Nitel Araştırmalarda Geçerlik ve Güvenirlik

Araştırma, belli bir soru ve sorunların sistematik ve mantıklı bir biçimde cevaplandırılmasına yönelik bir girişimdir. Araştırmacı bilinmeyeni ortaya çıkarma, tanımlama ve birtakım sonuçlara ulaşma çabası içerisindedir. Bunun için araştırmaya yön veren soru veya sorunları  cevaplayabilecek bilgileri toplar, bu bilgileri yorumlar ve sonuçlara ulaşır (Yıldırım, 1999). Araştırmacının bu çalışmaları  yaparken kullandığı yöntemlerden bir tanesi de nitel araştırma yaklaşımıdır. Yıldırım ve Şimşek’in de (2005) belirttiği üzere, nitel araştırma; gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı, algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül biçimde ortaya konmasına yönelik nitel bir sürecin izlendiği araştırma olarak tanımlanmıştır.

 

 

T.C.

ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

EĞİTİM YÖNETİMİ TEFTİŞİ PLANLAMASI VE EKONOMİSİ

 

NİTEL ARAŞTIRMADA GEÇERLİLİK ve GÜVENİRLİK

 

Hazırlayanlar

Fatih OKUYAN – C. Bilge KAPÇAK

Doç. Dr. Pınar Yengin SARPKAYA

AYDIN

MAYIS- 2016

GİRİŞ. 1

  1. Nitel Araştırmada Geçerlik. 1

1.1.       İç Geçerlik. 2

1.2.       Dış Geçerlik. 3

  1. Nitel Araştırmada Güvenirlik. 4

2.1. Zamana Bağlı Güvenirlik(dış güvenirlik göstergesi). 5

2.2. Gözleme Bağlı Güvenirlik(iç güvenirlik göstergesi). 5

  1. Geçerliği ve Güvenilirliği Sağlamak Amacıyla Kullanılan Stratejiler. 9

3.1. İnandırıcılık. 9

3.1.1. Uzun süreli etkileşim.. 9

3.1.2. Derinlik odaklı veri toplama. 10

3.1.3. Çeşitleme (Triangulation). 10

3.1.4. Uzman inceleme. 10

3.1.5. Katılımcı teyidi 11

3.2. Aktarılabilirlik (Transfer Edilebilirlik). 11

3.2.1. Ayrıntılı betimleme. 12

3.2.2. Amaçlı Örnekleme. 12

3.3. Tutarlık. 12

3.3.1. Tutarlık İncelemesi 13

3.4. Teyit Edilebilirlik. 13

3.4.1. Teyit İncelemesi 13

  1. Geçerlik, Güvenirlik ve Bilimsellik. 13

SONUÇ.. 15

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GİRİŞ

 

Araştırma, belli bir soru ve sorunların sistematik ve mantıklı bir biçimde cevaplandırılmasına yönelik bir girişimdir. Araştırmacı bilinmeyeni ortaya çıkarma, tanımlama ve birtakım sonuçlara ulaşma çabası içerisindedir. Bunun için araştırmaya yön veren soru veya sorunları  cevaplayabilecek bilgileri toplar, bu bilgileri yorumlar ve sonuçlara ulaşır (Yıldırım, 1999). Araştırmacının bu çalışmaları  yaparken kullandığı yöntemlerden bir tanesi de nitel araştırma yaklaşımıdır. Yıldırım ve Şimşek’in de (2005) belirttiği üzere, nitel araştırma; gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı, algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül biçimde ortaya konmasına yönelik nitel bir sürecin izlendiği araştırma olarak tanımlanmıştır.

 

          Bilimsel araştırmaların en önemli ölçütlerinden biri sonuçların inandırıcılığıdır. Geçerlik ve güvenirlik kavramlarını araştırmanın sonuçlarının inandırıcılığını veya niteliğini gösteren en önemli unsurlar olarak ifade etmişlerdir (Daymon &Holloway, 2003). Sonuçların inandırılıcılığı, bilimsel araştırmanın en önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilir. “Geçerlik ve Güvenirlik” bu açıdan araştırmalarda en yaygın olarak kullanılan iki ölçüttür.

 

Nitel araştırmalarda geçerlik ve güvenirlik kavramları için bir takım önlemler vardır, fakat bunlar nicel araştırmalardan farklı olarak yapılır. İki paradigma arasındaki bu kavramlara farklı bakış açıları şu nedenlerden dolayı kaynaklanmaktadır; nitel araştırmada araştırılan olgu veya olay ön plana çıkarken, nicel araştırmada bu olay veya olgunun sayısal özellikleri önem kazanmaktadır (Kuş, 2003; Punch, 2005; Yıldırım &Şimşek, 2005). Bundan dolayı nitel araştırmalarda araştırma sonuçlarının tekrar edilebilirliği olarak tanımlanabilecek güvenirlikten çok, araştırma sonuçlarının doğruluğunun yani geçerliğin daha çok önem kazandığı görülmektedir (Topkaya, 2006. Akt. Yıldırım).

 

  1. Nitel Araştırmada Geçerlik

 

Nitel araştırmalarda geçerlik kavramının tanımı birçok sosyolog tarafından değişik şekillerde

ifade edilmiştir. Nitel araştırmalarda geçerlik, araştırmacının araştırdığı olguyu, olduğu biçimiyle ve olabildiğince yansız gözlemesi anlamına gelmektedir (Yıldırım &Şimşek, 2005).Nitel araştırmalardaki geçerlik kavramını; sosyal bir olayı tüm gerçekliği ile ortaya koyma şeklinde tanımlanabilir. Başka bir araştırmacı geçerliği; ne ölçmeye inandığımızla ne ölçmeyi tasarladığımızın yakınlığıdır şeklinde ifade etmiştir (Roberts & Priest, 2006. Akt. Yıldırım).

