Öznel Modeller

Yönetsel davranış, yöneticinin örgüte ve örgüt içindeki insana bakış açısına bağlı olarak şekillenmektedir. Örgüt ve yönetimle ilgili kuramlar incelendiğinde, başlangıçtan günümüze kadar insanın doğasına ilgili sayıltıların farklılaştığı görülmektedir. Klasik kuramın bakış açısıyla şekillenen ekonomik-rasyonel insan anlayışı, insan ilişkileri yaklaşımının benimsediği sosyal insan paradigmasına, davranış bilimleri yaklaşımının benimsediği kendini gerçekleştirebilen insan paradigması, günümüzün postmodern yönetim yaklaşımlarının benimsediği karmaşık insan anlayışına evrilmiştir (Şişman, 2007: 76). Postmodernizm, modernizm sonrası olarak ifade edilmektedir. Birçok tanımlamaya göre modernizme benzer yönetsel anlayışları paylaşmakla birlikte postmodernizm, modernliğe yapılan içsel bir eleştiri ve modern olana bir alternatif sunma çabasıdır. Bu çaba felsefe, sanat, mimari, bilim ve yönetim gibi yaşamın tüm alanlarında modernizmi eleştirip, sorgulama ve ona karşı çıkma şeklinde kendisini göstermektedir. Postmodernizm, yönetim ve örgüt açısından insanlara doğruları dayatmak yerine onları davranışlarında özgür bırakmayı ve kendilerini gerçekleştirmelerine olanak tanımayı öne sürmektedir (Sezer, 2013).

EĞİTİM YÖNETİMİNDE

ÇAĞDAŞ KURAM VE YAKLAŞIMLAR

(ÖZNEL MODELLER)

Hazırlayan

C. Bilge KAPÇAK

AYDIN

Nisan – 2020

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ. 1

1. ÖZNEL MODELLER.. 2

1.1. Öznel Modellerin Temel Özellikleri 3

1.2. Öznel Modeller ve Nitel Araştırma. 4

1.3. Öznel Modeller: Amaç, Yapı, Çevre. 4

1.3.1. Amaçlar 4

1.3.2. Örgütsel Yapı 5

1.3.3. Dış Çevre. 5

1.4. Öznel Modeller Çerçevesinde “Liderlik” Kavramı 5

1.4.1. Postmodern Yönetim Anlayışı ve Postmodern Liderlik. 6

1.4.2. Duygusal Liderlik. 7

1.5. Öznel Modellerin Sınırlılıkları 7

1.6. Öznel Modellerin Eğitime Yansımaları 8

SONUÇ.. 10

KAYNAKÇA.. 11

GİRİŞ

İnsanlık tarihinin her döneminde, yönetsel sorunlara çözüm yolları aranmış ve değişen koşullara bağlı olarak yeni yönetim anlayışları ortaya çıkmıştır. Yeni görüş ve teoriler, ortaya çıktıkları dönemin hakim paradigmalardan etkilenmiş ve genellikle mevcut kurama eleştirel bakış açısıyla yeni bir paradigma üretme çabası içerisine girmiştir. Öznel modeller de biçimsel modellere bir tepki olarak ortaya çıkmış ve bireyi merkeze alarak, bireyin olgulara yüklediği anlamlarla ilgilenmiştir. Dolayısıyla öznel yaklaşım savunucularının pozitivist paradigmaya karşı eleştirileri söz konusu olmuş ve post-modern bir anlayışı benimsemişlerdir. Bu durumun sonucu olarak öznel modeller, özellikle sosyal bilimler alanında yorumsamacı veya nitel araştırma yaklaşımına bağlı kalarak, bireylerin yaşamlarına yükledikleri anlamlara odaklamıştır.

