Gömülü Teori

 Nitel araştırma yöntemlerinde kullanılan gömülü teori deseni, insanların birbirleri arasındaki etkileşimini açıklamaya yönelik kuram geliştirme desenidir. Bu etkileşimin içerisinde gömülü olan mesajları açığa çıkararak bir kuram geliştirme çabası güdülmektedir. Bu süreçte, katılımcıların davranış kalıpları, kabulleri ve sosyal süreçleri gözlenerek, olgu içerisinde gizlenmiş olduğuna inanılan anlamlar keşfedilmeye çalışılır. Birçok nitel araştırma yönteminin temelinde, olguyu betimlemek veya keşfetmek amaçlanmaktadır. Gömülü teori ise, olguyu açıklamaya dönük bir kuram öngörmesi açısından diğer bütün desenlerden farklılaşmaktadır  (Özden, 2017: 280).

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ. 1

1. Gömülü Teori (Kuram Oluşturma, Temellendirilmiş Kuram) 2

1.1. Gömülü Teorinin Ortaya Çıkışı ve Genel Çerçeve. 2

1.2. Gömülü Teori Deseninin Temel Özellikleri 3

1.3. Gömülü Teori Araştırma Yaklaşımları 4

1.4. Gömülü Teori Deseninin Aşamaları 4

1.4.1. Çalışmayı  Planlama ve Problem Cümlesi 4

1.4.2. Çalışma Grubunun Belirlenmesi 5

1.4.3. Verilerin Toplanması ve Analizi 6

1.4.4. Etik, Geçerlik ve Güvenilirlik. 8

1.4.5. Raporlama. 9

SONUÇ.. 11

KAYNAKÇA.. 12

GİRİŞ

            Gömülü teori  için,  bilgiden teorinin doğduğu bir nitel araştırma yöntemi olduğu söylenebilir. Sistematik bir biçimde olguların sürekli sorgulandığı, akademik yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı ve buradan da teorinin oluşturulduğu keşfedici bir desen olduğu düşünülmektedir. Diğer nitel araştırma yöntemlerinden oldukça farklılık gösteren gömülü  teorinin temel amacı süreç sonunda bir kuramın oluşturulmasıdır. Diğer bir göze çarpan farklılığı ise, araştırma esnasında örnekleme sürecinin devam ediyor olmasıdır. Dolayısıyla kendine has teorik örnekleme veya kuramsal örnekleme olarak tanımlanan bir yöntem kullanılmaktadır.

            Gömülü teori keşfedilmeyi bekleyen onlarca bilgi yığınının içine gömülmüş olan gizli figürü ortaya çıkarıp, bir kuram oluşturmaya dönük bir desendir. Eğitim örgütlerinde popüleritesinin artması ve bu yönde çalışmaların çoğalması eğitim sisteminin çehresini ciddi anlamda değiştirebilir.

            1. Gömülü Teori (Kuram Oluşturma, Temellendirilmiş Kuram)

            Nitel araştırma yöntemlerinde kullanılan gömülü teori deseni, insanların birbirleri arasındaki etkileşimini açıklamaya yönelik kuram geliştirme desenidir. Bu etkileşimin içerisinde gömülü olan mesajları açığa çıkararak bir kuram geliştirme çabası güdülmektedir. Bu süreçte, katılımcıların davranış kalıpları, kabulleri ve sosyal süreçleri gözlenerek, olgu içerisinde gizlenmiş olduğuna inanılan anlamlar keşfedilmeye çalışılır. Birçok nitel araştırma yönteminin temelinde, olguyu betimlemek veya keşfetmek amaçlanmaktadır. Gömülü teori ise, olguyu açıklamaya dönük bir kuram öngörmesi açısından diğer bütün desenlerden farklılaşmaktadır  (Özden, 2017: 280).

            Bu araştırmanın konusu, araştırma sahasından elde edilen verilerden hareketle kuram üretme amacı taşıyan bir araştırma stratejisi olan “Gömülü Teori Araştırması”dır. Dolayısıyla bu bölümde, nitel araştırmalarda kullanılan gömülü teori deseninin ortaya çıkışı ve tarihsel gelişiminden başlayarak sırasıyla; gömülü teoride araştırma yaklaşımları, temel ayırıcı özellikler, deseninin aşamaları ve eğitim yönetimi alanında yapılmış araştırmalara değinilecektir.

