Öğrenen Örgüt

Öğrenen örgüt kavramının temeli, yönetim tarihinin farklı tarihlerinde atılmış olmakla birlikte, örgütlerde öğrenme konusu öncelikle 1900’lü yıllarda Frederic Taylor’un bilimsel yönetim anlayışı içinde yer almaktadır. “Öğrenen Örgüt” kavramına ilk olarak Chris Argyrisve Donald Schön’un çalışmalarında (1978) rastlanmıştır.   “Öğrenen Örgüt” terimi, 1990’da Peter M. Senge tarafından, ‘Beşinci Disiplin’ adlı kitapla yaygın hale gelmiştir. Öğrenen örgüt, işgörenlerin öğrenmesini kolaylaştıran, sürekli olarak bütün üyelerinin öğrendiği bir örgütsel yapı olarak tanımlanabilir (Çelik, 2008. Akt. Sarpkaya,R. Ed. 2014:165).

lGünümüzde öğrenen örgütün sahip olduğu temel yetenek olarak kabul edilen örgütsel öğrenme, kısaca bilgi yaratma, elde etme, paylaşma ve bu bilgiyi ve yeni görüşleri değişimde kullanma süreci olarak tanımlanmaktadır (Atak ve Atik, 2009).

Bir örgütte örgütsel öğrenmeden bahsedebilmek için örgütün alt unsurlarında öğrenilenlerin örgüt geneline yayılması ve kabul görmesi beklenir. Dolayısıyla örgütsel öğrenme örgütün çevredeki belirsizliklere, karmaşıklıklara yanıt verme yeteneği olarak kabul görürken, öğrenen örgütlerde belirsizliklere, karmaşıklıklara ve değişime tepki veren bir yapı söz konusudur.

Kısaca öğrenen örgüt, örgütün sistemi ve süreçlerine odaklanması söz konusu iken örgütsel öğrenme, bilginin ve becerilerin nasıl oluştuğu ve kullanıldığı ile ilgili olduğu düşünülebilir (Atak ve Atik, 2009).

Öğrenen Örgüt Sunusu İçin Tıklayınız