1. ÖZNEL MODELLER

            Yönetsel davranış, yöneticinin örgüte ve örgüt içindeki insana bakış açısına bağlı olarak şekillenmektedir. Örgüt ve yönetimle ilgili kuramlar incelendiğinde, başlangıçtan günümüze kadar insanın doğasına ilgili sayıltıların farklılaştığı görülmektedir. Klasik kuramın bakış açısıyla şekillenen ekonomik-rasyonel insan anlayışı, insan ilişkileri yaklaşımının benimsediği sosyal insan paradigmasına, davranış bilimleri yaklaşımının benimsediği kendini gerçekleştirebilen insan paradigması, günümüzün postmodern yönetim yaklaşımlarının benimsediği karmaşık insan anlayışına evrilmiştir (Şişman, 2007: 76). Postmodernizm, modernizm sonrası olarak ifade edilmektedir. Birçok tanımlamaya göre modernizme benzer yönetsel anlayışları paylaşmakla birlikte postmodernizm, modernliğe yapılan içsel bir eleştiri ve modern olana bir alternatif sunma çabasıdır. Bu çaba felsefe, sanat, mimari, bilim ve yönetim gibi yaşamın tüm alanlarında modernizmi eleştirip, sorgulama ve ona karşı çıkma şeklinde kendisini göstermektedir. Postmodernizm, yönetim ve örgüt açısından insanlara doğruları dayatmak yerine onları davranışlarında özgür bırakmayı ve kendilerini gerçekleştirmelerine olanak tanımayı öne sürmektedir (Sezer, 2013).

Postmodern yönetim anlayışının eğitime yansımaları ile birlikte öznelci ve eleştirel yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Öznelci yaklaşımın eğitim yönetimi alanındaki en önemli temsilcisi olan Thomas B. Greenfield’e göre, eğitim yönetimi alanının pozitivist paradigmanın egemenliğine girdiği günden beri alanla ilgili araştırmalarda kasıtlı olarak insani değerler, duygular ve insanın öznel yönü dışlanmıştır (Rust, 1991). Ona göre, geleneksel yönetim bilimi, özellikle nesnellik konusunda ileri sürdüğü tezlerle yanlış temeller üzerine inşa olunmuştur. Yönetim bilimi esas itibariyle öznel bir karaktere sahiptir ve insanın kendi dünyasını oluşturmasına yardım edebileceği kabul edilmektedir (Şişman, 1998).

Öznel modeller, örgüte ve örgütü oluşturan alt birimlerden ziyade bireylere odaklanır. Bu yaklaşım, her bireyin örgüt hakkında seçici bir zihniyete ve algıya sahip olduğunu ifade eder. Geleneksel modellerde sunulan gerçekleri yansıtmak yerine, bireylerin değerlerini ve inançlarını yansıttığını savunur (Ashouri, 2014). Bu yaklaşıma göre her bireyin öznel ve seçici örgüt algısı farklıdır. Olguların, örgüt içerisindeki her birey için farklı şekillerde yorumlandığı düşüncesine dayanır. Bu farklı bakış açıları bireylerin sosyal çevrelerinden ve değer yargılarından kaynaklandığı düşünülür (Bush, 2018: 124).

1.1. Öznel Modellerin Temel Özellikleri       

            Eğitim yönetimi dünyada akademik ve kurumsal olarak gelişmeye devam ederken diğer taraftan kuram hareketine yöneltilen eleştirilerle farklı bakış açıları kazanmıştır. Dönemin egemen paradigması olan pozitivizme 1970’li yıllardan sonra alternatif olabilecek birtakım yaklaşımların tartışılmaya başlandığı görülmektedir. Pozitivizm ötesi olarak nitelendirilen bu dönemde yorumlamacı (öznelcilik), eleştirel, bilişsel, simgeci ve kültürel kuramlar ortaya çıkmış pozitivizmin; genelleyici, evrensel, nesnel, değerlerden bağımsız, belirlenimci, indirgemeci bilim anlayışına karşıt olarak yeni yaklaşımlarda; öznellik, görecelilik, değerler, durumsallık, yerellik, bağlam gibi kavramlar vurgulanmıştır (Tınmaz, 2020).

Öznel modellerin temel özellikleri şunlardır (Bush, 2018: 125-129).