            1.1. Gömülü Teorinin Ortaya Çıkışı ve Genel Çerçeve              

            Alanyazında “Grounded Theory” olarak bilinen ve Türkçeye gömülü teori, temellendirilmiş teori, kuram oluşturma veya alt teori olarak çevirilmiş olan ve nitel araştırma yöntemleri arasında gösterilen Gömülü Teori desenin temel amacı, yaşama ilişkin olguların anlamını keşfetme ve açıklamaya dayanmaktadır. Deneyimlenmiş olguların aslında yaşantının içinde gömülü olduğu düşüncesi, desene adını vermiştir (Özden, 2017: 280). Toplumsal olaylara büyük sosyojik açıklamalar geliştirmeyi hedefleyen gömülü teori, mevcut teorileri geliştirmeyi, düzenlemeyi, değiştirmeyi veya ilişkili kategeorilerden ve kavramlardan yeni teori geliştirmeyi amaçlamaktadır (Çelik ve Ekşi, 2018: 27).

            Gömülü teori yaklaşımı, Glaser ve Strauss’un sağlık alanında yapmış oldukları çalışmalar sayesinde ortaya çıkmıştır. Yaşamlarının son günlerini geçiren hastalarla, onların bakımını üstlenen uzmanlar arasındaki etkileşimi inceleyerek çarpıcı sonuçlara ulaşmışlardır. Yani, uzmanlar ile hastalar arasındaki iletişimin sonuçlarını kuram olarak ortaya koymuşlardır. Yaşamlarının son günlerini geçiren hastaların duygusal evrelerini; “reddetme”, “kızgınlı”, “kabullenme” ve “kendisiyle barışma” biçiminde sıralandığını keşfetmişlerdir. Bu evrelerin birçok hastada aynı olduğu gözlenmiş ve olgu kuram olma niteliği kazanmıştır (Yıldırım ve Şimşek, 2013: 82).

            Gömülü Teori, 1967 yılında Strauss ve Glaser’ın “The Discovery of Grounded Theory” isimli çalışmalarında sosyolojik bir bakış açısıyla geliştirdikleri nitel araştırma yöntemidir (Gençoğlu, 2014). Teori, araştırmacı tarafından düzenli olarak toplanan verilerden teoriye ulaşma çabaları; olay ve olguların içinde mevcut olan, ancak su yüzüne çıkmayı bekleyen bilgileri açığa çıkarmaya yönelik nitel yöntem aracılığıyla kuramı ortaya çıkarma metodolojisi olarak tanımlanmaktadır. Verilerin toplanması ve analiz edilmesi süreci, eşzamanlı ve sistematik olarak yapılmalıdır. Belirli bir alanda tümevarımsal bir yol izlenerek teori üretmek için kullanılan yöntemler dizisi gömülü olan teoriyi ortaya çıkaracaktır (Glaser ve Strauss, 2006: 3-4; Akt. Bulduklu, 2019).

            Gömülü teorinin gelişimine katkı sunan diğer bir eser ise Strauss ve Corbin (1990)’ın çalışmalarıdır. “Basic of Qualitative Research: Grounded Theory Producedures and Techniques” adlı kitap, Strauss ve Glaser’in çalışmalarına göre daha analitik ve teknik işlevlerin olduğu görülmektedir. Glaser, görüş ayrılıkları nedeniyle birlikte çalışmaktan vazgeçtiği Strauss’un Corbin ile birlikte yapmış olduğu bu  çalışmanın, çok kuralcı ve buyurgan olduğunu iddia etmiştir (Özden, 2017: 281 – 282).

