ve Çelikten, 2000).
Pedagoji bölümüne meslekte tecrübeli, başarılı, yönetici ve müfettiş olmaya yetenekli ilkokul öğretmenleri yazılı ve sözlü sınavlardan sonra alınmışlar ve hazırlanmışlardır. Bu hazırlık sürecinde adaylara eğitim öğretim mesleği, yöneticilik ve müfettişlik konularında temel bilgiler verilmiştir. 1970’e kadar Bakanlık merkez ve taşra örgütlerinde yöneticilik yapanların yüzde doksanının Pedagoji Bölümü mezunu oldukları; bu tarihten sonra yetenek, başarı ve tecrübe ölçütlerinin yerini siyasî tercihlerin aldığı belirtilmektedir (Can ve Çelikten, 2000).
1956 yılında TODAİE’nin kurulması eğitimde yönetimin bambaşka bir alan olarak ele alındığının göstergesidir (Cemaloğlu, 2005). 1962 yılında hazırlanan MEHTAP (Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi) raporunda eğitim yöneticiliğinin özel bir uzmanlık alanı olması gerektiği ve bu alanda yönetici yetiştirilmesi gerekliliğinin altı çizilerek, üniversitelerde bölümler açılması önerilmiştir (Cemaloğlu, 2005). 1979-80 öğretim yılında eğitim yönetimi uzmanlık programları açılmıştır. 1965-66 öğretim yılında kurulan ilk eğitim fakültesi, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesidir. 1982 yılında adı Eğitim Bilimleri Fakülte’si olmuş ve bünyesinde Eğitim Yönetimi, Teftişi, Ekonomisi ve Planlaması Anabilim Dalı’nda, Eğitim Yönetimi ve Teftişi Bilim Dalı, Eğitim Ekonomisi ve Planlaması Bilim Dalı kurulmuştur (Cemaloğlu, 2005). Ankara Üniversitesini sırasıyla Gazi Eğitim Fakültesi, H.Ü. Eğitim Fakültesi, İ.Ü. Eğitim Fakültesi, 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi, 100. Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Abant İzzet Baysal Eğitim Fakültesi izlemiştir (Cemaloğlu, 2005). Bu fakülteler Türk Eğitim Sistemi’nin yönetici, denetici ve uzman ihtiyacını karşılamıştır. Ancak YÖK 1997 yılında ilgili bölümleri kapatmış ve halen sadece yüksek lisans ve doktora düzeyinde varlığını sürdürmektedir (Cemaloğlu,2005).
1998 yılına kadar okullara yönetici görevlendirmede liyakat esas alınmıştır. Aynı yıl yayınlanan yönetmelik, okul yöneticilerini görevlendirmede 120 saatlik hazırlayıcı kurs sonunda yapılan sınavdan en az 70 puan alma şartını getirmiştir. Okullara yönetici görevlendirmeye ilişkin yönetmelikler, 2003 yılından itibaren sıklıkla değiştirilmiş, bazı yıllarda üç-dört kez değişikliğe gidilmiştir. Haziran 2014 tarihli yönetmelik, önceki yönetmeliklerde yer alan genel şartları içermekle birlikte okul yöneticilerinin bir kurumda dört yıl çalıştıktan sonra aynı kurumda yöneticilik görevini sürdürmede, okulun iç ve dış paydaş temsilcilerinin verdiği puanları esas almıştır (Resmi Gazete, 2014). Çıkarılan en son yönetmeliğe göre, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirmede yazılı sınav, müdürlüğe görevlendirme ise yönetici değerlendirme ve sözlü sınav (mülakat) puanları esas alınmaktadır (Resmi Gazete, 2015). Türkiye’de en son yasal düzenleme, yönetici seçme sınavından yeterli puan alan adayların, il komisyonları tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, okul yöneticisi olarak görevlendirilmesini öngörmektedir (Resmi Gazete, 2015).
Bütün bunlar göstermektedir ki sıklıkla değişen yönetici atama yönetmelikleri göz önünde bulundurulduğunda, Türk Eğitim Sistemi’nde sürdürülebilir bir yönetici atama yöntemi arayışı olduğu söylenebilir.
Türkiye’de lisans düzeyinde okul yöneticisi yetiştirme programları bulunmamaktadır. Öğretmen adayları üçüncü veya dördüncü sınıfta “Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi” dersi almakta, bunun dışında lisans düzeyinde eğitim yöneticiliğine dair herhangi bir eğitim almamaktadırlar. Yüksek lisans ve doktora düzeyinde ise eğitim ve sosyal bilimler enstitülerine bağlı olarak, Eğitim Yönetimi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi ve Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi programlarında eğitim yöneticileri alan uzmanı olarak yetiştirilmektedir.
Bununla birlikte Türk eğitim sisteminde müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarının atanması 6 Ekim 2015 tarihli ve 29494 sayılı “Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmeliği” doğrultusunda yapılmaktadır. Bu yönetmeliğe göre yönetici olarak görevlendirileceklerde aranan genel şartlar ve hususlar detaylı bir şekilde açıklanmaktadır. Yönetici atama aşamaları kısaca şu şekilde gerçekleşmektedir. Müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına görevlendirme, yazılı sınav sonucuna göre olurken, müdürlüğe görevlendirme, sözlü sınav ve değerlendirme sonucuna göre olmaktadır. Bu sınavlardan yetmiş ve üzeri alanlar başarılı sayılmaktadır. Sınava, müdür başyardımcılığı veya müdür yardımcılığında dört yıllık ya da eğitim kurumu müdür başyardımcılığı veya müdür yardımcılığında toplam sekiz yıllık görev süreleri sona erenler de başvurabileceklerdir. Yöneticilik görevi sona erenlerin, açık norm kadro bulunması ve istemeleri halinde öncelikle kendi eğitim kurumlarına, aksi durumda istekleri de dikkate alınarak kadrolarının bulunduğu il içinde durumlarına uygun bir eğitim kurumuna öğretmen olarak atanmaları sağlanacaktır.