  • Örgüt yerine örgüt üyelerine odaklanarak onların bireysel bakış açılarını ön plana alır. Bu, öznel modelleri biçimsel modellerden ayıran en temel farktır.
  • Örgüt, üyelerinin olaylara yüklediği anlamlarla ilgilenir. Odak noktasında davranışın bireysel yorumu vardır. Öznel modeller, her bireyin aynı olguya farklı bir yorum getirebileceği, farklı şekillerde kavramlaştırıldığı varsayımına dayanır.
  • Öznel modeller bireysel amaçların önemine vurgu yaparak örgütsel amaçların varlığını reddeder. Bu modelde amaçlar ve hedefler bireyseldir.
  • Öznel modeller yapıları insan etkileşiminin bir ürünü olarak ele alır. Kişilerin örgütün yapısına uymak zorunda oldukları fikrini reddeder. Bunun yerine yapıların kişisel eylemlerden türediği fikrini benimser.
  • Örgüt içerisindeki olayların yorumlanması her bir üyenin sahip olduğu inanışlara bağlıdır. Bu inanış dizileri şunlardır; (i) dünyaya ilişkin inanışlar (ii) seçim yapanın kendi durumu hakkındaki inanışları (iii) arzu edilen birtakım sonuçlar hakkındaki inanışlar.

Öznel modeller ile politik kuramların benzer özellikleri vardır. Anlamların veya çıkarların kesiştiği durumlarda bireyler grup oluşturarak ortak amaçlar çerçevesinde hareket edebilir, politik davranış sergileyebilir ve karşıt grupla değerler üzerinden çatışma yaşayabilir. Öznel modellerde çatışma, rekabet halindeki değerlerin bir sonucu olarak görülmektedir (Bush, 2018: 128).

1.2. Öznel Modeller ve Nitel Araştırma

Biçimsel modeller, pozitivist yaklaşımın düşünsel yapısıyla örtüşmektedir. Aynı şekilde öznel modeller de post-pozitivist yaklaşımın çatısı altında ele alınan yorumlayıcı yaklaşımla örtüşmektedir (Bush, 2018: 130). Yorumlayıcı sosyal bilim, pozitivist sosyal bilim yaklaşımındaki toplumsal gerçekliği bireylerden bağımsız olarak görmez. İnsanların dünyayı anlamlandırmada kullandıkları özneli göreceli ve devamlı değişen yorumlardan oluştuğunu savunur. Bu nedenle, sosyal bilimlerin açıklamaya dayalı yöntemlerin yerine, anlamaya dayalı yöntemlerin kullanılması gerektiğine vurgu yapar (Bayhan, 2016). Dolayısıyla yorumlayıcı sosyal bilim genellikle nitel araştırmaları kullanır. Toplumsal ilişkileri ve etkileşimleri gözlem ve görüşmelerle; sergilenen davranışları ve eylemleri derinlemesine incelemeye tabi tutar. Yorumlayıcı yaklaşımda bilimin amacı, toplumsal yaşama dair bir anlayış getirme ve insanların doğal ortamlarında nasıl bir anlam oluşturduklarını keşfetmektir (İslamoğlu ve Alnıaçık, 2014). Bu durumda nitel araştırmacılar en çok, insanların kendilerini ve ortamlarını nasıl düzenlediğiyle ve bu ortamda yaşayanların çevrelerini semboller, ritüeller, sosyal yapılar, sosyal roller ve benzerleriyle nasıl anlamlandırdığıyla ilgilenmektedir (Berg ve Lune, 2015: 25). Dolayısıyla öznel modeller ağırlıklı olarak yorumlayıcı veya nitel araştırma biçimlerine bağlı kalır (Bush, 2018: 130).

1.3. Öznel Modeller: Amaç, Yapı, Çevre

            Bu bölümde öznel modellerin amaçları, örgütsel yapısı ve dış çevre arasındaki ilişki ele alınarak incelenmiştir.

1.3.1. Amaçlar

Öznel modeller amaçları açısından diğer modellerden farklıdır. Biçimsel ve işbirlikli modellerde örgütsel amaçlar ön planda iken, öznel modelde bireysel amaçlara odaklanılmaktadır. Bu modele göre; eğitim örgütlerinde lider olarak görülen okul müdürleri kişisel amaçlarını okula aitmiş gibi yansıtsalar da, aslında kendi kişisel amaçlarının peşindedirler. Aynı şekilde bu durum öğretmenler için de geçerlidir. Yani örgüte aitmiş gibi görünen amaçlar aslında örgüt içindeki güçlü bireylere ait hedefler oluşuna vurgu yapılmaktadır. Bu anlamda politik modeller ile örtüşmektedir (Bush, 2018: 131-132).