            Gömülü teori yaklaşımlarına günümüzde  yeni yorumların eklendiği de görülmektedir. Bunların içinde en yaygın olarak bilinen ve çokça eleştiriye maruz kalan yapılandırmacı yaklaşımdır. Kısa  bir geçmişi olan gömülü teori yaklaşımına katkı sunan ve alanyazında kabul görmüş birçok önemli eser vardır. Glaser’in 1992 yılında yayınlanan “Basic of Grounded Theory Analyisis” kitabı, ve 1995 senesinde yayınlamış olan Charmaz’ın “Grounded Theory” başlıklı kitabı gömülü teori üzerine yazılmış başat eserler olarak literatürde yer almaktadır (Özden, 2017: 281).

1.2. Gömülü Teori Deseninin Temel Özellikleri   

            Özden (2017: 292)’e göre “Gömülü Teori”yi diğer nitel araştırma yöntemlerinden ayıran temel özellikler şunlardır;

  • Kuramsal Duyarlılık
  • Kuramsal Doyum
  • Kuramsal Örnekleme
  • Sürekli Karşılaştırmalı Analiz
  • Hatırlatıcı Not Yazımı
  • Kuram Geliştirme

            Kuramsal duyarlılık, araştırmacının yeterliliğini ifade etmektedir. Veriyi anlayabilme ve anlamlandırabilmesinin önemine vurgu yapar. Kuramsal doyum, verilerin toplanması aşamasında kategoriler yardımıyla oluşturumuş kavramın  daha fazla geliştirilemediği durumlarda kullanan bir kavramdır. Yani bu noktada kuramsal doyuma ulaşılmış sayılır. Kuramsal örnekleme veya teorik örnekleme  denilen kavram, özünde amaçlı örneklemenin bir türüdür. Ancak amaçlı örnekleme gibi sabit değil, kuram oluşturmak amacıyla sürekli kuramsal örnekleme kullanılabilir. Sürekli karşılaştırmalı analiz, elde edilen verilerin sürekli karşılaştırılması esasına dayanır. Hatırlatıcı  not yazımı, araştırmacının araştırma esnasında kendisini de eleştirebileceği, düşüncelerini yazdığı ve sürekli uygulanması gereken bir süreci ifade etmektedir. Kuram geliştirme ise ele alınmış olguları açıklamak ve kavramsal bir çerçeve oluşturmak için üretilne kategorileri temsil eden bir dizi önermeler bütünü olarak ifade edilmektedir (Özden 2017: 292 – 306).

1.3. Gömülü Teori Araştırma Yaklaşımları

            Çelik ve Hilal (2018: 42), gömülü teori yaklaşımını 3 ana desene ayırdığı görülmektedir. Bunlar; Strauss ve Corbin’in 1990 yılında yaptıkları .çalışmalar sonrasında şekillenen “sistematik desen”, Glaser’in savunduğu “gelişen desen” ve Glaser ve Strauss’a alternetif bir model olarak sunulan, Charmaz tarafında geliştirilmiş “yapılandırmacı desen” şeklinde sıralanmaktadır. Özden (2017: 288) ise, gömülü teori yaklaşımını 2 kategorik desende sunarak, bunları, öncülüğünü Glaser, Strauss ve Corbin’in yaptığı “klasik desen” ve Charmaz’ın savunduğu “yapılandırmacı desen” biçiminde  ifade ettiği görülmektedir. Bu araştırmada süreçler, “klasik desen”e göre açıklanmıştır.

1.4. Gömülü Teori Deseninin Aşamaları

                Bu bölüm, Glaser, Strauss ve Corbin’in öncülüğünü yaptığı “Klasik Desen” süreçleri baz alınarak açıklanmıştır.