 

Nitel araştırmalardaki geçerliği sağlamadaki en büyük sıkıntı, araştırmacının tarafsızlığının

nasıl ortaya koyması gerektiğidir. Yanlılık unsuru araştırmacı veri toplarken, verileri kaydederken

veya verilerin yorumlanması sırasında ortaya çıkabilir. İyi bir nitel araştırmada geçerli bir çalışmanın oluşturulabilmesi, bu yanlılığın en asgari seviyeye indirilmesi ile gerçekleşmektedir (akt. Roberts & Priest, 2006). Toplanan verilerin ayrıntılı bir şekilde rapor edilmesi ve araştırmacının sonuçlara nasıl ulaştığını açıklaması nitel bir araştırmada geçerliğin önemli ölçütleri arasında yer almaktadır.

 

Araştırılan olgu veya olay hakkında bütüncül bir resim oluşturabilmesi için araştırmacının elde ettiği verileri ve ulaştığı sonuçları teyit etmesine yardımcı olacak bazı ek yöntemler (çeşitleme, katılımcı teyidi, meslektaş teyidi, vb.) kullanılması gerekir. Bir araştırmada yüzde yüz güvenirlik elde etmek kuramsal olarak mümkün olabilir; ancak yüzde yüz geçerlik elde etmek mümkün değildir(Kirk ve Miller, 1986: Akt. Yıldırım&Şimşek, 2013). Örneğin bozuk bir termometre ile bir kaptaki suyun sıcaklığını ölçtüğümüzü ve su kaynadığı zaman derecesinin 80 olduğunu varsayalım. Aynı termometre ile başka bir kaptaki suyun kaynama derecesini ölçtüğümüzde aynı sonucu elde edebiliriz ve bu durumda yüzde yüz güvenirlik elde etmiş oluruz. Ancak yapılan ölçümün geçerli yani doğru olduğu anlamına gelmez. Oysa araştırmada geçerlik, güvenirliği belirleyen önemli bir etkendir. Eğer bir araştırmada toplanan bilgiler geçerli ise aynı  türden başka bir araştırmada aynı olmasa bile benzer bilgileri elde etme olasılığı yüksektir. Bu nedenle nitel araştırmada geçerlik konusu güvenirlik konusuna göre daha önceliklidir(Yıldırım&Şimşek, 2013).

 

Nitel araştırma, araştırmacıya geçerlik açısından önemli artılar, önemli stratejiler belirleme fırsatı sunmaktadır. Nitel araştırmada araştırmacının esnek olması ilkesi geçerlik konusunda önemli bir kazanımdır. Aştırmacı araştırma sürecinde gerekli gördüğü takdirde, yeni stratejilere başvurabilir; görüşmeye yeni sorular ekleyebilir; daha önce planlanmayan yeni görüşmeler yapabilir; elde ettiği bilgileri teyit etmek amacıyla farklı veri toplama yöntemleri kullanabilir. Tüm bu özellikler araştırmacının iç geçerlik konusunda duyarlı olmasını ve gerekirse buna yönelik ek önlemler gerektirmektedir. Aynı şekilde, araştırma alanına olan yakınlık, yüz yüze görüşmeler yoluyla ayrıntılı ve derinlemesine bilgi toplama, gözlemler yoluyla doğrudan ve olayın gerçekleştiği doğal ortam içinde bilgi toplama, uzun süreli bilgi toplama ve elde edilen bulguların teyit edilmesi için alana geri gidebilme ve ek bilgi toplama olanağının olması nitel araştırmada geçerliği oluşturmayı sağlayan önemli özelliklerdir. Toplanan verilerin ayrıntılı olarak rapor edilmesi ve araştırmacının sonuçlara nasıl ulaştığını açıklaması nitel bir araştırmada geçerliğin önemli ölçütleri arasında yer almaktadır. Geçerliği, iç ve dış geçerlik olarak iki bölümde inceleyebiliriz.

 

  • İç Geçerlik

Yıldırım ve Şimşek (2013) iç geçerliliği, araştırmacının gözlemlediğini sandığı olayların ya da anladığını düşündüğü olguların gerçek durumları yansıtıp  yansıtmadığı şeklinde ifade ederler. Yani bir araştırmadan elde edilen bulguların, sonuçların ve bunlara dayalı yapılan yorumlamaların gerçek durumu ne kadar doğru yansıttığıdır. Miles ve Huberman (1994) araştırmada elde edilen bulguların ve sonuçların doğruluğunu konu edinen iç geçerliğe ilişkin sorulması gereken bazı sorulara yer vermektedir. Nitel araştırmada iç geçerliği sağlayabilmek için araştırmacının bu sorulara yeterli bir biçimde yanıt verebilmesi ve buna yönelik önlemleri araştırma sürecinde alması gerekmektedir.

 

  1. Araştırma bulguları, verilerin elde edildiği ortam dikkate alındığında anlamlı mıdır ve bu ortama bağlı olarak tanımlanmış mıdır?
  2. Bulgular kendi içinde tutarlı ve anlamlı mıdır? Ortaya çıkan kavramlar anlamlı bir bütün oluşturuyor mu?
  3. Araştırmada elde edilen bulgular, farklı veri kaynakları, farklı veri toplama yöntemleri ve farklı analiz stratejileri kullanılarak teyit edilmiş midir? Farklı kaynaklara, yöntemlere ve stratejilere göre elde edilen bulgular anlamlı bir bütün oluşturuyor mu?
  4. Elde edilen bulgular, daha önce oluşturulan kavramsal çerçeve veya kuramla uyumlu mudur? Bu çerçeve veri toplamada rehber olmuş mudur?
  5. Bulguları teyit etmede kullanılan kurallar, stratejiler var mı? Bu stratejiler uygun bir biçimde kullanılmış mıdır?
  6. Açık olmayan olgular ya da olaylar belirlenmiş midir?
  7. Bulguları açıklamada alternatif yaklaşımlar kullanılmış mıdır?
  8. Bulgular araştırmaya katılan bireyler tarafından gerçekçi bulunmuş mudur?
  9. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak yapılan tahminler ve genellemeler elde edilen verilerle tutarlı mıdır?