1.3.2. Örgütsel Yapı

            Öznel modellere göre yapı, çalışanların davranışlarının bir sonucudur ve örgüt çalışanları arasındaki ilişkiyi açıklamaya yarar. Bu modelde kurum çalışanlarının yapıya yüklediği farklı anlamlar ön plana çıkar. Örgüt içindeki bireylerin desteği olmadan yapısal değişim tek başına sonuçsuz kalabilir. Öznel modellerde örgütsel yapının değişmesi zaman alabilmektedir çünkü yapının değişmesi bireysel istek ve inanışlara bağlıdır. Eğitim kurumlarında lider konumunda olan okul müdürü kendi yorumunu, yönettiği okula kabul ettirebilmekte ve örgüt kültürünün oluşmasına katkı sunabilmektedir. Öznel kuramcılar genel olarak yapıdan çok süreç ve ilişkilerle ilgilenmektedir (Bush, 2018: 132-133).

1.3.3. Dış Çevre

Öznel modeller örgütleri yaşayan oluşumlar olarak görmediğinden, örgüt ile çevresi arasındaki ilişkiyi pek fazla önemsemez. Daha çok örgüt içerisindeki bireylerin olaylara yüklediği anlamlara odaklanır. Ancak dış çevre ile ilgilendiği durumlar söz konusu olduğunda veya dışardan bir tehdit ortaya çıktığında örgüt içindeki ve dışındaki bireylerin arasındaki bağlantılara odaklanır. Öznel modeller, kurumun hesapverebilirliğine odaklanmaz. Öğretmenin hesap verebiliyor olmasını önemser. Hesapverebilirlik örgüt yöneticileri yerine, kişinin kendi inanış ve değerine karşı hesapverebilirliğini merkeze alır. Ancak bu durum dış grupların beklentilerini karşılamada yeterli olamamaktadır (Bush,  2018: 134).

1.4. Öznel Modeller Çerçevesinde “Liderlik” Kavramı

Liderlik kavramının, öznel modeller çerçevesine uyduğu söylenemez. Çünkü liderler de dahil, örgütteki tüm üyeler olaylara bireysel olarak farklı anlamlar yüklemektedir. Her birinin kendi inanışları ve amaçları mevcuttur. Yani öznel modellerde tüm üyeler kendi çıkarlarını gözetir. Ancak yöneticiler, kendi çıkarlarını örgüt üyelerine kabul ettirebilme durumları açısından örgüt üyelerine göre faklı bir konumdadır. Bu tip liderler sahip oldukları güç kaynaklarını örgüt üyelerinin değerleriyle çelişecek olsa bile kabul ettirmeyi gerektirecek şekilde kullanabilirler. Bu durumda liderin, kişisel özellikler bakımından örgüt üyelerinin gözünde saygın olması oldukça önemlidir. En etkili lider biçimsel ve öznel modellerin düşünsel bileşimini harmanlayabilen kişidir (Bush, 2018: 135). Bu bağlamda öznel modeller çatısı altında iki tip liderlik yaklaşımından söz edilebilir. İki liderlik yaklaşımı da postmodern yönetim anlaşışının ortaya çıkmasıyla şekillenmiştir. Bunlardan ilki “postmodern liderlik” iken, diğer, “duygusal liderlik”tir.

1.4.1. Postmodern Yönetim Anlayışı ve Postmodern Liderlik

            Postmodern örgüt teorilerinin etkisiyle bürokratik ve formal örgüt yapıları yerini bireyi esas alan ve informal grupların etkili olduğu örgütsel yapılara bırakmaktadır. Postmodernizm, yönetim ve örgüt açısından insanlara doğruları dayatmak yerine onları davranışlarında özgür bırakmayı ve kendilerini gerçekleştirmelerine olanak tanımayı öne sürmektedir (Sezer, 2013). Postmodernizm, örgütte bulunan bireyler için farklı fenomenlerin ve olayların çeşitli anlamları üzerine odaklanmıştır. Böylece, bireylerin durum ve olgulardan ziyade kişisel davranışlarının yorumlanmasını vurgular (Ashouri, 2014).