1.4.1. Çalışmayı  Planlama ve Problem Cümlesi

            Gömülü Teori desenin en önemli özelliği, sürecin sonunda bir kuramın geliştirilmesidir. Bunun için yapılması gereken ilk şey , araştırılmak istenen olguya dönük bir sorunun dile getirilmesidir. Bu araştırma sorusu, olguyu betimlemeden ziyade açıklamaya yönelik olmalıdır. Gömülü teori araştırmalarında yapılan en büyük hatalardan biri, araştırmacının kendi önkabulleri ile araştırma sorusunu oluşturmasıdır. Bu aşamada araştırmacı, olabildiğince önyargılarından bağımsız olarak bir araştırma sorusu belirlemelidir. Yani soru “Kronik hastalığı olan kadınlar, gebelik sürecinin üstesinde nasıl gelmektedir?” sorusu yerine “Kronik hastalığı olan kadınlar, hamileliği nasıl deneyimlemektedir?” sorusu gömülü teoriye daha uygun bir soru stilidir. Başlangıç sorusu açık uçu olmalı ve “evet” veya “hayır” gibi basit cevaplar verilecek biçimde olmamalıdır. Araştırma ilerledikçe, araştırmacı daha spesifik sorulara odaklanabilir. İlerleyen süreçte kavramsal doyum sağlandığında yüksek ihtimalle ilk başta belirlenmiş araştırma sorusu tanınmayacak şekilde değişmiş olacaktır (Özden, 2017: 280-286; Creswell, 2013: 83-85).

                Gömülü teori yaklaşımında araştırma sorusu açık uçlu olmalı ve çok basit biçimde cevap verilecek türden olmamalıdır. Olay ve sürecin incelenmesine dönük türden sorular tercih edilmelidir. Dolayısıyla bir önceki paragrafta belirtilen örneğe benzer bir soru yapısıyla başka bir konunun ele alınıp örneklendirilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda; “insanlar x olgusunu nasıl yapıyorlar?” sorusu yerine, “insanlar x olgusunu nasıl deneyimlemektedirler?” sorusu, gömülü teori araştırmaları için daha uygun olacaktır (Özden, 2017: 283).

1.4.2. Çalışma Grubunun Belirlenmesi

            Çelik ve Ekşi (2018: 34), gömülü teori yaklaşımının önemli isimlerinden olan Charmaz’ın, örneklem kararları alınırken, gelişen teoriye bağlı olarak oluşan kavramlara göre örneklemin alınması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Diğer bir deyişle örneklem araştırma sürecinde şekillendirilir. Kuramsal örnekleme de denilen bu aşama, gömülü teoriye has bir durumdur. Özden (2017: 295)’in de vurguladığı gibi, veriler toplanıp ortaya çıkmaya başlayan kuramın sınanması için, araştırmaya katkı sunabilecek diğer katılımcıların sürece katılması sağlanabilir.

                Örneklem boyutuyla ilgili çeşitli söylentiler olsada, genelde sabit bir rakam verilmekten kaçınılmıştır. Creswell’e göre gömülü teori deseni için 20-30 katılımcının kabul edilen en alt limit olduğu dile getirilmektedir (Aksakal ve Kırkaya, 2015).

1.4.3. Verilerin Toplanması ve Analizi      

            Bu araştırmada, verilerin toplanması ve analiz süreci Strauss ve Corbin tarafından 1990 yılında geliştirilen, 1997 senesinde genel prensipleri açısında netlik kazanan ve eğitim alanında sıklıkla kullanılan (Çelik ve Ekşi, 2018: 42). “Sistematik Desen” çerçevesinde anlatılmıştır.

            Gömülü teoride verilerin toplanması diğer nitel araştırma yöntemlerinde olduğu gibi farklı yöntemlerle (derinlemesine görüşme, odak grup görüşmesi, anket, arşiv analizi, görsel ve işitsel öğeler vb.) toplanmaktadır (Çelik ve Ekşi, 2018: 34 – 35). Bu görüşmeler modelin tam olarak gelişebilmesi için büyük öneme sahiptir. 20 ile 60 arası mülakatın, kuramın ortaya çıkabilmesi için yeterli olabileceği düşünülmektedir. Analizler kademeli olarak ilerler ve temel düzeyde teori ortaya çıkmaya başlar (Creswell, 2013; 88). Bütün aşamalar hakkinda analiz ve yorumlar yazılarak süreç sonlandırılır. Ancak bu süreç doğrusal değildir. Yeni fikirler söz konusu olduğunda, tekrar alana dönerek daha derin bir bakış açısının keşfedilmesi amaçlanır (Çelik ve Ekşi, 2018: 34 – 35). Yani veri toplama süreci statik değil, dinamiktir.  Toplanan yeni veriler, mevcut verilerle sürekli karşılaştırılarak  tümele gönderimde bulunmak üzerine kuruludur (Bulduklu, 2019). Bu amaç, gömülü teori desenini diğer bütün nitel araştırma yöntemlerinden ayırmaktadır. Gömülü teoriyi  farklı kılan birçok özelliği daha vardır. Bunlardan ilki, süreç boyunca toplanan veriler kategorileri ve kavramları oluşturmaktadır. Bir diğer farklılığı ise verilerin toplanması ve analizin eşzamanlı yapılmasıdır (Özden, 2017: 285). 