Araştırmanın Amacı

Türk eğitim sistemi içerisinde eğitim yöneticisi olarak görev alma potansiyeli en yüksek olan grubun eğitim fakültesinde öğrenim gören öğretmen adayları olduğu; ancak eğitim yönetimine ilişkin alan bilgisinin sadece bir ders ile verildiği gerçeğinden yola çıkarak, bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının ‘yönetim’ ve ‘okul yöneticiliği’ kavramlarına ilişkin metaforik algılarını ortaya koymak olarak belirlenmiştir. Bu amaçtan yola çıkarak şu sorulara yanıt aranmıştır;
1. Öğretmen adayları ‘yönetim’ kavramına ilişkin hangi metaforları üretmektedirler?
2. Öğretmen adayları ‘okul müdürü’ kavramına ilişkin hangi metaforları üretmektedirler?
3. Öğretmen adaylarının ‘yönetim’ ve ‘okul müdürü’ kavramına ilişkin olarak ürettikleri metaforlar hangi kavramsal kategoriler altında toplanmaktadır?

Yöntem

Öğretmen adaylarının ‘yönetim’ ve ‘okul müdürü’ kavramlarına ilişkin sahip oldukları algıları metaforlar aracılığı ile belirlemeyi amaçlayan bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden metaforikyanimecazlar yoluyla nitel veri toplayan bir çalışmadır. Bu araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Olgubilim deseni, farkında olunan ancak tam olarak anlaşılamayan bu yüzden de derinlemesine ve ayrıntılı fikir sahibi olunamayan olgulara odaklanmaktadır. Olgular olaylar, deneyimler, algılar, yönelimler, kavramlar ve durumlar gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilmektedir (Yıldırım ve Şimşek, 2008). Bu araştırmada öğretmen adaylarının görüşleri doğrultusunda ‘yönetim ve ‘okul müdürü’ kavramlarına yüklenen anlamlar ayrıntılı bir şekilde incelendiği için olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören Okul Öncesi Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği, Müzik Öğretmenliği, Resim Öğretmenliği ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemde belirlenmesinde tercih edilen ölçüt, katılımcıların 4. sınıf öğrencileri olması ve Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi dersini alıyor ya da almış olmalarıdır.
Öğretmen adaylarının ‘yönetim’ ve ‘okul müdürü’ kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri ortaya koymak için kendilerine “Yönetim ………. gibidir çünkü ………” ve “Okul müdürü ………. çünkü ……….” yazılı formlar dağıtılarak cümleleri tamamlamaları istenmiştir. Katılımcılara metafor çalışması ile ilgili bilgilendirme yapılmış ve dağıtılan formları 20 dakika içerisinde tamamlamaları gerektiği bilgisi verilmiştir. Öğretmen adaylarının ‘yönetim’ ve ‘okul müdürü’ kavramlarına ilişkin metaforik algılarının analizi adlandırma, tasnif etme, kategori geliştirme, geçerlik ve güvenirliği sağlama ve frekans ve yorumlama süreçleri ile analiz edilmektedir.

Bulgular (*)

Araştırmanın verileri analiz aşamasında olup, bulgulara tam metinde yer verilecektir.

Tartışma (*)

Araştırmanın verileri analiz aşamasında olup, tartışma bölümüne tam metinde yer verilecektir.

Sonuç ve Öneriler (*)

Araştırmanın verileri analiz aşamasında olup, sonuç ve önerilere tam metinde yer verilecektir.

Anahtar Kelimeler: Yönetim, Okul müdürü, Öğretmen adayı, Metafor

KAYNAKÇA

Aydın, M., (2015). “Eğitim Yönetimi”. Ankara. Gazi Kitabevi Tic. Ltd. Şti.
Başaran,İ.E.,(1993). “Türkiye Eğitim Sistem”. Ankara: Gül Yayınevi.
Can ve Çelikten, (2000). “Türkiye’de Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Süreci”. Milli Eğitim
Dergisi, sayı,148. Ekim,Kasım,Aralık, 2000.
Cemaloğlu, N., (2005). “Türkiye’de Okul Yöneticisi Yetiştirme ve İstihdamı: Varolan
Durum, Gelecekteki Olası Gelişmeler ve Sorunlar”. Gazi Eğtim Fakültesi Dergisi,
Cilt:25, Sayı:2. 249-274.
Demirtaş, H., (2014). “ Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi”. Sarpkaya, R, (ed.), “Okul Örgütü
ve Yönetimi” içinde (89-140). Ankara. Anı Yayıncılık.
Resmi Gazete (2014). Yayım Tarihi: Haziran, 2014. Sayısı: 29026
Resmi Gazete (2015). Yayım Tarihi: Ekim, 2015. Sayısı: 29494.
Şimşek, H. ve Yıldırım, A.(2008). “Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri”, Ankara: Seçkin
Yayınları.

Add Comment