Toprakçı (2008: 245), postmodernizmin temel kabullerini şu şekilde sıralamaktadır (akt. Sezer, 2013);

  • Tek bir doğru yoktur, her insanın kendince doğruları vardır.
  • Herkes, her işi yapabilir. Bu nedenle işi yapacak kişinin, o işte uzman olması gerekmez.
  • Gelecek belirsizdir, kestirilemez.
  • Çalışanlar sorumluluk sahibidirler. Kendilerini güdüleyebilirler.
  • Kesin ve katı kurallar yönetim açısından anlamsızdır.
  • Sonsuzluk değil, geçicilik esastır.

Postmodern paradigmanın etkisiyle şekillenen okul yönetiminde ön plana çıkan belli başlı özellikler şunlardır (Arslanargun, 2007) ; 

  • “Öteki” önyargısının olmadığı, çok kültürlülüğün benimsendiği, yerel değerlerin önemsendiği bir okul ortamı söz konusu olmuştur.
  • Lider ve izleyiciler veya yöneten ve yönetilenler arasında çift yönlü, doğal ve içten bir iletişim ortamı egemen olmalıdır.
  • Yaşamın anlamı ve insan davranışlarının temelinde yatan değerlere saygı duyulması, örgüt içerisindeki insanın anlaşılmasında büyük öneme sahiptir.
  • Modern dönemde ekonomiye hizmet eden okullaşma fikrine karşı postmodern dönemde, bireysel doyuma ulaşmayı hedefleyen bir eğitim düşüncesi savunulmaktadır.
  • Örgütsel hedeflerin gerçekleştirilmesi ve üretimin artırılması için rasyonel kararlar almak yerine, örgüt içindeki bireylerin duygu, düşünce ve görüşlerine önem vererek karar alan bir yönetim anlayışı ön plandadır.

Postmodern liderlik, genel olarak kabul edilmiş bir tanımı olmayan, nispeten yeni bir liderlik modelidir. Okul liderinin ve öğretmenlerin öznel deneyimlerine odaklanarak, nesnel bir gerçekliğin olmadığını savunur (Bush ve Glover, 2003). Öznel modellerin temel ilkeleriyle uyumludur ve biçimsel modellerin evrensel uygulamalarına tepki olarak gelişmiştir. Postmodern model, liderin nasıl davranması gerektiğine ilişkin fazla bilgi sunmamaktadır. Bu durum Greenfield modelinin zayıf noktası olarak nitelendirilmektedir. En faydalı nokta ise, liderin paydaşlara ait farklı bakış açılarına saygı duyup onları önemsemesi fikridir. Liderlerin dayatmacı  görüşleri yerine, birden çok  görüş ve çeşitli kültürel anlamlar vardır (Bush, 2018: 135-136).

1.4.2. Duygusal Liderlik

Duygular, öznel izlenimleri veya hisleri tanımlamaktadır. Duyguların önemi, son yıllarda okul hayatı da dahil olmak üzere, toplumun her alanında giderek artmaktadır (James, Crawford ve Oplatka, 2018). Hangi eğitim ortamında çalışılırsa çalışılsın yürütülen işin çoğunun duygusal bir yönü vardır. Dolayısıyla örgüt liderlerinin işgörenler hakkına nasıl çalıştıklarına, birlikte nasıl öğrendiklerine ve nasıl sosyalleştiklerine ilişkin farkındalığının olması önemlidir. Duygu kavramı bireyin liderlik yönüyle güçlü bir şekilde bağlantılıdır ve liderlik ve yönetim uygulamasına yeni bakış açısı sunarak duygusal liderlik kavramını ortaya çıkarır (Coleman ve Glover, 2010: 145). Duygusal liderlik olayların yorumlanışı ve kişisel motivasyon ile ilgili oluşu itibariyle öznel model ile yakından ilişkilidir. Bu liderlik yaklaşımına göre eğitimsel liderliğin duygular olmadan işlenemeyeceği vurgusu, “algılamak gerçekliktir” biçiminde yorumlanmaktadır (Bush, 2018: 195). Duygusal liderlik yaklaşımında, duygunun toplumsal olarak oluşturulduğuna ve bireysel yorumlamanın önemine vurgu yapılmaktadır (2018: 137).