            Gömülü teoride araştırmacı verileri toplarken analize başlar. Zigzag süreci olarak da bilinen bu aşamada, sürekli veri toplama ve toplanan verilerin sürekli analiz edilmesi söz konusudur. Görüşülen katılımcılar teorik örnekleme yöntemiyle seçilmektedirler (Creswell, 2013; 86). Teorik örneklemede (kuramsal örnekleme) örneklem, amaçsal örnekleme yöntemiyle aynı şeklide seçilmektedir. Ancak bu teorik örneklemede araştırmacı, örneklem büyüklüğünü önceden belirlemez, değişkenler arasındaki ilişkileri ve kategorileri ortaya çıkarana kadar, yani belli bir doyma noktasına ulaşılana kadar amaçsal örnekleme yapmaya devam eder. “Teorik Doyma” veya “ Ardışık Örnekleme” olarak da bilinen bu teknik, teori geliştirmek (grounded teori) için yapılan çalışmalarda kullanılır (Lin, 1976, 158-159: Akt. Turhanoğlu, 2012).

            Araştırmacı veri analizlerini derece derece yapar. Önce “açık kodlama” yaparak kategorileri belirlemeye çalışır. Fenomen hakkında bilgi kategorileri oluşturarak alt kadegorileri ortaya çıkarır ve boyutlandır. Ancak bunu yaparken veri aramaya da devam eder. Bir sonraki aşama olan “eksensel kodlama” veya “odaklı kodlama” aşamasıdır. Açık kodlama sonrasında ortaya çıkmış olan kategoriler arasında bağlatı kurma prosedürüdür.Merkezi fenomenin belirlenmesi için nedensel koşullar araştırılır ve stratejiler belirlenir. Eksensel kodlama, açık kodlama sürecinde ortaya çıkan kategori ve alt kategoriler arasındaki çatlakların kapandığı, verilerin tutarlı bir bütünlük oluşturduğu bir süreç olarak ifade edilebilir.  Özetle ortaya çıkmış kodlar yeniden gözden geçirilerek tekrar yapılandırılır. Bu süreçte daha büyük kategorilerin oluşması ve beklenir. Araştırmacı gerekirse teorik örnekleme yöntemiyle tekrar veri toplayabilir. Açık kodlamada soyut özellikler gösteren kategoriler, eksensel kodlamada daha somut hale dönüşür. Veri analiz sürecinin en son bölümü  “seçici kodlama” veya “kuramsal kodlama” basamağıdır  (Özden, 2017: 299-301; Creswell, 2013: 88-89; Çelik ve Ekşi, 2018: 68). Seçici kodlama veya kuramsal kodlama, kategorilerin oldukça azaltıldığı ve çekirdek kategorinin belirlendiği süreçtir. Daha önce geliştirilen tüm kategorilerin çekirdek bir kategoride bütünleştirilmesidir. Kod ve kategorilerin bütünleştiği bu aşamada araştırmacı çekirdek kategorinin belirlenmesinin nasıl olduğunu da açıklamalıdır (Çelik ve Ekşi, 2018: 78).