 

İç geçerlik konusunda araştırmacıdan, gerek veri toplama sürecinde, gerekse verilerin analizi ve yorumlanması sürecinde tutarlı olması ve bu tutarlığı nasıl sağladığını açıklaması beklenmektedir. Araştırmacının sürekli olarak kendisini ve araştırma süreçlerini eleştirel bir gözle sorgulaması ve elde ettiği bulguların ve sonuçlarının geçerliği yansıtıp yansıtmadığını denetlemesi beklenmektedir. Bu kontrollerin nasıl yapıldığı konusunda yapılan açıklamalar okuyucuyu tatmin edebilecek şekilde açık ve anlaşılır olmalıdır.

 

  • Dış Geçerlik

 

Dış geçerlik, araştırma sonuçlarının genellenebilirliğine ilişkindir. Eğer bir araştırmanın sonuçları benzer ortamlara ve durumlara genellenebiliyorsa araştırmanın dış geçerliğinin olduğu söylenebilir. Nicel araştırmalarda bu genellemeler doğrudan yapılırken, nitel araştırmada genelleme dolaylı yoldan yapılabilir. Yani genellemeler; ilkeler, kurallar biçiminde değil, deneyimler ve örnekler biçimindedir. Ayrıca sayısal genelleme yerine analitik genelleme söz konusudur.

 

Miles ve Huberman (1994) dış geçerlik ile ilgili olarak şu soruların araştırmacı tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir.

 

  1. Araştırma örnekleminin, ortamının ve süreçlerinin özellikleri başka örneklemelerle karşılaştırma yapabilecek düzeyde ayrıntılı olarak tanımlanmış mıdır?
  2. Araştırma raporu genelleme konusunda olası engelleri tartışıyor mu? Örneklemin, ortamın ve kavramsal çerçevenin seçimi ve bu ögelerin genelleme açısından ortaya çıkardığı sınırlayıcı etkenler tartışılıyor mu?
  3. Örneklem genellemeye izin verecek ölçüde çeşitlendirilmiş midir?
  4. Araştırma, olası genellemelere olanak verecek şekilde kapsamlı tanımlara yer veriyor mu?
  5. Okuyucu araştırma sonuçlarını kendi deneyimleriyle ilişkilendirebiliyor mu?
  6. Araştırma sonuçları, araştırma sorusu ile ilgili kuramlarla tutarlı mıdır?
  7. Araştırma, bulguların başka araştırmalarda test edilebilmesi için gerekli açıklamaları yapmış mıdır?
  8. Araştırma bulguları benzer ortamda kolaylıkla test edilebilir mi?

 

Bu sorular, araştırmanın sınırlı ölçülerde genellenebilirliğini belirlemede kullanılabilecek sorulardır. Her nitel araştırmacının bu soruların tümüne doyurucu yanıtlar vermesi güç olabilir. Ancak, araştırma sonuçlarının benzer ortamlara genellenebilmesi için, nitel araştırmacının okuyucuyu, araştırmanın tüm aşamaları hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgilendirmesi beklenir. Okuyucu araştırma sonuçlarından yola çıkarak kendi ortamına doğrudan genelleme yapamayabilir, ancak kendi ortamı için geçerli olabilecek bazı dersler ya da deneyimler çıkarabilir. Bu gerçekleştiği taktirde, nitel araştırma sonuçlarının genellenebilirliği de artar.

2. Nitel Araştırmada Güvenirlik

 

Araştırma sonuçlarının inandırıcılığı açısından önemli olmakla birlikte güvenirlik konusunun nitel araştırma için farklı bir anlamı vardır. Her şeyden önce nicel araştırma için geçerli olan güvenirlikle ilgi bazı etkenler, nitel araştırma için söz konusu değildir. Örneğin, nitel araştırmanın temel özelliklerinden biri olan algıların önemi ve doğal ortama duyarlık, güvenirlik konusunda bazı sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Nitel araştırmaya temel oluşturan ilkelerden birisi, gerçeklerin bireylere ve içinde bulunulan ortama göre sürekli bir değişme içinde olduğu ve araştırmanın benzer gruplarda tekrarlanmasının aynı sonuçlara ulaşmayı mümkün kılmadığını en baştan kabul etmektir. İnsan davranışı hiçbir zaman durağan değildir; sürekli değişen ve karmaşık bir özelliği vardır. Bu nedenle kullanılan yöntem ne olursa olsun sosyal olaylarla ilgili bir olayın tekrarı mümkün değildir (Balcı, 2015; Yıldırım &Şimşek, 2013). Bunun yanında uygulayacağımız stratejilerle, yaptığımız nitel çalışmalarda maksimum düzeyde güvenilir veri toplama, araştırmacının elindedir diyebiliriz.

 

Yıldırım 2010’a göre;

 

Güvenirlik çalışmaları nicel araştırmalarda kolayca uygulanabilir. Örneğin, bir anketi birçok kez uyguladığımızda yine aynı sonuçları ve cevapları üretecektir, ancak bu durum nitel araştırmalarda çok farklıdır. Araştırmada kullanılan ölçme aracı araştırmacının bizzat kendisi olduğu için farklı zamanlarda farklı tekrarlarla aynı sonuçlara ulaşması mümkün olmayabilir. Hatta aynı çalışmayı farklı araştırmacılar tekrar uygulasa bile aynı sonuçları yakalamaları çok zordur(Appleton, 1995; Daymon & Holloway 2003; Twycross & Shields, 2005). Araştırmacı uygulayacağı stratejilerle, yaptığı nitel çalışmalarda maksimum düzeyde güvenilir veri toplama şansına sahip olabilir diyebiliriz. Örneğin, araştırmacı çalışma süresince izlediği yolun işlem şemasını veya aldığı  kararların bir özetini doküman halinde çıkarabilir (Twycross & Shields, 2005).”