1.5. Öznel Modellerin Sınırlılıkları

Öznel modeller örgütün doğasına ilişkin inanışları yansıtması bakımından kuralcı yaklaşımlardır. Bu model gelenekçi modellere bir tepki olarak ortaya çıkması sebebiyle “anti-kuralcı” olarak da adlandırılmaktadır. Benzer şekilde yorumsamacı araştırma yaklaşımları da anti-pozitivist olarak görülebilmektedir (Morrisson, 2007; akt. Bush, 2018: 137). Öznelci yaklaşımı savunan Greenfield, eğitim yönetiminde pozitivist paradigmanın hâkim olduğu günden itibaren, yapılan araştırmalarda bilinçli bir şekilde insanın öznel yönünün dışlandığını vurgulamakta, nicel araştırmaların eğitim yönetimiyle ilgisi olamayacağını, bu araştırmaların insani değerleri anlamaktan ve ölçmekten uzak olduğunu savunmaktadır (Tınmaz, 2020).

Öznel modellerin geçerliğini sınırlayan dört zayıf nokta mevcuttur (Bush, 2018: 137-138);

  • Bireylerin tutum ve inanışları yansıtması nedeniyle fazlasıyla kuralcı olduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Özellikle mantıktan ziyade duyguların ön planda olması üzerinden eleştirilmektedir. Modelin ideolojik olduğu ve sadece birkaç taraftarın desteğini kazanmış olması, tutarlı bir kuram bütünlüğünün oluşturulamaması bağlamında da eleştirilmektedir.
  • Öznel modellerde örgüt amaçları fikri reddedilmektedir. Örgütler yalnızca katılımcıların anlamlarının bir ürünü olarak görülmekte ve göz ardı edilmektedir.
  • Öznel modelerde olgulara, örgütte bulunan kişi sayısı kadar yorum yüklenebilir. Ortaya çıkan bu yorumlar kişilerin geçmişine ve deneyimlerine bağlıdır. Eğitim örgütlerinde ortaya çıkan olguların, bir dizi bireysel yoruma indirgenmemesi gerektiği üzerinde durulur.
  • Yönetimsel eylemler konusunda yönlendirici ilkelerin azlığı da öznel modellere yöneltilen bir başka eleştiri konusudur. Diğer modellere nazaran öznel modeller liderlik stratejilerinin gelişimi için bir formül önermemektedir. Kurama göre; lider, çalışanının istekleri ve kendi tercihleri konusunda uyumu yakalama adına motivasyon kuramları yardımıyla bireysel davranışlara etki etmeyi amaçlayabilir. Bu tutum diğer modellerin öğretilerinden daha risklidir ve bu anlayış çalışanları denetlemeyi ve değiştirmeyi zorlaştırmaktadır.

1.6. Öznel Modellerin Eğitime Yansımaları

            Öznel modellerde bireyselliğe yapılan vurgu eğitim kurumlarını anlamada değerli bir araçtır. Örgüt üyelerinin olayları yorumlamasına yapılan vurgu mantıklıdır ancak sonuç vermemektedir. Zira öğretmen sayısı kadar gerçekliğin olduğunu varsayan öznel modeller, eğitim kurumlarını anlama kapasitemizde esneme olacağını ifade eder. Bu model özellikle biçimsel modellerin katı yapısı üzerinde düzeltici etkisi olan bazı görüşler sunar. Greenfield’in bakış açısı doğrultusunda eğitim kurumlarını anlamlandırma kapasitemiz genişlemiş ve biçimsel modellerin eksikliklerini ortaya koymuştur. Okulların resmi yapısı öğretmenlerin ve öğrencilerin bireysel davranışlarını ve algılarını da içerecek biçimde ele alınmaya başlanmıştır. Eğitimde olgulara ve davranışlara verilen önem artmış, öznel ve biçimsel modeller örgütleri anlama konusunda birbirini tamamlayan yaklaşımlar haline gelmiştir (Bush, 2018: 139-140).