            Charmaz, gömülü teori sürecinde eksenel kodlama aşamasının gerekli olmadığını düşünmektedir. Yapısalcı gömülü teoriyi benimseyen Charmaz, sürekli karşılaştırmalı analiz başlangıç kodlaması ve odaklı kodlama olmak üzere iki düzeyli olması gerektiğini ifade eder. Başlangıç kodlamada, verilenin ayrıntılı bir biçimde kodlanması ilk izlenim açısından büyük önem arz eder.  Bu aşamada açık fikirli olmak, sürekli düşünce üretmeye çalışmak kilit noktadır. Böylelikle elde edilen verileri  anlamlandırma süreci başlamış olur. Sonraki aşamada temel kodlar üzerinde çalışılarak, sürekli karşılaştırmalar yaparak araştırmacı tarafından önemli olduğu düşünülen bir kodu seçer veya birçok kodu kapsayacağını düşündüğü bir kod listesi oluşturur. Bu süreçten sonra seçilmiş olan kodlar odak alınarak kullanılır (Özden, 2017: 303). Odaklı kodlama ise, veri kalabalığını ayıklamak adına bir önceki kodlama aşamasında en sık tekrar edilen veya en önemli görülen kodları seçmektir. Odaklı kodlama, verileri kategorize etmek adına, bir önceki kodlamadan hangilerinin daha analitik olduğunu seçmektir. Bir önceki aşamada üstü örtük olan bazı durumlar bu aşamada ortaya çıkarlar ve böylece bir öncekinde tam olarak anlaşılmayan olaylar burada anlaşılabilir. Bu durumda daha önceli verilere tekrar dönülebilir. Charmaz’ın önemle üstünde durduğu bir nokta da, verilerle çok yakın ve aktif olmaktır. Böylece, eylemler, etkileşimler, perspektifler ortaya çıkacaktır. Odaklı kodlama, araştırmacıya önyargılarını kontrol etmesini sağlar. Sürekli karşılaştırma yapmak gerekmektedir (Arık ve Arık, 2016).

            Verilerin toplanması kapsamında değinilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise “memo yazma” veya  “hatırlatıcı not yazımı”dır. Charmaz (2015: 235-237), memo yazmanın veri toplama aşamasında önemli bir basamak olduğuna vurgu yaparak, alınan informel notların araştırmacının analiz etme gücünü ve üretkenliğini, soyutlama düzeyini arttıracağını ve eleştirel dönüşümselliğe girilmesi için bir alan da yaratılacağını dile getirir. Punch (2011: 195 – 196)’e göre, not alma kodlama ile birlikte çözümlemenin başında başlayan bir süreçtir. Bu tür notlar araştırmacının görgül düzeyden, kavramsal düzeye geçmesine yardımcı olur. Not alma çözümlemenin yaratıcı kılınmasını sağlar.

1.4.4. Etik, Geçerlik ve Güvenilirlik

            Bir nitel araştırmanın kalitesini ve titizliğini geçerlik ve güvenilirlik belirler. Araştırmacının mümkün olduğunca önyargılardan arınmış bir olması gerekmektedir (Golafshani, 2003; Akt. Aksakal ve Kırkaya, 2015). Fakat gömülü teori deseninden bahsediliyorsa bu tanım önemini yitirmektedir.  Gömülü teorinin geçerlik ve güvenirliği için sekiz tane kavramsal soruya cevap verilmesi gerektiğini ifade eden Strauss ve Corbin (1998)’in çalışmalarına kendi makalelerinde yer veren  Aksakal ve Kırkaya  (2015), soruları şu şekilde ifade etmişlerdir;

      “Kavramlar oluşturuldu mu? Kavramlar sistematik bir şekilde ilişkilendirildi mi? Kavramlar arası birden fazla bağ var mı ve kategoriler iyi bir şekilde geliştirildi mi? Fenomen içindeki varyasyonlar teoriye yerleştirildi mi? Varyasyon altındaki koşullar, çalışmaya entegre edilip açıklandı mı? Süreç dikkate alındı mı? Teorik bulgular hangi derecede anlamlıdır? Test süresi boyunca teori ayakta kaldı mı ve sosyal – profesyonel gruplar arasında tartışma ya da fikir beyan etme noktasında sürecin bir parçası oldu mu?

            Meriram (1995, akt. Aksakal ve Kırkaya, 2015) ise gömülü teorinin geçerliğini ve kalitesini arttırmak için şu adımların izlenmesinde yarar görmüştür. Çeşitleme: Ortaya çıkan bulguların çeşitli yöntemlerle doğrulanmasıdır. Eş incelemesi: Uzman görüşüne başvurularak bulguların yorumlanmasının istenmesidir. Denetim yolu: Araştırmayı tekrar etmek isteyenler için bir kullanma kılavuzu olduğu söylenebilir. Araştırmanın tüm aşamalarının detaylı bir biçimde anlatılmasıdır. 