Kirk ve Miller (1986) nicel geleneğe özgü dış ve iç güvenirlik kavramlarını “zamana bağlı güvenirlik” ve “gözleme dayalı güvenirlik” başlıkları altında ele almakta ve nitel araştırmacının nicel bir araştırmacı gibi bu kavramlara neden aynı biçimde kullanamayacağını açıklamaktadır.

 

        2.1. Zamana Bağlı Güvenirlik(dış güvenirlik göstergesi)

 

Ölçülen olgunun geçen zaman içinde aynı biçimde ölçülebilmesi anlamına gelir. Bu güvenirlik yaklaşımı ancak zaman içinde değişmeden, sabit kalan olguların ölçülmesinde kullanılabilir. Ancak sosyal bilimlerde olay ve olguların zaman içinde sabit kaldığını varsaymak olanaksızdır.

      2.2. Gözleme Bağlı Güvenirlik(iç güvenirlik göstergesi)

 

Aynı zaman diliminde birden fazla araştırmacının bir olgu ya da olayı aynı biçimde ölçülmesi anlamına gelir. Nicel araştırma geleneğinde ölçümler araştırmacıdan bağımsız olması  bu güvenirliğin başarılmasına sorun olmadığı varsayılır. Nitel araştırmada ise araştırmacının kendisi bir veri toplama aracı olarak işlev gördüğü için, farklı araştırmaların tam olarak aynı gözlemleri yapması mümkün değildir. Ancak bu istendik bir durum olduğu için, nitel araştırmada gözlem ya da görüşme yoluyla  elde edilecek veriler ve bunların analizi ile ilgili araştırmacılar arasında oluşabilecek farklılıkların en aza indirilmesi beklenir. Bu nedenle güvenirlik çalışmaları yapılabilir(birden fazla araştırmacının aynı gözlem aracıyla veri toplaması, analiz etmesi ve bunların karşılaştırması gibi)( Kirk ve Miller,1986).

Her ne kadar güvenirlikle ilgili bazı ölçütler, nitel araştırmanın temel özellikleri ile çelişse de, nitel araştırmada gerek dış gerekse iç güvenirlik kapsamında alınması gereken bazı önlemler vardır.

 

LeCompte ve Goetz (1982) dış güvenirliğin sağlanmasına yönelik olarak araştırmacı birinci önlem olarak kendi konumunu açık hale getirmesi gerekir. Bu şekilde benzer araştırmalar yapan başka araştırmacıların, benzer bir rol üstlenerek karşılaştırılabilir sonuçlara ulaşmaları mümkün olabilir. Araştırmacının kendi konumu ile ilgili yapacağı açıklamalar, aynı konuda çalışacak diğer araştırmacılara ne tür roller üstlenmeleri gerektiği konusunda bir fikir verebilir.

 

İkinci önlem ise, araştırmada veri kaynağı olan bireylerin açık bir biçimde tanımlanmasıdır. Böylece araştırma yapan diğer araştırmacılar örneklem oluştururken bu tanımlamaları dikkate alır.

 

Üçüncü önlem, araştırma sürecinde oluşan sosyal ortamların ve süreçlerin tanımlanmasına ilişkindir. Verilerin elde edildiği sosyal ortam açık bir biçimde tanımlanması araştırmanın dış güvenirliği açısından önem kazanmaktadır.

 

Dördüncü önlem, elde edilen verilerin analizinde kullanılan kavramsal çerçevenin ve varsayımların ayrıntılı bir biçimde bilinmesine ihtiyaç vardır.

 

Beşinci önlem ise veri toplama ve analiz yöntemleri ile ilgili ayrıntılı açıklamaların yapılması önemlidir. Görüşme ve gözlemlerin nasıl yapıldığı, verilerin nasıl kaydedildiği, dokümanların nasıl analiz edildiği, elde edilen sonuçların nasıl birleştirildiği ve sunulduğu gibi yönteme ilişkin konuların ayrıntılı bir biçimde açıklanması benzer araştırma yapacak araştırmacılar için yardımcı olabilir.

 

Miles ve Huberman (1994), LeCompte ve Goetz’in  dış güvenirlik konusunda öne sürdüğü bu stratejileri biraz daha açarak, soru biçiminde ifade etmektedir. Her araştırmacının bu soruların çoğuna olumlu yanıt vermesi beklenir.

 

  1. Araştırmacı, araştırmanın yöntemlerini ve aşamalarını açık ve ayrıntılı bir biçimde tanımlamış mıdır?
  2. Veri toplama, işleme, analiz etme, yorumlama ve sonuçlara ulaşma konularında neler yapıldığı açık bir biçimde anlaşılabilmekte midir?
  3. Sonuçlar, ortaya konan verilerle açık bir biçimde ilişkilendirilmiş midir?
  4. Araştırmacının izlediği yöntemler ve süreçler konusunda, kayıtların kapsamı açık ve ayrıntılı bir biçimde tanımlanmış mıdır?
  5. Araştırmacı, bireysel varsayımlarının, önyargılarının ve yönelimlerinin farkında mıdır? Bu varsayımların ve önyargıların araştırmaya yansıması konusunda açık bir biçimde bilgi verilmiş midir?
  6. Araştırmada farklı görüşler ve alternatif açıklamalar dikkate alınmış mıdır?
  7. Araştırmanın ham verileri başkaları tarafından incelenebilecek biçimde saklanmış mıdır?

 

Araştırmacı, araştırmada izlediği aşamaları ayrıntılı ve açık bir biçimde rapor ettiği taktirde, araştırmanın  dış güvenirliği konusunda önemli bir adım atmış olacaktır. Böylece araştırmacı, elde ettiği sonuçların topladığı verilere bağlı olduğunu ve kendi varsayımlarının ya da önyargılarının sonuçları etkilemediğini göstermiş olacaktır. Araştırmacı, araştırma sürecinde yansız olduğu ve sonuçları kendi tercihlerine ya da yönelimlerine göre biçimlendirmediği konusunda okuyucuya ikna etmesi gerekir. Yukarıdaki sıralanan sorulara açık bir biçimde araştırmasında yanıt verebilen bir araştırmacı, dış güvenirlik konusunda okuyucuya güven verebilir ve sonuçların inandırıcılığını arttırabilir(Yıldırım &Şimşek, 2013).