SONUÇ

Türkiye’de uygulamacı konumunda bulunan okul yöneticileri, eğitim yönetimi alanından yetişmemektedirler. Bu alanda kendini geliştirme gayreti içinde olan okul yöneticileri ise kuramsal bilgiden yeterince yararlanmamaktadırlar. Dolayısıyla eğitim alanındaki yeni kuramsal gelişmelerden habersiz olan okul yöneticileri, kendilerini yenileme olanağından da yoksun kalmaktadır. Oysa okulun iç ve dış paydaşlarının beklentilerini karşılayacak değişim, yöneticilerin zihinsel dönüşümü ve paradigma değişimi ile olanaklı olduğu düşünülmektedir.

Öznel modeller bireylerin bakış açılarını yansıtarak, bireysel değer yargılarına ve amaçlara vurgu yapar. Örgütsel amaçların temelinde bireysel çıkarların yattığını savunan öznel modeller, bu bağlamda rasyonel görülmemekle birlikte, spesifik durumlarda örgüte katkı sağlayabilir. Liderlik olgusuna öznel modeller çerçevesinde bakıldığında temelde iki varsayımın ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bunlardan ilki mesleki ahlak ve etik açısından kusursuzluk, diğeri ise eğitim yönetimi kuramlarına hakimiyet ve bunun tecrübeyle bütünleştirilmesidir. Bu tip liderler hem kendi çıkarlarını hem de üyelerinin çıkarlarını gözetmek durumundadır. Bunun gerçekleşebilmesi ise, okul yöneticilerinin gerek biçimsel, gerekse öznel modellere hakim olması ve bunları uygulayabilmesine bağlıdır.

KAYNAKÇA

Arslanargun, E. (2007). Modern Yönetim Anlayışına Yönelik Eleştiriler ve Postmodern Eğitim Yönetimi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi Dergisi, 50(13), 195-212.

Ashouri, A. (2014). Educational Management and Leadership. Applied mathematics in Engineering, Management and Technology, 2(5), 120-127.

Bayhan, V. (2016). Sosyal Bililmlerde Objektiflik Efsanesi. Mukaddime, 7(2), 271-242.

Bush, T. (2018). Eğitim Liderliği ve Yönetimi Kuramları. (R. Sarpkaya, Çev. Ed.) Ankara: Pegem Akademi.

Bush, T., ve Glover, D. (2003). School Leadership: Concepts and Evidence. NCSL, Reading.

Coleman, M., ve Glover, D. (2010). Educational Leadership and Management: Developing Insights and Skills. New York: Open University Press.

İslamoğlu, H., & Alnıaçık, Ü. (2014). Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri. İstanbul: Beta.

James, C., Crawford, M. ve Oplatka, I. (2018). An affective paradigm for educational leadership theory and practice: connecting affect, actions, power and influence. International Journal of Leadership in Education ·. doi:10.1080/13603124.2018.1481536

Rust, V. (1991). Postmodernism and Its Comparative Education Implications. Comparative Education Review, 35(4), 610-626.

Sezer, Ş. (2013). Değişim sürecinde okul yöneticilerinin benimsediği yönetsel paradigmalar ve okul yönetimine uygulama stillerinin yönetim kuramları açısından değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Erzurum.

Şişman, M. (1998). Eğitim Yönetiminde Kuram ve Araştırmada Alternatif Paradigma Ve Yaklaşımlar. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 16(16), 395-422.

Şişman, M. (2007). Örgütler ve Kültürler. Ankara: Pegem Yayıncılık.

Tınmaz, A. K. (2020). Eğitim Yönetiminde Kuram, Araştırma ve Uygulama Bütünlüğünün İncelenmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

Toprakçı, E. (2008). Sınıfa Dayalı Yönetim. Ankara: Pegem A Yayıncılık.