1.4.5. Raporlama

                Gömülü teori diğer nitel araştırma yöntemleri gibi yapısı gereği bilimsel bir nitelik taşımaktadır. Raporunun yapısı, esnek bir yapıdan, nicel bir yapıya doğru geçiş biçiminde olabilir. Araştırmacı, araştırma raporunu bazen üçüncü tekil şahıs diliyle ve nesnel bir uslup kullanarak yazar. Ancak bütün gömülü teori desenleri,  araştırılan konuya ilişkin yapılan soyutlamaları rapor eden bir araştırmacı tarafından oluşturulan bir teoriyle sonlandırılır (Çelik ve Ekşi, 2018: 88).

1.5. Eğitimde Gömülü Teori Araştırmaları

                Yükseköğretim Kurulu Tez Merkezinin veri tabanlarında “gömülü teori”, “temellendirilmiş teori” ve “kuram oluşturma” anahtar kelimeleriyle yapılan literatür taramaları sonucunda, gömülü teorinin eğitim bilimleri alanında kullanımını içeren 21 adet lisansüstü teze ulaşılmıştır. Bu tezlerin  7’sinin yüksek lisans, 14’ün ise doktora seviyesinde olduğu görülmektedir. Bu bölümde söz konusu  tezlerin birkaçının içeriğinden bahsedilmiştir.

            Ekinci (2015), “Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Gelişime İlişkin Görüşleri: Mesleki Gelişim Modeli Önerisi” başlıklı yüksek lisans tezinde, Mart 2013 – Aralık 2013 tarihleri arasında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde görev yapan 20 sınıf öğretmeni ile görüşmeler yaparak süreç sonunda “Etkili Bir Mesleki Gelişim Modeli” ortaya çıkardığı görülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre etkili mesleki gelişim modelinin 5 teması ortaya çıkmıştır. Bu temalar bir döngü şeklinde devam etmekte, kendini geliştirmekte ve yenilemektedir. Temalar sırasıyla: İhtiyaç hissetme, hedef belirleme, planlama, gelişim süreci ve değerlendirmeden oluşmaktadır.

            Akcan, (2016), “Eğitimde Etkili Bir Okul Değişimi İçin Okul Liderliği: Okul Liderliğine İlişkin Bir Temellendirilmiş Kuram Çalışması”isimli doktora tezinde gömülü teori yöntemini kullanarak, okulda başarılı bir değişim için okul liderlerinin rolü ve etkisinin inceleyerek bir kuram geliştirilmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunu Antalya İli Muratpaşa ve Kepez İlçeleri’ne görev yapan okul yöneticileri, öğretmenler ve okul aile birliği başkanları oluşturmuştur. Toplam 5 okulda 3 okul müdürü, 7 müdür yardımcısı, 2 okul aile birliği başkanı, 17 öğretmen olmak üzere toplam 29 kişiyle bireysel görüşme gerçekleştirmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi ile bettimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. Bunun yanında sürekli karşılaştırmalı analiz tekniği kullanılmıştır. “Yaşanan değişim sürecinin okulda etkili bir şekilde uygulanmasında okul liderinin rolü ve etkisini nasıl bir kuram açıklayabilir?” sorusuna yanıt arama sürecinde birbiri içine geçmiş üç alt modele ulaşılmış ve okul değişim modeli ortaya çıkmıştır.

                Demirhan (2015). “Türkiye’de Eğitim Yönetimi Alanında Araştırma Geleneği ve Paradigmaların Gömülü Teori Bağlamında Değerlendirilmesi”  başlıklı doktora tezi nitel araştırma yöntemlerinden Gömülü Teori (Grounded Theory) ile tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında çalışmalarını Eğitim Yönetimi alanında sürdürmekte olan 18 profesör doktor unvanlı akademisyen ile yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlarda toplanan veriler kullanılan araştırma tasarımına uygun olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Beş basamaktan oluşan veri analiz süreci sonucunda, Ontolojik Kabuller, Epistemolojik Kabuller, Teleolojik Kabuller ve Sosyal/Bireysel Faktörler olmak üzere, dört temadan ve bu temalara ait 22 kategoriden oluşan bir teorik yapıya ulaşılmıştır.

