Türk Yükseköğretiminde Uluslararasılaşma Stratejileri: Süreç Yaklaşımı Çerçevesinde Nitel Bir İnceleme

Tarihsel süreçte üniversitenin görevi dönemin toplumsal, politik ve ekonomik
şartlarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Örneğin, 12. yüzyılda üniversitenin
temel görevi öğretim iken, 18. yüzyılda millî bilinci geliştirme çabası ön plandadır. Bu
noktada 21. yüzyıl üniversitesinin temel görevi küreselleşmenin bir yansıması olan
uluslararasılaşma olarak düşünülebilir (Scott, 2006). Küreselleşme olgusu; bilgi, değer,
düşünce ve teknolojilerin sınır tanımayan hareketleri sonucu önemli bir gündem haline
gelmiştir. Farklı bölge ve ülkelerde farklı anlamlara sahip çok boyutlu, karmaşık bir
olgu olan küreselleşme kavramına ilişkin evrensel ölçekte geçerli, tek bir tanımdan söz
etmek mümkün değildir (Maringe & Foskett, 2010). Ancak alan yazında yapılmış olan
küreselleşme tanımlarındaki ortak nokta, serbest piyasa ilkelerini temel alan yeni ilişki
ağlarının dünya çapında üretilmesi olarak dikkat çekmektedir (Robertson, 1992;
Giddens, 2000; Steger, 2003; Harvey, 2003). Bu çerçevede küreselleşme olgusunun
temel içeriği, serbest piyasa ilkeleri ve yeni sosyal ilişkilerin dünya çapında üretiliyor
olmasıdır. Bu kavramlar doğrultusunda değerlendirildiğinde üretilen bilgi ve
teknolojilerin sınır tanımayan hareketlerle dünya çapında dolaşıma girerek tüm ülkeleri
olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkisi altına aldığı söylenebilir.
Politik, ekonomik, ideolojik ve kültürel boyutları olan küreselleşme kavramının
her bir boyutuna ilişkin farklı disiplinlerde üretilen teorik çerçeveler mevcuttur. Söz
konusu teorik çerçeveler; dünya sistemi, dünya düzeni, dünya kültürü ve neo liberal
küreselleşme teorileri olarak sınıflandırılmaktadır. Dünya sistemi teorisi, ülkelerin az
gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler olarak üç kategoriye ayrıldığını vurgular
(Wallerstein, 1974). Bu çerçevede gelişmekte ve az gelişmiş ülkelerin kaynakları
gelişmiş ülkelere doğru akmakta ve gelişmiş ülkeler, güçlerine güç katarken diğerleri
ideal gelişmiş ülke olabilmek için yarışmaktadır. Gelişmiş ülkelerin yabancı öğrenci
sayıları, bilimsel yayın performansları ve akademik veritabanlarına ilişkin istatistikler
değerlendirildiğinde bu durumun yükseköğretim alanında da aynı düzlemde ilerlediği
söylenebilir….

Makalenin Devamı İçin Tıklayınız…