 

LeCompte ve Goetz (1982) iç güvenirlik konusunda da bazı stratejiler önermektedir. İlk strateji, toplanan verilerin öncelikle betimsel bir yaklaşımla doğrudan sunulmasına ilişkilidir. Yani araştırmacı; görüşme, gözlem ve dokümanlar yoluyla elde ettiği verileri herhangi bir yorum katmadan okuyucuya sunmalı ve yorumunu daha sonraya bırakmalıdır. Doğrudan alıntılarla zenginleştirilebilecek bu tür betimlemeler, araştırmacının daha sonra yapacağı yorumlara ve açıklamalara temel oluşturacaktır. Okuyucu, araştırmacının verilerini yorum katılmamış  haliyle okuma fırsatı elde ederse, daha sonra araştırmacının ulaştığı sonuçları bu verilere göre değerlendirme fırsatı elde edebilir.

 

İkinci strateji, aynı araştırmaya birden fazla araştırmacının dahil edilmesidir. Böylece verilerin toplanması, analizlerin yapılması, sonuçlara ulaşılması aşamalarında araştırmacılar arasında oluşacak uzlaşma noktaları, araştırmanın başkaları tarafından da “kabul edilme” oranını arttıracaktır.

 

Üçüncü strateji, özellikle gözlem yoluyla elde edilen bulguların, görüşmeler yoluyla teyit edilmesine ilişkindir. Bu şekilde elde edilen bulguların doğruluğu test edilebilir ve bu bulgularıa ilişkin ek veriler, ulaşılan sonuçların inandırıcılığını arttırabilir.

 

Dördüncü strateji, elde eilen verilerin analizinde bir başka araştırmacıyı kullanma ve ulaşılan sonuçları teyit etmedir. Bu şekilde elde edilen sonuçların, araştırmacının  kendi görüşünden ziyade elde edilen verilere dayandığı teyit edilebilir.

 

Beşinci strateji, önceden oluşturulmuş  ve ayrıntılı olarak tanımlanmış bir kavramsal çerçeveye bağlı olarak yapılan veri analizi de iç güvenirliği zenginleştiren bir etkendir. Bu nedenle araştırmacının varsa, böyle bir kavramsal çerçeveyi nasıl oluşturduğunu ve bu çerçeveye bağlı olarak veri analizini nasıl yaptığını okuyucuya açıklaması beklenir.

 

Miles ve Huberman’ın (1994) yukarıdaki stratejilere ilişkin geliştirdiği bir soru listesi vardır. Her nitel araştırmacı bu sorulara cevap verebilecek biçimde önlemler almalıdır.

 

  1. Araştırma soruları açık bir biçimde ifade edilmiş midir? Araştırmanın çeşitli aşamaları araştırma soruları ile tutarlı mıdır?
  2. Araştırmacının araştırma sürecindeki kendi konumu açık bir biçimde tanımlamış mıdır?
  3. Araştırmanın sonuçları, verilerle uyum içinde midir?
  4. Araştırmanın temel bakış açısı ve araştırmaya yaklaşımı açık bir biçimde tanımlanmış mıdır?
  5. Veriler araştırma sorularının gerektirdiği biçimde ayrıntılı ve amaca uygun bir biçimde toplanmış mıdır?
  6. Birden fazla araştırmacının olduğu durumlarda benzer veri toplama süreçleri ve yöntemleri kullanılmış mıdır?
  7. Verilerin kodlanmasında birden fazla araştırmacının kullanılması durumunda kodlama karşılaştırılması yapılmış mıdır?
  8. Verilerin analizinde, önyargılar, yanlış anlamlar, gerçek dışı veriler gözden geçirilmiş ve buna göre geçerli olmayan veriler ayıklanmış mıdır?
  9. Birden fazla araştırmacının olduğu durumda, araştırmacıların gözlemleri ve bulguları birbiriyle mantıklı bir uyum sağlamakta mıdır?

 

Görüldüğü gibi iç güvenirlik konusunda da araştırmacı, araştırmaya yaklaşımını ve araştırmanın çeşitli aşamalarında yaptığı kontrolleri açık bir biçimde tanımlamalı ve okuyucuya araştırmanın tüm aşamalarında güvenirliğe yönelik hangi önlemlerin alındığını açıklamalıdır.

 

Nitel araştırmada gerek iç, gerekse dış güvenirlik konusu nicel araştırmada olduğu gibi ele alınmamaktadır. Bu iki araştırma geleneğinin farklı varsayımlardan yola çıktığını düşünecek olursak, güvenirlik konusunda bu iki geleneğin farklı önlemler alması gerektiği doğal karşılanmalıdır(Yıldırım &Şimşek, 2013).

3. Geçerliği ve Güvenilirliği Sağlamak Amacıyla Kullanılan Stratejiler

 

Nitel araştırmaların niteliğini arttırmak adına Lincoln ve Guba belli başlı stratejiler önermektedirler. Bu stratejileri nicel araştırmanın geleneksel yöntemleriyle değil, nitel araştırmaların doğasına uygun alternatif kavramlarla yapmaktadırlar. Bu bağlamda “iç geçerlilik” yerine “inandırıcılık”,  “dış geçerlilik” yerine “aktarılabilirlik”, “iç güvenirlik” yerine “tutarlık” ve “dış güvenirlik” yerine “teyit edilebilirlik” kavramlarını kullanmışlardır. (Yıldırım ve Şimşek, 2013).