SONUÇ

            Sıradışı bir nitel araştırma yöntemi  olduğu düşünülen gömülü teori deseni, meraklı ve sabırlı bilim insanları için ideal bir araştırma olarak görünmektedir. Bu özelliklere sahip araştırmacıların özellikle sosyal bilimler ve eğitim çalışmalarında ülkemizde hakimiyetini sürdüren katı pozitivist bakış açsının kırılmasına yardımcı olabilir. Özellikle eğitim yönetimi alanında  temel dinamiklerin  açıklanmasına fırsat vereceği düşünülen gömülü teori, bu alanın genişlemesine ve zenginleşmesine de katkı sunacağı düşünülmektedir.

KAYNAKÇA

Akcan, F. (2016). Eğitimde Etkili Bir Okul Değişimi İçin Okul Liderliği: Okul Liderliğine         İlişkin Bir Temellendirilmiş Kuram Çalışması, Akdeniz üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim bilimleri anabilim dalı Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve        Ekonomisi, Doktora Tezi.

Aksakal, N., ve Kırkaya, İ. (2015). Gömülü Teori: Spor Bilimlerinde Kullanılabilirliği. 10.          CBÜ Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi 2013: 8(1).

Arık, F. ve Arık, I., A. (2016). Grounded Teori metodolojisi ve Türkiye’de Grounded Teori Çalışmaları. Akademik Bakış Dergisi, Sayı: 58, Aralık 2016, Uluslararası Sosyal Bilimler E-Dergisi.

Bulduklu, Y. (2019). Eleştirel Çalışmalarda Nitel Araştırma Yöntemi Olarak Gömülü Teori.       Kritik İletişim Çalışmaları Dergisi, 1(1), 1-14.

Charmaz, K. (2015). Gömülü (Grounded) Teori Yapılandırması Nitel Analiz Uygulama   Rehberi (2. Baskı), R. Hoş (çev.). Seçkin Yayıncılık: Ankara.

Creswell, J. W. (2018) Nitel Araştırma Yöntemleri, (M. Bütün ve S. B. Demir, Ed.), Siyasal        Kitabevi: Ankara.

Demirhan, G. (2015). Türkiye’de Eğitim Yönetimi Alanında Araştırma Geleneği ve        Paradigmaların Gömülü Teori Bağlamında Değerlendirilmesi, Eskişehir osmangazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim             Yönetimi, Teftişi Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı, Doktora Tezi.

Ekinci, E. (2015). Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Gelişime İlişkin Görüşleri: Mesleki Gelişim      Modeli Önerisi, Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Ana            Bilim Dalı Eğitim Programları ve Öğretim Programı, Yüksek Lisans Tezi.

Gençoğlu, A., Y.  (2014).Bir Kavram ve Kuram Üretme Stratejisi Olarak Temellendirilmiş        Kuram. Tarih Okulu Dergisi, Mart 2014, Yıl:7 Sayı: (XVII), s.681-700. https://doi.org/10.14225/joh425.

Punch, F., K. (2012). Sosyal Araştırmalara Giriş, (2.Baskı), D. Bayrak, H.Bader Aslan ve Z.     Akyüz (çev.). Siyasal Kitabevi: Ankara.

Turhanoğlu, A., K. (2012) Örneklem Seçimi ve Ölçüm, T. Gönç Şavran (Ed.), Sosyolojide          Araştırma Yöntem ve Teknikleri  içinde, (ss. 144–180), T.C. Anadolu Üniversitesi   Yayını No: 2644.

Özden, M. (2017) Gömülü Teori, A. Saban ve A. Ersoy (Ed.), Eğitimde Nitel Araştırma             Desenleri içinde, (ss. 51–105), Anı Yayıncılık: Ankara.

Yıldırım, A. ve Şimşek, H. (2016) Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri, Seçkin Yayıncılık: Ankara.