 

Tablo1

Geçerlik ve Güvenirlik Konusunda Nicel ve Nitel Araştırmada Kabul Gören Kavramların Karşılaştırılması
Ölçüt Nicel Araştırma Nitel Araştırma Kullanılan Yöntemler
Araştırma sonuçları yoluyla gerçeğin doğru temsili İç geçerlik İnandırıcılık Uzun süreli etkileşim

Derinlik Odaklı veri toplama

Çeşitleme

Uzman inceleme

Katılımcı teyidi

Sonuçların uygulanması Dış geçerlik(Genelleme) Aktarılabilirlik (Transfer edilebilirlik) Ayrıntılı betimleme

Amaçlı örnekleme

Tutarlığı sağlama İç güvenirlik Tutarlık Tutarlık incelemesi
Nesnel, yansız olma Dış güvenirlik Teyit edilebilirlik Teyit incelemesi

 

            3.1. İnandırıcılık

 

            Bir araştırmanın bilimsel olarak kabul edilebilmesi ve inandırıcı olabilmesi  için açık, tutarlı ve başka araştırmacılar tarafından aynı sonuçları vermesi gerekmektedir. Aksi durumda araştırmanın inandırıcılığına kuşkuyla bakılabilmektedir. Lincon ve Guba araştırmanın inandırıcılığını arttırmanın birtakım stratejilerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizmektedirler. Bunlar; uzun süreli etkileşim, derinlik odaklı veri toplama, çeşitleme, uzman incelemesi ve uzman teyididir.  (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 299).

            3.1.1. Uzun süreli etkileşim

 

            Araştırmacının gözlem yaptığı ortamda uzun süreli kalması, toplanan verilerin daha sağlıklı ve gerçekçi olması adına büyük önem arz etmektedir. Kısa süreli gözlemlerde bireyler araştırmacıdan etkilenip doğal davranmama gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Ayrıca görüşülen kişiler görüşmenin başında araştırmacı etkisine daha açıktırlar. Görüşme süresi ilerledikçe güven ortamının da oluşma ihtimali yükselir ve dolayısıyla görüşülen kişi daha samimi yanıtlar vermesi beklenir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013:300).

            3.1.2. Derinlik odaklı veri toplama

 

            Araştırmacı elde ettiği verileri özetleyerek, bir  kayıt cihazı vazifesinden öte bir iş yapmamış olacaktır. Bu nedenle araştırmacı topladığı verilere eleştirel bir gözle bakması, bu verilerin araştırma sorularına yanıt vermede yeterliliğini sorgulaması ve ulaşılan sonuçların gerçekle ne derece örtüştüğünü sorgulaması, gerekirse ek veriler toplayarak bulgularının teyidini sağlaması gerekmektedir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 301).

            3.1.3. Çeşitleme (Triangulation)

 

            Araştırmacının çeşitleme stratejisini kullanması araştırma sonuçlarının inandırıcılığı açısından önemlidir. Araştırılan veri kaynaklarının farklı algılarının, deneyimlerinin ve bakış açılarının olması gayet doğaldır. Araştırmacı bu farklılıkları ortak  davranış kalıplarına dönüştürüp  genellemektense, bu farklılıkları olabildiğince ortaya çıkarmalıdır. Çünkü genelleme çabası, araştırmanın geçerliğine önemli bir tehdit  oluşturabilir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 301).

 

Çeşitleme veri kaynakları şu iki şekilde incelenebilir; yöntem ve araştırmacı çeşitlemesi. Görüşme, gözlem, doküman analizi gibi farklı yöntemlerle elde edilen verilerin teyit amacıyla kullanılması, ulaşılan sonuçların geçerliğini ve güvenirliğini arttırır. Herhangi bir boyutta çeşitlememin olmadığı bir araştırma geçerlik ve güvenilirlik açısından zayıf kalabilir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 301).

            3.1.4. Uzman inceleme

 

            Yapılan araştırmanın  çeşitli boyutlarıyla bir uzman tarafından incelenmesi inandırıcılık açısından alınabilecek önlemlerden bir diğeridir. Uzman araştırmanın deseninden toplanan verilere, bunların analizine ve sonuçların yazımına kadar olan süreçlere eleştirel bir gözle bakar ve araştırmacıya geri bildirimde bulunur. Bu durum, araştırmacının araştırma hakkında kendi yaklaşımını kontrol etmesi anlamına gelmektedir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013).

 

Uzman incelemesi iki biçimde karşımıza çıkmaktadır. İlki; uzmanın araştırmacı ile birlikte değerlendirme toplantısı yapmasıdır. Bu toplantıda araştırmacı, tüm süreçleri uzmana aktarır, kendi yaklaşımını ve düşünme biçiminin geçerliliğini uzman ile birlikte değerlendirir. Uzman, bu süreçlere ilişkin sorular sorarak, süreçlerin uygunluğuna ilişkin dönütler verir. İkinci tür uzman incelemesi ise; tüm verilerin uzmana gönderilerek, incelendikten sonra geri bildirimin alınmasıdır. Her iki yaklaşımda da amaç, araştırmacının yaklaşımının geçerliliğini değerlendirmek, başka bakış açısıyla geri bildirimde bulunmaktır. (Yıldırım ve Şimşek, 2013).

            3.1.5. Katılımcı teyidi

 

            Araştırma süresince toplanan verilerden farklı sonuçlara ulaşabilme olasılığı vardır. Karşı karşıya kalınan bu tip durumlara öznel varsayımlar ve yanlış anlaşılmalar sebep olabilmektedir.Bu tip durumlarda teyit mekanizmalarının kullanılması önemlidir. Katılımcı teyidi de denilen teyit mekanizmalarının uygulanış biçimlerini Erlandson ve diğerleri  şu şekilde aktarmaktadır. (Yıldırım ve Şimşek, 2013).

 

1.      “Veri toplamanın hemen sonunda araştırmacı topladığı verileri özetleyebilir ve katılımcıdan bunların doğruluğuna ilişkin düşüncelerini belirtmesini isteyebilir. Ayrıca katılımcılar eklemek istedikleri algılar ya da deneyimler var ise bunları da bu yolla ekleme fırsatı bulmuş olurlar. Bu yaklaşım hem gözlem hem de görüşme için geçerlidir. Gözlem sonunda gözlenen ortama ya da sürece ilişkin bilgi sahibi bir bireyden toplanan veriler ve bunlardan çıkarılabilecek olası anlamlar konusunda kendisinden veri toplanan bireyin bir değerlendirme yapması istenebilir. Görüşme sonunda ise görüşülen bireye araştırmacı öğrendiklerini bir özet olarak aktarabilir ve kendi algısının aktarılan verileri doğru yansıtıp yansıtmadığını sorabilir.

2.      Araştırmacı topladığı verileri daha geniş bir zamanda düzenler, ilk analizleri yapar ve veriden çıkardığı anlamları bir rapor halince katılımcılara gönderir.Katılımcılar bu raporu okuyarak verilerin tamlığını, analizlerin kendi gerçekliklerini yansıtmadaki yeterliğini ve sonuçların kendi algılarına ve yaşantılarına ilişkin olup  olmadığını değerlendirerek araştırmacıya yazılı olarak düşüncelerini belirtirler.

3.      Araştırmacı yazılı rapor gönderme yerine katılımcılara bireysel ya da grup olarak bir “teyit toplantısı” yapar. Bu toplantıda ulaştığı sonuçları, veriden çıkardığı anlamları ve kendi yorumlarını katılımcılarla paylaşır ve bunların geçerliğine ilişkin  değerlendirme yapmalarını ister. Sonuçların tamlığını ve doğruluğunu teyit etme yanında bu tür toplantılarda yeni verilerin ortaya konması ve ulaşılan sonuçların ayrıntılı hale getirilmesi ve derinleştirilmesi ile mümkündür.” (Yıldırım ve Şimşek, 2013).

 

3.2. Aktarılabilirlik (Transfer Edilebilirlik)

           

            Nitel araştırmalarda nicel araştırmalar gibi genelleme yapamayız çünkü verinin elde edildiği benzer diğer örneklemlerle aynen temsil edilmesi mümkün değildir. Ayrıca nitel araştırmada olay ve olgular derinlemesine ve ayrıntılı incelemeye yöneldiği için de genellenmesi mümkün değildir. Nitel araştırmacının sorumluluğu elde edilen sonuçların benzer ortamlara aktarılabilirlik değerini ortaya koymaktır. (Yıldırım ve Şimşek, 2013).

“Erlandson ve diğerleri araştırma sonuçlarının “aktarılabilirliğini” arttırmak için iki yöntem önermektedir: ayrıntılı betimleme ve amaçlı örnekleme.”  (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 304).

           

            3.2.1. Ayrıntılı betimleme

 

            “Nitel araştırma sonuçlarının aktarılabilirliği, dayandığı verilerin yeterli düzeyde betimlenmesine bağlıdır.” (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 304).   Ayrıntılı betimlemede araştırmacı kendinden yorum katmadan, verinin doğasına sadık kalarak araştırma sonuçlarını aktarmak zorundadır. Doğrudan alıntılar bu bağlamda çok sık kullanılır.

“Verileri ayrıntılı bir biçimde betimlemeden sunulan sonuçların inandırıcılığı düşük olacaktır.” (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 304).

 

            3.2.2. Amaçlı Örnekleme

 

            “Nitel araştırmalarda genele ait bilgileri ortaya koymak yerine hem genele hem de özele ait bilgilere ulaşma yönelimi vardır. Bu amaçlar araştırmaya dahil edilen veri kaynaklarının bu farklılığı yansıtacak biçimde seçilmesi önem kazanmaktadır.”  (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 305).  Aktarılabilirlik açısından amaçlı örnekleme, ek örnekleme yapmaya olanak verecek esnekliğe sahip olması açısından  artı olarak görülmektedir. “Bu esneklik araştırmacıya olay ve olguları uygun bir biçimde ortaya koyma fırsatı verir.” (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 305)

 

            3.3. Tutarlık

 

“Olay ve olguların ortama ve zamana bağlı olarak oluşturdukları ve aynen tekrar edilmesinin mümkün olmadığı varsayımı dikkate alındığında nitel araştırmada  güvenirliği sağlamak mümkün görünmemektedir. Bu varsayıma göre, güvenilirlik, geçerlik olmasa da elde edilebilir.          Hatalı bir araçla yapılan yanlış ölçümün birkaç defa aynen tekrar edilmesi ölçümün, aynı sonucun birden fazla ölçümle teyit edilmesi anlamında güvenirliğini ortaya koyabilir, ancak ölçümün doğruluk değeri anlamında geçerli olduğu sonucunu doğurmaz. Oysa nicel araştırmalarda güvenirlik, geçerlik için önkoşuldur. Yani tekrar edilmeyen bir ölçümün geçerliği kuşku yaratır. Nitel araştırmada ise tekrar  edilebilirlik, kabul edilen varsayımlara göre mümkün değildir, çünkü olay ve olgular sürekli değişkenlik gösterir.” (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 305).

 

“Bu çerçevede  nitel araştırma nicel araştırmada  kullanıldığı biçimiyle güvenilirlik peşinde değildir. Bunun yerine güvenirliğin de odaklandığı alanlardan biri olan tutarlığa önem verir.” (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 305).

           

            3.3.1. Tutarlık İncelemesi

 

            Araştırmacının, araştırma boyunca tutarlı davranıp davranmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu tutarlılık veri toplama araçlarının oluşturulması, verilerin toplanması ve analizi aşamalarında kendini göstermektedir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 306).

 

            3.4. Teyit Edilebilirlik

 

“Nitel araştırmalarda tam nesnelliğin mümkün olmadığı, araştırmacının etkisinin hiç olmadığı bir araştırmadan söz edilemeyeceği varsayılır. Bu nedenle Guba ve Lincoln nitel araştırmacılara “nesnellik” kavramı yerine “teyit edilebilirlik” kavramını önermektedir.”  (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 306). Bu bağlamda nitel araştırmacı topladığı verileri ulaştığı sonuçlarla teyit etmesi beklenir. Araştırmanın teyit edilebilirliği “teyit incelemesi” stratejisinin kullanılarak yapılması önerilmektedir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 306).

            3.4.1. Teyit İncelemesi

 

Burada amaç, araştırmacının elde ettiği verileri ham verilerle karşılaştırarak teyit mekanizmasının işlerliğini kontrol etmektir.  Kontrol işini dışarıdan bir uzman yapmaktadır. Dolayısıyla bu stratejinin uygulanabilmesi için araştırmacının tüm verilerini saklaması önem arz etmektedir. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 306).

 

4. Geçerlik, Güvenirlik ve Bilimsellik

 

Bilimsel  bir araştırmada amaç,  belli sorulara cevap aramak yada hipotezlerin test edilmesidir. Verilen cevapların, yada hipotezlerin test edilmesinin amacı ise  hipotezlerin   “geçerliliği” ve “güvenirliği”dir. Özde bu kavramlar araştırmanın belli parçalarının değerlendirilmesinde, özelliklede değişkenlerin ölçümünde kullanılır. Eğer bir ölçme, tanım yada  sınıflama, istediğimiz biçimde sınıflama yada ölçmeyi gerçekte başarırsa –ölçer yada   sınıflarsa geçerlidir denir. Bir matematik başarı testi gerçekten de öğrencilerin matematik başarılarını ölçerse geçerlidir. Çünkü ölçülmek istenen budur. (Bakır, ?)

 

Güvenirlik ise iyi  bir operasyonel tanım her zaman aynı sonucu verirse güvenilirdir. Bir terazi aynı miktar demiri her zaman aynı ağırlıkta  gösterirse güvenilirdir. Bir operasyonel tanım yada ölçme oldukça güvenilir olabilir, ama hala geçerli olmayabilir. Örneğin terazi her zaman %10 fazla tartıyorsa, her zaman aynı oranda fazla tarttığından güvenilirdir, ancak geçerli değildir. (Bakır, ?)

Pozitivist geleneğe sahip çıkan sosyal bilimciler fen ve doğa bilimlerinde olduğu gibi araştırmanın bilimsel olabilmesi için “ geçerliğin ve güvenirliğin tam anlamıyla başarılması” gerektiğini varsayarlar. Bunun için araştırmanın kuramsal bir temeli olması, bu temel doğrultusunda  değişkenlerin açık bir biçimde  belirlenmesi ve değişkenlerin arasındaki nedensellik ilişkisine yönelik denencelerin oluşturulması ve bu denencelerin toplanan veriler çerçevesinde  kabul veya reddedilmesi gerekmektedir. Eğer tüm bu süreç araştırmacının olası etkisinden uzak gerçekleştirilmiş ise , ulaşılan sonuçların araştırmacıdan bağımsız olduğu, dolayısıyla bir başka arştırmacı tarafından tekrar edildiği zaman aynı sonuçlara  ulaşabileceği varsayılır. Burada araştırmanın bilimselliğinin ölçütü olarak “güvenilirlik” yani “tekrar edilebilirlik” ön plana çıkmaktadır. Eğer araştırma verileri ve sonuçları değer-katkılı ise, ortaya çıkan sonuçların araştırmadan bağımsız olmadığı  ve bu nedenle aynen tekrar edilmesinin mümkün olmadığı varsayılır. Yani değer-katkısız veri toplama ve analiz, araştırmanın bilimselliğinin temel koşuludur. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 307).

Nitel araştırmalarda ise daha çok “geçerlik” yani “inandırıcılık” kaygıları ön plana gelir. Araştırmacının önyargılarından ve varsayımlarından arındırılmış verilere ulaşma ve  bu verilerin doğasına uygun bir analiz yaklaşımı benimseyerek anlamlı sonuçlara ulaşma önemlidir. Ancak pozitivist araştırmada varsayılan sonuçların “tekrar edilebilirliği” mümkün değildir, çünkü özellikle sosyal bilimlerde olay ve olgular, onlarla ilgili “bireyler” ya da katılımcılar tarafından belirlenir ve bunlar hiçbir zaman tam  olarak tekrar edilemez. (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 306-307).

 

 SONUÇ

 

“Doğru bilgiye ulaşma konusunda gereken önlemlerin alınması (yani “geçerlik”) ve araştırma sürecini ve verileri ayrıntılı bir biçimde, yani bir başka araştırmacının değerlendirmesine olanak verecek biçimde tanımlanması (yani “güvenirlik”), nitel araştırmacının karşılaması gereken önemli beklentilerdir.”  (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 306).

Nitel araştırma sonuçlarının kalitesi, özgünlüğü ve inandırıcılığı onun geçerli ve güvenilir olmasına bağlıdır. Nitel araştırmada önemli olan araştırmacının yaptığı çalışmalarda onları etkin kılacak stratejileri en iyi şekilde kullanmasının gerekliliğidir. Böylece araştırmacı, araştırma sorularının cevaplarından doğan sonuçların gerçekçi bir biçimde oluşup oluşmadığını ortaya koyarak, araştırmasını daha gerçekçi ve anlaşılır kılabilir.

 

 KAYNAKÇA

 

Balcı, A. (2015). Sosyal Bilimlerde Araştırma. (11. Baskı). Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.

Bakır,O. (?). Bilimsel Araştırmalarda “Geçerlilik” ve “Güven”. 6.6.2016

http://80.251.40.59/education.ankara.edu.tr/aksoy/eay/obakir.doc.

Büyüköztürk, Ş. (2015). Bilimsel Araştırma Yöntemleri. (19. Baskı). Ankara: Pegem Akademi

Yayıncılık.

Yıldırım, A., & Şimşek, H. (2013). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. (9. Baskı).

Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Yıldırım, K. (2010). Nitel Araştırmada Niteliği Arttırma. (http://ilkogretim-online.org.tr)

 

 

 

 

 

Add Comment